Perşembe, Aralık 12, 2013

Ustalaşmak

Bir 11.12.13 yazısı yazayım dedim ama sanırım ben yazıyı bitirene kadar saat 12'yi geçecek. Neyse niyet önemli. Belki bu yılın son yazısı olur bu da.

Habire abuk subuk şeylerle uğraşan bir çocuktum. Hatırladığım en eski arkadaşım da benim gibi garip işlerle uğraşırdı. Ders aralarında elimizdeki elektronik devre şemalarını inceler, kapı zili, hırsız alarmı gibi hobi deneylerini nasıl geliştirebileceğimizi konuşurduk. Enteresan tüm devreler ve tabii bilgisayarlar en trend konularımızdı. Elbette ders dışı konulara orta birde merak salmanın İngilizce derslerini kaçırmak ve dolayısıyla da Pakistanlı öğretmenlerin girdiği matematik, fen derslerinden hiç bir şey anlamamak gibi bir benefiti oldu. Her tembel öğrenci gibi Sosyal bölümüne gidince elektronik bölümünde okuma hayalleri de suya düştü. Halbuki zeki sayılırdım ama sanırım dışarı böyle bir intiba verememişim :)

Orta birde bile zihnen çemberin dışında olmak madden ve manen acı vermiş olsa da sevdiğim işlerin peşini bırakmayıp çok erken yaşta programcılık öğrenmem en büyük şansım oldu. Aslında biraz zor öğrenirim ama kolay peşini bırakmam. Günlerce hiç uyumadan bilgisayar başında oturmuşluğum vardır. Tabii millet bu kadar azimle uzay mekiği bile yapardı ama ben sadece kendimi aşmanın mücadelesini veriyordum. Çünkü eğlenebilmenin benim için daha iyi bir yolu yoktu.

Neredeyse bir aydır daha önce hiç yaşamadığım şeyler tecrübe ediyorum. Hiç duymadığım şeyler öğreniyor, hiç görmediğim şeyler görüyorum. Bunlar belki çoğu kişi için sıradan şeylerdir. Ama benim için farklı bir anlamı daha var. Enteresan bir şey fark ettim. Bir konuda ustalaşmak için bunu yüzlerce, binlerce kere tekrar etmek gerekiyormuş. Üç beş dakikalık işler için bile günler günler çalışmak şartmış. Sıradan olmayı kabullenmemek gerekirmiş.

Lise bittikten sonra bir resim ustasına çıraklık etmeye başlamıştım. Her gün ödev verirdi. Şu vidayı 250 kere çiz. Şu tırnak makasını 100 kere çiz.... Bitmeyen ve hiç bitmeyen bir zulümdü benim için :) Ben bir gün boyunca uğraşıp perfect vida çizmeyi seviyordum ya da öyle olması gerektiğini düşünüyordum.

Diğer taraftan yine o yıllarda bine yakın ufak tefek program yazdım. Yüzlerce küçük program. Her programcı bilgisayar başında sabahlar ama genellikle müthiş şeyler yapmaya çalışırlar. Ben farklı olarak basit ama bir işe yarayan küçük programlar yaptım. Neden yaptığımı bilmiyorum. Sanırım resim hocamın bunda etkisi var.

Bugüne döndüğümüzde hayranlıkla takip ettiğim insanların başarı sırrının bu basit yönteme dayandığını görmek benim açımdan şaşırtıcıydı. Tabii insanlar "yapmayı sevdiğiniz işlerle uğraşın" derken boşa konuşmuyorlar. Çünkü sevmediğiniz bir iş üzerinde bu kadar çok çalışarak ve tekrar yaparak ustalaşmak mümkün değil. Resim konusunda devam edemedim ama programcılığa devam ettim. Tabii halen önümde çok uzun bir yol var ama doğru yöne gittiğimden eminim. En güzeli günümüzde çok yaygın olan olan "her şeyi bilir" psikolojik rahatsızlığına hiç kapılmadan sürekli öğrenci kalmak ve tekrar etmeye, denemeye devam etmek en güzeli. Bu sayede gelinmesi imkansız görünen noktalar bile bir adım yakınınıza kadar gelebilir.

Tabii her yazımda olduğu gibi deyinmeden geçmeyim. Açık kaynak geliştirme programcılık öğrenmenin en güzel yolu.

Hiç yorum yok: