Pazartesi, Şubat 23, 2015

Deli sorulara cevaplar

Serkan son yazsında süper sorular sormuş. Tabii bu soruların meraktan çok bizleri konuyla ilgili düşündürtmek amacı taşıdığını anlamak gerek. Konunun uzmanlarının muhakkak derin fikirleri vardır ama bir Türk girişimcisi olarak ben de fikirlerimi paylaşabilirim diye düşündüm. Ama önce şuradan soruları okumakta fayda var.

1. Türk girişimi diyince ne anlamamız gerekiyor ?

Tabii girişimin milliyeti olmaz. Önce Türk kelimesinden bir ırk anlaşılmamalı. Her girişim bazı temeller üzerine kurulur. Burada girişimin bulunduğu ülke önemli bir unsur çünkü girişim bulunduğu ekosistemin kaynaklarını olumlu yönde kullanarak bir değer yaratır. Yine yarattığı değer, iş gücü ve ödediği vergiler ile ekosistem kaynaklarını geliştirir. Dolayısıyla Türk girişimi deyince bunu ülke ekonomisine katkısı açısından değerlendirmek gerek. Bir ABD'li Türkiye'de şirket kurup vergisini burada ödüyorsa Türk girişimi sayılabilir. Dolayısıyla bir Türk'ün ABD'de şirket kurması ve ABD'de vergi ödemesi girişimcisi Türk olsa bile girişim ABD girişimidir.

2. Türk girişimi vadiye gitti ve başarılı oldu, ideal olan bu mu ?

Tabii olumlu yönleri var ancak sonuçta başarısı vadinin ekosistemine bir değer kattığı için ideal diyemeyiz. Hele ABD'den Türkiye'ye satış yapılıyor olması ve vergisinin ABD'de ödenmesi daha vahim bir durum. Açıkçası defalarca kez vadiye gitme konusunu düşündüm. Fırsatlar da oldu.
Normalde Türkiye'de doğup büyüyen bir kişinin mantıken bu çok zor kararı verip vadiye gitmemesi gerekir ancak vize, dil, kültür vb gibi büyük zorlukları da göze alarak gitmeyi düşünüyorsa bunun nedenlerini de iyi irdelemek gerek.

3. Yabancı girişimlerin yazılım evi olmak, onlara teknoparklarda yer vermek, devlet teşviklerinden yararlandırmak ne kadar doğru ?

Şöyle sevimsiz bir durum var. Bu ülkenin kaynaklarını ve iş gücünü kullanarak üretim yapıyorsun. Ürünler yurt dışına çıkıyor ve markalanarak yüksek fiyatlar ile Türkiye'de satışa sunuluyor. Memleketin kaynaklarını çok olumsuz yönde kullanmaktır bu. Tabii elinizde değer yaratmakla ilgili hiç bir imkan yoksa bu hiç yoktan iyi gibi görünebilir. Adamların teknolojisini öğreniyoruz, bilgi aktarımı oluyor vs. şeklinde kendimizi avutabiliriz. Bunun olumlu sonuç vermesi için Çin olmak gerek. Yani bunun uzun vadeli bir ülke politikası olması ve bir stratejiye dayalı ilerlemesi gerek.

4. Örnek almamız gereken model vadi mi yoksa Finlandiya mı ?

Bu kıyafet bu bedene nasıl oturur? Mesela İsrail hangi modeli örnek alıyor? Belki de kendi kültüründen ve gerçeklerinden yola çıkan bir modelin kendiliğinden oluşmasını sağlamak gerek. Aslında bir girişimi şekillendiren en büyük unsurlardan biri yatırımcı, müşteri / tüketici kitlesinin kültürü, iş yapma şekli. Bunu göz ardı etmemek gerek. Vadi restoranına iş yapmak başka, Florida restoranına iş yapmak başka, Eminönü restoranına iş yapmak bambaşka.

5. Türk bir girişimi yabancı bir girişim satın aldı, bu iyi bir şey mi ?

İyi değil. Burada yine ekosistemin kaynaklarının beslenmesi durumu söz konusu. Evet zorlarsak kısa vadede bir olumlu nokta bulabiliriz ama A şirketi tam ekosistem için değer üretecek noktaya geldiğinde yabancı bir girişime satıldığında pazarın ürettiği uzun vadeli kaynak direk olarak yurt dışına gitmiş oluyor. Yani uzun vadede üretilecek atıyorum 10x kaynağı 1x'e satmak gibi bir durum. Yine zorlarsak avunulacak noktalar bulabiliriz. 

SambaPOS projesi 4. yılına girdi. Aslında bu girişim gereğinden çok daha fazla kötü deneyim yaşadı. Defalarca kez "lanet olsun çekip gitmek lazım" desek de sonuçta kılcal damarlarımıza kadar bu ülkeye bağlıyız. Sanırım bizim en büyük hatamız vadide olmadan vadideymişiz gibi düşünmek oldu. Her geçen yıl biraz daha şekilleniyoruz, biraz daha "Türk" oluyoruz. Evet müşterimiz, personelimiz, yatırımcılarımız xxx değiller, yyy yapmıyorlar, zzz olması gerek. Ama böyle. SF'da yaşayan bir kişiyle Türkiye'de yaşayan bir kişinin bakış açısının aynı olması imkansız. Bu nedenle yatırımcı Türk yatırımcısı, müşteri Türk müşterisi, girişimci de Türk girişimcisi gibi hareket etmeli. Vadide olmadan vadi girişimi, müşterisi ya da yatırımcısı gibi görünmek seksi olsa da ekosisteme büyük zarar veriyor. Böyle yapacağız derken çok vakit kaybediyoruz ve yanlış yönleniyoruz. Bizim için aslında çok değerli olan şeyleri göz ardı ediyor, hiç değersiz şeylere olduğundan fazla önem veriyoruz. Öncelikle Türkiye'de olduğumuzu kabullenmemiz, vadi kanunlarının vadide geçerli olduğunu anlamamız ve en önemlisi empati kurmamız şart. Ama öncelikle özellikle yeni nesil girişimcilerin daha iyi iletişim kurabilmelerini ve tecrübelerini sağlıklı bir şekilde paylaşabilmelerinin bir yolunu bulmak gerek. Bu sayede referans noktası olarak vadi'yi değil kendi deneyimimizi referans noktası alabiliriz.

Hiç yorum yok: