Salı, Temmuz 15, 2014

E-Tohum'a başvuracaklar için tüyolar

Mehmet E-15 zirvesinde SambaPOS'u anlatıyor
E-Tohum'un 2015 dönemi başvuruları başlamış. Bizim restoranlar için geliştirdiğimiz SambaPOS projesi 2014 döneminde E-15 içine seçilen ve E-Tohum'un desteklediği projelerden bir tanesi. Bizim hikayemiz de İnternet'ten yaptığımız başvuru ile başladı. O dönemde tecrübelerini paylaşan olup olmadığını çok araştırmıştım. Şimdi ben de bir şeyler yazayım istedim.

Öncelikle birkaç cümle ile E-Tohum nedir anlatayım. E-Tohum girişim hızlandırıcı bir ticari oluşum. Dünyadaki örnekleri arasında YCombinator ve 500 Startups gibi şirketleri sayabiliriz. E-Tohum her yıl aldığı başvurular arasından potansiyeli olan 40 girişim seçerek yaptığı etkinliklerde bu girişimlerin yatırımcı kitlesine ulaşmasını sağlıyor. Bunun yanında ücretsiz eğitimler veriliyor ve ihtiyaç duyan girişimler için çalışma yeri gibi imkanlar da sağlanıyor. E-Tohum seçtiği girişimler arasından bazılarına küçük bir miktar yatırım da yapabiliyor. Sonuç olarak E-Tohum'un başarısı yatırım yaptığı girişimlerin başarısına bağlı olduğu için bu girişimlerin gelişmesi ve değerlenmesi için elindeki tüm imkanları kullanıyor.

Benim bu deneyimden öğrendiğim kadarıyla en önemli şey projemizi doğru anlatabiliyor olmak. Müthiş bir proje bile sadece doğru anlatılmadığı için gözden kaçabilir. Elbette onca emek verdiğimiz projemizi diğer projelerden ayıran üstün özellikleri detaylı bir şekilde anlatmak istiyoruz. Mesela SambaPOS'u rakiplerinden ayıran yüzlerce güzel özellik var ancak hepsini nasıl anlatabiliriz? Anlatamayız. Anlatsak bile okuyan kişiler restorancı değiller. Anlamazlar. Bu nedenle projenin parlak bir proje olup olmadığını herkesin anlayabileceği şekilde ortak bir dil kullanarak anlatmamız lazım.

Mesela;

"SambaPOS kural eylem altyapısı üzerinde çalışan bir otomasyon sistemine sahiptir ve restorancılar bu özelliği çok beğenmektedir" desem? Size bir anlam ifade ediyor mu? Etmiyor... Peki "SambaPOS maliyet hesabını dönemsel ağırlıklı yürüyen ortalama ile hesaplayan dünyadaki tek programdır." desem? Sanırım ilginizi çekemem...

Bunun yerine;

"SambaPOS 10 restoranda aktif olarak kullanılmaktadır." desem? Evet 10 restoran kullandığına göre işe yarar bir proje olabilir diye fikir yürütebilirsiniz. Ya da "5 restoran mevcut kullandığı programı silerek SambaPOS kullanmaya başladı" desem? Hmm.. ilginç olabilir.

Kullanıcı sayılarımız, ziyaretçilerimiz, günlük yapılan işlemlerin sayısı, download sayısı ve bunların analizinden yola çıkarak oluşturduğumuz veriler projenin ilgi çekici olup olmadığının ilk sinyalini verecektir. Projeniz henüz fikir aşamasında olsa da yine fikir vermek adına bazı anketler yapabilirsiniz, tek sayfalık bir site açıp reklam vererek kaç ziyaretçi geldiğini ölçebilirsiniz. Sonuçlar muazzam olmasa da bu konuda çalıştığınızı göstermek şansınızı çok arttıracaktır.

İkinci önemli veri hedeflediğimiz pazar. Mesela alacağımız yatırımı daha çok restoranın SambaPOS kullanması için harcamak istiyoruz. Peki ne kadar çok? 1.000'mi? 10.000'mi? 100.000 mi? yoksa milyon mu? Henüz işin başındayız. Sadece 10 restoran SambaPOS kullanıyor. Peki bu sayı kaç olur? Bununla ilgili fikri hedeflediğimiz pazarın büyüklüğü verir. Restoranlara yönelik bir iş yapıyorsanız kaç restoranın sizin projenizi kullanabileceği, ya da bebek ürünleri satacaksanız Türkiye'de her yıl kaç TL'nin bu amaçla harcandığını araştırabiliriz.

Üçüncü önemli veri rakiplerimiz. Hiç rakip yoksa bu kötü sinyal. Elbette hiç keşfedilmemiş bir pazar keşfetmiş de olabiliriz ancak eğer durum buysa bunu çok iyi anlatmak gerekir. Eğer rakibimiz çoksa bu popüler bir alanda çalıştığımızı göstereceği için iyi bir sinyal ancak bu kadar rakip arasından nasıl sıyrılacağımız hakkında da bir planımız olması gerek. Bu soruları boş bırakmanız ya da baştan savma geçmeniz şansınızı azaltabilir.

Dördüncü veri para kazanma yöntemimiz. Yani gelir modeli. Kim, hangi hizmet için kaç lira ödeyecek bunu ortaya koymalıyız. Muhtemelen e-tohum eğitimlerinden geçerken bunu defalarca kez değiştireceksiniz ancak en azından bu konuda çalışmış olduğunuzu gösterin. Hele bir de 5-10 liralık bir iki satış yapmış bile olsanız bunu mutlaka belirtin. Çok şey fark ettirir.

Beşinci ve son veri ise ekibimiz. Bahsettiğimiz işi yapabilecek kapasitede miyiz bunu da anlatmamız gerekir. Eğer bir süredir aktif kullanılan bir projeniz varsa bu zaten işi yapabildiğinizi göstereceği için genel şeyler dışında detaya girmeseniz de olur ancak özellikle fikir aşamasındaysanız ekibin sahip olduğu özellikler ve konuya hakimiyet çok önemlidir. Mesela bir restoranın mutfağında işler nasıl yürür bilmeden SambaPOS gibi bir proje geliştiremezdik. Çözüm ürettiğiniz konuya hakim olduğunuzu gösterin.

Başvurumuz sürecin ilk adımı. Amacımız ikinci adıma geçmek yani yüz yüze görüşmeye çağrılmak. Kullanıcılarımız, pazar, rakipler, gelir modeli ve ekip ile ilgili vereceğimiz bilgiler projemizin ilgi çekici olup olmadığını basitçe ortaya koyacaktır. Hatta bu bilgileri veriyor olmanız dersinize çalıştığınızı göstereceği için çok müthiş bir fikriniz olmasa bile iyi bir girişimci zihniyetine sahip olduğunuzu ortaya koyar. İyi girişimci iyi projeden çok daha önemli. Bu bile sizi bir çok başvurunun arasından ön plana taşıyabilir. Projenizin özellikleri kadar bu konuları da anlatmaya özen göstermenizi öneririm.


2015 girişimlerinin açıklanacağı e-tohum zirvesinde görüşmek dileklerimle.

Perşembe, Nisan 10, 2014

Acil Şifrelerin değiştirilmesi gereken siteler

Kaynak: Mashable

10.4.2014

OpenSSL şifreleme teknolojisinde Heartbleed bug adı verilen bir problem nedeniyle İnternet tarihinin en büyük güvenlik açığı ile karşı karşıyayız. Çoğu web sitesi problemi gidermiş ancak ne olur ne olmaz diye aşağıda listeleyeceğim sitelerdeki şifrelerinizin değiştirilmesi gerekiyor.

Facebook, Tumblr, Twitter, Google, Yahoo, Gmail, Yahoo Mail, AWS, Intuit, Dropbox, LastPass, OKCpuid, Soundcloud, Wunderlist, IFFFT, Eventbrite, Flickr

Ayrıca OpenSSL kullanan web sitelerinin de konuyu incelemelerinde fayda var.

Şu listede de problemli siteler bulunmakta. https://gist.github.com/dberkholz/10169691 . İçinde forex, idda siteleri gibi siteler bulunuyor. Takip etmekte fayda var.

Çarşamba, Nisan 02, 2014

Yerel Seçimin Ardından

Gezi olayları sırasında "Kaleler değil Kalpler fethetmek gerek" demiştim. Helal olsun Mansur Yavaş'a. Kalpleri fethettiği için başkan olsa da olmasa da seçimin kazananlarından biri oldu. Bununla da kalmadı gençlerin aklına #OccupyCHP fikrini soktu. Güzel gelişmedir. Ancak her zaman olduğu gibi temelsiz, desteksiz, dayanaksız, projesiz her tür girişim yok olmaya mahkum. Altını doldurmak gerek. Dünya hızla değişiyor. Anadolu kültürünün doğasına uygun yeni bir yaşam tarzı dizayn etmek gerekiyor. Düşünce özgürlüğü, eşitlik vb fikirler şüphesiz çok güzel ama esareti ve ayrımcılığı yaratan şeyin sebebi yaşam tarzımızdan başka bir şey değil. Atıyorum Sağlıklı beslenme özgürlüğü olmayan bir dünyada düşünceler özgür olamaz. Mecburiyetler ön plana çıkar. Kapitalist sistem gereği özgürlük dediğimizde akla gelen ne varsa tamamı sanki parayla çözülürmüş gibi görünüyor ama trilyarder olsanız da yediğiniz tavuk hormonlu, tükettiğiniz besinler GDO'lu. Zrilyarder olsanız da elektrik, su, ulaşım gridlerinin size dayattığı yaşam koşullarının dışına çıkamazsınız. Asıl esaret bu. Amaan BMW'ye binerken yemişim özgür düşüncesini diyerek motive olabiliyoruz belki ama sağlık böyle birşey değil. Bizleri belli bir şablona uygun olarak yaşamaya, tüketmeye ve ölürken bile milyarlar harcatmaya zorlayan bu sistem içinde özgür düşünce ninnisiyle uykulara dalmamak gerek. İnsan doğanın bir parçası. Doğadan kopmadan yaşama, sağlıklı barınma ve çalışma koşullarını yeniden tanımlamak ve yeni bir yaşam dizayn edilmeli. Çekirdek aile, 3+1 ev, kübik ofis, okul, fabrika, otoyol vb gibi yaşam tarzımızı şekillendiren ne varsa hepsinin üzerinde yeniden düşünmek, yeni fikirlerle yola çıkmak gerek. Ultra ileri teknolojiye, enerji bağımsızlığına ve doğa uyumuna dayalı yeni bir yaşam tarzı insanları "mecburiyete" sevk eden tüm prangalarından kurtaracak ve işte o zaman "düşünce özgürlüğünden" bahsedeceğiz.

Tabii kolay değil. Aydın kişilerimiz 18.yy aydınlanmasının bir tık üzerine çıkabilirlerse çok iyi olacak. Yani hayret ediyorum koskoca adamların konuştukları, savundukları şeylere. Örneğin anadilde eğitimi savunmayalım artık. Bu işleri 100 yıl önce falan çözecektik geç kaldık. Bundan sonra kişiye özel içerikli eğitimi savunalım mesela. Buna kafa yoralım.

Pazar, Ocak 26, 2014

SambaPOS ve ETohum

E-Tohum 2014 girişimleri içinde SambaPOS projesi de yer alıyor. Tabii bu projemiz için çok önemli bir gelişme. Bu konuda birkaç not ekleyim belki gelecekte birilerinin işine yarar.

Etohum süreci nasıl başladı?

SambaPOS gibi ücretsiz yayınladığımız bir projeyi ayakta tutmak kolay bir iş değil. Sonuçta projeden bir gelir elde edilmesi gerekiyor ki hayat devam edebilsin.

SambaPOS projesini gelir üretebilen bir proje haline getirebilmemiz için planımız projeyi çok hızlı bir şekilde yaygınlaştırmak ve SambaPOS'a ek özellikler ekleyen çeşitli ürünlerin satışını yapmak.

Bu aslında tıpkı Apple Appstore ya da Google Play gibi çalışıyor. Restoranlar için sipariş, rezervasyon ya da promosyon gibi konularda çözümler üreten tonla firma var. Tamamının ortak problemi içeride çalışan sistem ile entegre çalışabilmek. Restoranlar için bu tür servisler çok çok büyük bir ihtiyaç ancak bu servisleri verimli bir şekilde kullanabilmek şu an en pahalı programları kullanan restoranlar için bile bir hayal. Kullanılan her servis restoranda işleyen sürece ek adımlar ekliyor ve bu çalışma düzenini olumsuz etkiliyor. Buna seamless integration diyorum. Yani bunu öyle bir şekilde yapmak lazım ki restorancı bu servislerin arka planda şakır şakır çalıştığının farkında bile olmasın. Sipariş sistemi rezervasyon sistemi ile beraber çalışabilsin. Loyalty sisteminden kazanılan puanlar online siparişte kullanılabilsin. SambaPOS altyapısı bunu sağlayabilmek için tasarlandı.

Tabii kafayı dünya çapında bir proje geliştirmeye takıp bunu tek başınıza başarabilmeniz çok zor. Böyle önemli bir operasyonu kurabilecek parasal kaynağı bulabilmenin zor olması dışında tecrübe eksiklikleri de önemli bir etken. Kabul edelim business konularında development konularında olduğu kadar iyi değiliz. Ancak başarılı bir iş yapıyorsanız dünyanın her yerinden iş ortaklıkları kurmak isteyen ve çeşitli tekliflerle kapınızı çalan kişiler geliyor. Sizin de dünyanın her yerinden firmaların kapısını çalmanız ve iş ortaklıkları kurmanız gerek. Bunlar tecrübe isteyen işler. Yatırımcı ortaklarla birlikte sağlam bir şirket kurmak yanında projenize inanan kişilerin bulunduğu bir advisor board oluşturmak da çok kritik öneme sahip.

Evet belki hiç yatırım almadan da projeyi bir noktaya getirebilirdik ancak hedefimiz tüm dünya çapında yaygınlaşmak. Evet zaten yaygınlaşıyoruz ama bunu iyi yönetebilmek gerekiyor. Bu amaca uygun operasyonu kurmak için de doğru kişilere ulaşabilmemiz gerekiyor. Bunun için Türkiye'de ETohum'dan daha iyi bir alternatif düşünemezdik. Gittik projemizi anlattık. Bizim için süreç böyle başladı.

Neler oldu?

Daha eğitimler başladığı ilk andan itibaren fark ettik ki henüz yaptığımız işi anlatabilecek durumda bile değilmişiz :) Evet bir yarım saat verseler uzun uzun anlatabiliyoruz da mesele bunu 2,5 dakika içinde yapmak. Neden bu kadar kısa sürede anlatmak önemli? Çünkü bu kadar süre ne yaptığınızı anlatmak için yeterli. Eğer bu kadar sürede anlatamıyorsanız bu önemli bir sorun. Çok detaya girmeyeceğim çünkü biliyorum bunu istesem de anlatamayacağım. Hani en kısa kod en mükemmel koddur ya böyle bir şey. Bunların neden önemli olduğunu anlayabilmek için ETohum sürecine dahil olmak gerek. Ancak şunu söyleyim projesini böyle kısaca anlatmaya çalışırken etraflıca düşünüp sonuçta projenin iyi bir proje olmadığını fark ederek kendiliğinden ayrılanlar oldu. Bu çok ilginçti.

Bizim ilk sunumumuz rezaletti. Sonraki daha iyi oldu. SambaPOS topluluğunun desteğini de alarak işi biraz daha ilgi çekici bir hale getirmeye çalıştık. Bu arada üç yıldır geliştirdiğimiz proje ile ilgili şaşırtıcı bir şekilde henüz farkında olmadığımız bir çok şeyin de farkına vardık. Bunda ETohum mentorlarının katkısı çok büyük. Elbette oturup düşündüğünüzde akıl edemeyeceğiniz hiç bir şey söylemiyorlar aslında ama süreç içinde size öyle bir ayna tutuluyor ki eksiklikleri hemen görüyorsunuz. Nelere öncelik vermeniz gerektiği hakkında çok iyi fikirler yakalıyorsunuz. Beni şaşırtan şey mentorlarımızın bizim projemizi bize bizden daha iyi anlatabilmemeleri oldu. Biz hep anlaşılamadığımızdan şikayet ederdik. Gördük ki meğer anlatamıyormuşuz. Bizzat gördük çok da güzel anlatılabiliyor ama çalışmak, çalışmak... gerek :)

Eğitimler tamamlandıktan sonra yatırımcı sunumlarının tarihi geldi çattı. Burada da fazla detaya girmeyeceğim. Bu heyecanı her girişimcinin yaşaması gerek. Tasarladığımız gibi bir sunum yapıp yapamadığımızdan pek emin değilim ancak o atmosferi yaşamak güzeldi. Tıpkı evlilik ya da askerlik gibi. Duyduklarınız ve okuduklarınız neticesinde kafanızda canlanan şeyle aslında gerçekleşen şey arasında çok büyük bir fark var. Maksat yaptıklarınızın ve yapmak istediklerinizin doğru bir şekilde anlaşılmasını sağlamak. Bunun dışında bence ekstra odaklanmak gereken bir şey yok.

Neler olacak? 

Şubat ayındaki Startup Turkey etkinliğinde SambaPOS'u anlatacağız ve projemize katkısı olabileceğine inandığımız kişileri projemize dahil olmaları için ikna edeceğiz. Bu projeyi daha iyi yerlere getirmemiz için emek veren herkesin sorumluluğunu da üzerimizde hissederek çok çalışacağız. Kayseri'de, Bodrum'da, Eskişehir'de, Mersin'de, Avustralya'da, İtalya'da, ABD'de, Arjantin'de ve daha sayamayacağım bir çok yerde gönülden destek olan herkesin yapmamızı istedikleri şeyi başaracağız. Gece gündüz düşündüğümüz şey sadece bu...