Cumartesi, Eylül 01, 2007

Tatiliniz kaç yıldızlı?

Taksitle tatil yapabilme imkanı olmasının da sayesinde evlendiğim tarihten beri yaz tatillerimi hep ismi olan belli otellerde geçirdim. Genellikle tatil merkezlerinin kalabalık olması nedeniyle otel dışına çıkmayı pek tercih etmeyiz. Akşamın belli bir saatinden sonrasını da odada geçirmeyi tercih ederiz. Herşey dahil oteller yeme içme ve eğlence konusunda her türlü imkanı sağladıkları için tatilimizden tatmin olmuş bir şekilde eve döneriz. 52 haftalık yıl içerisinde tatil için 1 ya da 2 haftalık tatil imkanı vardır. Tüm yılın yorgunluğu bu tatilde atılmaya çalışılır. Tatilde çıkacak herhangi bir sorun büyük sıkıntılar yarattığı gibi yılda bir kere kendimize zaman ayırabilme fırsatını da elmizden almış olur. Bu nedenlerle otel işletmeciliği zor olduğu kadar büyük sorumluluklar isteyen bir iştir. Hem turizm bölümünde okuduğum hem de zaman zaman güncelleme yaptığım bir blog a sahip olduğum için bu sene tatil deneyimlerimi buradan aktarmaya karar verdim. Değişik özelliklere ve fiyatlara sahip otellerde yer ayırtarak tatilimi değişik otellerde geçirmek ve bu tesislerin avantajlarını ve dezavantajlarını yazmayı planladım. Bugün iki oteldeki tatilim bitti. Yarın üçüncü ve son otele geçiyorum. Bu zaman zarfında mükemmel tesislerimiz olsa da turizm konusunda aslında ne kadar geri olduğumuzu gözlemledim. Turizm de seviyeyi yakalamanın şartı sadece tesisler bazında değil bölgesel olarak 5 yıldızlı hizmet vermekten geçiyor. Ne yazık ki kaldığınız otel 5 yıldızlı ama karşısındaki bakkal 1 yıldızlı. Gezmek için gittiğiniz yerdeki tuvaletler yıldızlı bile değil. Akşam bir kaçamak yapıp otel dışında yemek yerseniz alelade bir yemeğe neredeyse yarım günlük otel ücreti ödüyorsunuz. Demek istediğim 5 yıldızlı tesis açmak yeterli değil, tesisin bulunduğu bölgenin de sokaklarıyla, esnafıyla, hizmetiyle 5 yıldızlı olması gerekiyor. Turizm bölgelerindeki esnaf her zaman herşey dahil sistemiyle çalışan otellerden şikayet eder. Bence bu sistem tam aksine turizmi olumlu etkiliyor çünkü 5 yıldızlı otel müşterisi turistin otelden dışarı çıktığı anda ülkesine memnun dönmesi mümkün değil.

Uzun zamandır tatillerimi otellerden hiç ayrılmadan geçirdiğim için farkında değildim ancak bu sene bu noktaya da dikkat ederek gezdiğim için dikkatimi çekti. Ne yazık ki yerli müşteriye karşı bir önyargı hala devam ediyor. Yerli turist hiçbirşeyden memnun olmayan, açgözlü ve beleşçi tipler olarak algılanıyor. Aslında kime bu önyargı ile yaklaşsanız aynı sonucu elde edersiniz. Bir kişiye beleşçi muamelesi yaparsanız o kişi size para kazandırmak istemez. Kısacası bazı yerlerde yerli turistlere ikinci sınıf muamele yapıldığını gördüm ve bu kendi memleketimde hiç hoşuma gitmedi. Yabancılar bu ülkede çok iyi insanlar oldukları için para harcamıyorlar. Zaten onların ülkelerine göre ucuz olduğumuz için geliyorlar. Turizmden gerçekten para kazanan ülkeler çok daha üst seviyede gelir elde ediyorlar. Yerel turizm gelişmedikçe ucuzcu yabancılara hizmet etmeye devam edeceğiz. Yerli turist sabit gelirdir ve ticarette gelişmenin anahtarı güçlü bir sabit gelire sahip olarak risk alabilmektir. Turizm yatırımı yabancı turist bağımlığından dolayı ülkemizde ne yazık ki hala çok riskli. Bölgemizde çıkabilecek en küçük sorun yabancı turisti etkiliyor. Çözüm yine yerli turiste tatilin cazip hale getirilmesinden geçiyor ama ne fayda. Herkese tek tek bunu anlatıp ikna etmek lazım. Küçük şişe suyu 2 YTL'ye satacaksanız aradaki 1,5 YTL 'lik farkı bir şekilde hizmet olarak sunacaksınız.

Bunların detaylarını zaten ilerideki yazılarımda bol bol anlatacağım.

Hiç yorum yok: