Pazartesi, Ekim 10, 2011

Programlama Sanatı

Temelleri yüzlerce yıl öncesine dayanan eğitim sistemimiz insanları belli şekilde düşünmeye ve hareket etmeye güdülemek üzerine kurulmuş bir sistem. Yıllar boyu verilen görevleri hiç sıkılmadan yapması gereken insanların yaratıcılıklarını öldürmek, bireysel yaşam tarzını benimsetmek ve itaatkar hayat tarzını kabul ettirmek gerekiyordu. Okul denilen eğitim ortamının sabah toplanmasından akşam dağılmasına kadar yaşanan tüm ritüelleri, çalan zil, teneffüs, tek sıra, sınıf sistemi, marş okuma, ödül, ceza sistemi, başarı tarifi gibi tüm yapısı dönemin fabrikaların çalışma şeklinden esinlenilmiş. Kapısından girdiğimizde yaratıcı, isyankar, sorgulayıcı kişilerken yıllar sonra aynı kapıdan tarif edilmeyen işi yapamayan, itaatkar, uyumlu bireyler olarak çıktık. Fabrikalara çalışan yetiştirmek için yüzlerce yıl önce kurulan sistem halen devam ediyor.

Bu beyin yıkama operasyonuna nispeten maruz kalmayan tek bir kesim var. Sanatçılar. Onlar bu sistemde eğitilmedikleri için bizlere göre daha sorgulayıcı, isyankar, yaratıcı kişilerdir. Onları izlememizin, sevmemizin, ilgiyle takip etmemizin nedeni aramızdaki bu fark. Onlar bizim yerimize konuşmak, yapamadıklarımızı yapmak için varlar.

Eğitim sisteminin yarattığı bozgunu fazla yaşamadıysa sanatçılardan da şanslı olan diğer bir kesim de programcılar. Her ne kadar programcılık bir mühendislik dalı gibi algılansa da programcılık işlevi gereği bir sanattır. Hem de hiç bir sanat dalının sahip olmadığı önemli bir avantaja sahiptir. İnteraktiftir. Sanatçıların gerek twitter, gerek facebook gibi ortamları kullanarak açmaya çalıştığı kanal bizim mesleğin doğasında vardır. Bizler eserlerimizi kullanan kişilerle direk iletişim kurarak geri bildirim toplama ve eserimizi geliştirme şansına sahibiz. Bizler de tıpkı sanatçılar gibi yaratıcı düşünmekte özgürüz. Hatta belki de sektörümüzün şu sıralar en çok ihtiyaç duyduğu şey analitik düşünceden ziyade yaratıcı düşünce modeli.

Eğitim sisteminin yarattığı bozgun üst düzeyde olan kişiler ürünlerden ziyade programlama dillerinden, teknolojiden, karman çorman şeylerden konuşurlar. Aslında onlar için programcılık dünyanın en sıkıcı şeyidir. Dünyada çeşitli sorunları çözmek için icad edilmiş birçok programlama dili var ama programlama dili değil o dili kullanarak üretilen eser önemli. En iyi fotoğraf makinesine sahip olmanız iyi fotoğraf çekmemizi, en iyi boya malzemelerine sahip olmanız iyi resim yapmamızı, en iyi programlama dilini bilmemiz de iyi programlar yazmamızı sağlamaz. Eserlerimiz ondan faydalanan kişilerin hayatlarını kolaylaştırmalı, işlerini daha hızlı, daha kolay, daha verimli yapabilmelerini sağlamalı. Kullandığımız dil insanların kullanmak isteyeceği programlar yapabilmemizi sağlamaz. Bunu sağlayan şey sahip olduğumuz yaratıcı düşünce, işimize duyduğumuz saygı ve insanlık için faydalı şeyler yapma isteğimizdir.

Yaptığımız işin bir sanat olduğunu bilmek, altına imzamızı attığımız işlerin insanlar için faydalı şeyler olması için çok çalışmak ve her sanatçının yapması gerektiği gibi kullanıcılar ile iyi iletişim kurarak onların mutlu olmasına çalışmak gerek.

Sanatçılar alkış için yaşarlar...

2 yorum:

Gökhan KAMA dedi ki...

Üstad bu vizyon da alkışlanır hani. Saygılar

Adsız dedi ki...

Tv nin başına geçip izletildiğimiz kişileri sanatçı demezsek nispeten haklısın.