Pazar, Haziran 09, 2013

Açık Kaynak Siyaset

Aslında siyaseti pek sevmem. Pek de beceremem zaten. Sebebi siyasi konulardan korkmam değil. Sebebi siyasetin sıkıcı olması. Tıpkı demode yöntemlerde demode programlar yazan demode yazılım şirketleri gibi siyaset de bir hayli demode. Taraftarlık demode zaten. Her şey ne kadar hızlı değişiyor, gelişiyor. İnsan değişip gelişemez mi? Geçmişte bir tarafı tuttuğun için hep aynı yerde durmak zorunda değilsin. Zaten artık Newton'un siyahlar ve beyazlardan oluşan dünyasında değil Einstein'ın gri tonlarından oluşan dünyasında yaşıyoruz. Taraftarlık pek de mümkün değil artık.

SambaPOS projesine başladığımdan beri konuşmalarımız "açık kaynak nedir" konusuna geldiği zaman hep dünyadaki değişimden ve bu değişimi göremeyişimizden bahsettim. İnsanların gelecekteki düşünce şekli, yaşam tarzı ve ihtiyaçları daha farklı şekillenecek dedim. "Üretim ve sunum yöntemleri bu yeni düzene uyumlu hale getirilmeli" diye savundum.

Sadece yazılımlar değil sağlık, restorancılık, eğitim, sanat ve son günlerde gördüğümüz gibi devlet yönetimi bile açık kaynak olmak zorunda. Açık kaynak bir felsefe. Bu felsefeye sahip programcı en kaliteli programı yazmaya çalışır, dandik programlara license-bomb yerleştirip kullanıcısını tufaya getirmez, bu felsefeye sahip restorancı kendi yemeyeceği yemeği müşterisine yedirmez, bu felsefeye sahip bir doktor üç kuruş için insanların aklını almaz, olmayan hastalıklardan şüphelenmez, bu felsefeye sahip eğitimci eğitimsiz insanların kafasını hiç işe yaramayacak bilgilerle doldurmaz, bu felsefeye sahip siyasetçi kameralar önünde konuşup kapalı kapılar arkasında tam tersini yapmaz.

Çünkü neden? Artık internet var. İnsanlar bireysel olarak eskisine göre çok daha büyük bir güce sahip. Kendi kendini eğitebiliyor, eğlendirebiliyor, küçük problemlerini başka insanlarla iletişim kurarak çözebiliyor, beğenmediği restorana eksi not verebiliyor veya hakkını arayabiliyor. Hele bir de bir araya geldiler mi program da yazabiliyorlar, ülkelerin yaşamlarını bile değiştirebiliyorlar.

Bu koşullar altında "üç kağıda" dayalı ekonomi, ticaret, din ve siyaset artık yürütülemez. Şu an yürüten varsa da artık son nesildir. Az zaman içinde yok olmaya mahkumdur.

Gelecekte modern insanın talepleri şu tür şeyler olacaktır.

Ne yediğimi bilmeliyim.
Gerektiğinde sağlığımı izleyebilmeli, doğru bilgi alabilmeliyim.
Kendi becerilerim doğrultusunda eğitim alabilmeliyim.
İstediğim dine mensup olup, inandığım şekilde ibadet edebilmeliyim.
İstediğim zaman hangi bankaya ne kadar borcum var, finansal durumum nedir şak diye görebilmeliyim.

Bu nedenle açık kaynak felsefesine sahip olmak zorundayız. Üretim süreçlerimiz açık, şeffaf ve izlenebilir olmak zorunda.


Tabii ülkemiz bu sürece nasıl geldi, nasıl gidiyor, nereye gidecek bunu bilmek zor. Kimilerimiz kendi hayat görüşüne göre olup biteni doğru ya da yanlış olarak değerlendirebilir. Fikirler yürütebilir, Ama mantık yine aynı. Doğru diyenin de yanlış diyenin de eğer niyeti başkaysa, samimi değilse, başka sebeplerle başka şeyler konuşuyorsa yani açık kaynak felsefesi taşımıyorsa yolu yol değildir. Artık bunları bir kenara koymak gerek. 

1 yorum:

Berat Bilgin dedi ki...

Kısacası, açık kaynak candır.