Çarşamba, Mayıs 11, 2011

Yeniden Merhaba

Sansür üzerine sansür blogger'ı artık kullanılmaz hale getirmişti. Doğal olarak blog tutmakla ilgili hevesimizi de kaybettik. Yıllar sonra blogumu wordpress'e taşıyıp oradan devam edeyim diye düşünüyordum ki bugün bloguma tekrar girebildiğimi farkettim. Özlemişim..

Sansür demişken son günlerde ekşisözlük marifetiyle tekrardan gündeme oturan sansür olayı iyicie içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı bence. Sansüre karşı duran çoğu kişinin erotik sitelerde işi olmadığı halde konu öyle ya da böyle buraya çekiliyor. Bu durum ister istemez "ne çok erotizm meraklısı varmış" diye düşündürüyor. Acilen bu konuyu farklı bir konu başlığı üzerinden tartışmaya açmak gerek. Yani çoluğu çocuğu olan hiç kimse psikolojikman erotik siteleri savunuyor görünmek istemez.

Özgür iletişim hakkının erotik sitelerle bir alakası yok ama erotik siteleri engelleme niyetiyle kurulan sistemler diğer zararlı (!) iletişimi de devlet kontrolü altına alıyor. Sorun zaten bu. Bakın son dönemde görüyoruz. Bir ülke karıştığı zaman ilk internet bağlantısını kesiyorlar. Halkın internet iletişimini devam ettiriyor olması hükümdarların işine gelmiyor demek ki.

İnternet o kadar da başı boş değil. Dünya çapında her ülkede geçerli internet kuralları var. Bir site açıp uyuşturucu satamazsınız mesela veya elinizi kolunuzu sallaya sallaya kredi kartı dolandırıcıları forumu açamazsınız. Ülkemize özel internet yasaları icad etmeye çalışmaktansa dünyanın her yerinde geçerli kuralların uygulanmasını sağlamak yeterli olacaktır. Bunun dışında Türkiye internet kullanıcısına özel kural icad etmek halk üzerinde baskı kurmak dışında başka bir amaç taşımaz. Elbette ihtiyaç duyan kullanıcılara servis sağlayıcılar ek filtre hizmetleri sunabilir ama bunun dışında herkes için geçerli engelleme sistemleri uygulamak normal siteleri de etkileyen sonuçlar doğurur. Mesela ben yıllardır kendime ait blogumu doğru düzgün kullanamıyorum.

Dahası internet omurgamızın kalbine yerleştirilecek bu filtreleme sistemleri bize ait yerli veya açık kaynak teknolojiler değiller. Çok anlamam ama bu sistemlerin filtreleme dışında arka planda başka işler de yapmayacağının bir garantisi yok.

Evet belki sansürden bile önemli olan ikinci husus internet üzerinde anonim kalma hakkı. Yani internet üzerinde kimliğimizi gizleme hakkımız olması gerek. Kimlik gizleme hakkı olmadan düşünce söyleme hakkının olması hiç bir anlam ifade etmez. Geçmişte gördüğümüz gibi gazete yazarları bile düşüncelerini rahat aktarabilmek için rumuz kullanmışlardır. Bu konu şimdilik sansür kadar popüler değil ama duyduğumuz kadarıyla internette attığımız her adımın yıllarca kayıt altında tutulacağı bir sisteme geçmek için çalışmalar yapılıyor. İşte bu sansürden çok daha tehlikeli. Kayıtlar hangi sitelere girdiğimizi tutar ama bu kayıtlara bakarak niyetimizi yorumlayacak olan yine de bir insandır. İnternette dolaşma geçmişimiz, hakkımızda her türlü anlamda yanlış yorumlanabilecek şekilde değerlendirilebilir. Tabii bu kayıtların farklı amaçlarla değiştirilemeyeceğinin veya yanlış kişilerin eline geçmeyeceğinin bir garantisi de yok. Geçmişte yaşanmış tapu kadastro kayıtlarının arazi mafyasına satılması olayını hatırlayalım.

Tüm bunlara rağmen erotik siteler bahanesiyle sansür, suçluları takip etme bahanesiyle de kayıt altına alma sistemleri yavaş yavaş devreye sokuluyor. Bunlar "Yönetemediğini yasakla" zihniyetinin bir ürünü müdür yoksa wikileaks olayında hissettiğimiz gibi bu işlerin arkasında çok daha büyük küresel komplolar mı var bunu zaman içinde göreceğiz. Neyse içim şişti artık bu blogda sansür ile ilgili konularda yazmak istemiyorum... Umarım bu tür sevimsiz konular hızla gündemimizden çıkar.

Hiç yorum yok: