Cuma, Aralık 07, 2007

Teknolojik Yenilikler

Son zamanlarda yeni bir elektronik cihaz almaya niyetlendiyseniz hemen hergün yenilenen modeller karşısında kararsızlığa düşmüş olabilirsiniz. İnternetten alışverişin en büyük handikaplarından birisi elektronik ürünlerle ilgili Türkçe inceleme ve test bilgilerinin yetersiz olması. Bu açığı kapatmak için yeni açılan teknoyenilik.com sitesini incelemenizi öneririm. Bu sitede cep telefonu ve dijital fotoğraf makinesi başta olmak üzere birçok farklı kategorideki ürünle ilgili testler ve haberlere ulaşabilirsiz.

Cuma, Kasım 09, 2007

Facebook Nereye Koşuyor?

Alexa verilerine göre Facebook 2006 yılındaki sürünme döneminden sonra 2007 yılında büyük bir atılım göstererek dünya çapında 7. Türkiye'de ise 2. sıraya yükseldi. Myspace, Orkut, Yonja gibi yaygın sosyal ağlar olmasına rağmen Facebook son zamanlarda görmeye alışmadığımız bir ivme ile yaygınlaştı. Microsoft VStudio ile Facebook üzerinde uygulama geliştirme imkanı tanıyarak desteğini göstermişti. Asıl bombayı ise geçtiğimiz haftalarda küçük bir Facebook hissesine 240 Milyon dolar ödeyerek patlattı. Tabii bu yatırımın temelinde uzun yıllardır Microsoft'un başına bela olan Google'ın Facebook'u almak istemesi var. Microsoft'un atılımı Facebook'a 15 Milyar dolar değer biçilmesine neden oldu ve her el attığı işi bitirmesiyle tanınan Google elleri boş döndü.

Facebook Türkiyede herkesin diline düşen ilk Web 2.0 uygulaması. Önceden Yonja gibi popüler bir ortam olsa da ücretli olması yaygınlaşmasını engellemişti. Türkiye Facebook'u çok sevdi. Hemen Osmanlı Pokeleri, halay uygulamaları programlanarak yerel bir iletişim ortamı oluşturuldu. Türkiye'de sosyal network uygulamaları sınırlı yaygınlık gösterdiyse de manken, sanatçı camiasının Facebook'a profil açmasıyla magazin dünyasına da girdi, gazeteciler ve karikatüristlerin de desteğiyle büyüdü, büyüdü. 1 ay gibi kısa bir zaman içerisinde 250 bin kişiden oluşan Türkiye Network'ünün büyüklüğü 850 bin'e yaklaştı. Bu sayıyla birlikte Türkiye Facebook trafiğinin %3.5'i gibi büyük bir oranını gerçekleştirerek 4. sıraya geçti. Facebook arabiriminin Türkçeleştirilmesiyle birlikte bu sayının giderek artacağı muhakkak ama nedense Facebook bu konuda ağır hareket ediyor.

Facebook'un bu kadar kullanışlı olmasının nedeni geliştirilebilir yapı sunması. Bu sayede sevdiklerimize çay ikram edebiliyor veya kafasına terlik fırlatabiliyoruz. Facebook'u alamadığı için sindirme startejisini tercih eden Google hemen kolları sıvayarak Facebook'u en hassas noktasından vurmaya hazırlanıyor. Bunun ilk adımı OpenSocial altyapısını hazırlaması oldu. İkinci adımı da önemli üçüncü parti Facebook geliştiricilerine kuracağı sistemin tanıtımını yaparak attı. OpenSocial altyapsı sayesinde destekleyen sosyal ağların hepsi geliştirilebilir yapıya sahip olacak. Şimdilik MySpace, LinkedIn, hi5, Friendster, Plaxo, Ning, Bebo ve Sixapart ağları bu yapıyı destekleyeceğini açıkladı. İş uygulamaları geliştiren Salesforce.com ve Oracle firmaları da bu yapıya katılarak Google'ın planına destek oldular. Facebook'un en önemli özelliğine bu sayede birçok sosyal ağ aynı anda sahip olacak. Hem de arkasına Google'ı alarak. Geliştiriciler için hoş olan geliştirdikleri uygulamaların bu arabirimi destekleyen bütün sitelerde kullanılabilir olması olacak.

Tabiiki artık Facebook'u yerinden etmek çok zor. Google liderliği elde edebilmek için çok gayret edecek ve çok para harcayacak. Google'ın kapasite problemi olmadığı için OpenSocial için alan hizmeti de verebilir. Bakalım zaman ne gösterecek.

Perşembe, Kasım 01, 2007

En İyi Programlama Dili

Tabiiki aslında en iyi programlama dili diye birşey yok. Günümüzdeki yaygın programlama dilleri ile akla gelebilecek her tür programı yazabilmek mümkün. Türk programıclar için belki en önemli ölçü Türkçe dilindeki kaynak yeterliliği olabilir. Yıllardır eğlencesine TIOBE Programming Community Index sayfasını takip ederim. Bu sayfada programlama dillerinin değişik kriterlere göre değerlendirilmesi ile oluşturulmuş bir liste var. Temelde arama motorlarından dönen sonuçlara göre sıralama yapıldığı için daha çok dilin iyiliğini değil popülerliğini gösterebiliyor. Benim en çok sevdiğim yanı yeni çıkan ve popülerlik kazanan bazı dillerle ilgili bilgilerin de bulunuyor olması. Listeye göre şu aralar Lua Dili hızlı bir yükseliş içerisinde.

Cumartesi, Ekim 27, 2007

C# ile EXIF Bilgilerini Okuma.

JPG dosyalarının içinde fotoğraf ile ilgili birçok bilgi bulunur. EXIF bilgileri genellikle fotoğrafın hangi ayarlarda çekildiğini anlamak için kullanılsa da JPEG dosyası içerisinde çok daha detaylı bilgiler bulunmaktadır. C# ile bu bilgileri okumak çok kolaydır. Image sınıfı işe yarayacak temel fonksiyonları içerir. Image.PropertyIdList özelliği dosyaya gömülü bilgilerin Id numaralarını içeren bir liste döndürür. PropertyItem sınıfının ilgili EXIF bilgisini ve değerini okumak için kullanacağımız dört özelliği vardır. Id özelliği ilgili bilginin standart numarasıdır. Örneğin Id değeri "0x010F" olan PropertyItem nesnesinden Fotoğrafın çekildiği kameranın adını okuyabiliriz. Bunu okuayabilmek için Value özelliğini kullanırız. Value özelliği, uzunluğunu Len özelliğinden okuyabileceğimiz bir Byte Array'dir. Value değerinin tipini ise Type özelliğinden okuyabiliriz. Örneğin Type 2 ise bilgi ASCII tipinde, 3 ise Short Integer tipindedir.

Hangi Id'nin hangi değere karşılık geldiğini bilebilmek için Mark Michaelis isimli arkadaşın GDIConstants.h dosyasından ayıklayarak hazırladığı ImagePropertyIDTags Enumeration sınıfını kullanacağız. Uzun bir dosya olduğu için burada vermeyeceğim. Buradan indirebilirsiniz. Aynı dosya içersinde Type değerinin neye karşılık geldiğini anlayabileceğimiz bir ImagePropertyTypes Enumeration sınıfı da var. Örnek kodumuzda bu Enumeration değerlerinden faydalanacağız. Kodumuz vereceğimiz dosya isminden JPEG dosyayı yükleyerek özelliklerini bir String listesi olarak döndürecek.

static class ExifExtractor
{
public static IList ExifListesiniAl(string dosyaAdi)
{
IList degerListesi = new List();
Image imaj = new Bitmap(dosyaAdi);
foreach (int id in imaj.PropertyIdList)
{
string deger = string.Empty;
try
{
PropertyItem ozellik = imaj.GetPropertyItem(id);
for (int i = 0; i < (ozellik.Len - 1); i++)

{
if (((char)ozellik.Value[i]) != '\n')
deger += (char)ozellik.Value[i];
}
deger = string.Format("{0} = {1}", (ImagePropertyIDTags)ozellik.Id, deger);
}
catch (Exception e)
{
deger = string.Format("{0} numaralı özelliği okurken {1} hatası oldu.", id, e.Message);
}
degerListesi.Add(deger);
}
return degerListesi;
}
}

Bu basit örnek kodu sadece olayın temel mantığını gösterebilmek için verdim. Artık JPEG dosyasından okumak istediğiniz değerleri nerede kullanmak istiyorsanız ona göre değiştirebilirsiniz.

Pazar, Ekim 21, 2007

Design Patterns'a Hakim Eleman Aranıyor

Bugün gazetedeki iş ilanlarını incelerken programcı arayan bir şirketin gazeteye verdiği ilan gözüme çarptı. Aranılan nitelikler arasında "Object Oriented Design ve Patterns'a hakim" diye bir madde vardı.

Design Patterns'a hakim olmak nasıl birşeydir? Neden şirketler Desing Patterns'a hakim adam ararlar? Design Patterns'a hakim olmak neyi ispatlar? Bu hakimiyet nasıl ölçülür?

Tasarım kalıpları temelde programcılığa yeni başlayan kişilerin Nesne Yönelimli Programlama'nın ilkelerini daha kolay öğrenebilmeleri için düşünülmüştür. Nihayetinde teoridir, kalıptır, sık yaşanın NYP problemlerine getirilen çözüm önerileridir. Pratikte çok da işe yaramaz çünkü gerçek hayat problemleri genellikle bir kalıba uymaz. Tecrübeli bir NYP programcısının yazacağı kod ilgili kalıbın tarifini bilse de bilmese de zaten çok farklı olmaz. Tecrübesiz programcılar genellikle çalışan kodu sırf iyi olacağını düşündüğü için kalıba uydurmaya çalışır ve gerekenden fazla iş yapar. Biraz da espiriyle karışık bir Hello World uygulaması örneği.

Bir kurs ilanında Tasarım Kalıbından bahsedilmesi normaldir ama iş ilanında bu niteliği garipsedim.

Perşembe, Ekim 18, 2007

Bilgisayar Programı Yatırımı

Neden bilgisayar programı satın alırız?

Bilgisayar programı satın almamızın birçok farklı nedeni olabilir. Rakiplerimizin satın aldığını duymuş olabiliriz, bir pazarlamacının anlattığı özelliklerden etkilenebiliriz, büyük bir şirketin yeni geçtiği programın ne kadar başarılı olduğunu okumuşuzdur, işyeri komşumuz aldığı müthiş programdan bahsetmiş olabilir veya bir reklamdan etkilenmiş olabiliriz. Hatta büyük firmalarla aynı programı kullanarak onlarla aynı kategoride değerlendirileceğimizi bile düşünüyor olabiliriz.

Gerçekte bu yollardan hiçbirisi bize faydalı olacak olan programı seçmemizde faydalı olmaz. Program bir sorunu çözmelidir. Her işyerinin çözüm bekleyen kendine özgü benzersiz sorunları vardır. Bizim için önemli olan işyerimizin çalışma şeklini anlamamız, gereksinimleri belirlememiz ve yaşadığımız sorunların programla nasıl çözülebileceğine dair fikirler edinmemizdir. Genellikle bunları yapmak yerine satın almayı düşündüğümüz programların inanılmaz özellikleriyle veya kulaktan dolma başarı hikayelerle ilgileniriz. Aslında hiç bir program pazarlamacısı işimizle ilgili detaylı incelemeler yaparak programın sorunlarımızı nasıl çözeceğini anlatmaz. Onun yerine XYZ mağazalar zincirinde nasıl beğenilerek kullanıldığını anlatır. XYZ'nin sorununu çözen bizim sorunumuzu haydi haydi çözer değil mi? Ne yazık ki değil. Sorunumuzu tam anlamadan çözüme ulaşmamız mümkün değildir. Birinci adım programa neden ihtiyaç duyduğumuzu anlamak olmalıdır.

İkinci adım gereksinimlerimizi karşılayan en iyi çözümü tespit etmek olacaktır. Burada aslında işler biraz karışıktır. Pazarlamacılar aynı şeylerden bahsettikleri ve aynı sorunları çözdüklerini anlattıkları halde yüz dolardan milyon dolarlara kadar çeşitli fiyatlarla karşımıza çıkarlar. Hatta daha da ilginci bilgiç bir arkadaşımız aynı işi yapan ücretsiz bir program olduğundan da bahseder. Alternatif programların tam olarak ne yapabildiğinin ve işimize ne kadar uygun olduğunun araştırılması önemlidir.

Diyelim ki gereksinimlerimizi güzelce tespit ettik ve ihtiyaçlarımızı tam olarak karşılayan programa karar vererek satın aldık. Artık bir yan gelip yatma zamanı geldi değil mi?

Ne yazık ki sadece para harcayarak en iyiyi yapabilmek mümkün değildir. Program çalışanların bir kısmının yaptığı işleri üstlenebilir ancak kullanacak birileri olmadan program hiç bir işe yaramaz. Aslına onu doğru kullanacak birileri olmadan işe yaramaz. Öncelikle programı doğru kullanabileceğimiz şekilde iyice öğrenmemiz gerekir. Aslında bir de programın doğru şekilde çalışmasının nasıl sağlanacağını da öğrenmemiz gerekir. Bir programın doğru çalışması birçok yan faktöre bağlıdır.

Belki de en önemlisi satın aldığımız programı işleri yürütme sorumlusu olarak değil yaptığımız işlerin birkısmını devredebileceğimiz bir yardımcı olarak görmeliyiz.

Pazartesi, Ekim 08, 2007

.Net Kaynak Kodları Açılıyor

Microsoft Visual Studio 2008 ve .Net Framework 3.5 ile birlikte .Net kütüphanelerinin kaynak kodlarını açıyor. Kaynak kodları doğrudan indirilebilecek veya VS2008'e yapılacak bir ayarla otomatik olarak ihtiyaç oldukça indirilecek. Kaynak kodların kullanımı daha önceden duymamış olduğum Microsoft Reference Licence ile lisanslanmış durumda. Bu şu anlama geliyor.

Ne maksatla olursa olsun:
  • Kaynak kodlar üzerinde değişiklik yapılamaz.
  • Kaynak kodlar hata düzeltme için kullanılamaz.
  • Kodlara yeni özellikler eklenemez.
Kaynak kodlar sadece koda bakma ve hata ayıklama maksatlı açılıyor. Tabi kodların hata ayıklayıcıya entegre edilmesi hata ayıklama anlamında büyük avantaj. Lisansa göre yakaladığımız hata .Net kodları içinde olsa dahi kod üzerinde değişiklik yapamıyoruz. Microsoft modifiye edilmiş .Net kütüphanesi yakalarsa geliştiricisinin canını yakma gücü elince var. Hata gördüğümüzde düzeltmek yerine sıkıntıyı .Net geliştiricilerine iletebiliyoruz. Böyle bir avantajımız (!) var :)

Bloglarda dönen dedikodulara göre bu hareket biraz da Mono projesinin önünü kesmek için yapılmış. Mono bildiğiniz gibi .Net programlarının Windows, Linux, Solaris, vb. gibi işletim sistemlerinde çalışmasını sağlıyor. Bir nevi .Net Framework'ün açık kaynaklı Linux klonu. Tabii Mono kodları üzerinde dilediğiniz değişikliği yapabiliyorsunuz. Rivayet odur ki; Microsoft Mono'da, .Net Framework'den aşırılmış kodlar olduğunu iddia ediyor. Microsoft kodları yayınladıktan sonra bu konuda Mono'nun üzerine gider mi onu da zaman gösterecek. Zaman ne gösterirse göstersin açık kaynak zihniyetinin Microsoft'a büyük zarar verdiği tartışılamaz bir gerçek.

Cumartesi, Ekim 06, 2007

Aklın Yeni Sınırları

Kitabevinin iş kitapları bölümünde yaklaşık yarım saat geçirmiş, bu sefer düzgün bir kitap bulamayacağıma karar vermiştim. Bu kitap tam vazgeçmek üzereyken gözüme çarptı. Arkasını çevirdiğimde bu tür kitaplarıyla ünlü Tom Peters ve Seth Godin'in kitapla ilgili görüşlerini okudum. Kitap kapağıya, üzerindeki barkod ve piyano birleşimi logoyla ve arka kapağındaki görüşlerle kendini iyi pazarlamıştı. Kitabın birinci konusu da "Sağ Beynin Yükselişi" olunca kitabı almaya karar verdim.

İş dünyası büyük devrim yaşıyor. Asya etkisi, para bolluğu, globalleşme gibi etkenlerle artık oyunun kuralları çok değişti. Bu yeni düzene ayak uydurmak için artık yüksek seviyede bireyselleşme ve kişisel olarak işin yapılış ve işleyiş şekline etkide bulunmayı gerektiriyor. Artık üniversitede öğrenilenleri uygulayarak standart işleri yürütme devri sona eriyor. Hatta doktorluk, muhasebecilik, avulatlık gibi gözde meslekler bile yavaş yavaş teknoloji tehditi altına girmekte. Günümüzde birçok kimse basit sorunları için bilgi kaynağı olarak İnternet'ten faydalanıyor. Amerika da boşanma işlerini yürüten ve takip eden internet siteleri açıldı bile. İşlerinizi veya banka hesaplarınızı internetten takip edebileceğiniz teknolojilerden bahsetmeye bile gerek yok zaten her an iç içeyiz. Üretimde de benzer durum söz konusu. Bir mega markete gittiğinizde artık almak isteyeceğiniz üründen en az 10 çeşit bulabiliyorsunuz. Artık kıtlık döneminde değil bolluk döneminde yaşıyoruz. Her tür ihtiyaç için her tür ürün üretilmiş ve satışa hazır hale getirilmiş durumda. İş hayatının bu yeni koşulları eski köye yeni adet getiremeyen herkes açısından biraz sıkıntılı görünüyor. Değişen duruma adapte olamayanlar umudu sırlara, çekim güçlerine, kuantum fiziğine (!) bağlamış durumda.

Bu kitap hem bu yeni ortamı algılayabilmeniz hem de bu oyunun oyuncusu olabilmeniz için gerekli her tür bilgiyi alabileceğiniz güzel bir kaynak. Kitabın yazarı Daniel H. Pink. Yazar konuyu çok güzel bir dille ele almış. Belki de son dönemde okuduğum en iyi kitap diyebilirim. En güzeli lafı hiç uzatmadan kitabın içeridiği konulara biraz gözatalım.

Kitap iki ana kısımdan ve dokuz bölümden oluşuyor. Birinci kısım genelde bulunduğumuz ortamı anlayabilmemize yönelik konuları, ikinici kısım ise kendimizi hangi yönlerde geliştirmemiz gerektiğini anlatıyor.

1. Sağ beynin yükselişi
Kitap öncelikle bizi ve davranışlarımızı yöneten beynimizle ilgili bilmemiz gereken bazı önemli özellikleri açıklıyor. Burada verilen bilgiler kitabın devamında anlatılacak konularla için önemli.

2. Bolluk, Asya ve Otomasyon
Asya'nın ve Teknolojinin iş hayatını nasıl etkilediği ve neleri değiştirdiği bu bölümde anlatılıyor.

3. Yüksek Kavram, Yüksek Dokunuş
Bu bölüm kitabın ikinci kısmına geçiş niteliğinde. Sağ beynin ve kişisel özelliklerin iş yaşamındaki başarıyı nasıl etkilediği anlatılıyor.

4. Tasarım,
5. Öykü,
6. Senfoni,
7. Empati,
8. Oyun,
9. Anlam

Bu bölümler kitabın ikinci kısmını oluşturuyor. Her bir bölüm kendimizi nasıl geliştirebileceğimizle ilgili farklı bilgiler veriyor. Kitabın bu kısmı çok güzel tasarlanmış. Her bir bölüm konusunun neden önemli olduğuyla ilgili ilginç savlar içeriyor. Bölüm sonlarına ise portfölyo adı verilen kısımlar eklenmiş ve bu konuda gelişim sağlanabilmesi için neler yapılabileceği ile ilgili pratik fikirler veriliyor. Bu kısımlarda birçok internet adresi de mevcut. İnternet adresi haricinde bazı sosyal gruplar ve bazı kitaplar da öneriliyor. Sosyal gruplar genellikle Amerikalı okuyucuya hitap eder nitelikte ama birçoğuna internetten de erişim sağlanabiliyor. Önerilen kitaplardan arasında benim okuduklarım da var. Birçoğu önemli kitaplar.

Sonuç olarak bu kitabı ne tam olarak bir iş kitabı ne de bir kişisel gelişim kitabı olarak tanımlayabiliyorum. Bu gerçekten çok farklı ve hemen herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap. Kitap adı felsefi anlamda biraz iddialı dursa da bir yönüyle adını hakettiğini düşünüyorum. Bunun değerlendirmesini kitap bittiğinde zaten kendiniz yapacaksınız.

Perşembe, Ekim 04, 2007

Regular Expressions Nedir?

Ne zamandır tatildi kitaptı derken programcılıkla ilgili konuları ihmal ettim. Bu yazımda her programcının ihtiyacı olabilecek Regular Expressions (Düzenli İfadeler) konusuna değineceğim. İnternette İngilizce veya Türkçe yazılmış birçok kaynak var ancak ben bu konuyu gerçekten çok zor anladım. Temel maksadım bir web sayfasındaki linkleri çeken bir program yazmaktı ancak işin temel mantığını çok geç kavradığım için bayağı bir uğraştım. Bu yazımda kendi anladığım şekilde çok basitten alarak işin temel mantığını vereceğim sonra işin detayları için güzel birkaç link vereceğim.

Regular Expressions aslında notepad gibi programlarda birşey aramak için kullandığımız mantığın daha kompleks bir şekli. Mesela bir yazı içerisinde "emre" kelimesini aramak için direk "emre" yazıyoruz. Bu zaten normal birşey. Ancak "e" ile başlayıp "e" ile biten 4 harfli herhangi birşey arıyorsak o zaman ifademizi "e..e" olarak veriyoruz. Burada "." işareti herhangi bir karakter anlamına geliyor. Eğer notepad programı regex ifadelerini destekleseydi arama kısmına "e..e" yazdığımızda yazı içerisinde emre, ezme gibi kelimeleri bulacaktı. Aynı şekilde "Cemre" kelimesinin de "emre" kısmını bulabilecekti. Bu noktada hemen bir kod örneği inceleyelim. Örneği C#'tan veriyorum.

public IList ExtractData(string regex, string icerik)
{
IList result = new List();
Match m;
Regex r = new Regex(regex, RegexOptions.IgnoreCase RegexOptions.Compiled);
for (m = r.Match(icerik); m.Success; m = m.NextMatch())
{
result.Add(m.Groups[0].Value);
}
return result;
}


Bu kod içerik içerisinde regex'e uyan bütün sonuçları liste olarak geri döndürecektir. Bir Regex nesnesi oluşturuyoruz ve Regex sınıfının Match metoduna içeriğimizi gönderiyoruz. Metod bize Match tipinde bir nesne döndürüyor. Bu Match nesnesi aramanın başarılı olup olmadığına dair bilgilerle birlikte neyin bulunduğunu da söylüyor. Regex'in gruplama özelliği olduğu için bunu bize Groups adında bir liste olarak veriyor ama grupları şimdilik kullanmayacağımız için biz sıfırıncı elemandan bulunan sonucu öğreniyoruz.

Normalde e ile başlayıp e ile biten kelimeler arayan programlar yazmayız. Güzel bir örnek bir web sayfası kaynağından linkleri ayıklayan bir kod yazmak olabilir. Html kodunda link href='http://www.xxx.com' şeklinde geçer yani amacımız tırnak içinde geçen linki ayıklamak. Bunu yapmak için href='[^']+' şeklinde bir ifade kullanacağız. İsterseniz bu ifadeyi detaylı olarak inceleyelim.

href=' yazarak aradığımız sonucun href=' ile başlaması gerektiğini belirttik. Devamındaki [] parantezi özel bir anlama geliyor. Köşeli parantez harf grupları oluşturmak için kullanılır. İlk örneğimizdeki e..e aramasını e..[ae] şeklinde yazarsak sonu a veya e ile biten herhangi bir harf grubunu seçmiş oluruz. Özetle bize dönecek sonuçlar şu özellikleri içerecek.

e ile başlayacak,
herhangi iki karakterle devam edecek,
sonra a veya e gelecek.

Aslında özel olarak belirtmezsek regex aramayı kelime kelime yapmaz. \b ifadesi boşluk anlamına gelir ve ifademizin başına ve sonuna \b koyarsak tam kelime araması yaparız. Bu durumda ifademizi \be..[ae]\b olarak yazmamız gerekir.

Eğer a,e ile biten kelimeleri değil de a,e ile bitmeyenleri seçmek istersek kümenin başına ^ işareti koyarız. \be..[^ae]\b ifadesi e ile başlayıp a,e den farklı herhangi bir karakterle biten 4 harfli kelimeleri bulur. emar, esin, erez gibi kelimeler başarılı olurken emre esma gibi kelimeler seçim dışında kalır. Küme içindeki ^ işareti kümenin tersi anlamına gelir.

href='[^']+' ifademize geri dönelim. href=' ile başladık ve [^'] ile devam ettik. Sondaki + ve ' işaretini şimdilik görmezden gelerek biraz daha araştırma yapalım. Eğer ifademizi sadece href='[^'] olarak yazarsak o zaman href=' ile başlayan ve sonraki karakteri ' haricinde herhangi birşey olan harf gruplarını seçeriz. Mesela bu ifadeyi

<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a> dizisinin içinde çalıştırırsak

<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

içeriğindeki kalın işaretli kısım döner. Yani sonuç olarak href='h elde ederiz. Aslında istediğimiz linkin tümünü seçmek. Burada da imdadımıza + işareti koşuyor. + işareti tekrarla anlamına gelir. [^']+ yazdığımızda sıradaki karakter ' harici olduğu sürece eşleştirmeye devam edilir. href='[^']+ dediğimizde regex yorumlayıcısı + işaretini görür ve ' işaretini görene kadar karakterleri okumaya devam eder. ' işaretini görünce de durur. Demek ki href='[^']+ ifadesi bize
href='http://www.emreeren.com sonucunu döndürür. Örneğimizin sonundaki ' işareti ise en sonraki ' işaretini de sonuca eklememize yarar yani href='[^']+' yazdığımızda dönecek sonucun sonuna ' işareti de eklenir. Bir daha özetle regex yorumlayıcısının adım adım ne yaptığına bakalım.

Kaynak:
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

Regex ifademiz:
href='[^']+'

Yorumlayıcı önce href=' kısmını bulur
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

sonra [^'] ifadesini görür ve sıradaki harfin ' işaretinden farklı olup olmadığına bakar. Tırnaktan farklı olduğu için sonuca h harfini de dahil eder.
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

sonra + işaretini görür ve bu işlemi ' hariç sıradaki her karakter için devam ettirir ve ' işaretine gelince durur.
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

sonra ' ifadesini görür ve sonraki ' işaretini de sonuca ekler.
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

Diyelim ki programımızı yazdık bitirdik. Bir de baktık ki başka bir web sayfası kaynağında
<a href="http://www.emreeren.com/"> örneğindeki gibi linklede ' yerine " kullanılmış. Bu durumda örnek kodumuz hiç bir sounç döndürmez çünkü yorumlayıcı ifademize uyan uygun karakter dizisi bulamaz. Bu sayfadan linkleri almak için ifademizi href="[^"]+" şeklinde yazmamız gerekirdi. Tamam ama link kapatmak için ' işareti mi yoksa " işareti mi kullanıldı nereden bileceğiz? Aslında sorumuzun cevabı yine yazımızın içinde var. Karakter kümelemeyi kullanarak iki alternatifi de ifademize ekleyeceğiz.

href=['"][^'"]+['"] (Biraz zor okunuyor ama "' kısmı " ve ' karakterlerinin yan yana yazılmış hali)

İfademizi yukarıdaki şekilde verdiğimizde href= eşlemesinden sonra ", ' karakterlerinden birine uyan, sonra ", ' karakterlerine uymayan bütün (+) karakterleri ve ", ' karakterlerinden birine uyan bir karakteri seçmiş oluyoruz. Bundan sonraki örnekleri basit okunması için kümelenmemiş halde vereceğim.

İşte şimdi can alıcı bir soruya sıra geldi. href='[^']+' ifadesini yazdığımızda linkler

href='http://www.emreeren.com'

şeklinde gelecek. Sonra biz baştaki href=' kısmını ve sonraki ' işaretini kaldırıp linki

http://www.emreeren.com

olarak düzenlemek zorunda kalacağız. Çünkü işimize yarayan bölüm burası. Sonuçların bu şekilde olması için gruplama özelliğini kullanmamız gerekiyor. İfademizde herhangi bir bölgeyi normal parantez içine aldığımızda o kısım bir grup olur. Yani ifademizi href='([^']+)' şeklinde yazarsak baştaki href=' ve sonraki ' işareti parantez dışında kaldığı için onlar grubun dışında kalır. Tabii gruplama kullandığımız için kodumuzda

m.Groups[0].Value yerine m.Groups[1].Value ifadesini kullanmamız gerekir. m.Groups listesinin birinci elemanı her zaman seçimin tümünü içerir. İfademizdeki gruplar da soldan 1,2,... diye numaralanarak listeye eklenir. Yani m.Groups[0].Value yine
href='http://www.emreeren.com' sonucunu döndürecektir ancak parantez içine aldığımız kısım yani http://www.emreeren.com kısmı m.Groups[1].Value sonucu olarak dönecektir.

Şimdi bütün bu öğrendiklerimizle
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a> içinden hem linkin adresini hem de açıklamasını çekelim ve bunları ayrı gruplarda gösterelim. Adım adım ifadeyi yazacağım ve seçimi kalın olarak göstereceğim

href='
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

href='[^']+'
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

href='[^']+'>
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

href='[^']+'[^<]+
<a href='http://www.emreeren.com/'>Emre'nin sitesi</a>

Emre'nin sitesi kısmını da seçimimize dahil ettikten sonra gruplamayı yapıyoruz.

href='([^']+)'([^<]+)

Bu sefer iki parantezimiz yani iki grubumuz var. Bu da demek oluyor ki

m.Groups[0].Value:
href='http://www.emreeren.com'>Emre'nin sitesi

m.Groups[1].Value:
http://www.emreeren.com

m.Groups[2].Value:
Emre'nin sitesi

sonuçlarını içerecektir.

Buraya kadar basit bir uygulamayı detaylı olarak anlatmaya ve olayın temel mantığını vermeye çalıştım. İtiraf etmek gerekirse gerçek hayat uygulamalarında çok daha farklı ve bol alternatif isteyen yapılar karşınıza çıkacak ama regular expressions olası her durum için işe yarayacak daha yığınla özelliğe sahip. Google tabiiki her zaman bir numaralı yardımcınız ama aşağıdaki linkleri de ziyaret edebilirsiniz.

http://www.regular-expressions.info (ingilizce)
...~meren/belgeler/regex/regex.html (Türkçe)

Ayrıca denemelerinizi yapabilmeniz için süper bir online test aracı da http://www.regextester.com/ adresinde.

Cumartesi, Eylül 29, 2007

Suçlu Herşey Dahil Sistemiymiş Meğer.

Bugün bir gazetede büyük bir otel sahibinin herşey dahil sistemi ile ilgili düşüncelerini içeren bir yazı vardı. Yazıda her şey dahil sisteminin ve düşük döviz kurunun turizmi bataklığa sürüklediği söyleniyor. Bu aralar herşey dahil sistemine yönelik eleştirirler yoğunlaşmaya başladı. Üç otelin kaçak domuz eti satması olayında da bir şekilde herşey dahil sistemi kötülenmişti. İzleyici olarak bizler, herşey dahil otellerde domuz eti yediriliyor şeklinde yönlendirildik. Olayı bir şekilde duyan herkesin bilinçaltında "herşey dahil = domuz eti" gibi düşünceler oluştu. Web sitemin kullanım istatistiklerinden gördüğüm kadarıyla haberi duyan herkes internetten yazın kaldığı otelde böyle bir durum olup olmadığını anlamaya çalışıyor. Önceki yazımda da belirttiğim şekilde olayın doğruluğu ile ilgili hiç bir düşüncem yok. Benim takıldığım nokta bunu sadece ucuz herşey dahil otellerin yaptığı gibi bir izlenim yaratılması.

Herşey dahil sistemi tüketicinin avantajınadır bu nedenle savunulması gereken bir sistemdir. Kötü olan herşey dahil sistemi değil bu sistemi gerekçe göstererek insan sağlığı ile oynayan kişilerdir. Gıdada yapılan KDV indirimi dışında turizmcilerden gelen teşvik talepleri neticesinde 2008 yılında turizmde de KDV indirimi yapılacaktır. Çağımız minimum maliyetle maksimum verimi üretme çağıdır. İşletmeciler KDV'den, herşey dahilden, ucuz dövizden, fakir turistten şikayet etmek yerine dönüp işletmesine bakmalıdır. Özellikle Çin etkisiyle iğneden ipliğe herşey ucuzlamaktadır. Herşey ucuzlarken maliyetleri aynı seviyede kalan işletmeler için artık verim arttırma çalışmaları yapmanın zamanı gelmiş demektir. Bu otel müdürünün maharetine veya aşçıbaşının tecrübesine bırakılacak bir iş değildir. Turizm sektöründe olsun olmasın verimlilik çalışmalarına gerekli önemi vermeyen her tür işletme gelecekte çok büyük sıkıntılar yaşayacaktır. Tekstil sektörünün durumu ortada. Turizm işletmeleri bu KDV indirimini fırsat bilerek verim arttırıcı sistemlere yatırım yapmalı ve bu konuya gerekli önemi vermelidir. Doğru seçilmiş ve tasarlanmış bilgisayar sistemleri hangi işe ne kadar personel gerektiğini veya hangi tarihte ne kadar yiyecek hammadesine ihtiyaç olacağını hesaplayabilir. Yatırım alternatifleri içinden en karlısını seçebilir, hatta belirli bir reklam bütçesinin ne şekilde değerlendirilirse hangi tür müşteri talebinin artacağını bulabilir. Yapılacak verim analizleri ve geçmiş verilerin değerlendirilmesi neticesinde bir geleceğe dair bir projeksiyon oluşturulabilir ve tesisin hangi noktada gelişmesi gerektiği araştırılabilir. İşletme yöneticileri kısır beklentiler içine girmek yerine bilim ve teknolojiden daha çok faydalanmanın yollarını araştırmalıdır.

Neyse bunlar turizmcilerin düşünmesi gereken şeyler. Herşeyi bir kenara bırakıp şöyle hayal edelim. Bir sene önce kaldığınız bir otele gittiniz. Odanıza girdiğinizde şöyle bir yazı dikkatinizi çekti. "Sayın Emre EREN. Odanız bir önceki ziyaretinizdeki talepleriniz dikkate alınarak düzenlenmiştir." Evet gerçekten de geçen sene istediğiniz gibi yatağınızda çift yastık var ve günlük gazeteniz komodininin üzerinde duruyor. Ne hissederdiniz?

Pazartesi, Eylül 24, 2007

Olasılıksız (Roman)

Bu yazımda son günlerin en çok satan romanlarından Olasılıksız kitabını tanıtacağım. Bitirmek için yarını, başkasına anlatmak için bitirmeyi bekleyemeyeceksiniz. Kitap kapağının arkasında böyle iddialı bir sloganla yayınlanıyor. Kitabı okumaya başladığımda ne kadar sürükleyici olacağı ile ilgili kuşkularım vardı ama ilk sayfalarından itibaren okudukça kitabın başından kalkamadım. Hikaye ilginç kurgusu ve bilimsel içeriği ile ilgi uyandırıyor. Tıpkı Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi kitabında altın oran gibi konulara değinmesi gibi bu kitap da olasılık teorisi, kuantum fiziği, determinizm ve psikiyatri gibi konulara atıfta bulunarak konuyu şekillendiriyor. Bu konularla ilgili hiç fikriniz olmasa dahi hikayenin gidişi ve kahramanın yaşadıkları en azından kitabı takip edebilecek kadar konuya hakim olmanızı sağlıyor. Bu kitabı bitirdikten sonra belki de olasılık teorisi ve kuantum fiziği ile ilgili daha çok bilgi sahibi olmak isteyeceksiniz. Çok alakasız kitaplar olsa da Tanrılara Karşı kitabını okuduysanız zaten birçok konu size tanıdık gelecek.

İyi araştırılarak tasarlanmış hikayenin başarısı sayesinde maceraya kendinizi kaptırıyorsunuz. Nava'ya hayran olacak, Jesper için üzülecek, Caine'i çok kıskanacaksınız :) Yazar gerçekten çok başarılı, kitabı film seyreder gibi okudum. Artık daha fazla detay vererek süprizi bozmayım. Eğer Dan Brown'ın kitaplarını sevdiyseniz bu kitabı da çok seveceksiniz.

Yazar: Adam Fawer

Pazar, Eylül 23, 2007

Club Voyage Charm (Bodrum)

2-3-4 Eylül 2007

Yalıçiftlik maceramızı tamamladıktan sonra üçüncü ve son durağımız olan Charm Hotel'e ulaşmak üzere Bardakçı mevkiine doğru yola çıktık. Bodrum turizm konusunda ünlenmeden önce Bardakçı yolu bile olmayan ve sadece denizden ulaşılan bir bölgeymiş. Bodrum halkı su ihtiyacını buradan karşıladığı için hep önemli bir yer olmuş. Şimdi de turizm konusunda Bodrum'un önemli bir bölgesi. Bardakçı koyunda 4 büyük otel var. Charm Hotel koyun tam ortasında Bodrum'a hakim bir alanda kurulmuş. Tesis 125 odalı ve 8000 m2 alana kurulu. 4 yıldızlı ve herşey dahil konseptinde çalışyor. Denize sıfır ve otele ait plaja sahip. Bodrum merkeze 1km kadar bir mesafede. Charm Hotel'in en önemli özelliği adult hotel olması. Yani otele 16 yaşından küçük çocuk kabul edilmiyor. Bu nedenle otelin müşteri profilini genellikle genç çiftler oluşturuyor. Tabii yaşlılar da var. Çocuk sahibi olmayanlar için çok iyi bir özellik çünkü hiçbiryerde koşturan, ağlayan çocuklar görmüyorsunuz. Türkiyede çocuk kabul edilmeyen nadir otellerden biri olduğu için bu yönüyle özellikle tercih edilebilir.

Aslında bu benim Charm Otel'e dördüncü gidişim. Her ne kadar artık otel personeliyle ahbap olduysak da elimden geldiği kadar objektif bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Otele ulaşır ulaşmaz resepsiyon işlemlerimizi tamamladık ve odamız hazır olduğu için hemen odamıza çıktık. Hem oteli çok iyi bildiğim hem de o an taşıma görevlisi başka bir müşteriyle ilgilendiği için beklemeye gerek duymadan eşyalarımı kendim taşıdım. Odamız otelin 7. katında idi. 6. kata kadar asansörle çıktık. 7. kata merdivenlerden ulaştık.

Oda Değerlendirmesi

Charm Hotel'in eskiden kaldığım odaları gibi bu odası da yeterince geniş ve ferah. Kaldığımız üç otel içersinde oda ve balkonu en geniş otel diyebilirim. Yatağın üzerindeki kalp şekline getirilmiş havluları bir gün kuğu, bir gün gül şeklinde görebilirsiniz. Oda ve banyo otomatik olarak her gün temizleniyor ve havlular yenileniyor.

Yatağın her iki tarafına komodin tarzı çekmeceli mobilyalar yerleştirilmiş.

Odada telefon, kağıt, kalem, küllük, kibrit, bardak gibi tüm aksesuarlar eksiksiz bulunuyor.

Odanın girişinde küçük bir koridor var. Sağda banyo girişi, solda da dolapların ve minibar'ın bulunduğu alan var. Odada bavulunuzu koyabileceğiniz alan mevcut. Otelin zemini halı kaplı. 3 günlük tatilimiz süresince bir kere halılar yıkandı. Kapı anaharlı. Anahtarı yerine yerleştirdiğinizde odaya elektrik geliyor. Anahtara ek olarak kapı zinciri de var.

Banyoda duşakabin var. 24 saat sıcak su var. Duşakabin içerisinde şampuan var ama biz kendi şampuanımızı ve duş jelimizi kullanmayı tercih ettik.

Odalarda alafranga tuvalet var. Otelin hiç bir yerinde alaturka tuvalet yok.

Banyoya modern tasarımlı lavabolar yerleştirilmiş.

Banyoda sıvı sabun ve saç kurutma makinesi de mevcut. Banyodaki herşey sorunsuz çalışyor ve ihtiyaç olabilecek tüm detaylar düşünülmüş.


Oda uzaktan kumandalı split klima ile soğutuluyor. Klima kaliteli ve iyi soğutuyor.

Tavanda duman sensörü var ama su fıskiyesi yok. Sanırım sadece alarm olarak görev yapıyor.

Tam yatağın karşısında televizyon var. Televizyon birçok uydu kanalı çekiyor ve rahatlıkla seyrediliyor. Ayrıca kanal listesi var. Televizyonun hemen yanında da makyaj aynası var.

Dolaplar yeterince büyük ve içinde yeterince askı var. Ayrıca dolapların içinde kilitli kasa da mevcut ama sanırım kullanmak için ayrıca ücret ödüyorsunuz.


Dolabın hemen yan tarafında mini bar var. İki meşrubat ve su bulunuyor. Doldurma zamanı diye birşey yok. Bittikçe hemen yenileniyor.

Otelin her odasında balkon bulunmuyor. Balkonlu odaların fiyatları normal odalardan farklı. Geceleri çalışmak istediğim için ayrıca küçük masa rica ettim hemen getirdiler. Diğer oteller gibi burada da çamaşır kurutmak için biryer yok. Biz havlularımızı ve yıkadığımız mayolarımızı sandalyelerin üzerine serdik.

Otelin en büyük özelliği bu manzarası. İleride bodrum kalesi ve sahili görünüyor. Otelin hemen her odası bu manzaraya hakim.

Bu odada otelin asansör kısmı hemen karşımıza denk gelmiş. Her odada böyle olmuyor. Otel küçük bodrum evleri şeklinde dizayn edilmiş. Aşağı kısımda diğer odalar görünüyor.

Bu fotoğrafı sabah erken saatte asansörlerin bulunduğu alandan çektim. Ön tarafta otelin plajı ve iskelesi görünüyor. Sağ tarafta da teknelerin yanaştığı başka bir iskele daha var.

Bu da balkondaki gece manzarasından bir görünüm. Gerçekten büyüleyici.

Gece internete bağlanmaya çalıştım. Birçok açık ağ bulabilmeme rağmen hiçbirisine bağlanamadım.

Havuz ve Plaj Değerlendirmesi


Otelde bir tane açık havuz bulunuyor. Genellikle plaj tercih edildiği için havuz kısmı nispeten daha sakin. Gün içersinde havuzda tek tük aktiviteler yapılıyor ama çok yoğun olduğu söylenemez. Havuz kenarında bir bar var ve oturmak için masa sandalyeler var. Ayrıca tuvaletler ve soyunma kabinleri de barın devamındaki alanda bulunuyor. Tuvaletler ortak kullanıldığı için sık sık temizleniyor. Havuz her zaman gayet temiz. Büyük havuza bağlı küçük bir çocuk havuzu da var ama otele çocuk alınmadığı için pek bir işlevi yok. Havuzun büyüklüğü yeterli. Havuz çevresinde bilardo, masa tenisi, dart ve internet kafe var.

Havuzdan devam edip merdivenlerden indiğinizde plaja giden bu yol karşınıza çıkıyor. Sol tarafta plaj bar var. Burada gün boyu içki ve yemek servisi yapılıyor. Geceleri ise bu alanda çeşitli animasyonlar ve eğlenceler yapılıyor.

Şezjongdan sıkılanlar için sağda ve solda çim alanlar da mevcut. Ayrıca hamak veya minder gibi seçenekler de var.

Çim alanın hemen arkasında duş ve soyunma kabini var. Bu ıslak mayo ile kurumak istemeyenler için çok önemli.


Yine plaj ve çim alandan bir görüntü. Şezlongların değişik bir tasarımı var ve çok rahat. Yattığınız zaman vücudunuzun şeklini alıyor. Sabah erken kalkıp şezlong ayırmak faydalı çünkü öğlen saatlerine doğru plajda yer kalmıyor. Havuz tarafında temiz plaj havluları da veriliyor. Diğer havlularla karışmaması için plaj havluları yeşil renkli tercih edilmiş.


Plajın ilerisinde değişik su sporları alternetifleri olan bir işletme var. Ayrıca gün içerisinde tekne turu ve dalış aktiviteleri de var. Tabii bunlar otele ait değil. Bu iskele bardakçı koyunun tekne yanaşma iskelesi.


Bu iskele de denize girenlerin kullandığı iskele. Minder götürüp iskelede güneşlenmek de isteyebilirsiniz. İskelenin iki tarafında da balıklar var. Deniz gözlüğü götürürseniz eğlenceli olabilir.


Plaj kum. Girişe beton bir set yapılmış ve girişinde kaygan kayalar var. Bazı yerlerde denize girmek için basamaklar var ama yine de deniz ayakkabısı kullanırsanız çok faydalı olur. Deniz tabanı kum. Denizin içinde yer yer büyük bitki kümeleri var. Deniz mavi bayraklı ve temiz ama Bodrum'a yakın olmasının bir dezavantajı olsa gerek deniz çok berrak değil. Sabahları daha temiz oluyor. Deniz boyu hemen geçmiyor. Aslında koyun ortasında hiç bir yer boyu geçmiyor. Bu sayede rahat rahat yüzebiliyorsunuz. Eğer boyu geçen yerlerde yüzmeyi seviyorsanız o zaman iskeleden denize girebilirsiniz. İskeleden itibaren heryer boyu geçiyor.

Otelin plajının bittiği yerden sonra diğer otellerin plajları başlıyor. Canınız sıkıldığında koy boyunca yürüyüş yapmanız mümkün.

Restoran ve Yeme İçme Değerlendirmesi.


Otel herşey dahil sistemiyle çalışıyor. Yüksek kapasiteli bir açık restorana sahip. Bodrum havası geceleri serin olduğu için akşam yemeklerinde hep açık restoran tercih ediliyor. Yemek servisinin yapıldığı yerde sigara içilmeyen kapalı yemek bölümü de var.

Yemeğinizi alıp masaya geldiğinizde garson servis açıyor ve içecek siparişlerinizi alıyor. İçecekleriniz masanıza servis ediliyor. Yemeklerin kalitesi ve çeşitliliği tatmin edici düzeyde. Diyet yapanlar için özel yemekler de bulunuyor.

Eğer erken gelirseniz en uçtaki masaları tercih edeceksiniz. Burada eşsiz bodrum manzarasını izleyerek romantik bir yemek yiyebilirsiniz.

Kahvaltı ve öğle yemekleri de aynı şekilde açık büfe olarak servis yapılıyor. Kahvaltıda ayrıca sıkma taze meyve suyu serviside yapılıyor ama bu meyve suları için ayrıca ücret alınıyor. Restoranın devamındaki açık alanda akşamları sıcak yemek ve ızgara, sabah ve öğle yemeklerinde de omlet, krep, sosis, vb servisinin yapıldığı alan var. Burada her gün değişik yemekler servis yapılıyor.

Burası otelin A-la Carte restoranı. Herşey dahil sistemine dahil ve ücretsiz. Haftada bir gün faaliyette ve balık yemekleri yapılıyor. Önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Gece gerçekten çok hoş bir otramda yemek yeniyor.


Restoran haricinde aslında gün boyu otelin değişik yerlerinde yemek servisi yapılıyor. Havuz bar kısmında saat 17'ye kadar yaş pasta ve kuru pasta servisi var. Saat 17'den sonra da akşam yemeğine kadar tost servisi var. Tostları kendi zevkinize göre kendiniz yapabiliyorsunuz. Plaj bar alanıda ise gün boyu pide, pizza, hamburger, salata ve makarna servisi var. Sandalyelere oturduğunuzda normal bir kafeye gitmişsiniz gibi garson masanızda siparişi alıyor ve istediklerinizi servis yapıyor. Restoran bar alanı gece eğlence mekanına dönüşüyor.

Gece Hayatı Değerlendirmesi

Otel Bodrum'a çok yakın olduğu için genellikle herkes gece Bodrum'a gitmeyi tercih ediyor. Gün boyu her 15-20 dakikada bir iskeleye bardakçı tekneleri yanaşıyor ve Bordum'a götürüyorlar. Bu teknelerle kısa ve romantik bir yolculuk yaparak Bodrum'a gidiyorsunuz. Yolculuk yaklaşık 15 dakika sürüyor ve iki kişi için 7 YTL ücret alınıyor. Gece 1'den sonra tekne bitiyor. Tabiiki tekne tek alternatif değil. Ayrıca dolmuş ve taksi ile de Bodrum'a gidip gelmeniz mümkün.

Plaj barın önündeki kafeterya alanında her gece değişik bir aktivite yapılıyor. Animasyonlar çok üst düzeyde olmasa da gecenizi otelde geçirmek isterseniz eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Animasyondan sonra müzik yayını yapılıyor. Gün boyu olduğu gibi bu alanda isterseniz tavla veya iskambil de oynayabilirsiniz. Gece tüm masalar mum ile aydınlatılıyor ve çevreye konulan meşalelerle hoş bir atmosfer oluşturuluyor.

Havuz bölümü ışıklandırılıyor ve isteyenler havuz kenarında oturabiliyor.

Ayrıca böyle bir oturma alanı da var. Genelde boş oluyor. Kafa dinlemek için ideal.

İskeleden gece plaj görünümü. İskele yine gece vakit geçirmek için ideal bir ortam.

İskeleden gece bodrum böyle görünüyor. Bodrum'a bu kadar yakın olmanın dezavantajı çevrenin gece geç saatlere kadar çok gürültülü olması. Otelde gece müzik yayını kesilse de çevre otellerde ve plaj kısmındaki barlarda yüksek sesli müzik çalınıyor. Gece uyurken biraz sıkıntı yaratabilir. Gece odanızın kapısını kapatıp klima ile uyumak durumunda kalıyorsunuz ki bu da zaman zaman rahatsız edici olabiliyor. Özellikle uyku sorunu olanların bu konuda çok dikkatli olması gerekir. Tabiiki bu herkes için büyük dezavantaj sayılmaz ;)

Bunların haricinde isterseniz ETS Tur her gece otel dışında çeşitli barlara veya sanatçıların gece programlarına katılmanızı da sağlıyor.

Otelin Diğer Özelliklerinin Değerlendirmesi.

Restoran alanına böyle hoş bir koridordan geçiliyor.

Otel içerisinde bir de market alanı mevcut. Burada kuaför ve masaj hizmetleri de var. Bu alan otel dışından kişilerce işletildiği için fiyatlar normalin üzerinde. Ayrıca buradan günlük gazete de alabiliyorsunuz.



Otelin önü otopark. Girişteki nizamiyede gece gündüz bekçi duruyor.


Otelin lobisi. Burada da bir bar var. Diğer barlar gece yarısından sonra kapanıyor ama buradaki bar 24 saat açık. Ayrıca gece zamansız acıkırsanız sabaha kadar buradan sandivç serivisi de yapılıyor.

Otelin girişi bu şekilde.


Otelin plaj tarafından genel görünümü. Biz en üst kattaki odalardan birinde kaldık.

Otelde 24 saat bir sağlık görevlisi bulunuyor. Belli saatlerde bir doktor da otele uğruyor ve şikayetlerle ilgileniyor. Acil durumlarda Bodrum zaten çok yakın.

Otele 4 gidişim olduğu ve oteldeki tüm personel bizi tanıdığı için özellikle personeli değerlendirmiyorum ancak eski personelin hala çalışıyor olduğunu, eskiden garson olan bazı kişilerin şef olduklarını gördüm. Otel personeli gerçekten kendi otelleri gibi çok özverililer ve güleryüzle her sorununuzla ilgileniyorlar. Ayrıca turizm konusunda da eğtimli ve bilgililer.

Sonuç

Otelin en büyük özelliği kesinlikle konumu. En büyük avantajı da dezavantajı da konumundan kaynaklanıyor. Her saat ayrı güzellikte bir manzarası var. Ayrıca Bodrum merkeze de çok yakın. Bu konumun da dezavantajı gece gürültülü olması. Bunun haricinde genel olarak 4 yıldızlı otel standartlarında hizmet veriliyor ve olası her türlü beklentiniz iyi bir şekilde karşılanıyor.

Çocuksuz ailelere ve genç çiftlere kesinlikle öneririm.

Otelde 2-3-4 Eylül 2007 tarihlerinde kaldık. Balkonlu odaya geceliği kişi başı 140 YTL ödedik. ETS tur ile gittik ve 12 taksitle kredi kartıyla ödedik.

Cuma, Eylül 21, 2007

Otellerde domuz eti tehlikesi mi var?

Az önce seyrettiğim televizyon programı beni şok etti. Program yemeklerinde normal et yerine domuz eti kullanan otellerle ilgiliydi. Programda anlatılanların doğruluğuna birşey demiyorum ama doğrunun sunuluş şekli çok ilginçti. Hatta bir aşçının anlattıkları dehşet vericiydi. Aşçı diyor ki normal etin kilosu 15 YTL iken domuz eti 2 YTL'ye satılıyormuş. Bu nedenle oteller dana eti yerine domuz eti alıp yemeklerde kullanıyormuş. 25-50 YTL ye herşey dahil otellerin normal et kullanırsa maliyeti kurtarması mümkün değilmiş. Hatta yarım pansiyon olsun yine kurtarmazmış. Aşçı bunu yapan 100 tane otel sayabilirim diyor. Ayrıca domuz etiyle pişen yemeğin normal etle pişen yemekten ayırdedilebilmesi de mümkün değilmiş. Programın sonunda da baskın görüntüleri var. Baskın da zaten bu itirafı yapan aşçının çalıştığı otele yapılıyor.

Bence programdaki önemli bir çelişki şu. 100 otelde yemeklerin domuz etiyle yapıldığını iddia eden kişi zaten yemekleri domuz etiyle yapan aşçının kendisi. Yani bu direk suçu işleyenin iddiası. Adam belki de herkesin aynı şeyi yaptığını söyleyerek kendisinin hatasını örtmeye çalışıyor ama bu ekrana böyle yansımıyor. Programda otel adı verilmediği ve görüntülerin de Bodrum'da çekildiği belirtildiği için Bodrum otellerinin tümü şüphe çekiyor. Otel adı neden verilmiyor? Madem faydalı olmak ve insanları uyarmak için program yapıyorsunuz verin otelin adını kimse gitmesin oraya. Bodrumda 100 otelde bu yapılıyor şeklindeki iddialar ortada net bir kanıt olmadığı sürece insanlarda şüphe uyandırmaktan başka bir işe yaramaz. Resmen "Ey vatandaş Bodrum'a gitme yoksa orada domuz eti yedirirler sana." gibi bir sonuç çıkıyor. Eğer 100 otelde bu yapılıyorsa demek ki Bodrum kontrol edilemeyen biryer. Burada ne ilgili bakanlığın denetlemesi, ne belediye ne polis ne jandarma var. Yapmayın etmeyin bu kadar kolay mı bu işler. Böyle ise evden hiç çıkmamamız lazım.

Daha önceki yazılarımda Türk turizminin sağlam yerli turist altyapısına sahip olması gerektiğini düşündüğümden bahsetmiştim. Belki bu program basında fazla ses getirmeyecek ama programda gösterilenlerin bire on katılarak kulaktan kulağa yayılacağını düşünüyorum. Zira domuz eti konusundaki hassasiyetimiz malum.

Konuyla ilgili bakanlığın veya belediyelerin yapılan otel denetimlerini ve denetim sonuçlarını günlük olarak internet sitesinde yayınlaması lazım. Bu çalışmanın hem denetim kurumları hem de oteller adına çok faydalı sonuçlarının olacağını düşünüyorum. Böylelikle insanlar tatil merkezlerimizin dağbaşı olmadığını ve ilgili kurumların turizm konusunda ne kadar hassas olduklarını görürler ve gönül rahatlığıyla tatillerini yapabilirler.

Devletimiz sağlıklı, güvenli ve huzur içinde tatil yapmamız için elindeki tüm olanakları kullanmakta, bu sektörün gelişmesi için büyük çabalar sarfetmektedir. Bizim de tıpkı marketlerden alışveriş yaparken, hastanelere giderken, çocuklarımızı okullara gönderirken güvendiğimiz gibi bu konuda da devletimize güvenmemiz gerekir.

Cumartesi, Eylül 15, 2007

Latanya Beach Resort (Bodrum)

30-31 Ağustos, 1 Eylül 2007

Bodrum tatilimizin ikinci durağı Latanya Beach Resort oteldeyiz. Latanya Yalıçiftlik bölgesinde. 4 yıldızlı. 204 odası var. Eski Wow otel olarak da biliniyor.

Otele ulaşmak için arabamıza binip Gümbet'ten Bodrum çıkışına doğru yola çıktık. Torba kavşağına geldiğimizde Yalıçiftlik yönüne döndük. Orman yangınları neticesinde bayağı bir alan yanmış. Hiç televizyondan göründüğü gibi değil. Çok etkilendik. İnsan olarak çevremizi korumanın ne kadar önemli olduğunu ormanlarımızı kaybettikten sonra anlayacağız galiba. Güzel manzaralar eşliğinde yaptığımız 15 dakikalık bir yolculuk neticesinde otelimize ulaştık.

Bu fotoğraf internetten alınmıştır.

İnternette gideceğim otelleri ararken aslında başka bir otele karar vermiştim ama acentaya gittiğimizde otelin broşürünü gördük ve bu otele karar verdik. İnternette bu otelle ilgili çok fazla bilgi ve fotoğraf bulamadım ama gittiğimde internette gördüğüm fotoğraflarından çok daha güzel bir otel olduğunu gördüm. Sanırım fotoğrafların çoğu otelin eski haline aitti.

Otele aracımızla giriş yaptığımız anda kapıda bayan bir güvenlik görevlisi bizi karşıladı. Hemen telsizle bir görevli çağırıp eşyalarımızı indirip aracımızı parka aldılar. Erken geldiğimiz için henüz odamız hazırlanmamıştı. Eşyalarımızı özel kilitli bir odaya aldılar. Resepsiyon işlemlerimiz tamamlandıktan sonra giriş saatimize kadar oyalanıp geri geldik. Bir görevli bize odamıza kadar eşlik etti. Biz odamıza giderken eşyalarımız da arkadan odaya kadar götürüldü. Daha ilk geldiğimiz anda otel güvenliğinin üst düzeyde sağlandığını farkettik. Heryer telsizli güvenlik görevlileri tarafından titizlikle kontrol ediliyor.

Otel bir ana bina ve birkaç bloktan oluşuyor. Ana binada da odalar var ama onlar Deluxe olarak farklı fiyattan satılıyor. Onlar deniz ve havuz manzaralı. Standart odalar bu otelin arkasındaki bloklarda. Bloklar otele ve havuza çok yakın. Bizim blok hemen çocuk havuzunun arkasında idi.


Kaldığımız bloğa bu güzel yoldan yürüyerek gidiyoruz.

Kaldığımız bloğun girişi.

Buradan odamıza çıkıyoruz. Blokların içi gerçekten çok güzel döşenmiş. Yerler halı ve her taraf pırıl pırıl. Duvarlar çok hoş yağlıboya tablolar ile süslenmiş.

Bu koridordan yürüyerek odamıza ulaştık.

Genel Oda Değerlendirmesi

Odaya ilk geldiğimizde yataklar ayrı idi. Peşimizden bir görevli gelerek yatakları birleştirdi. Tabii odaya girer girmez fotoğraf çekmeyi unutup hemen kendimizi yatağa attığımız için biraz düzeni bozduk ama odanın genel görüntüsü böyle.


Odamız çok büyük sayılmaz ama girişinde koridor olduğu ve güzel tasarlandığı için hiç rahatsız olmadık. Gerçekten odalar çok zevkli döşemiş. Yataklar, yatak örtüleri ve yastıklar çok konforlu. Organze perdeler, abajurlar ve duvarlardaki yağlıboya resimler odaya renk katmış. Kullanılan tüm malzemeler çok kaliteli ve zevkli. Resimde abajurun yanındaki minderli yer bavul koyma yeri. Bavul için özel yer olması odanın kullanışlılığını arttırıyor.

LG Marka şık bir televizyonumuz var. Uydudan yayın alıyor ve yabancı kanalları çekiyor. Ayrıca bir kanal listesi konulmamış. Odada bardak, küllük, dikiş seti, not defteri gibi aksesuarlar neredeyse eksiksiz. Hatta bambu bitkimiz bile var :)

Giriş kapısının olduğu koridorun görüntüsü. Solda banyonun kapısı, sağda ise gömme dolaplar var. Dış kapı üzerinde odanın konumunu, yangın söndürme aletlerinin ve acil çıkışların yerlerini gösteren bir plan var. Yerler laminant ve halı kaplı.

Duvara yerleştirilen sensör ve fıskiye ile yangın önlemi alınmış. Kaldığım diğer otellerde bu tertibatın genellikle tavanın ortasında olmasına alışık olduğum için duvardaki konumunu biraz garipsedim. Konunun uzmanı sayılmam ama tavanda olsa yangın anında daha çok alana su giderdi diye düşünmeden edemedim. Ama tam emin değilim belki de duvar tipi birşeydir :)

Kapının üzerinde merkezi klima var. Kaldığım oteller içerisinde en iyi soğutan ve en sessiz çalışan klima sistemi bu otelde idi. Klimayı duvardaki dijital kumanda ile kontrol ediyorsunuz.

Gömme dolaplar içinde askılık, çamaşır torbası var. Dolapların işçiliği mükemmel.

Dolabın diğer tarafı içinde şifreyle çalışan bir kasa mevcut. Ücretsiz yararlanıyorsunuz. Çanta bize ait :)


Aynalı dolabın altında minibar var. Minibar ücretsiz. Odaya girişte minibar dolduruluyor. Biz 3 gün kaldığımız için göremedik ama hafatada bir yenileniyormuş.

Banyoda duşakabin var. Yeri seramik kaplı. Her malzeme oldukça kaliteli. 2 fonksiyonlu duş var. Saç ve vücut şampuanı var. Sıvı sabun da dahil olmak üzere hepsi Dove marka. Sıkarak çalışan değişik bir mekanizması mevcut. Sıktığınızda çok yavaş bir şekilde geliyor. Sanırım israf edilmemesi için böyle yapılmış.

Yer darlığından olsa gerek tuvalet kağıtlığı ta karşı duvarın altına takılmış. Sifonun üzerine de koymuşlar.

Büyükçe bir banyo aynası, saç kurutma makinesi var. Saç kurutma makinesinin üzerine bir de 110 volt luk traş makinesi prizi de konulmuş. Duş bonesi gibi detaylar da unutulmamış.

Banyo ve oda hergün temizlendi, çöpler döküldü, bardaklar yenilendi, yataklar düzeltildi. 2. günümüzde insan sağlığına zarar vermeyen bir ilaçla böceklere karşı ilaçlandı.

Odanın bir de küçücük balkonu var. Balkonda küçük bir masa ve iki sandalye bulunuyor. Havlu asacak büyüklükte olmasa da balkon duvarına küçük bir çamaşırlık konulmuş. Geceleri 1-2 saat kadar internete bağlanmak gibi bir adetim olduğu için odada balkon olması benim için çok önemli. Otelde kablosuz internet bağlantısı var ama resepsiyondan 2 kere şifre almama ve defalarca denememe rağmen birtürlü bağlanamadım. Bir kere bağlanmayı başarsam da 2 dakika kadar sonra sonra kesildi. Ben de son çare cep telefonu ile bağlandım.

Havuz ve Deniz Değerlendirmesi

Otel ana binasının önünde gayet büyük bir havuz bulunuyor. Havuz çevresinde gayet rahat ahşap şezlonglar var. Havuz yarım daire şekilde tasarlanmış. Kenarlardan merkeze gidildikçe hafif derinleşiyor ama hiçbiryeri boyu geçmiyor. Havuz çok temiz ve sürekli etkili bir şekilde devridaim motoru çalışıyor. Bunu havuz kenarlarına bakarak anlayabilirsiniz. Eğer su ile havuz kenarı sıfır ise yani su hep taşıyor gibi duruyorsa bu devridaim motoru iyi çalışıyor demektir.

Şezlonglar üzerinde şemsiyeler var ama özellikle öğlen saatinden itibaren çok az bir gölgelik alan oluşuyor. Havuzda şezlong bulamama gibi bir sorun yok ama gölge alan istiyorsanız erken gelmeniz gerekiyor.

Çocuk havuzu gerçekten şimdiye kadar gördüklerim içinde en büyük çocuk havuzu. Şezlongların arka tarafında duş alma yeri görünüyor. Sıcak su ile duş alabiliyorsunuz. Soyunma kabini duş yerine biraz uzak. Havuzun öbür tarafında merdiven ile bir kat alta iniyorsunuz. Orada tuvaletler ve soyunma kabini var. Aslında soyunma kabini içerisinde de duş var ama güzel tasarımından dolayı duşunzu burada almayı tercih ediyorsunuz.

Havuzun içine doğru uzanan bir platform var. Burada animatörler gün boyu çeşili etkinlikler yaparak insanları eğlendiriyorlar. Havuz gerçekten çok eğlenceli. Havuzun büyük olmasının avantajı, egzersiz veya sutopu etkinlikleri varken siz havuzun diğer kısmında yüzebiliyorsunuz. İlk günümüz 30 ağustos olduğu için herkes Türk bayraklı t-shirtler giymişti ve heryerde Türk bayrakları asılıydı. Animatörler herkese Türk bayraklı uçan balonlar dağıttı ve herkes aynı anda balonları havaya bıraktı. Güzel bir organizasyondu.

Havuzun diğer tarafında bir bar var. Gün boyu burada yiyecek ve içecek servisi yapılıyor. Normal yemek haricinde hamburger, patates kızartması, pide gibi yiyecekler oluyor. Bazen gününe göre döner, gözleme gibi ekstra yiyecekler de oluyor. Saat 5'ten sonra burada çay ve kuru pasta servisi var. Ayrıca küçük pizzalar da var. Yemek arasında bu kadar aburcubur fazla olur diyorsanız karpuz servisi de yapılıyor. Yine kuyruk olsa da çocuklar için dondurma servisi de var. Akşamüstü burada tavla veya iskambil oynarak da vakit geçirebilirsiniz.

Havuz barının diğer tarafı. Fotoğrafı çektiğim noktada meyvesuyu veya çay alabileceğiniz özel bir stand var. Tek kullanımlık küçük plastik bardaklardan kullanabiliyorsunuz. Eğer içeceğinizi bardan almak isterseniz servis cam bardaklarla yapılıyor. Bu oturma kısmının arka tarafında plaja giden yol var. Plaj girişinde kamelyalar sıralanmış. Dilerseniz kamelyalarda da oturabiliyorsunuz.


Gün boyu sürekli gölgelik alan olduğu için kamelyalar daha çok küçük cocuklu aileler tarafından tercih ediliyor.

Kamelyaların önü çim alan ve palmiyelerle süslenmiş. Devamında plaj başlıyor. Plaja girdiğiniz anda hoş bir iskele sizi karşılıyor. Otele girerken verilen kartlar ile buradan havlu alıyorsunuz. Sonra havluyu geri verdiğinizde kartlar iade ediliyor. Otelden çıkarken havlu kartlarını teslim etmek zorundasınız. Dikkatimi çeken şey plaj havlularının çok güzel koktuğu idi.

İskelede armut koltuklar ve minderler var. İskele tarafı boyu geçiyor. Fotoğrafın çekildiği nokta ise plaj duşunun bulunduğu yer. Ayrıca plajda soyunma kabini bulunmuyor.

Şezlonglar rahat ve deri minderli. Şezlongların bulunduğu yer kum. Sonra denize doğru çakıl.

Plaj oldukça büyük ve her an boş şezlong bulabilmek mümkün. Plajın sonunda su sporları yapabileceğiniz bir yer var. Burada birçok su sporu olanağı var.

Deniz mavi bayraklı ve çok temiz. Hatta şimdiye kadar gördüğüm en temiz deniz diyebilirim. Su pırıl pırıl ve açıklarda bile dibi görünüyor. Tatilimizin ilk iki gününde deniz dalgalı olduğu için girmedik ama üçüncü gün deniz çarşaf gibiydi. Deniz boyu hemen geçtiği için insanlar genellikle kıyıya yakın duruyorlar. Denizin boyu geçmeyen noktaları kayalık olduğu için bastığınız yere çok dikkat etmeniz gerekiyor.

Restoran ve Yeme İçme İncelemesi

Yemekler sabah, öğle ve akşam yemeği olmak üzere 3 ana öğünde yeniyor. Yemek seçeneğiniz oldukça fazla. Diyet yapanlar için özel yemekler de çıkıyor. Sabah kahvaltıda klasik kahvaltılıklar haricinde açık restoran tarafında omlet, krep gibi ekstra yiyecekler de devamlı pişiriliyor. Aynı yerde öğle ve akşam yemeklerinde et, balık türü sıcak yemekler pişiriliyor. Genellikle sıcak yemeklere talep çok olduğu için burada kuyruk olabiliyor. Örneğin 2. gün döner çıktı ve kuyruğa girenler yarım saat kadar beklediler. Ben çok aç olduğum kuyruğu bekleyemedim ve başka yemek yedim. Talep çok olduğu zamanlarda servisin bir garson tarafından yapılması faydalı olabilir çünkü sıra kendine gelen kişi kesilen bütün döneri alıp götürüyor.

Yemekleri alıp masanıza geçtiğinizde bir garson gelip servis açıyor ve ne içeceğinizi soruyor. İçecekleriniz masanıza servis ediliyor.

Sabah kahvaltısında reçel standından bir görüntü. Şu anda reçel kabı bittiği için sıkılıp bu fotoğrafı çektim. 2-3 dakika sonra bir garson elinde reçel kaplarıyla geldi. Çay standı oturma yerine biraz uzak. Yiyeceklerinizi alıp yerinize geçtikten sonra restoranın giriş kapısına geri gidip çaylarınızı alıyorsunuz.

Kapalı restoran bölümü. Büyük bir restoran var ancak otel kapasitesine tam yeterli gelmeyebiliyor. Zaman zaman yer bulamayıp ya başka insanlarla aynı masayı paylaştık ya da dışarıda açık restoranda yedik. Kahvaltı ve öğle yemeklerinde sıcak nedeniyle kapalı restoran daha çok ilgi çekiyor. Restoran geneli, masa örtüleri, kullanılan aksesuarlar herşey çok temiz.

Gece Hayatı

Otelin çevresinde pek bir eğlence yeri yok ve merkezi yerlere de biraz uzak. Eğer aracınızla da gelmediyseniz veya bir tura katılmıyorsanız otelin eğlence imkanlarından yararlanmak zorundasınız. Otele ETS Tur aracılığı ile gitmiştik. ETS'nin hergece için bir etkinliği var ama otel içindeki animasyonlar da gayet iyi.

Yemeğimizi kanun, darbuka ve keman üçlüsünün güzel canlı müziği eşliğinde yedik. Yemeğimizi bitirdikten sonra havuza doğru yürürken ön tarafta tezgahlar kurulduğunu gördük. Tabii bu en çok takı almaktan çok hoşlanan eşimi memnun etti.

Gece eğlenceleri her zaman çocuklar için düzenlenen mini bir parti ile başlıyor. Havuzun ortasındaki platform bir diskoya dönüşüyor ve minikler doyasıya eğlendiriliyor. Şaşırdığım şey animasyon şefinin çocukların çoğunu ismen bilmesi idi. Tatil süresince animatörler gün boyu herkesle tanışıyor ve sohbet ediyorlar.

Eğlence sırasında havuz bar ve açık restorandan bir görüntü.

Çocuklar yorulduktan sonra asıl gösterilere geçildi. 30 Ağustos için özel mi bilmiyorum ama herşey çok güzeldi. Gösteriler halk oyunları ile başladı. 5 bayan ve 5 erkekten oluşan oldukça iyi bir gruptu. Uzunca bir süre değişik kıyafetler ve danslar ile herkese göz ziyafeti çektiler.

Halk oyunları ışıltılar eşliğinde dileyen herkesin katıldığı halay ile sona erdi. Buradan plaja geçildi. Plajda ayrı bir ortam hazırlanmıştı ve burada mezdeke tarzı bir grup oryantal gösterisi yaptı.


Oryantal gösterisi animasyon şefinin bu ateş şovu ile sona erdi. Sonra bir DJ Club müziği yaparak geç saatlere kadar plaj partisine devam etti. Plajda kurulan mangalda sucuk ekmek servisi de yapıldığını belirtmeden geçmeyim.

Geç saatlere kadar duramadık ve biraz erken ayrıldık. Dönerken her yerin ışıl ışıl aydınlatılmış olduğunu görmek çok hoşumuza gitti.

Havuz ve plaj dışında aslında otelin bir de tiyatro şeklinde dizayn edilmiş bir gösteri alanı var. İkinci ve üçüncü günler yine burada eğlenceli gösteriler yapıldı. Gösterilerden sonra da havuz bar tarafında canlı müzik yapıldı. Her masada mumlar eşliğinde güzel bir ortam oluşurulmuştu. Tavsiyem önceden etkinliklerin saatlerini öğrenmeniz ve etkinlik yerine erkenden gitmeniz.Hiç bir alan tüm müşterilere yetecek kadar geniş olmadığı için geç giderseniz oturacak yer bulamıyorsunuz.

Odaların bulunduğu alan çok sessiz ve geceleri rahat uyku uyuyabiliyorsunuz. Yalnız 2. gün ilginç birşey oldu. Saat 24.00 gibi inanılmaz bir yükseklikte sesle Kibariye çalmaya başladı. Ben o anda balkonda yazı yazıyordum. 10 dakika, 15 dakika, bekliyorum ama ses kesilmiyor. Eşim de uyandı ne oluyor diye. Resepsiyonu arayıp sordum. "Hangi ses, Allah Allah" gibi şaşırsalar da güvenlik yollayıp baktıracaklarını söylediler. Duymamaları mümkün değildi ama beklemeye devam ettim. Bir 20 dakika kadar sonra artık dayanamadım ve giyinip dışarı çıktım. Tam kapıdan çıktığım anda bir güvenlik görevlisi gördüm. "Nedir bu gürültü?" diye sordum. Güvenlik görevlisi müziğin otelin karşısındaki restorandan çalındığını, uyarmalarına rağmen kapatmadıklarını, normalde bu kadar geç saatte çalmadıklarını anlattı. Hemen bir daha söyleyelim dedi ve gitti. Gerçekten de 1,2 dakika sonra müzik kapandı. Hiç müşterisi olmayan bir restorandan normal insanların dinleyebileceğinden çok daha yüksek sesle çalınan bu müziğin nedenini anlamak mümkün değildi ama diğer geceler böyle birşey olmadı.

Spor ve Dinlenme

Otelin çevresi yemyeşil ve heryer çok bakımlı.

Restoranın arkasından havuza giden yol.

Yol üzerinde böyle bir çay bahçesi karşınıza çıkıyor. Burası genelde akşamüstleri rağbet gören biryer. Ben fotoğraf çekmek için sabah erken geldim.

Burada hergün plaj voleybolu oynanıyor. Bunlar haricinde tavla turnuvası, dart, okçuluk, sutopu, masa tenisi gibi değişik aktiviteler var. Plajda su sporu yapabilme imkanı da var ama plaj sporları ücretli.

Burası tiyatronun arkasındaki çocuk parkı. Çocuklar için her türlü imkan var.

Ağaç diplerinde de büyükler için böyle yan gelip yatma yerleri de mevcut :)

Otelin tam karşısında market, kuaför, eczane gibi işletmeler var. Bunlar otelle alakalı değil ama günlük gazete, ilaç gibi ihtiyaçlarını karşılamanız için çok önemli. Buralarda fiyatlar normal. Şişirme yok. Ayrıca otel içersinde de bir mağaza var ve tatilde ihtiyaç olabilecek çeşitli eşyalar satılıyor. Otelde sürekli doktor bulunuyor. Ana bina içerisinde de güzel bir bar ve oturma alanı var. Akşamlarınızı sakin bir şekilde burada da geçirebilirsiniz.

Sonuç

Latanya bana göre tasarımıyla, personeliyle, hizmetiyle dört dörtlük bir otel. Herşeyiyle dört dörtlük bir otelde çok küçücük bir problemin tüm güzelliği nasıl altüst ettiğinin örneğini de yine bu otelde yaşadık. Gece yarısı yarım saat bangır bangır çalan müziği bile unutmuş, çok memnun bir şekilde otelden ayrılmak üzereydik. Kahvaltımızı ettikten sonra resepsiyona geldik. Anahtarımızı ve havlu kartlarımızı teslim ederek çıkış işlemlerimizi tamamladık. Resepsiyon görevlisine bavulumuzun odada olduğunu söyledik ve bavulu getirmelerini rica ettik. Bavulun gelmesini beklerken eski tatilim sırasında tanıştığım bir ETS rehberine rastladım. Biraz onunla sohbet ettik. Sonra bavulu sormak için tekrar resepsiyona gittim. Gelmek üzere olduğunu söylediler. Biraz eşimle sohbet ettim, kalkıp duvarlardaki yazıları ve ilanları inceledim, dışarı çıkıp gelen giden var mı diye baktım. Hala bizim bavul gelmedi. Sonra tekrar resepsiyona gidip odanın anahtarını verirlerse bavulumu kendim alabileceğimi söyledim. Arkadaşın şu anda odamızda olduğunu ve hemen geleceğini söylediler. Öyle söylenince artık eşim de dışarı geldi ve otelin kapısında beraber bavul beklemeye başladık. Bavulları zaten özel motorlu araçlarla getiriyorlar ve bizim odamız resepsiyona 2 dakikalık bir mesafede. Gelen giden yok. On dakika kadar daha otelin önünde bekledikten sonra tekrar resepsiyona geldim. "Nooldu bizim bavul?" diye sorunca resepsiyonda duran beyefendi kızarak "Ama tam çıkış saatinde geldiniz, biraz sabredin." gibi birşeyler söyledi. Demek herşey çok normal ama ben çıkış saatinde otelden çıktığım ve sabırsız olduğum için hatalıyım :) Bavulumun gelmesi için ne yapmalıyım? Özür mü dileyim? Araya tanıdık birilerini mi sokayım? Ben de ters mi davranayım? Resepsiyoncunun bavulumun gelmesini sağlamak yerine bahaneler öne sürerek beni hatalı duruma düşürmeye çalışması gerçekten çok komik.

Hem boş yere sinirlerimiz gerildi hem de yol boyunca yumuşak yataklardan, güzel yemeklerden, eğlenceli havuzdan, tertemiz denizden bahsedeceğimize aksi resepsiyon görevlisinden konuşup durduk.

Genellikle otel incelemesi yazılarımda herkesin başına gelmeyeceğine inandığım küçük aksaklıklardan bahsetmemeye özen gösteriyorum. Sıkıntı aynı anda iki kişinin çıkmak istemesinden veya görevlilerin biraz yavaş hareket etmesinden kaynaklanmış olabilirdi. Resepsiyoncu aksi davranmak yerine nazik bir şekilde durumu izah etse, bizi biryere oturtup çay ikram etse, bu arada da hemen bavulun gelmesini sağlasa şu anda ben bunların yerine aslında otelin 5 yıldızı hakeden bir otel olduğunu düşündüğümü yazacaktım.

Sırf müşterilerin kendilerini önemli, mutlu, sağlıklı ve güvende hissetmeleri için tasarlanmış ve büyük yatırımlar yapılmış işletmelerin zoru başardıktan sonra basit acemilikler yaşamasını bahsetmeye değer gördüğüm için buraya ekledim. Bir yönüyle hizmet işinde çalışan bir kişi olarak bundan kendim içinde önemli dersler çıkardığımı söylemeliyim.

Otelde 30-31 Ağustos, 1 Eylül 2007 tarihlerinde kaldık. Kişi başı günlük 120 YTL ödedik. Tatili ETS Tur'dan satın aldık. 12 taksitle kredi kartıyla ödedik.