Perşembe, Şubat 07, 2013

Özgür?


Açık kaynak konusuda önemli katkıları olan değerli Hocalarımızdan Necdet Yücel'in blogunda Yakındoğu Üniversitesi Kütüphanesi Sistemi ile ilgili yazıyı okuyordum. Burada "Özgür Yazılım" ve "Sahipli Yazılım" ayrımı dikkatimi çekti. Açık kaynak bir proje geliştiriyor olmam nedeniye bir süredir ciddi ciddi neyin ne olduğu üzerine kafa yoruyorum. Kavramları yerli yerine oturtmaya çalıştıkça yeni sorular doğuyor. Sahipli yazılımlar, sahipsiz yazılımlar, kurumlar, destek olanlar, yöneticiler, özgürlük falan derken ipin ucunu bir noktada kaçırıyorum.

Bu yazıyı yazarken bir taraftan da 500 Startups networkünün canlı yayını takip ediyorum. Sayısız yeni proje demosu izledim ve bir yaratıcı fikir bombardımanına maruz kaldım. Neler var neler. İzlediğim projelerin tamamı internet projeleri. Muhtemelen bu projelerin ezici çoğunluğu Linux & Android temelli sistemler üzerinde çalışıyor ve muhtemelen yine büyük çoğunluğu açık kaynak diller ile geliştirilmişler. Yine sayısız açık kaynak altyapı çözümü , framework vesair kullanıldığı da malum...

Geleceğin dünyası açık kaynak altyapılar üzerinde yükselirken biz konunun neresindeyiz?

Bizde bu açık kaynak konuları ilk konuşulmaya başlandığında birileri "açık kaynak denmez özgür yazılım denir" dediler. Tartışıldı, tartışıldı ve bir kesim için açık kaynak ağza bile alınmaması gereken birşey oldu. Hem de daha memleketimizde yazılmış daha bir tane bile açık kaynak proje olmadığı halde.

Yıl 2013 halen "açık kaynağa açık kaynak" diyemiyoruz. Mesela rekabet kuruluna şikayet edilmişiz, onun heyecanlı ile elim ayağım titreyerek bir yazı yazmışım ve biri gelmiş yazının altına "ücretsiz yazılım ile özgür yazılım birbirine karışmış" diye yorum yapmış. Ooo yeah!! Ya kimin umurunda özgür yazılım? Ben rekabet kurulundaki raportöre "biz özgür yazılımız " diyorum. "Hiç farketmez" diyor :)

İşin başlarında developer camiası projemize "hıı iyiymiş" tepkisi vermiş olsa da SambaPOS bir Windows yazılımı olduğu için tek tük eleştiri de aldı. Tabii eleştirenler "Restorancılık Sektöründe herkes Linux kullanırken niye Windows için POS yazdınız" diye eleştirmiyor. "Windows Özgür Yazılım değil" diye eleştiriyor. Ooof of.

Gerek hocalarımızın, gerekse de bu konulara yıllar boyu emek vermiş dostlarımızın yaptığı büyük katkıları gözardı edemeyiz. Ancak ülkemizde konunun ne noktaya gelebildiği ortada.

End user açısından "Dandik olur, kullanamam" düşüncesi.
Developer açısından da "Kullanırım ama yazmam" düşüncesi.
İşte onca çabaya rağmen Türkiye'de geldiğimiz nokta budur.

İsteyen istediği gibi itiraz edebilir. İki yıldır aktif olarak çalışıyoruz ve benim gördüğüm şey budur. Son kullanıcı için açık kaynak yazılım geliştirip farklı şeyler tecrübe eden varsa gelsin anlatsın.

Bir taraftan restorancılık sektöründe ücretsiz program ile girmek hiç de akıllıca değil. Ortalama bir restorancı bir günlük cirosuna istediği sistemi kurduracak imkana sahip. Bir restoranda kullanılabilmek için tek bir seçeneğiniz var. Diğer programlardan daha iyi olacaksınız. SambaPOS'un yayılmaya devam etmesinin ve 15 dile çevrilmiş bir uluslar arası proje haline gelmiş olmasının nedeni budur.

Peki bu durumda Açık Kaynak konusundaki ısrarımız nedendir?

Çünkü SambaPOS gibi altyapı olarak kullanılabilecek açık kaynak projelerin sayısının artmasının ülkemiz yazılım sektörü açısından şart olduğuna inanıyoruz. Devletimiz yüzbin yüzbin dağıtıyor ama bizler uluslar arası projeler geliştirebilmek için en güzel yolun açık kaynak projeler geliştirmek olduğunu düşünüyoruz. Katma değeri yüksek projelerin Edirne'nin dışına çıkabilmesi için ihtiyaç duyulan yolu açık kaynak projelerin açabileceğini düşünüyoruz. Açık kaynak projelerin çevresinde gelişen kullanıcı topluluklarının gücünün doğru kullanılması durumunda milyonlarca dolarlık bütçelerden bile güçlü olabileceğini düşünüyoruz. Bilgi saklayarak yer tutma zihniyetinin yokolmasını istiyoruz. Her programcı her tür bilgiye sonuna kadar ulaşabilsin, daha mezun olmadan bile pazarda aktif olarak kullanılan projelere girip kendini yetiştirebilsin istiyoruz. Yetenekli gençlerimizin dev şirketlerin yazılım departmanlarında çürüyüp gitmek yerine kendilerini uluslar arası alanda gösterebilecekleri işlerde çalışma fırsatlarına sahip olabilmelerini istiyoruz. Artık ülkemizde dandik bir program yazıp reklam ve pazarlama yöntemleri ile kullanıcıları söğüşleyerek para kazanma zihniyetinin sona ermesini istiyoruz. Yeni yazılım mühendisliği tekniklerinin hızla benimsetilmesini ve yaygınlaştırılmasını istiyoruz.

Bunların tümünün Açık Kaynak ile yapılabileceğini ve bu çalışmaların çok daha büyük ve yüksek gelirli projelerin önünü açacağını düşünüyoruz.

Ülkemizde SambaPOS gibi daha yüzlerce proje başlatılması gerek. Ama özgür, ama değil ya da başka bir türlü. Sahipli yazılım, Özgür yazılım gibi kavramlar belli bir düşünce yapısını temsil eden şeyler. Özgür Yazılım dediğimiz şeyin ilgi çeken kısmı Sahipsiz olması değil.. Düşük maliyet de değil. Kimsenin maliyeti falan taktığı yok. İşte Fatih projesinde görüyoruz. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmiyor. 2013 dünyasında sadece "özgürlük, maliyet" gibi argümanlarla rekabet edemezsiniz. Rekabet edecekseniz tak diye kurulacak, şak diye açılacak, tıkır tıkır çalışacak. Eğer bu açıdan iyiyseniz düşük maliyet ve özgürlük anlamlıdır.

Bu nedenle Açık Kaynağı bir karşı devrim hareketi olarak değil sadece mevcut modele alternatif bir iş modeli olarak düşünmemiz gerek. Evet gayet ticari ve çok para kazanma amacı güderek konuşuyorum. Açık kaynak  projeler yüce gönülllü, hayırsever insanların çalıştığı projeler değil. Özgür mözgür, işte gelmiş geçmiş en başarılı açık kaynak proje olarak gösterilen Android gayet güzel milyon milyon para basıyor. Ticari hedefler olmadan hiç bir şekilde başarıya ulaşmak mümkün değil. Ancak bunu insanları aldatarak, hiç bir şekilde haklarını koruyamayacakları sözleşmeler imzalatarak yapmak zorunda değiliz. Bunu faydalı şeyler üreterek yapmak istiyoruz ve farklı yaptığımız şey bu.

Bu hedeflerimize doğrultusunda SambaPOS projesini bir vakıf projesine dönüştüreceğiz ve bu şekilde kurumsal bir kimlik kazanacağız. Sonrasında da tüm enerjimizi SambaPOS gibi daha çok sayıda projeler geliştirilmesine ön ayak olmak için kullanacağız. Evet bu işler için Vakıf kurmak kulağa acayip geliyor çünkü bizde "Kar Amacı Güden Vakıf " diye bir kültür yok. Her vakıf faaliyetlerini sürdürebilmek için tıpkı şirketler gibi "Kar Amacı Güder". Normal şirketlerden farkı "Karları Ortaklara Dağıtmaz. Gelirlerini devlet kurumlarının denetiminde kuruluş amacı doğrultusunda kullanır." Bu nedenle hemen her büyük açık kaynak projenin arkasında bir Vakıf oluşumu var. Mozilla, Eclipse, Linux Vakıfları en bilinenleri ama bu tür amaçlarla kurulmuş yüzlerce vakıf bulunmakta.

Elbette hayata geçirmek buraya yazmak gibi kolay değil. Daha düşünülmesi gereken çok nokta var ve bu çerçevede de her türlü fikre ve desteğe ihtiyacımız var. Bu yapılanma sürecinde bir danışma ekibi oluşturmak amacıyla "Açık Yazılım Platformu" adı altında bir platform oluşturuyoruz. Çalışmalarımızı takip etmek ve katkıda bulunmak isteyenler benimle emre@sambapos.com adresinden iletişime geçebilirler.

2 yorum:

efkan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
efkan dedi ki...

Bence de Özgür ya da Açık Kaynak Kodlu farketmez. Projenin neyi amaçladığı önemli.

Özellikle Öğrenciler ve Yeni Başlayanlar için bir paragraf açmak istiyorum.
Sanırım açık kaynak kodlu deyince aklımıza işimizi görüp sonra sildiğimiz toollar geliyor. Gerçekten işe yarar bir işletme yazılımı aklımıza getirmiyoruz. Bu bir tabu gibi aklımızın köşesine yerleşmiş. Bu zamanla SambaPOS gibi yazılımlar sayesinde son bulacak.

Bu işe yeni başlayan herhangi biri açısından bu teknolojileri öğrenmek, bu proje üzerinde deneyim kazanmak çok önemli olmalı. Çünkü Türkiyenin büyük bankaları da bu teknolojiler ile yazılım geliştirmekte. Ayrıca yaptığınız her işin internet üzerinde kaydı yer alıyor. Yani kağıt üzerinde kalmayacak, dünyanın heryerinden ulaşılabilecek bir iş tecrübesine sahip olacaklar. Özetle Amerikadaki bir işe dahi başvursanız adam isminizi arattığında yaptığınız işleri proje sayfasından görecek.

Bence projenizin büyük artıları var;

* Türkiyede Restoran sektöründeki tüm son kullanıcıların evinde kullandığı işletim sisteminde yazıyorsun.

* Bir çok üniversitenin eğitimini verdiği C# dilini kullanıyorsun. İsterse VB ile de yazabilir. Üstelik bunu üniversitelerde öğretilmeyen, iş hayatının vazgeçilmez geliştirme araçlarıyla yapıyorsun. ALM ile disipline bir iş çıkartıyorsun. Mutlak bir öğreti.

* Proje ikinci yaşının içinde. Dolayısıyla iki yıllık bir know-how ve piyasada kalıcılığı kanıtlanmış bir üründen söz ediyoruz.