Çarşamba, Eylül 05, 2007

Tatilin son günü

Yine güzel bir tatil macerasının sonuna geldim. İnanılmaz güzellikte bir gece manzarasını karşıma almış ve düşüncelere dalmışken içimden bu son günün hüznünü ve eve dönmenin sevincini paylaşmak istedim. Edebi yönüm bu ortamı tasvir edebilecek kadar gelişmemiş olsa da Bodrum kalesinin haşmetli duruşunu, katamaraının nazlı ve gürültülü yolculuğunu, halikarnasın gökyüzünü tarayan ışıklarını önceden buraya gelmiş olanlar iyi bilirler. Evet burası Bardakçı ve benim mutluluğuyla, hüznüyle, sevdasıyla hemen her türlü duyguyu yaşadığım yer. Artık buraya kaçıncı kez geldiğimi ve kaçıncı kez kendimi kaybettiğimi unuttum. Karşı oteldeki piyanist vatandaş "öööüüğğeğüüeeee" şeklinde bangır bangır söylediği şarkılarla bu güzelliğin içine etse de zorla keyfimin bozulmasına izin vermiyorum ve hararetle ayın doğuşunu bekliyorum. Birazdan al al doğacak ve bayraklı tepenin üzerine salınacak. Sonra gittikçe yükselecek ve denizin üzerinde bir yakamoz yapacak. Ben o yakamoza dalıp gideceğim. Uzaktan Bardakçı tekneleri geçiyor ve ben buradan uçup birisinin üzerine konmak istiyorum. Ama artık olmaz. Artık aklmı vestiyere asıp Bodrum'a girmeyeli çok yıllar oldu. Muhteşem manzaraya dalıp kendimi kaybetmekten fazlası elimden gelmez artık. Şu hafif esinti de olmasa belki çoktan kaybederdim ama ayı beklemeliyim. Onunla vedalaşmadan geceyi bitirmeyeceğim. Her son gibi bu tatilin sonunda da insanın içi buruluyor ama yine de insanın evi gibisi yok. Yarın yola çıkacağım. Aklımı vestiyere asmadım belki ama kalbimin bir kısmını burada bırakıp evin yolunu tutacağım. Herneyse. Şimdi bilgisayarı kapatayım, ayaklarımı uzatayım ve piyanistin artık susmasını dileyerek kendimi yakamoza kaptırayım.

Hiç yorum yok: