Perşembe, Aralık 13, 2012

Sorun Programcıda (mı?)

Bu hafta iki yazı dikkatimi çekti.

Infomag yayıncılık BT müdürü Ahmet Usta Girişimci adaylarından saklanan 10 Gerçek başlıklı makalesinde " Programcıların büyük kısmı işi batıran kısımdır." demiş.

Bir pazarlama ve reklam ajansı kurucusu olan Deniz Utku ise Türk İnternet Sektörünün Kronik Sorunu başlıklı yazısında "Türkiye'de yatırımcıların da girişimcilerin de samimiyetlerine inanıyorum; zaten gelişmeyi engelleyen sorun (bottleneck) onlar değil. Türkiye'de yeterince fikir de var, sermaye de var. İhtiyacımız olan şey: "yapan insanlar" yani kendini iyi geliştirmiş yazılımcılar ve İnternet'ten anlayan karar vericiler." demiş.

Aslında bu yazıların temel konusu bu değil ama aralarda yazılımcı kesim "işi batıran" ve "gelişmeyi engelleyen sorun" olarak tanımlanmış.

Elbette her ülkede olduğu gibi Türkiye'de de kalitesiz yazılımcı vardır. Kalitesiz girişimciler de olabilir. Girişimciler "bu internet işinde iyi para var" diye düşünerek bu işe girişmiş olabilirler. Karşılarına yapabileceğinden çok daha fazlasını vaad eden programcılar, reklamcılar, pazarlamacılar, seo uzmanları, sosyal medya uzmanları ya da bilmemne uzmanı çıkabilir.

Bu nedenle girişimciler yola yanlış insanlarla çıkmış olabilirler ve sonuçta başarısızlık yaşanmış olabilir. Muhtemelen gelecekte de yine her ülkede olduğu gibi Türkiye'de de girişimlerin bir bölümü bu tür nedenlerle başarısız olacaktır. Sebebi ne olursa olsun ana fikir değişmez. İşi batıran da çıkaran da her zaman "girişimcidir".

Belki de bu nedenle "en başarılı" bilinen girişimlerin baş kurucuları içinde muhakkak işin altyapısına hakim teknik insanlar var. Oturup bizzat kod yazmayabilirler ama bu kişiler "doğru ekibi" kuracak ve "doğru ürünün üretilmesini" sağlayacak yapıyı tasarlayacak bilgi düzeyine sahipler. Doğal olarak bu düzeyde olmayan girişimcilerin bol reklam ve sermaye gücüyle klon projeler yapıp pastadan bir ısırık koparmayı ummak dışında bir seçeneği yok. Bu yöntem tıpkı şansa ve ne kadar para basıldığına dayalı bir kumar gibi. Tutabilir de tutmayabilir de...

Yıllardır bunu defalarca kez gördüm. "Programcılarda sorun olduğu" düşünülen işlerin "ortak noktası" patronların ve patronlara akıl öğretenlerin "yazılım üretimi" işinden anlamıyor olmaları. Bu yeni icad edilmiş bir fikir değil. Bırakın yazılım üretimini simitçi bile açacaksanız fırının karşısına geçip saatlerce simit yapmayı bileceksiniz. Yapmasanız da üretim tecrübeniz olacak. Bunun ne anlama geldiğini bilmeyen Haluk Okutur'un hayat hikayesini bir dinlesin.

Evet Türkiye pazarındaki boşluklardan istifade ederek bir köşe tutanlar ve çok güzel paralar kazananlar oldu. Ama artık bu devir geçti. Bu örneklere bakarak "internet işi tasarlayan" ya da "bu işten anladığını zanneden" fena yanılır. Sektörün bazı oyuncularının daha çok girişimcinin ve yatırımcının internet işlerine girmelerini istemelerini anlıyorum ama artık ideal girişimci profilini sağa sola kafa atıp sütün kaymağını sıyıran adamlar olarak lanse etmekten vazgeçmek gerek. Öyle bir propaganda yapıldı ki artık herkesin bir "köşe dönme" projesi var. Yazılım üretimi bilgisayarın başına programcı otutturup bol gaz vermek ötesinde bir iş. Dolayısıyla içinde "yazılım üretimi" geçen bir iş kurmak isteyenlerin bunu çok iyi hesap etmeleri gerek. En iyi programcılara sahip olunsa da yanlış kurgulanmış bir üretim süreci başarısız olacaktır ve bu kurguyu yapmak asla "programcının işi" değildir. Evet bu konulara önem veren ve yöneticileri bu noktada doğru yönlendirmek isteyen programcılar da var ama ben henüz "anlamayanlara anlatabilene" rastlamadım.

1 yorum:

efkan dedi ki...

Yine tecrübe ve gözlemlerinize dayalı muhteşem bir yazı paylaşmışınız.

İyi çalışmalar dilerim.