Salı, Mayıs 31, 2011

SambaPOS Text Veritabanı

Zaman zaman bazı arkadaşlarım SambaPOS'un neden Text dosya bazlı bir veritabanı kullandığını soruyorlar. Öncelikle söyleyim SambaPOS SQL Server, SQL Server Express ve SQL Compact ile çalışabilmekte. İlgili veritabanın bilgisayara kurulup bağlantı ayarlarının yapılması yeterli. Bununla ilgili birçok bilgi sambapos.com dökümantasyonunda var.

Text dosya bazlı veritabanı sistemi ile ilgili asıl amacımız bilgisayara bir SQL tabanlı veritabanı kurulumu yapmadan programın özelliklerinin denenebilmesinin sağlanması. Elbette Text dosya veritabanımız uzun süreli kullanım için uygun değil bu nedenle kullanıcılarımız programı işyerlerinde kullanmaya karar verdiklerinde SQL tabanlı bir veritabanına geçmeliler.

Bunun dışında Text dosya veritabanının programın geliştirilmesi ile ilgili de birçok ekstra faydası var. Bilindiği gibi SambaPOS entitiy framework altyapısını kullanıyor. Entity Framework altyapısının geliştirme sırasındaki en önemli dezavantajı eğer Code First modelini tercih ettiyseniz modelde oluşan herhangi bir değişiklikte veritabanın silinip tekrar oluşturuluyor olması çünkü henüz bu modelde veritabanı yapısının otomatik güncellenmesi gibi bir imkan yok. Zaten düşünüldüğünde olmaması da gayet normal.

Text dosya veritabanımız basit anlamda "Reflection" ve "Serialization" ile çalışan bir XML tabanlı dosya yapısı olduğu için "rename" işlemi hariç modelde yaptığımız değişiklikler veritabanının baştan oluşturlmasına neden olmuyor. Ayrıca desteklediğimiz tüm veritabanı sistemlerine aynı IWorkspace arabirimi üzerinden eriştiğimiz için Text dosya veritabanı üzerinden çalışan bir yapı aynı şekilde diğer tüm veritabanlarında da çalışıyor. Bu seçenek TDD yapmak için de çok avantajlı çünkü Text dosya üzerinden çalışan veri erişim testleri aynı şekilde diğer veritabanları ile de çalışmakta. Test yazmanın çok zor olduğu veya bazı test altyapılarının kullanılmasının gerekebileceği durumlarda zaman kazandırıcı olacaktır.

Bu açıklamaları biraz daha programcılığa ilgi duyan arkadaşlar için yaptım. IWorkspace arabirimi üzerinden oluşturduğumuz veri erişim modeli her proje için faydalı bir model olabilir. Açık kaynak geliştirme konusuna ilgi duyan arkadaşlar ile bir çalışma yaparak bu katmanı daha da geliştirerek ayrı bir kütüphaneye taşırsak herkes için faydalı olur diye düşünüyorum.

Cumartesi, Mayıs 14, 2011

SambaPOS Gerçekten Ücretsiz mi?

Bir süre önce konuk ağırlama sektörüne yönelik Samba projesini başlatmıştık. SambaPOS bu proje içinde restoranlara yönelik yayınladığımız ilk ürünümüz. Samba projesi içindeki ürünler açık kaynak ve ücretsiz olarak dağıtılıyor.

Son günlerde en çok şu sorulara cevap veriyoruz.

SambaPOS gerçekten ücretsiz mi?
SambaPOS gerçekten ücretsiz. Bazen telefonla bize ulaşan kullanıcılarımızı ikna etmekte zorlanıyoruz ama gerçekten öyle. SambaPOS içinde süre dolması, kullanım sınırlaması gibi gizli saklı bir şey yok. Programı dilediğiniz kadar, istediğiniz sayıda kullanıcıyla, arzu ettiğiniz şekilde kullanmakta özgürsünüz. Samba projesi kapsamındaki tüm programlar da bu şekilde üretilmeye ve dağıtılmaya devam edecek.

Peki o zaman neden ücretsiz?
Çünkü sizin programı indirip bilgisayarınıza kurmanızın, sitemizdeki bilgileri kullanarak programı öğrenmenizin ve programı kullanmanızın bize hiç bir maliyeti yok. Bunun dışında video çekmek, döküman yazmak, forumlarda sorulan sorulara cevap vermek için zaman harcıyoruz ancak bu faaliyetlerimiz daha çok kullanıcıya ulaşmamızı sağladığı için harcadığımız zamanın faydasını dolaylı yoldan görüyoruz.

İyi de nasıl para kazanıyorsunuz?
Bize maliyet oluşturan şey kişiye özel verdiğimiz hizmetler. Örneğin:
  • İnternetten sunduğumuz kaynaklardan yararlanmak yerine programı gelip bizim kurmamız isterseniz,
  • Programı bizim anlatmamızı veya personel eğitimini bizim vermemizi isterseniz,
  • Telefonla veya mail ile bize özel olarak ulaşıp sorularınıza hızlıca cevap almak isterseniz,
  • Sizin için önemli ve programa hemen eklenmesini istediğiniz bir özellik veya bir rapor varsa,
  • Sürekli kontrolümüz altında bulunması gereken bir tür hizmete ihtiyaç duyuyorsanız,
Veya bunlara benzer kişiye özel herhangi bir hizmete ihtiyaç duyulursa bu tür hizmetler bizim için maliyet oluştururlar. Biz bu tür kişiye veya belli bir kullanıcı kitlesine hitap eden özel servislerden gelir elde ediyoruz.

Programı satıp hemen para almak dururuken ne gerek var buna?
Birçok yazılım şirketi program kullanımını ücretli yaparken kişiye özel hizmetleri ücretsiz yapma yolunu tercih ediyor. Ücretsiz hizmet sözü vermek sık kullanılan bir satış kapatma yöntemi ancak aslında ücretsiz hizmet verilmeyecek olan hizmet anlamına geliyor.

Düz mantıkla düşünülürse program ücretsiz verilebilir ama kaliteli hizmet ücretsiz verilemez. Şunu defalarca tecrübe ettik ki iş yapan her işletmeci eğer kaliteli hizmete gereksinim duyuyorsa önceden anlaşılmış bir miktarda periyodik ödeme yapmakta hiç bir problem görmüyor. Sonuçta verilen hizmet işletmeye bu maliyeti kat kat geri kazandırıyor. Tecrübelerimize göre hem lisans ücreti alınıp hem de ücretsiz servis sözü verildiği halde farklı bahanelerle tekrar tekrar ücret istenmesi memnuniyetsizliğe neden oluyor. Gerçek şu ki biz memnuniyetsiz kullanıcı kitlesi ile arzu ettiğimiz noktaya gelemeyiz.

Bu iş modeli ilk bakışta alışılmışın dışında gibi görünse de google, facebook, twitter gibi şirketler bu şekilde çalışırlar. Google herkese bedava ama siz bu siteye kendinize özel bilgiler koymak isterseniz o zaman ücret ödersiniz.

Kimse bizim modelimizde çalışmadığı halde bizim bu modeli tercih etmemizin nedeni geleceğe yatırım yapmak istememiz. Gelecekte program lisans fiyatlarının düşeceğini ve buna paralel olarak kaliteli hizmetin değerinin artacağını öngörüyoruz. Şüphesiz bu sürece ayak uyduramayan firmalar büyük maddi sıkıntılar yaşayacaklar. Biz gelecekte böylesi istenmeyen bir durum yaşamak yerine şimdiden iş modelimizi geleceğe uyarlamanın daha mantıklı olduğunu ve bu geleceğin farkında olan firmalarla çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Çarşamba, Mayıs 11, 2011

Yeniden Merhaba

Sansür üzerine sansür blogger'ı artık kullanılmaz hale getirmişti. Doğal olarak blog tutmakla ilgili hevesimizi de kaybettik. Yıllar sonra blogumu wordpress'e taşıyıp oradan devam edeyim diye düşünüyordum ki bugün bloguma tekrar girebildiğimi farkettim. Özlemişim..

Sansür demişken son günlerde ekşisözlük marifetiyle tekrardan gündeme oturan sansür olayı iyicie içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı bence. Sansüre karşı duran çoğu kişinin erotik sitelerde işi olmadığı halde konu öyle ya da böyle buraya çekiliyor. Bu durum ister istemez "ne çok erotizm meraklısı varmış" diye düşündürüyor. Acilen bu konuyu farklı bir konu başlığı üzerinden tartışmaya açmak gerek. Yani çoluğu çocuğu olan hiç kimse psikolojikman erotik siteleri savunuyor görünmek istemez.

Özgür iletişim hakkının erotik sitelerle bir alakası yok ama erotik siteleri engelleme niyetiyle kurulan sistemler diğer zararlı (!) iletişimi de devlet kontrolü altına alıyor. Sorun zaten bu. Bakın son dönemde görüyoruz. Bir ülke karıştığı zaman ilk internet bağlantısını kesiyorlar. Halkın internet iletişimini devam ettiriyor olması hükümdarların işine gelmiyor demek ki.

İnternet o kadar da başı boş değil. Dünya çapında her ülkede geçerli internet kuralları var. Bir site açıp uyuşturucu satamazsınız mesela veya elinizi kolunuzu sallaya sallaya kredi kartı dolandırıcıları forumu açamazsınız. Ülkemize özel internet yasaları icad etmeye çalışmaktansa dünyanın her yerinde geçerli kuralların uygulanmasını sağlamak yeterli olacaktır. Bunun dışında Türkiye internet kullanıcısına özel kural icad etmek halk üzerinde baskı kurmak dışında başka bir amaç taşımaz. Elbette ihtiyaç duyan kullanıcılara servis sağlayıcılar ek filtre hizmetleri sunabilir ama bunun dışında herkes için geçerli engelleme sistemleri uygulamak normal siteleri de etkileyen sonuçlar doğurur. Mesela ben yıllardır kendime ait blogumu doğru düzgün kullanamıyorum.

Dahası internet omurgamızın kalbine yerleştirilecek bu filtreleme sistemleri bize ait yerli veya açık kaynak teknolojiler değiller. Çok anlamam ama bu sistemlerin filtreleme dışında arka planda başka işler de yapmayacağının bir garantisi yok.

Evet belki sansürden bile önemli olan ikinci husus internet üzerinde anonim kalma hakkı. Yani internet üzerinde kimliğimizi gizleme hakkımız olması gerek. Kimlik gizleme hakkı olmadan düşünce söyleme hakkının olması hiç bir anlam ifade etmez. Geçmişte gördüğümüz gibi gazete yazarları bile düşüncelerini rahat aktarabilmek için rumuz kullanmışlardır. Bu konu şimdilik sansür kadar popüler değil ama duyduğumuz kadarıyla internette attığımız her adımın yıllarca kayıt altında tutulacağı bir sisteme geçmek için çalışmalar yapılıyor. İşte bu sansürden çok daha tehlikeli. Kayıtlar hangi sitelere girdiğimizi tutar ama bu kayıtlara bakarak niyetimizi yorumlayacak olan yine de bir insandır. İnternette dolaşma geçmişimiz, hakkımızda her türlü anlamda yanlış yorumlanabilecek şekilde değerlendirilebilir. Tabii bu kayıtların farklı amaçlarla değiştirilemeyeceğinin veya yanlış kişilerin eline geçmeyeceğinin bir garantisi de yok. Geçmişte yaşanmış tapu kadastro kayıtlarının arazi mafyasına satılması olayını hatırlayalım.

Tüm bunlara rağmen erotik siteler bahanesiyle sansür, suçluları takip etme bahanesiyle de kayıt altına alma sistemleri yavaş yavaş devreye sokuluyor. Bunlar "Yönetemediğini yasakla" zihniyetinin bir ürünü müdür yoksa wikileaks olayında hissettiğimiz gibi bu işlerin arkasında çok daha büyük küresel komplolar mı var bunu zaman içinde göreceğiz. Neyse içim şişti artık bu blogda sansür ile ilgili konularda yazmak istemiyorum... Umarım bu tür sevimsiz konular hızla gündemimizden çıkar.