<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743</id><updated>2012-02-13T00:46:53.985+02:00</updated><category term='Turizm'/><category term='facebook'/><category term='Nesne Yönelimli Programlama'/><category term='Diğer'/><category term='Teknoloji'/><category term='Dijital Fotoğraf Makinesi'/><category term='Kitap'/><category term='SQL'/><category term='Finans'/><category term='Veritabanı'/><category term='.Net'/><category term='UML'/><category term='Satış Teknikleri'/><category term='Risk Yönetimi'/><category term='Sosyal Ağ'/><category term='Cep Telefonu'/><category term='Sinop'/><category term='Photoshop'/><category term='Açık Kaynak'/><category term='Karadeniz'/><category term='Panasonic'/><category term='Otel'/><category term='Fotoğraf Teknikleri'/><category term='İş Hayatı'/><category term='Toplum Mühendisliği'/><category term='Bodrum Otelleri'/><category term='Canon'/><category term='Borsa'/><category term='Delphi'/><category term='facebook hack'/><category term='Pazarlama'/><category term='gizli facebook resimleri'/><category term='Ürün Testleri'/><category term='mercurial'/><category term='Yöneylem'/><category term='Programlama'/><category term='Excel'/><title type='text'>EMRE EREN.COM</title><subtitle type='html'>BİLDİĞİM, GÖRDÜĞÜM HERŞEY...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>70</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-8352628006861051394</id><published>2011-12-21T00:20:00.001+02:00</published><updated>2011-12-21T03:00:53.565+02:00</updated><title type='text'>SambaPOS Projesinde Son Durum</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-EpdTrZZSXro/TvELEvcGhjI/AAAAAAAACGU/Xlm7WfikwYI/s1600/220f2a1d1d7d1bef7cab84e6c51ac3d0.media.600x541.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://1.bp.blogspot.com/-EpdTrZZSXro/TvELEvcGhjI/AAAAAAAACGU/Xlm7WfikwYI/s200/220f2a1d1d7d1bef7cab84e6c51ac3d0.media.600x541.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.sambapos.com/"&gt;SambaPOS&lt;/a&gt;, Mart 2011 tarihinde ilk duyurduğumuzda restoranlar için geliştirilen ve sadece adisyon kaydı ve ödeme alabilen basit bir programdı. Çok fazla özelliklere sahip olmamasına rağmen geliştirdiğimiz özgün çözümler nedeniye kullanımı o kadar pratikti ki açık kaynak olmasının da etkisiyle kısa süre içinde dikkat çekerek yaygınlaşmaya başladı. 9 aylık serüvenimiz süresince müthiş deneyimler kazandık. SambaPOS ile hayata geçirdiğimiz birçok yenilik sektördeki ilk örneklerdi ve uygulama yaptığımız restoranlarda büyük beğeni topladı. Projemizi daha da yaygınlaştırabilmemiz için programın her tür restoran ve benzeri işletmenin çalışma koşullarına uyarlanabilmesi gerektiğinin bilincindeydik.&amp;nbsp;Yazdırma görevleri, adisyon etiketleme, kurallar, eylemler, tetikleyiciler gibi özellikler geliştirerek programın işletmenin ihtiyacına göre uyarlanabilmesi ve çeşitli işlemlerin otomatikleştirilmesi konusunda önemli gelişmeler kaydettik. Paket servis, açık hesap takibi, kasa, stok takip sistemi, dönemsel ağırlıklı maliyet hesaplama sistemi, el terminali ve tablet PC ile çalışma, mesaj sunucusu ile istemci entegrasyonu, caller-id, nakit kasası, yazar kasa, müşteri bilgi ekranı gibi donanımlarla entegrasyon gibi özelliklerimiz SambaPOS projesinin popülerlik kazanmasına en çok etki eden faktörlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-62bUC0F2eHI/TvERbkkhMRI/AAAAAAAACGc/GOVbUM1Ne8M/s1600/389201_215422408526121_142820085786354_521618_578012609_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://3.bp.blogspot.com/-62bUC0F2eHI/TvERbkkhMRI/AAAAAAAACGc/GOVbUM1Ne8M/s200/389201_215422408526121_142820085786354_521618_578012609_n.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;Bu arada projeyi çok dille çalışabilir hale de getirdik. Geçtiğimiz 3 ay içinde SambaPOS Türkçe ve İngilizce dillerinin yanı sıra Portekizce, Rusça, Çekçe, Almanca ve İspanyolca dillerine de çevrildi. Bu çeviriler bizzat kullanıcılar yani restoran sektörü içindeki kişiler tarafından yapıldığı için ülkelerin restorancılık diline uyumlu idi ve bu nedenle bu ülkelerde de hızla yaygınlaşmaya başladı. Kısa sürede hem Türkiye'de çok değerli işletmelere hem de dünyanın birçok ülkesinden binlerce kişiye ulaştık ve artan ivmeyle tüm dünyada yaygınlaşmaya devam ediyoruz. &lt;a href="http://facebook.com/sambapos"&gt;http://facebook.com/sambapos&lt;/a&gt; adresinden SambaPOS'un nerelerde kullanıldığını öğrenebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim planımıza göre SambaPOS projesi üç temel aşamadan oluşuyor. (1) Bilgi toplama ve günlük raporlamalar, (2) analiz ve değerlendirme, (3) entegrasyon ve otomasyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SambaPOS projesinde birinci aşamada istediğimiz noktaya geldik. Bir restoranda gerekli her tür veriyi toplayabilmek ile ilgili oldukça iyi yol kat ettik. Bir restoranda A dan Z ye tüm operasyon SambaPOS desteğiyle muntazam bir şekilde işletilebiliyor. Artık ikinci ve üçüncü aşamaları beraber yürüterek topladığımız veri üzerinden iş zekası analizleri gerçekleştirme ve online servisler ile entagrasyon konularına ağırlık vereceğiz. Şu an gerekli altyapı hazırlıkları üzerinde çalışmaktayız. Çalışmalarımızı takip etmek veya katılım sağlamak isteyenler&amp;nbsp;&lt;a href="https://github.com/emreeren/SambaPOS-3"&gt;https://github.com/emreeren/SambaPOS-3&lt;/a&gt;&amp;nbsp;adresinden projemizi ziyaret edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Ysx1F-1vUVg/TvES33vuQGI/AAAAAAAACG0/kC2S310637E/s1600/392732_230625470339148_142820085786354_562056_1655131477_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="133" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ysx1F-1vUVg/TvES33vuQGI/AAAAAAAACG0/kC2S310637E/s200/392732_230625470339148_142820085786354_562056_1655131477_n.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;SambaPOS projesine başlarken hedefimiz tüm konuk ağırlama sektörüne yani restoran, cafe, bar, otel, klüp gibi her tür işletmeye hitap edecek bir çözüm geliştirmekti. 3. SambaPOS sürümü geliştirilmesi sürecinde restoran dışındaki işletmelerin de ihtiyaçlarına yönelik tasarımlar yapmaktayız. Yeni SambaPOS sürümü ile dışarıdan yüklenen ve basit bir arabirim üzerinden çalışan küçük yazılım modülleri ile programın çalışma şeklinde değişiklikler yapabilmek mümkün olabilecek. Kullanıcılar SambaPOS programını indirecekleri eklentiler ile ihtiyaçlarına uygun şekilde genişletebilecek veya bağlanacakları entegre online servisler ile değerli hizmetlere erişim sağlayabilecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sadece 9 ay önce SambaPOS bir hayalden ibaretti. Bakalım 9 ay sonra neler hayal ediyor olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.sambapos.com/"&gt;www.sambapos.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-8352628006861051394?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/8352628006861051394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=8352628006861051394' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8352628006861051394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8352628006861051394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/12/sambapos-projesinde-son-durum.html' title='SambaPOS Projesinde Son Durum'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-EpdTrZZSXro/TvELEvcGhjI/AAAAAAAACGU/Xlm7WfikwYI/s72-c/220f2a1d1d7d1bef7cab84e6c51ac3d0.media.600x541.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7777723178447257494</id><published>2011-10-26T01:08:00.001+03:00</published><updated>2011-10-26T01:44:42.837+03:00</updated><title type='text'>Felaketler aynadır yüzümüze tutulan</title><content type='html'>&lt;div class="" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/--CpLyBAGRrk/Tqc7yhaKxCI/AAAAAAAAB8M/HP_JXsVf-Ng/s1600/dayan%25C4%25B1%25C5%259Fma.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="145" src="http://3.bp.blogspot.com/--CpLyBAGRrk/Tqc7yhaKxCI/AAAAAAAAB8M/HP_JXsVf-Ng/s200/dayan%25C4%25B1%25C5%259Fma.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;Türkiye'de her&amp;nbsp;gerektiğinde Kurtuluş Savaşı ruhu canlanır, halk dayanışma içine girer ve kalan son ekmeğine kadar bölüşür. Ancak ayna gösteriyor ki günümüzün Güçlü Türkiye'sinin örgütleyen, koordine eden, organize eden bir beyni yok malesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün İstanbul'da da belki Van'da olandan daha büyük bir deprem olacak. Eğer o depreme yakalanırsak bina üzerimize çöksün de ölelim diye dua etmek gerek. Anlaşılan o günlerde en büyük felaketi hayatta kalanlar yaşayacaklar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7777723178447257494?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7777723178447257494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7777723178447257494' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7777723178447257494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7777723178447257494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/10/felaketler-aynadr-yuzumuze-tutulan.html' title='Felaketler aynadır yüzümüze tutulan'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/--CpLyBAGRrk/Tqc7yhaKxCI/AAAAAAAAB8M/HP_JXsVf-Ng/s72-c/dayan%25C4%25B1%25C5%259Fma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-4893657273447177624</id><published>2011-10-21T07:06:00.000+03:00</published><updated>2011-10-21T18:17:50.651+03:00</updated><title type='text'>Seni Bana Yazmışlar dı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-SxwjmHt6bPg/TqDpFeWUImI/AAAAAAAAB7w/qvFGyrC3zmo/s1600/8742-seni-bana-yazmislar-3-bolum-ozeti.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="133" src="http://3.bp.blogspot.com/-SxwjmHt6bPg/TqDpFeWUImI/AAAAAAAAB7w/qvFGyrC3zmo/s200/8742-seni-bana-yazmislar-3-bolum-ozeti.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;İki buçuk ay kadar Seni Bana Yazmışlar dizisi ile güldük eğlendik ve bugün o hiç istemediğimiz final gerçekleşti. Tatlı oyuncuların istisnasız tümüne yüzümüze kondurdukları gülücükler için teşekkürler. Ben aslında pek iyi bir TV izleyicisi değilim ama bu dizi hayatın karmaşası içinde küçük de olsa vakit ayırmaya değer bulduğum bir şeydi. Birbirini döven, vuran, kıran, üzen&amp;nbsp;insanların olduğu dizilerin neden bu kadar çok izlendiğini ve kapitalizm dediğimiz lanet sistemin çarklarının nasıl işlediğini çok iyi biliyorum. Ama yine de güzel olan şeylerin sonbahar yaprakları gibi teker teker dökülerek hayatlarımızdan çıkıp gitmesine ve yerlerine sevimsiz, kaba saba, damardan şeylerin gelmesine üzülmemek elde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-pnCemJ2KlJI/TqDmz3QWFjI/AAAAAAAAB7o/I4A888EBSrA/s1600/21.10.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="144" src="http://2.bp.blogspot.com/-pnCemJ2KlJI/TqDmz3QWFjI/AAAAAAAAB7o/I4A888EBSrA/s200/21.10.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu son bölümde gören gözler için güzel bir mesaj da vardı. Bu sahneyi izlerken senaristin kasten ya da farkında olmadan yaygın bir bilinç altı psikolojisini ortaya koyduğunu düşündüm.&amp;nbsp;İzlemeyenler için anlatayım. Emre yolda yürürken tesadüfen reklam yıldızı olur. Herkes onu tanımaya başlar. İkinci reklam filminde tavşan kostümü giyip zıplamasını isterler. Emre rezil olacağını düşünerek bunu yapmak istemez ama sözleşmeye imza atmıştır bir kere... "Star Emre", "Davşan Emre" olacaktır artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon herkesin evine girdiği ve "sektörde" büyük paralar dönmeye başladığı andan itibaren TV programlarında yaşanan değişimin aynısı İnternet'in herkesin evine girmesiyle internet sitelerinde de yaşanmaya başladı. Herşey sıralama, tıklama sayısı, gösterim sayısı gibi ifadelerle tarif edilmeye başlandığından beri artık internet sitesi üreticileri de kaliteyi bir kenara bırakıp sadece gösterim sayısına odaklanmaya başladılar. Nasıl ki televizyonda tecavüz, dayak, gözyaşı, cinayet izlemek zorundaysanız internet sitelerinde de frikikler, büyütücüler, kaldırıcılar, indiriciler, küfürler, hakaretler, salaklıklar, abuk subuk şeyler izlemek zorundasınız. Haber okumak isteseniz de böyle, şöyle biraz vakit geçireyim deseniz de böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece skorun önemsendiği sektörlerin en çok "Rating Davşanlarına" ihtiyacı var. Bu nedenle birşeyler üretmeye çalışanlar eninde sonunda kalite ve rating çelişkisi arasında sıkışıp kalırlar. Gerek bu diziyi üreten ekibin gerekse de oyuncuların herkesi ağlamaktan gebertecek, duygusal şoklara sokacak beceriye sahip olduklarına şüphe yok. Ama Mehmet Burcunun suratına okkalı bi osmanlı çakmıyorsa ya da Yalçın Zeynep'i bir köşede kıstırmıyorsa bunun bir nedeni var. Umarım erdemli olmanın ödülünün haksızlık olmadığı günlere geri dönebiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-4893657273447177624?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/4893657273447177624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=4893657273447177624' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4893657273447177624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4893657273447177624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/10/seni-bana-yazmslar-d.html' title='Seni Bana Yazmışlar dı...'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-SxwjmHt6bPg/TqDpFeWUImI/AAAAAAAAB7w/qvFGyrC3zmo/s72-c/8742-seni-bana-yazmislar-3-bolum-ozeti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-2798734598435940619</id><published>2011-10-18T04:21:00.001+03:00</published><updated>2011-10-18T04:21:20.814+03:00</updated><title type='text'>Milli Facebook</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-k-eYY8i08bo/TpzRp7QcL9I/AAAAAAAAB7g/QIxHwnxEEN8/s1600/1f6ebe92Facebook.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://1.bp.blogspot.com/-k-eYY8i08bo/TpzRp7QcL9I/AAAAAAAAB7g/QIxHwnxEEN8/s200/1f6ebe92Facebook.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;IT sektöründe önemli başarılara imza atan Türk iş adamları gözünü Facebook'a dikti. Son zamanlarda sık sık "Neden Facebook yapmıyoruz ki?" tarzında yorumlara rastlıyorum. Hürriyet yazarı Gila Benmayor'un Logo yazılım'ın eski yöneticisi &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18258743.asp?yazarid=20&amp;amp;gid=61"&gt;Ali Güven ile yaptığı röportajdan&lt;/a&gt; sonra Dragons Den yatırımcısı Alphan Manas'ın &lt;a href="http://twitter.com/#!/alphanmanas/status/125333480258277376"&gt;konu ile ilgili twitini&lt;/a&gt; okuduktan sonra konuyla ilgili ikinci bir yazı daha yazmaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001 veya 2002 yılı olsa gerek. Şimdi nerede olduğunu tam olarak hatırlayamıyorum ama takip ettiğim bloglardan birinde yazılım ürünlerinin gelecekte tek parça dev ürünler olmayacağını, dashboard tarzı kullanıcı arabirimleri üzerinde kutucuklar şeklinde çalışan küçük servislerden oluşacağını ve bu nedenle geleceğin yazılım konseptinin "servisler arası entegrasyon" üzerine kurulu olacağını anlatan bir yazı okumuştum. Bu yazıyı Mark Zuckerberg de okumuş mudur bilmiyorum ama Facebook gibi bir uygulamanın teorik olarak şekillenmeye başlaması bu yıllarda başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook tam olarak nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook çoğumuzun algıladığı gibi bir arkadaşlık veya sosyal paylaşım sitesi değil.&amp;nbsp;Facebook aslında&amp;nbsp;bir önceki paragrafta anlattığım konseptte üzerinde "arkadaş listesi", "duvar", "resim albümü" gibi küçük servislerin entegre olarak bir sayfa üzerinde çalıştığı uygulama altyapısı. Dileyen bu uygulama havuzunun içine kendi uygulamalarını eklemekte özgür ve Facebook'un Myspace gibi dev bir sosyal paylaşım sitesini altedebilmesini sağlayan gücünü buradan alıyor. Çünkü facebook kendi altyapısı üzerinde çalışan uygulamalarında dilediği şekilde değişiklik yapabiliyor. Sistem sürekli olarak kullanıcıların beğenileri ışığında gelişerek binlerce 3. parti yazılım şirketinin de desteği ile büyümeye devam ediyor. Facebook bir gözle bakarsanız bir video paylaşım sitesidir veya bir oyun oynama sitesidir veya fotoğraf paylaşım sitesidir. Belki de aslında hepsidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci önemli nokta şu Facebook ile sadece bir sosyal paylaşım sitesi yaparak rekabet edemezsiniz. Eğer yapılabilseydi MySpace rekabet ederdi. Facebook ile ancak bir uygulama altyapısı kurarak rekabet edebilirsiniz. Evet bunu Google denedi. Open Social adı verilen bir altyapıyı hem de piyasa bulunan hemen hemen tüm sosyal paylaşım sitelerinin de desteğini arkasına alarak denedi. Devamı gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci deneme Google Wave ile geldi. Wave daha heyecan vericiydi çünkü gerçek zamanlı entegrasyon altyapısı vaadediyordu. Ancak bu müthiş platformun üzerinde çalışan uygulamalar o kadar alakasızdı ki çoğu kimse Wave'in ne olduğunu anlamadı bile. Doğal olarak 3. parti desteği gelmedi ve bu uygulamanın şu sıralar akibetinin ne olacağı tam belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-n3L1lM0fPmY/TpzRBkVJcxI/AAAAAAAAB7Y/Z3X2SrCfweM/s1600/google-plus-vs-facebook-360.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="125" src="http://3.bp.blogspot.com/-n3L1lM0fPmY/TpzRBkVJcxI/AAAAAAAAB7Y/Z3X2SrCfweM/s200/google-plus-vs-facebook-360.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;Üçüncü deneme de malum Google+ oldu. Görünen o ki Google üçüncü denemesinde bile dersini tam olarak almış değil. Facebook çok kısa sürede Google+ ile gelen yeniliklere cevap verdi çünkü Facebook altyapısı bu imkanı tanıyor. Google geliştiremeyeceği ürünler geliştirip çöpe atmak konusunda çok tecrübe yaşamasına rağmen çok yetersiz bir Google+ API'si yayınlayarak beklentileri yüksek geliştiricilerin hayallerini yıkmakta bir sakınca görmedi. "Gelecekte herşey Google+ olacak herkes mecburan Google+ kullanacak" şeklinde konuşuyorlar ancak gelecekte herşeyin Facebook olmayacağının da bir garantisi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google'ın rekabet etmek için türlü yollar denediği ortamda yerel bir yazılım şirketi Facebook ile rekabet edebilir mi? Şu an için Türk internet sektöründe genel eğilim yabancı pazarlarda başarı gösteren e-ticaret bazlı iş modellerini bire bir kopyalamak şeklinde. Gelir anlamında başarılı olan firmalar kaynaklarını TV reklamı gibi çok pahalı alanlarda kullandıkları gibi AR-GE alanında da kullanıyorlar mı bilmiyoruz ancak daha çok uzun süre kopyalama kültürünün devam ettirileceğine şüphe yok. Kopyalama kültürünün yeni ürün geliştirme kültürüne bir katkısı olması çok zor çünkü yeni şeyler yapmanın şartları çok başka. E-ticaret bir gerçek hayat operasyonu gerektirdiği için büyük oyuncular yerel oyunculara göre dezavantajlılar ancak Facebook yerel operasyon gerektiren bir site değil. Facebook ile ancak ondan daha iyi bir sistem kurarak global pazarda rekabet edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii Youtube - İzlesene örneğinde olduğu gibi Facebook'a Türkiye'den erişim bir nedenle kapatılırsa o zaman klon bir proje ile yerel olarak bir başarı yakalamak mümkün olabilir ancak 3. parti uygulama desteği olmayan bir site sıradan bir sosyal paylaşım sitesi olmaktan öteye gitmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci önemli nokta ise Türk kullanıcısının İnternet ekosistemine yaptığı katkı. Paylaşım üzerine kurulu sistemler kullanıcılarının ürettiği maddi değeri olan içerik ile yaşarlar. Yani Türk kullanıcısın İnternet dünyasına paylaşmaya değer katkısı ne boyutta olabilirse bu katkıya dayalı iş yapan siteler de o oranda başarılı olabilirler. Sadece müzik kliplerinin, özlü sözlerin veya komik videoların (bunların da büyük bölümü aslında yabancı içeriktir) paylaşıldığı bir sosyal ortam gelir üretebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir internet projesinin başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri ilk hayata geçtiği anda ulaşabildiği kullanıcı kitlesinin katkısı. İlk kullanıcıların ürettiği geri bildirim projenin şekillenmesi adına büyük önem taşıyor. Örneğin&amp;nbsp;&amp;nbsp;Google veya Facebook gibi&amp;nbsp;öğrencilerin ürettiği projelerin başarılı olabilmesinin ardındaki nedenlerden biri öğrenci arkadaşların yaptığı gönüllü katkı. Microsoft gibi dev kaynaklara sahip şirketlerin bile paranın gücüyle kuramayacağı bir heyecanlı test ekibi proje için çalışıyor ve destek veriyor. Aynı durumu Yahudi kökenli girişimcilerin projelerinde de görüyoruz. Hiç komplo teorileri üretmeye gerek yok. Bunun altında yatan şey dayanışma kültürü.&amp;nbsp;Peki Türk kullanıcıların yerel projelere bakış açısı, bu projeleri kullanarak geri bildirim üretme ve destekleme noktasındaki isteği nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiyeden Facebook'a giren kullanıcı sayısı 4. sıraya ulaşmış deniyor ama bu projeler ilk yapıldığında durum böyle değildi. 2 yıl kadar Türkiye'den çok az kişi bu siteyi kullandık. Bırakın bir arkadaşımızı bulmayı arkadaş olacak bir Türk bile bulmak mümkün değildi. Ne zaman magazin programlarına düştü iş o zaman patladı. Celebrity camiasının bu projelere yaptığı katkı yadsınamaz. Acaba Facebook'a, Twitter'a üye olmak için istekli olan bu kişiler yerel projeleri de bu şekilde ücretsiz ve gönüllü olarak destekleyecekler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook, Twitter, Youtube gibi sitelerin bu kadar çok kullanıcıya rağmen sitelerini veya servislerini Türkiye için yerelleştirmekte çok da istekli olmamalarının nedeni ne olabilir? Bu siteler için maddi değer taşımayan Türkçe içerik, bir yerel proje için maddi değer taşıyabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk pazarında E-Ticarette yaşanan kıpırdanma kaliteli sosyal içerik üretme anlamında da yaşanacak mı bunu zaman gösterecek ancak şu noktaya kadar anlattıklarımın Alphan Manas veya Ali Güven tarafından bilinmiyor olması ihtimal dahilinde bile değil. Böyle bir projeyi "yatırım yapılabilir" seviyesine getirmek dahi çok mümkün gözükmezken "Bir Türk Facebook'una ihtiyaç var" mealinde açıklamaları neden yaparlar bunu da zaman gösterecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-2798734598435940619?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/2798734598435940619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=2798734598435940619' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2798734598435940619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2798734598435940619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/10/milli-facebook.html' title='Milli Facebook'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-k-eYY8i08bo/TpzRp7QcL9I/AAAAAAAAB7g/QIxHwnxEEN8/s72-c/1f6ebe92Facebook.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7223920610462102166</id><published>2011-10-10T01:22:00.002+03:00</published><updated>2011-10-17T23:20:50.708+03:00</updated><title type='text'>Programlama Sanatı</title><content type='html'>Temelleri yüzlerce yıl öncesine dayanan eğitim sistemimiz insanları belli şekilde düşünmeye ve hareket etmeye güdülemek üzerine kurulmuş bir sistem. Yıllar boyu verilen görevleri hiç sıkılmadan yapması gereken insanların yaratıcılıklarını öldürmek, bireysel yaşam tarzını benimsetmek ve itaatkar hayat tarzını kabul ettirmek gerekiyordu. Okul denilen eğitim ortamının sabah toplanmasından akşam dağılmasına kadar yaşanan tüm ritüelleri, çalan zil, teneffüs, tek sıra,&amp;nbsp;sınıf sistemi,&amp;nbsp;marş okuma,&amp;nbsp;ödül, ceza sistemi, başarı tarifi gibi tüm yapısı dönemin fabrikaların çalışma şeklinden esinlenilmiş. Kapısından girdiğimizde yaratıcı, isyankar, sorgulayıcı kişilerken yıllar sonra aynı kapıdan tarif edilmeyen işi yapamayan, itaatkar, uyumlu bireyler olarak çıktık. Fabrikalara çalışan yetiştirmek için yüzlerce yıl önce kurulan sistem halen devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-6Z6xxuL67xo/TpIfA8DKr5I/AAAAAAAAB6Y/m3-cUzsZm80/s1600/huge.10.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="153" src="http://4.bp.blogspot.com/-6Z6xxuL67xo/TpIfA8DKr5I/AAAAAAAAB6Y/m3-cUzsZm80/s200/huge.10.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;Bu beyin yıkama operasyonuna nispeten maruz kalmayan tek bir kesim var. Sanatçılar. Onlar bu sistemde eğitilmedikleri için bizlere göre daha sorgulayıcı, isyankar, yaratıcı kişilerdir. Onları izlememizin, sevmemizin, ilgiyle takip etmemizin nedeni aramızdaki bu fark. Onlar bizim yerimize konuşmak, yapamadıklarımızı yapmak için varlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eğitim sisteminin yarattığı bozgunu fazla yaşamadıysa sanatçılardan da şanslı olan diğer bir kesim de programcılar. Her ne kadar programcılık bir mühendislik dalı gibi algılansa da programcılık işlevi gereği bir sanattır. Hem de hiç bir sanat dalının sahip olmadığı önemli bir avantaja sahiptir. İnteraktiftir. Sanatçıların gerek twitter, gerek facebook gibi ortamları kullanarak açmaya çalıştığı kanal bizim mesleğin doğasında vardır. Bizler eserlerimizi kullanan kişilerle direk iletişim kurarak geri bildirim toplama ve eserimizi geliştirme şansına sahibiz. Bizler de tıpkı sanatçılar gibi yaratıcı düşünmekte özgürüz. Hatta belki de sektörümüzün şu sıralar en çok ihtiyaç duyduğu şey analitik düşünceden ziyade yaratıcı düşünce modeli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FKQSGXYS754/TpIffvLpTHI/AAAAAAAAB6c/h8SqshaTBcE/s1600/195785_210456135645142_4037482_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-FKQSGXYS754/TpIffvLpTHI/AAAAAAAAB6c/h8SqshaTBcE/s1600/195785_210456135645142_4037482_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Eğitim sisteminin yarattığı bozgun üst düzeyde olan kişiler ürünlerden ziyade programlama dillerinden, teknolojiden, karman çorman şeylerden konuşurlar. Aslında onlar için programcılık dünyanın en sıkıcı şeyidir. Dünyada çeşitli sorunları çözmek için icad edilmiş birçok programlama dili var ama programlama dili değil o dili kullanarak üretilen eser önemli. En iyi fotoğraf makinesine sahip olmanız iyi fotoğraf çekmemizi, en iyi boya malzemelerine sahip olmanız iyi resim yapmamızı, en iyi programlama dilini bilmemiz de iyi programlar yazmamızı sağlamaz. Eserlerimiz ondan faydalanan kişilerin hayatlarını kolaylaştırmalı, işlerini daha hızlı, daha kolay, daha verimli yapabilmelerini sağlamalı. Kullandığımız dil insanların kullanmak isteyeceği programlar yapabilmemizi sağlamaz. Bunu sağlayan şey sahip olduğumuz yaratıcı düşünce, işimize duyduğumuz saygı ve insanlık için faydalı şeyler yapma isteğimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığımız işin bir sanat olduğunu bilmek, altına imzamızı attığımız işlerin insanlar için faydalı şeyler olması için çok çalışmak ve her sanatçının yapması gerektiği gibi kullanıcılar ile iyi iletişim kurarak onların mutlu olmasına çalışmak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçılar alkış için yaşarlar...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7223920610462102166?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7223920610462102166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7223920610462102166' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7223920610462102166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7223920610462102166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/10/programlama-sanat.html' title='Programlama Sanatı'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-6Z6xxuL67xo/TpIfA8DKr5I/AAAAAAAAB6Y/m3-cUzsZm80/s72-c/huge.10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-3478965742305829882</id><published>2011-10-04T20:45:00.003+03:00</published><updated>2011-10-05T02:06:09.770+03:00</updated><title type='text'>Eniyim.com</title><content type='html'>Çoğumuzun haberdar olduğu &lt;a href="http://www.etohum.com/"&gt;E-Tohum&lt;/a&gt; organizasyonu tam olarak benim şirketlere bağımlı çalışmaktan vazgeçip kendi kaderimi çizmeye kadar verdiğim dönemde ortaya çıkmış bir girişim. Bir süre ne yaptıklarını anlamaya çalışarak takip ettim. Aslında internet üzerinde değişik projeler tasarlayan kişilerin internet alanında yatırım yapan kişilerle buluşması çok ilgi çekici. Hem çeşitli fikirlerim olduğu hem de neler olacağını çok merak ettiğim için geçen sene başvurdum. Bir süre sonra da tanışmak için bir davet e-postası aldım. Tabii sardı beni tatlı bir heyecan. Tamam gideceğim de ortada proje adına elle tutulur hiç bir şey yok. O ara vakit buldukça SambaPOS'u geliştiriyorum ancak e-tohum'a bir internet projesi ile gitmek gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.eniyim.com/Uploads/Banners/sf.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="100" src="http://www.eniyim.com/Uploads/Banners/sf.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;İşte &lt;a href="http://eniyim.com/"&gt;eniyim.com&lt;/a&gt; bu vesileyle doğdu. Bu site Social Toplist fikri üzerine inşa edildi. Kullanıcıların da katkısıyla çeşitli listeler oluşturalım, bunlar oylansın, çapraz bağlansın, yorumlar review'ler eklensin, üyeler listelerdeki güncellemeleri takip edebilsinler diye düşünerek tasarlanmış bir proje. Merak edenler siteyi&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.eniyim.com/search"&gt;http://www.eniyim.com/search&lt;/a&gt; adresinden inceleyebilirler veya&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.eniyim.com/Home/About"&gt;http://www.eniyim.com/Home/About&lt;/a&gt; sayfasından sitenin özellikleri ile ilgili biraz daha bilgi alabilirler. Proje ASP.NET MVC3 ile geliştirildi. Gerekirse daha detaylı bilgi verecek bir yazı daha hazırlarım ama şimdilik konumuz bu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta projeyi ne olacağı anlaşılır bir prototip haline getirip Mehmet'le birlikte atlayıp İstanbul'a gittik. Burak Bey ve Haluk Bey ile tanıştık. Eniyim'i gösteremedik ama anlattık. Bir noktada "Bu projenin Gelir modeli nedir?" diye sordular.. Ta taaam. İşte yatırımcılar ile yeni fikirler geliştirenlerin ayrıldığı en önemli nokta... Gelir modeli? Hı? Adsense, reklam falan filan diye birşeyler geveledik ama aslında sorun sitenin gelir modelinden ziyade bizim düşünce modelimizde. En iyi parfümü, ey iyi arabayı, en iyi buzdolabını, en iyi çamaşır makinesini, en iyi hosting şirketini, en iyi düğün salonunu, en iyi balık restoranını arayan kişilerin girdiği bir sitenin gelir modeli ne olabilir ki? Çok bariz olduğunu sanarak üzerine düşünmeye gerek bile duymamıştık aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse sonuçta "siz projenizi yapmaya devam edin, bize de gelişmeleri bildirin" diyerek bizimle vedalaştılar. 3 ay kadar daha projeyi geliştirip "gelişmeleri" bildirmeye devam ettim. Aslında bir çelişki ama "etohum" un ilgi alanına girebilmek için benim projeyi yatırımcıya ihtiyaç duymayacağım bir noktaya getirmem gerekiyordu. Sonuçta ikinci bir davet almadık ve bu arada seçilen projeler de açıklandı.&amp;nbsp;Bu nokta bizim için bir yol ayrımıydı. Ya SambaPOS ya Eniyim diyerek SambaPOS üzerine devam etmeye karar verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eniyim projesinin bir köşede yatıp durmasına içim elvermiyor. Bu nedenle benim Eniyim ile ilgili ikinci bir karar daha vermem gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimdeki opsiyonlar şunlar:&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&amp;nbsp;Projeye daha çok ilgi göstermeye çalışır, boş vakit buldukça küçük küçük geliştirmeye devam edebilirim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&amp;nbsp;Direk açık kaynak yapabilirim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&amp;nbsp;Projeye ilgi duyan birkaç kişi toplanıp internet üzerinden grup olarak geliştirmeye devam edebiliriz.&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;Direk açık kaynak yapmanın belli bir mantığı aslında yok. Bunu sadece artık yapacak başka birşey kalmazsa sırf eğlence olsun diye yapabilirim. Benim yavaş yavaş devam etmem de mümkün ama SambaPOS projesine o kadar ağırlık veriyorum ki yine eğlenceden öteye gidemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle projeye katkısı olabilecek arkadaşlarla bir araya gelip belki tamamen açık kaynak belki de yarı kapalı bir proje şeklinde devam etmek en mantıklısı diye düşünüyorum. Bu projeyi bir yatırımcıya yar edemesek de en azından üzerinde çalışırız, eğleniriz, farklı birşeylerle uğraşmış oluruz ve boş vakitlerimiz değerlenir. En kötü ihtimalle (belki de en iyisi bu olur) birbirimizin dostluğunu kazanmış oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eniyim.com benim açımdan henüz proof of concept düzeyinde ama umarım zihninizde birşeyler canlandırmıştır. Konu ilginizi çektiyse, bu projeye benim de katkım olur diyorsanız, bana iletmek istediğiniz bir fikriniz veya düşünceniz varsa ister yorum ekleyin isterseniz gmail adresime (emreeren) mail atın konuşalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-3478965742305829882?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/3478965742305829882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=3478965742305829882' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/3478965742305829882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/3478965742305829882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/10/eniyimcom.html' title='Eniyim.com'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-8041431739959594659</id><published>2011-08-17T04:50:00.008+03:00</published><updated>2011-08-17T11:58:49.480+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mercurial'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Açık Kaynak'/><title type='text'>Açık Kaynak Projeler Nasıl Geliştirilmeli?</title><content type='html'>Biz programcı milleti kod yazmaktan ve kod üzerine muhabbet etmekten çok hoşlanırız. Birbirini daha önce hiç tanımayan iki programcı yan yana geldiklerinde çok kısa zaman içinde kaynaşırlar ve hemen dillerden, araçlardan, çalışma yöntemlerinden falan konuşmaya başlarlar. Bu nedenle internet üzerinde programcıların en iyi sosyalleşebildiği ortamlar açık kaynak projelerdir. Ortada herkesin ilgi duyduğu bir proje varken muhakkak konuşacak birşeyler çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-htMuN8zuhZc/TksvRavdNyI/AAAAAAAAB2Q/bTSW80jUVgk/s1600/lens4833052_1243123574bart_simpson_open_source.gif" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-htMuN8zuhZc/TksvRavdNyI/AAAAAAAAB2Q/bTSW80jUVgk/s1600/lens4833052_1243123574bart_simpson_open_source.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ben her programcıya konusu ne olursa olsun bir açık kaynak projeye sahip olmalarını ve başka açık kaynak projeleri olan programcıların projelerini ziyaret ederek iletişim kurmalarını, karşılıklı yardımlaşmalarını tavsiye ediyorum. Bunun amacı para kazanmak değil. Amaç sosyal ilişkileri geliştirmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni şeyler öğrenmek, yeni fikirler keşfetmek, vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık kaynak bir projenin yaşaması ve gelişmesi topluluk ilgisini çekebilmesi ile ilgilidir. Bu nedenle açık kaynak projeler şu özelliklere sahip olmalıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Açık kaynak projelerin can alıcı noktası projenin temel işlevinin çok kısa sürede çalışır hale getirilmesidir. Yani projeniz her an kolayca kurulabilir ve x bir işi yapabilir durumda olmalıdır. Örneğin bir e-ticaret sitesi yapacaksanız projeyi denemek isteyen kişi hemen çalışan bir demo site üzerinde inceleme yapabilmeli, eksik noktaları görebilmeli ve projenin çalışmak isteyip istemeyeceği bir proje olup olmadığını hızlıca inceleyebilmeli. Programı kullanmak isteyecek kişiler de basitçe programı bilgisayarlarına kurup birkaç dakika içinde denemelerini yapabilir duruma gelmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kodlar her zaman derlenebilir olmalıdır. Kodları indiren bir kişi için en büyük hayal kırıklığı kodların derlenmemesi veya hemen çalışır hale getirilememesidir. Kimse yapacağı küçücük bir değişiklik için saatlerce kurulum problemlerini çözmekle uğraşmak istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Projenin aktif bir koordinatörü olmalıdır. Her projenin bir Linus Torvalds'a ihtiyacı vardır. Zaten ilk başta projenin en temel işlevini de büyük oranda bu kişi kodlar. Diğer programcılar projeye katkıda bulunmaya başladıktan sonra koordinatörün temel görevi diğer programcıların gönderdiği güncellemeleri veya patch dosyalarını birleştirmek olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Eğer bir şirket ortamı gibi sürekli beraber çalışılmayacaksa kişiler arasında iş bölümü yapılmamalıdır. Hatta abartıp "her gün x saat projede çalışılacaktır" gibi gereksinimler koymak hiç doğru değil. Kimse projeyi yarı yolda bırakan kişi olmak istemez. Bu nedenle programcılar bir gün çalışamama ihtimalini göz önüne alarak baştan işe girmek istemeyecektir.&amp;nbsp;Dileyen her programcı projeye katılmakta, istediği kadar süreyle ve istediği şekilde çalışmakta ve çalışmaya ara vermekte özgürdür. Elbette proje ilerledikçe ve gerçek hayatta kullanılmaya başladıkça sorumluluk almak ve sürekli çalışmak isteyen kişiler olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Güven ortamı sağlamak çok önemlidir. Bu nedenle imkanlar olsa bile projeler özel sunucular yerine codeplex veya googlecode gibi popüler açık kaynak geliştirme ortamlarından biri üzerinde geliştirilmelidir. Bu ortamlar katılımcılara kendi kod yedeklerini oluşturabilme şansı verirler. Böylece proje koordinatörünün birine kızıp projeyi kapatması veya sunucu çökmesi gibi hoş olmayan durumlar yaşanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar olmazsa olmaz özellikler. Elbette dökümantasyon hazırlanması, otomatik test sistemlerinin geliştirilmesi, bir genel bir de detaylı planlama yapılması gibi işler projeye değer katacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki sistem nasıl işler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Git veya mercurial gibi distributed versiyon kontrol sistemlerinin geliştirilmesi ile çok sayıda programcının tek proje üzerinde çalışabilmesi imkanı doğmuştur. Lock mekanizması içermeyen bu sistemler üzerinde çalışırken genellikle uygulanan temel mantık şudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projenin en önemli giriş noktası "Issue" listesidir. Bu listeyi hem programı yazanlar hem de programı kullananlar oluştururlar. Bu listede hata raporları ve yeni özellik istekleri bulunur. Issue bir programcının ideal olarak bir veya iki saatlik bir sürede tamamlayabileceği büyüklükteki bir iş parçacığıdır. İlk Issue'lar temel roadmap planının ilk milestone'unun daha küçük işlere bölünmüş halidir. Bu liste zamanla yeni fikirler ve bug raporları eklendikçe oturur ve programcılar yapacakları işleri ilgi alanlarına ve o anki boş zamanlarına göre bu listeden seçerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana projeye kod ekleme yetkisine sadece proje koordinatörleri sahiptir. Kod güncelleme yetkisine sahip olmayan diğer programcılar kendilerine ait kopyalar üzerinde çalışırlar. Bu kopyalara kimi sistemlerde "fork" kimilerinde de "clone" adı verilir. Fork başka anlamlara da geldiği için genellikle "clone" tanımı tercih edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;Diyelim ki bir x projede bir iş yapmak istiyorum. İş listesinden seçtiğim işi yapmaya başlamadan önce&amp;nbsp;hiç kimseye sormadan projenin kendi adıma bire bir kopyasını oluştururum ve bu kopyayı bilgisayarıma indiririm. Kendime ait "clone" üzerinde sınırsız güncelleme yetkim vardır.&amp;nbsp;Seçtiğim "Issue" ile ilgili yapacağım işim bittiğinde "clone"u günceller ve koordinatöre bir "pull request" gönderirim. Pull Request'in açıklamasına yaptığım işlerin ID numaralarını eklerim ve gerekiyorsa ek açıklamalar da yazarım. Koordinatörlerden biri yaptığım değişiklikleri inceler ve uygun görürse yaptığım değişiklikleri ana proje ile "merge" eder. Tortoise HG gibi popüler cilent programları koordinatör için bu işleri oldukça kolaylaştıran araçlar içerirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönderdiğim değişiklikler birleştirildikten sonra kendime ait klonla işim bittiği için bu klonu silerim. Başka bir zamanda yeni bir işe başlayacağım zaman tekrardan bir klon oluştururum. Bu yeni klon geçen süre boyunca diğer programcıların yaptığı ve ana proje ile birleştirilen değişiklikleri içerecektir. Süper mantık değil mi? Aslında ana proje dediğimiz şey "head" denilen dalın kendisidir ancak bu dal mekanizması ile ilgili detaylara sonra girelim. Zaten her projede bu mekanizma topluluk yapısına göre farklı mantıklarda kullanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada en çok dikkat edilmesi gereken konu bir klonu uzun süre aktif bırakmamaktır. Klon aktif olduğu süre boyunca ana kod üzerinde yapılan değişikliklerin çok olması başka programcıların yaptığı işlerle çakışma olmasına ve "merge" işleminin zorlaşmasına neden olabilir. Bu nedenle uzun sürecek işler daha kısa sürede yapılabilecek işlere bölünmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım süreçle ilgili yeterince açıklayıcı olabilmişimdir. İlgi duyan herkesi &lt;a href="http://sambapos.com/"&gt;sambapos.com&lt;/a&gt; adresindeki açık kaynak restoran programı projesine davet ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-8041431739959594659?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/8041431739959594659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=8041431739959594659' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8041431739959594659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8041431739959594659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/08/ack-kaynak-projeler-nasl-kurulmal-nasl.html' title='Açık Kaynak Projeler Nasıl Geliştirilmeli?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-htMuN8zuhZc/TksvRavdNyI/AAAAAAAAB2Q/bTSW80jUVgk/s72-c/lens4833052_1243123574bart_simpson_open_source.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-2758336601982822106</id><published>2011-05-31T14:29:00.003+03:00</published><updated>2011-05-31T14:32:54.560+03:00</updated><title type='text'>SambaPOS Text Veritabanı</title><content type='html'>Zaman zaman bazı arkadaşlarım SambaPOS'un neden Text dosya bazlı bir veritabanı kullandığını soruyorlar. Öncelikle söyleyim SambaPOS SQL Server, SQL Server Express ve SQL Compact ile çalışabilmekte. İlgili veritabanın bilgisayara kurulup bağlantı ayarlarının yapılması yeterli. Bununla ilgili birçok bilgi sambapos.com dökümantasyonunda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Text dosya bazlı veritabanı sistemi ile ilgili asıl amacımız bilgisayara bir SQL tabanlı veritabanı kurulumu yapmadan programın özelliklerinin denenebilmesinin sağlanması. Elbette Text dosya veritabanımız uzun süreli kullanım için uygun değil bu nedenle kullanıcılarımız programı işyerlerinde kullanmaya karar verdiklerinde SQL tabanlı bir veritabanına geçmeliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-8VTffERjTs0/TeTR151dU6I/AAAAAAAAB0U/QHJElxvA6jU/s1600/Article_EntityFramework.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-8VTffERjTs0/TeTR151dU6I/AAAAAAAAB0U/QHJElxvA6jU/s1600/Article_EntityFramework.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bunun dışında Text dosya veritabanının programın geliştirilmesi ile ilgili de birçok ekstra faydası var. Bilindiği gibi SambaPOS entitiy framework altyapısını kullanıyor. Entity Framework altyapısının geliştirme sırasındaki en önemli dezavantajı eğer Code First modelini tercih ettiyseniz modelde oluşan herhangi bir değişiklikte veritabanın silinip tekrar oluşturuluyor olması çünkü henüz bu modelde veritabanı yapısının otomatik güncellenmesi gibi bir imkan yok. Zaten düşünüldüğünde olmaması da gayet normal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Text dosya veritabanımız basit anlamda "Reflection" ve "Serialization" ile çalışan bir XML tabanlı dosya yapısı olduğu için "rename" işlemi hariç modelde yaptığımız değişiklikler veritabanının baştan oluşturlmasına neden olmuyor. Ayrıca desteklediğimiz tüm veritabanı sistemlerine aynı IWorkspace arabirimi üzerinden eriştiğimiz için Text dosya veritabanı üzerinden çalışan bir yapı aynı şekilde diğer tüm veritabanlarında da çalışıyor. Bu seçenek TDD yapmak için de çok avantajlı çünkü Text dosya üzerinden çalışan veri erişim testleri aynı şekilde diğer veritabanları ile de çalışmakta. Test yazmanın çok zor olduğu veya bazı test altyapılarının kullanılmasının gerekebileceği durumlarda zaman kazandırıcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıklamaları biraz daha programcılığa ilgi duyan arkadaşlar için yaptım. IWorkspace arabirimi üzerinden oluşturduğumuz veri erişim modeli her proje için faydalı bir model olabilir. Açık kaynak geliştirme konusuna ilgi duyan arkadaşlar ile bir çalışma yaparak bu katmanı daha da geliştirerek ayrı bir kütüphaneye taşırsak herkes için faydalı olur diye düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-2758336601982822106?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/2758336601982822106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=2758336601982822106' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2758336601982822106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2758336601982822106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/05/sambapos-text-veritaban.html' title='SambaPOS Text Veritabanı'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-8VTffERjTs0/TeTR151dU6I/AAAAAAAAB0U/QHJElxvA6jU/s72-c/Article_EntityFramework.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7395420542513450790</id><published>2011-05-14T08:04:00.007+03:00</published><updated>2011-05-16T19:08:17.548+03:00</updated><title type='text'>SambaPOS Gerçekten Ücretsiz mi?</title><content type='html'>Bir süre önce konuk ağırlama sektörüne yönelik Samba projesini başlatmıştık. &lt;a href="http://www.sambapos.com/"&gt;SambaPOS&lt;/a&gt; bu proje içinde restoranlara yönelik yayınladığımız ilk ürünümüz. Samba projesi içindeki ürünler açık kaynak ve ücretsiz olarak dağıtılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde en çok şu sorulara cevap veriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SambaPOS gerçekten ücretsiz mi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;SambaPOS &lt;u&gt;gerçekten&lt;/u&gt; ücretsiz. Bazen telefonla bize ulaşan kullanıcılarımızı ikna etmekte zorlanıyoruz ama gerçekten öyle. SambaPOS içinde süre dolması, kullanım sınırlaması gibi gizli saklı bir şey yok. Programı dilediğiniz kadar, istediğiniz sayıda kullanıcıyla, arzu ettiğiniz şekilde kullanmakta özgürsünüz. Samba projesi kapsamındaki tüm programlar da bu şekilde üretilmeye ve dağıtılmaya devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Peki o zaman neden ücretsiz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çünkü sizin programı indirip bilgisayarınıza kurmanızın, sitemizdeki bilgileri kullanarak programı öğrenmenizin ve programı kullanmanızın bize hiç bir maliyeti yok. Bunun dışında video çekmek, döküman yazmak, forumlarda sorulan sorulara cevap vermek için zaman harcıyoruz ancak bu faaliyetlerimiz daha çok kullanıcıya ulaşmamızı sağladığı için harcadığımız zamanın faydasını dolaylı yoldan görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İyi de nasıl para kazanıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bize maliyet oluşturan şey kişiye özel verdiğimiz hizmetler. Örneğin:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;İnternetten sunduğumuz kaynaklardan yararlanmak yerine programı gelip bizim kurmamız isterseniz,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Programı bizim anlatmamızı veya personel eğitimini bizim vermemizi isterseniz,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Telefonla veya mail ile bize özel olarak ulaşıp sorularınıza hızlıca cevap almak isterseniz,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sizin için önemli ve programa hemen eklenmesini istediğiniz bir özellik veya bir rapor varsa,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sürekli kontrolümüz altında bulunması gereken bir tür hizmete ihtiyaç duyuyorsanız,&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Veya bunlara benzer kişiye özel herhangi bir hizmete ihtiyaç duyulursa&amp;nbsp;bu tür hizmetler bizim için maliyet oluştururlar. Biz bu tür kişiye veya belli bir kullanıcı kitlesine hitap eden özel servislerden gelir elde ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Programı satıp hemen para almak dururuken ne gerek var buna?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Birçok yazılım şirketi program kullanımını ücretli yaparken kişiye özel hizmetleri ücretsiz yapma yolunu tercih ediyor. Ücretsiz hizmet sözü vermek sık kullanılan bir satış kapatma yöntemi ancak aslında ücretsiz hizmet&amp;nbsp;&lt;b&gt;verilmeyecek olan hizmet&lt;/b&gt;&amp;nbsp;anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düz mantıkla düşünülürse program ücretsiz verilebilir ama kaliteli hizmet ücretsiz verilemez. Şunu defalarca tecrübe ettik ki iş yapan her işletmeci eğer kaliteli hizmete gereksinim duyuyorsa önceden anlaşılmış bir miktarda periyodik ödeme yapmakta hiç bir problem görmüyor. Sonuçta verilen hizmet işletmeye bu maliyeti kat kat geri kazandırıyor. Tecrübelerimize göre hem lisans ücreti alınıp hem de ücretsiz servis sözü verildiği halde farklı bahanelerle tekrar tekrar ücret istenmesi memnuniyetsizliğe neden oluyor.&amp;nbsp;Gerçek şu ki biz&amp;nbsp;memnuniyetsiz kullanıcı kitlesi ile arzu ettiğimiz noktaya gelemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş modeli ilk bakışta alışılmışın dışında gibi görünse de google, facebook, twitter gibi şirketler bu şekilde çalışırlar. Google herkese bedava ama siz bu siteye kendinize özel bilgiler koymak isterseniz o zaman ücret ödersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse bizim modelimizde çalışmadığı halde bizim bu modeli tercih etmemizin nedeni geleceğe yatırım yapmak istememiz. Gelecekte program lisans fiyatlarının düşeceğini ve buna paralel olarak kaliteli hizmetin değerinin artacağını öngörüyoruz. Şüphesiz bu sürece ayak uyduramayan firmalar büyük maddi sıkıntılar yaşayacaklar. Biz gelecekte böylesi istenmeyen bir durum yaşamak yerine şimdiden iş modelimizi geleceğe uyarlamanın daha mantıklı olduğunu ve bu geleceğin farkında olan firmalarla çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7395420542513450790?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7395420542513450790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7395420542513450790' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7395420542513450790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7395420542513450790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/05/sambapos-gercekten-ucretsiz-mi.html' title='SambaPOS Gerçekten Ücretsiz mi?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7222266460916968366</id><published>2011-05-11T00:42:00.005+03:00</published><updated>2011-05-11T01:50:10.711+03:00</updated><title type='text'>Yeniden Merhaba</title><content type='html'>Sansür üzerine sansür blogger'ı artık kullanılmaz hale getirmişti. Doğal olarak blog tutmakla ilgili hevesimizi de kaybettik. Yıllar sonra blogumu wordpress'e taşıyıp oradan devam edeyim diye düşünüyordum ki bugün bloguma tekrar girebildiğimi farkettim. Özlemişim..&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-j3Wl2evfR7c/TcnA9avgKiI/AAAAAAAABzc/6gA2gpA1D7s/s200/412272155_b5321bf2c1.jpg" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 112px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605223372622408226" /&gt;&lt;div&gt;Sansür demişken son günlerde ekşisözlük marifetiyle tekrardan gündeme oturan sansür olayı iyicie içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı bence. Sansüre karşı duran çoğu kişinin erotik sitelerde işi olmadığı halde konu öyle ya da böyle buraya çekiliyor. Bu durum ister istemez "ne çok erotizm meraklısı varmış" diye düşündürüyor. Acilen bu konuyu farklı bir konu başlığı üzerinden tartışmaya açmak gerek. Yani çoluğu çocuğu olan hiç kimse psikolojikman erotik siteleri savunuyor görünmek istemez.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özgür iletişim hakkının erotik sitelerle bir alakası yok ama erotik siteleri engelleme niyetiyle kurulan sistemler diğer zararlı (!) iletişimi de devlet kontrolü altına alıyor. Sorun zaten bu. Bakın son dönemde görüyoruz. Bir ülke karıştığı zaman ilk internet bağlantısını kesiyorlar. Halkın internet iletişimini devam ettiriyor olması hükümdarların işine gelmiyor demek ki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnternet o kadar da başı boş değil. Dünya çapında her ülkede geçerli internet kuralları var. Bir site açıp uyuşturucu satamazsınız mesela veya elinizi kolunuzu sallaya sallaya kredi kartı dolandırıcıları forumu açamazsınız. Ülkemize özel internet yasaları icad etmeye çalışmaktansa dünyanın her yerinde geçerli kuralların uygulanmasını sağlamak yeterli olacaktır. Bunun dışında Türkiye internet kullanıcısına özel kural icad etmek halk üzerinde baskı kurmak dışında başka bir amaç taşımaz. Elbette ihtiyaç duyan kullanıcılara servis sağlayıcılar ek filtre hizmetleri sunabilir ama bunun dışında herkes için geçerli engelleme sistemleri uygulamak normal siteleri de etkileyen sonuçlar doğurur. Mesela ben yıllardır kendime ait blogumu doğru düzgün kullanamıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dahası internet omurgamızın kalbine yerleştirilecek bu filtreleme sistemleri bize ait yerli veya açık kaynak teknolojiler değiller. Çok anlamam ama bu sistemlerin filtreleme dışında arka planda başka işler de yapmayacağının bir garantisi yok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet belki sansürden bile önemli olan ikinci husus internet üzerinde anonim kalma hakkı. Yani internet üzerinde kimliğimizi gizleme hakkımız olması gerek. Kimlik gizleme hakkı olmadan düşünce söyleme hakkının olması hiç bir anlam ifade etmez. Geçmişte gördüğümüz gibi gazete yazarları bile düşüncelerini rahat aktarabilmek için rumuz kullanmışlardır. Bu konu şimdilik sansür kadar popüler değil ama duyduğumuz kadarıyla internette attığımız her adımın yıllarca kayıt altında tutulacağı bir sisteme geçmek için çalışmalar yapılıyor. İşte bu sansürden çok daha tehlikeli. Kayıtlar hangi sitelere girdiğimizi tutar ama bu kayıtlara bakarak niyetimizi yorumlayacak olan yine de bir insandır. İnternette dolaşma geçmişimiz, hakkımızda her türlü anlamda yanlış yorumlanabilecek şekilde değerlendirilebilir. Tabii bu kayıtların farklı amaçlarla değiştirilemeyeceğinin veya yanlış kişilerin eline geçmeyeceğinin bir garantisi de yok. Geçmişte yaşanmış tapu kadastro kayıtlarının arazi mafyasına satılması olayını hatırlayalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm bunlara rağmen erotik siteler bahanesiyle sansür, suçluları takip etme bahanesiyle de kayıt altına alma sistemleri yavaş yavaş devreye sokuluyor. Bunlar "Yönetemediğini yasakla" zihniyetinin bir ürünü müdür yoksa wikileaks olayında hissettiğimiz gibi bu işlerin arkasında çok daha büyük küresel komplolar mı var bunu zaman içinde göreceğiz. Neyse içim şişti artık bu blogda sansür ile ilgili konularda yazmak istemiyorum... Umarım bu tür sevimsiz konular hızla gündemimizden çıkar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7222266460916968366?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7222266460916968366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7222266460916968366' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7222266460916968366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7222266460916968366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2011/05/yeniden-merhaba.html' title='Yeniden Merhaba'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-j3Wl2evfR7c/TcnA9avgKiI/AAAAAAAABzc/6gA2gpA1D7s/s72-c/412272155_b5321bf2c1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6668355555335951025</id><published>2009-11-14T05:36:00.002+02:00</published><updated>2011-10-05T00:01:29.495+03:00</updated><title type='text'>Ayda su bulunmuş</title><content type='html'>Ayda su bulunmuş. Geçen ay ay yüzeyine bir roket gönderilmişti. Bu roketin kaldırdığı toz bulutu incelenerek su bulunup bulunmadığı ile ilgili çalışmalar devam ettiriliyordu. Bugün ayda su bulunduğu açıklandı. Bakalım neler olacak? Amerika ayda bir üs kurup dünyada istediği yeri vuracak bir lazer topu yerleştirecek mi bakalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6668355555335951025?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6668355555335951025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6668355555335951025' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6668355555335951025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6668355555335951025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2009/11/ayda-su-bulunmus.html' title='Ayda su bulunmuş'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-525353137963185433</id><published>2009-06-17T19:57:00.003+03:00</published><updated>2011-10-05T00:00:56.892+03:00</updated><title type='text'>Para Basan Makine</title><content type='html'>Ben bir iş kurmayı kendi kendine "para basan makine" yapmaya benzetirim. Para basan makineler mi yapmalıyız yoksa başkalarının yaptığı makinelerin içinde çalışan bir çark mı olmalıyız. Üzerinde düşünmemiz gereken soru bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketime dayalı bir ekonomik sistem içinde yaşıyoruz. Ekonomik sistemin işleyebilmesi için bireysel tüketimin sürekli artarak devam etmesi şart. Artık bu iş öyle bir noktaya geldi ki "tüketim = mutluluk" denklemini zihinlerimize kazımaya çalışan bir sistemin bombardımanı altındayız ve yeterince tüketemediğimiz zaman mutsuz oluyoruz. Her yerde görüyoruz. İnsanlar hayatlarına biraz daha mutluluk katmak için önce birikimlerini bozdurup sonra da kredi borçları içine girip mutluluk getiren lükse, şatafata ve ihtişama sahip gereçler tüketiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki kredi birşeyler "üretmek" için gereken parayı sağlamak için icad edilmiş. Normalde kredi taksitlerini ürettiğimiz değer geri ödemeli. Yani taksitleri biz değil kurduğumuz iş (para basan makinemiz) geri ödemeli. Enteresan olan günümüzde krediler "üretim finansmanı" yanında "tüketim finansmanı" için de kullandırılıyor. Televizyon aracılığı ile mutsuzluk, depresyon aşılanan insanlar kredi çekip mutluluk satın alıyor. Mesela sıradan tüketici gidiyor araba alıyor. Araba bırakın kredi taksitlerini geri ödemeyi cepten sürekli götürüyor. Peki araba kredisinin taksitlerini ne ödüyor? "Maaş"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer maaşımızla borç ödüyorsak "modern köle" statüsündeyiz demektir. Evet artık yok sanılan kölelik sistemi biraz şekil değiştirmiş olsa da halen devam etmekte. Özgür dünyada "Maaş alanlar" "maaş verenlerin" para basan makinelerinde hiç durmaksızın günde 10 saat çark olmalılar ve onların kredi taksitlerini ödeyecek faaliyetleri yürütmeliler. "Maaş verenler" bu döngünün içinde kalmak zorunda olmadıkları için "özgürler". Ya biz bu döngünün dışına çıkma kararı verebilecek kadar özgür müyüz? Bu çok adaletsiz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğduğumuz andan itibaren bu adaletsizliği normal karşılayabilmemiz için "eğitildik". Evet bildiğiniz beynimiz yıkandı. Küçük yaşlarımızda terbiyesiz, fevri, isyankar ve mantıklı düşünen beynimiz artık gayet uyumlu... Herşey acayip normal...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu düzen çarkların değil makine sahiplerinin kurduğu bir düzen. Herşey çarkların makine içinde "sorun çıkarmadan" çalışmaya devam etmesi için incelikle kurgulanmış. "İş geliştirme" kararı vermemiz demek düzenin istemediği birşeyi yapıyor olmamız demek. Eğer bu kararı vermek kolay olsaydı makinelerde çalışacak çarklar bulabilmek mümkün olmazdı. Bu nedenle sistem bizi "kurucu" statüsüne kolay kabul etmez. Çark olarak devam etmek istememiz için herşeyi yapar. Bizi borçlandırır, içimize endişeler korkular aşılar, karşımıza maddi manevi sürüyle engel koyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu engellerin ilki ve en önemlisi ilk paragrafta atıfta bulunduğum ve adına "önyargı" denilen engel. İçinde yaşadığımız sistemin bize kabul ettirdiği önyargılar ne kadar doğru? Neden yarattığımız değerleri kendi adımıza kullanma yolu değil de başkalarına kullandırma yolu daha mantıklı geliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bizler çark olmayı bilen insanların çocuklarıyız. Yani çark olarak doğduk ve iyi bir çark olmak için eğitildik. Bu nedenle çark gibi düşünür çark gibi karar verir, çark gibi hareket ederiz. Makine sahipleri çark gibi düşünmez. Bu dünyada makine sahiplerinin çark olma becerilerinin önemi olmadığı için patronlarımızı eğitimleri, aptalca kararları ve iş bilmezlikleri nedeniyle eleştirmemiz yersizdir. Onların dünyasında bu tür şeylerin bir önemi yok. Biraz düşünürsek hiç eğitim almamış kişilerin bile iş kurma konusunda eğitimli kişilerden daha cesaretli ve becerikli olabilmelerinin bir anlamı var. Okullar "makine kurmayı" öğretmezler. Okullar "çark olmayı" öğretirler. Zaten bunun için kuruldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek istediğim kimileri "çark olarak" doğar, kimileri "makine sahibi" olarak. Makine Sahibi olarak doğanlar makinelerinin çalışmaya devam etmesini sağlamak, çark olarak doğanlar da kendine çalışacak iyi bir makine bulmak için yaşarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hangi taraftasınız, hangi tarafta olmayı hedeflersiniz, sizi mutlu edecek olan şey nedir bilmiyorum ama inandığım birşey var. Kazanca endeksli bu sistemin ödülleri gerçek mutluluğa ulaşabilmemizi sağlamazlar. Belki de artık birşeylerin değişmesi gerek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-525353137963185433?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/525353137963185433/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=525353137963185433' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/525353137963185433'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/525353137963185433'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2009/06/para-basan-makine.html' title='Para Basan Makine'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-8487066623154245432</id><published>2009-05-16T03:02:00.005+03:00</published><updated>2009-05-16T05:18:00.969+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gizli facebook resimleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='facebook'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='facebook hack'/><title type='text'>Gizli Facebook Profil Resimlerini Görme</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Sg4iHahCqVI/AAAAAAAABiY/5BC0q4L3ALY/s1600-h/facebook-03.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 154px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Sg4iHahCqVI/AAAAAAAABiY/5BC0q4L3ALY/s200/facebook-03.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336240119252953426" /&gt;&lt;/a&gt;Arkadaşınız olmayan kişilerin gizli facebook profilindeki resimleri görmesi yöntemi bir süre önce tesadüfen farkettiğim bir konuydu. Hem hacker muamelesi görmek istemediğimden hem de ilgili yöntemin teknik bilgiye sahip olmayan kişilerin beceremeyeceği zorlukta olmasından açıklama gereği duymamıştım. Aslında bu problemin çok fazla kullanıcıyı etkileyeceğini de düşünmemiştim. Kısa bir süre önce bu yöntemin basit bir facebook uygulaması haline getirildiğini ve facebook kullanıcılarının çok büyük çoğunluğunun bu açıktan etkilendiğini farkettiğimde artık uyarma zamanının geldiğini düşündüm. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında bu tam olarak bir facebook hack değil. Yani bu yöntemle gizli resimlerin görüntülenmesi önlenebilir. Öncelikle yaptığım incelemeye göre gizli profillerdeki resimlerin görünmesine neden olan güvenlik açığının nedenleri şunlar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kullanıcılar facebook profili gizli olduğu için albümlerindeki resimlerin de gizli olduğunu düşünüyor. Halbuki albüm gizlilik ayarları profil gizlilk ayarlarından farklı.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Profil gizli bile olsa yeni albüm açarken albüm gizlilik seçeneği otomatik olarak "Herkes" seçili olduğu ve sonrasında da bu ayar açık olarak görüntülenmediği  için dikkatten kaçıyor. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Eskiden herkese açık bir profil gizli profil olarak değiştirildiğinde varolan albümlerin gizlilik ayarları otomatik olarak "Sadece Arkadaşlar" olarak değişmiyor. Herkese açık albümler herkese açık kalıyor.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu uygulama da bu problemlerden faydalanıyor. Profiliniz gizli olduğu için resimleriniz normal yollarla görüntülenemiyor ancak bu uygulama profil gizli olsa da gizli olmayan albümlerin görüntülenmesini sağlıyor. Eğer albümlerinizde başkalarının görmesini istemediğiniz resimler varsa albüm güvenlik ayarlarınızı bir kere daha kontrol etmeniz şart. Aslında gerçekten özel kalması gereken bilgilerinizi hiç bir şekilde internet ortamına koymamanız en mantıklısı. Özellikle eğer eskiden herkese açık olan profilinizi sonradan gizlediyseniz tüm albümleriniz için albüm gizlilik ayarlarını tek tek kontrol etmeniz gerekiyor. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Facebook profilindeki gizli resimlerin görünmesi sorununu çözmek için yapmanız gerekenler şunlar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Mevcut albümlerinizin gizlilik ayarını düzeltmek için albüm listesindeyken "Albümü Düzenle" linkini seçip "Bilgileri Düzenle" sayfasına girdikten sonra "Bunu Kimler Görebilir" seçeneğini "Sadece Arkadaşlar" yapmak gerekiyor. Bu ayarı her albüm için tek tek değiştirmelisiniz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yeni açtığınız albümlerde de her seferinde "Gizlilik" seçeneğini "Sadece Arkadaşlar" olarak değiştirmeniz gerekiyor.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Bahsettiğim uygulamanın yaygınlaşmasına neden olmak istemediğim için bu uygulama ile facebook resimleri nasıl görüntülenir konusunu detaylı olarak anlatmayacağım. Siz siz olun özel bilgilerinizi asla internet ortamında paylaşmayın. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-8487066623154245432?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/8487066623154245432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=8487066623154245432' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8487066623154245432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8487066623154245432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2009/05/gizli-facebook-profil-resimlerini-gorme.html' title='Gizli Facebook Profil Resimlerini Görme'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Sg4iHahCqVI/AAAAAAAABiY/5BC0q4L3ALY/s72-c/facebook-03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-4635327252871400410</id><published>2009-01-24T04:31:00.003+02:00</published><updated>2009-01-24T04:39:49.141+02:00</updated><title type='text'>Kapadokya'da Yaptığım Geziler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/SXp-w3h1WWI/AAAAAAAABgE/v9dW9viwPeI/s1600-h/kapadokya.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 148px; height: 114px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/SXp-w3h1WWI/AAAAAAAABgE/v9dW9viwPeI/s400/kapadokya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294683689932118370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kapadokya'lı olduğumu bilen bilir. Zaman zaman sitelerimde de Kapadokya ile ilgili yazılar yazarım. Bir gün tamamen Kapadokya ile ilgili büyük bir site yapma isteği duydum. Bundaki en büyük neden bu siteyi hazırlayabilmek için Kapadokya'yı gezmem gerekmesi idi. Yıllardır her yerine gittiğim (gittiğimi düşündüğüm) memleketimi bir kez daha alıcı gözle gezmeye başladım. Meğer Kapadokya ile ilgili bilgilerim ne kadar yüzeysel, ne kadar yetersizmiş. İki üç ayda bir yaptığım plana göre 10-15 gün kadar Kapadokya'yı geziyorum. Fotoğraflar çekiyorum, otellere gidiyorum, vadileri turluyorum ve daha da önemlisi süreki öğreniyorum. Bu arada siteyi de yapmaya başladım. Siteyi yaparken de Drupal öğrenmeye ve kullanmaya başladım. Hatta o kadar sevdim ki Drupal ile ilgili bir site bile açtım. Bu aralar sık sık site açıyorum bakalım bu işin sonu nereye varacak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-4635327252871400410?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/4635327252871400410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=4635327252871400410' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4635327252871400410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4635327252871400410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2009/01/kapadokyada-yaptm-geziler.html' title='Kapadokya&apos;da Yaptığım Geziler'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/SXp-w3h1WWI/AAAAAAAABgE/v9dW9viwPeI/s72-c/kapadokya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5318458003450671266</id><published>2008-10-27T16:50:00.003+02:00</published><updated>2008-10-27T17:20:35.124+02:00</updated><title type='text'>SANSÜR !!!!</title><content type='html'>&lt;div&gt;Bildiğiniz gibi blogspot.com sitesi dileyenin kendisine ücretsiz site / blog oluşturmak için kullandığı bir sitedir. Bu site üzerinde onbinlerce Türkçe blog yayınlanmaktadır. Bu onbinlerce blog arasından bir tanesinin Digiturk yayınlarına şifresiz erişimi öğretmesi nedeniyle yüzbinlerce site toptan mahkeme kararıyla kapatıldı.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;emreeren.com sitesi de bir blogspot sitesidir ancak adresi yönlendirilmiş olduğu için yazıları okuyabiliyorsunuz ancak &lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-size:24px;"&gt;fotoğrafları göremiyorsunuz&lt;/span&gt;. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hadi ben neyse...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelirlerinin bir kısmını blogspot sitesinde host ettikleri bloglardan sağlayan webmasterların ne kadar zor durumda olduklarını siz düşünün. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sitesi blogspot üzerinde yayınlanan firmaların veya şahısların müşterilerinin siteye girmek istediklerinde bu mahkeme yazısını okuduklarında firma veya şahıs ile ilgili ne düşüneceklerini siz düşünün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm bunları düşünemeyen yöneticilerimizin bilgiye erişim hakkımızı ne kadar umursadığını siz düşünün....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu durumun açıkça izlenebilmesi için şimdilik fotoğraf linklerini düzeltmiyorum. Siz sevgili ziyaretçilerimin bu konuda anlayış göstereceğinizi umarım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5318458003450671266?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5318458003450671266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5318458003450671266' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5318458003450671266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5318458003450671266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2008/10/sansur.html' title='SANSÜR !!!!'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6937647138717828567</id><published>2008-06-09T21:59:00.006+03:00</published><updated>2008-12-11T01:54:38.519+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cep Telefonu'/><title type='text'>HP IPAQ 514 VOICE MESSENGER</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/SE2DktVHAwI/AAAAAAAABAU/8meCGMpgJUI/s1600-h/ipaq-514-voice-messenger_400x400%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209965010604196610" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 249px; CURSOR: hand; HEIGHT: 244px" height="320" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/SE2DktVHAwI/AAAAAAAABAU/8meCGMpgJUI/s400/ipaq-514-voice-messenger_400x400%5B1%5D.jpg" width="319" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Merhaba. Kısa bir ayrılık döneminden sonra tekrar birlikteyiz. Bu yazımda&lt;br /&gt;HP IPAQ 514 VOICE MESSENGER cep telefonunun özellikllerinden bahsedeceğim. Zorunlu nedenlerden dolayı telefonumu yenilemem gerekti. Telefon seçeneklerine bakarken bu telefon dikkatimi çekti. HP IPAQ 514 bence şu dönemde fiyat performans oranı en iyi cep telefonlarından birisi ve kesinlikle 360 YTL'lik fiyata göre içerdiği özellikler oldukça tatmin edici. Telefonu tasarımı şirin küçük bir kutuda teslim aldım. Kutu içinden telefon haricide batarya, şarj aleti, kulaklık, kullanım kitapçığı ve kurulum CD'si çıkıyor. Ayrıca düşmeye çarpmaya karşı 1 yıl ücretsiz garanti kartı ve HP sitesinden ücretsiz program indirmenize yarayan bir yazılım broşürü veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Telefonun gri-siyah renklerden oluşan sade ve şık bir tasarımı var. Tuş takımı beyaz ışıklı ve kullanımı rahat. Yan taraflarında ses açma, kapama, micro SD kart girişi, kulaklık girişi ve sesli komut tuşları yerleştirilmiş. Ayrıca bilgisayara bağlama ve şarj etmek için standart USB girişi mevcut. Çoğu fotoğraf makinesinde ve mp3 playerda standart olan bu giriş sayesinde yanınızda ayrıca şarj aleti taşımak zorunda kalmıyorsunuz. Telefonu bilgisayara bağladığınızda bir taraftan da şarj oluyor. Pil uzun süre gidiyor ama HP'nin sitesinde pil kullanımını iyileştiren bir güncelleme var. Bunu kurmak gerekli. Ayrıca sitede bir de işletim sistemi güncellemesi var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cihazın üzerinde işletim sistemi olarak Windows Mobile 6.0 yüklü. Bu en yeni işletim sistemi çok hoş özellikler barındırıyor. Tabiiki oyun veya program yükleme seçenekleriniz neredeyse sınırsız ve telefona oldukça ilginç özellikler kazandırabiliyorsunuz ama hazırda gelen özellikler de azımsanmayacak derecede güzel. Özellikle rehberde arama yaparken çok kullanışlı özellikler göze çarpıyor. Ayrıca kişi bilgilerinizi veya randevularınızı bilgisayarınızla senkronize kullanmak isterseniz bu işi de çok başarılı bir şekilde hallediyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Telefonda bağlantı seçeneklerine baktığımızda neredeyse yok yok. Tercihinize göre Wi-Fi veya Bluetooth seçeneklerinden birini kullanabilirsiniz. Her ikisi de gayet iyi çalışıyor. Bluetooh menüsünde küçük bir terslik var ama aktif hale getirince düzgün çalışıyor. Tabiiki bu özellikler açıkken pilin daha hızlı tükendiğini söylemeye gerek yok. Telefon GPRS veya Wi-Fi ile internete bağlanabiliyor. Üzerinde messenger ve internet explorer yüklü. Internet explorer web sayfalarını gayet başarılı açıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Telefonun belki de en eğlenceli özelliği sesli komutla idare edilebilmesi. Sesle komut vererek herhangi bir ek eğitim yapmaya gerek kalmadan rehberinizde kayıtlı kişileri arayabilir, istediğiniz müziği çaldırabilir veya saati sorabilirsiniz :) Birçok sesli komut seçeneği mevcut ve verebileceğiniz tüm komutlar kullanma kılavuzunda detaylı bir şekilde anlatılmış. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;HP IPAQ 514 VOICE MESSENGER benden tam puan aldı ve gerçekten zevk alarak kullandığım telefonlarım arasındaki ilk sıradaki yerini aldı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6937647138717828567?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6937647138717828567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6937647138717828567' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6937647138717828567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6937647138717828567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2008/06/hp-ipaq-514-voice-messenger.html' title='HP IPAQ 514 VOICE MESSENGER'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/SE2DktVHAwI/AAAAAAAABAU/8meCGMpgJUI/s72-c/ipaq-514-voice-messenger_400x400%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6870611974320551746</id><published>2007-12-07T13:27:00.000+02:00</published><updated>2007-12-07T13:35:11.404+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>Teknolojik Yenilikler</title><content type='html'>Son zamanlarda yeni bir elektronik cihaz almaya niyetlendiyseniz hemen hergün yenilenen modeller karşısında kararsızlığa düşmüş olabilirsiniz. İnternetten alışverişin en büyük handikaplarından birisi elektronik ürünlerle ilgili Türkçe inceleme ve test bilgilerinin yetersiz olması. Bu açığı kapatmak için yeni açılan &lt;a href="http://www.teknoyenilik.com"&gt;teknoyenilik.com&lt;/a&gt; sitesini incelemenizi öneririm. Bu sitede cep telefonu ve dijital fotoğraf makinesi başta olmak üzere birçok farklı kategorideki ürünle ilgili testler ve haberlere ulaşabilirsiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6870611974320551746?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6870611974320551746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6870611974320551746' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6870611974320551746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6870611974320551746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/12/teknolojik-yenilikler.html' title='Teknolojik Yenilikler'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-8257616866764120088</id><published>2007-11-09T01:37:00.000+02:00</published><updated>2008-12-11T01:54:38.687+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Ağ'/><title type='text'>Facebook Nereye Koşuyor?</title><content type='html'>&lt;a target="_new" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://code.google.com/apis/opensocial/"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RzO6QEKOX5I/AAAAAAAAA9M/lQtvT75RDDE/s200/opensocial.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130649185662427026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.alexa.com/data/details/traffic_details/http://www.facebook.com"&gt;Alexa verilerine göre&lt;/a&gt; Facebook 2006 yılındaki sürünme döneminden sonra 2007 yılında büyük bir atılım göstererek dünya çapında 7. Türkiye'de ise 2. sıraya yükseldi. Myspace, Orkut, Yonja gibi yaygın sosyal ağlar olmasına rağmen Facebook son zamanlarda görmeye alışmadığımız bir ivme ile yaygınlaştı. Microsoft VStudio ile Facebook üzerinde uygulama geliştirme imkanı tanıyarak desteğini göstermişti. Asıl bombayı ise geçtiğimiz haftalarda küçük bir Facebook hissesine 240 Milyon dolar ödeyerek patlattı. Tabii bu yatırımın temelinde uzun yıllardır Microsoft'un başına bela olan Google'ın Facebook'u almak istemesi var. Microsoft'un atılımı Facebook'a 15 Milyar dolar değer biçilmesine neden oldu ve her el attığı işi bitirmesiyle tanınan Google elleri boş döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook Türkiyede herkesin diline düşen ilk Web 2.0 uygulaması. Önceden Yonja gibi popüler bir ortam olsa da ücretli olması yaygınlaşmasını engellemişti. Türkiye Facebook'u çok sevdi. Hemen Osmanlı Pokeleri, halay uygulamaları programlanarak yerel bir iletişim ortamı oluşturuldu. Türkiye'de sosyal network uygulamaları sınırlı yaygınlık gösterdiyse de manken, sanatçı camiasının Facebook'a profil açmasıyla magazin dünyasına da girdi, gazeteciler ve karikatüristlerin de desteğiyle büyüdü, büyüdü. 1 ay gibi kısa bir zaman içerisinde 250 bin kişiden oluşan Türkiye Network'ünün büyüklüğü 850 bin'e yaklaştı. Bu sayıyla birlikte Türkiye Facebook trafiğinin %3.5'i gibi büyük bir oranını gerçekleştirerek 4. sıraya geçti. Facebook arabiriminin Türkçeleştirilmesiyle birlikte bu sayının giderek artacağı muhakkak ama nedense Facebook bu konuda ağır hareket ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook'un bu kadar kullanışlı olmasının nedeni geliştirilebilir yapı sunması. Bu sayede sevdiklerimize çay ikram edebiliyor veya kafasına terlik fırlatabiliyoruz. Facebook'u alamadığı için sindirme startejisini tercih eden Google hemen kolları sıvayarak Facebook'u en hassas noktasından vurmaya hazırlanıyor. Bunun ilk adımı &lt;a href="http://code.google.com/apis/opensocial/"&gt;OpenSocial&lt;/a&gt; altyapısını hazırlaması oldu. İkinci adımı da önemli üçüncü parti Facebook geliştiricilerine kuracağı sistemin tanıtımını yaparak attı.  OpenSocial altyapsı sayesinde destekleyen sosyal ağların hepsi geliştirilebilir yapıya sahip olacak. Şimdilik MySpace, LinkedIn, hi5, Friendster, Plaxo, Ning, Bebo ve Sixapart ağları bu yapıyı destekleyeceğini açıkladı. İ&lt;a href="http://www.paidcontent.org/entry/419-more-on-google-opensocial-myspace-sixapart-join-alliance/"&gt;&lt;/a&gt;ş uygulamaları geliştiren Salesforce.com ve Oracle firmaları da bu yapıya katılarak Google'ın planına destek oldular. Facebook'un en önemli özelliğine bu sayede birçok sosyal ağ aynı anda sahip olacak. Hem de arkasına Google'ı alarak. Geliştiriciler için hoş olan geliştirdikleri uygulamaların bu arabirimi destekleyen bütün sitelerde kullanılabilir olması olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiiki artık Facebook'u yerinden etmek çok zor. Google liderliği elde edebilmek için çok gayret edecek ve çok para harcayacak. Google'ın kapasite problemi olmadığı için OpenSocial için alan  hizmeti de verebilir. Bakalım zaman ne gösterecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-8257616866764120088?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/8257616866764120088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=8257616866764120088' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8257616866764120088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8257616866764120088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/11/facebook-nereye-kouyor.html' title='Facebook Nereye Koşuyor?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RzO6QEKOX5I/AAAAAAAAA9M/lQtvT75RDDE/s72-c/opensocial.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-2772239849102726705</id><published>2007-11-01T20:53:00.000+02:00</published><updated>2007-11-01T21:10:33.255+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>En İyi Programlama Dili</title><content type='html'>Tabiiki aslında en iyi programlama dili diye birşey yok. Günümüzdeki yaygın programlama dilleri ile akla gelebilecek her tür programı yazabilmek mümkün. Türk programıclar için belki en önemli ölçü Türkçe dilindeki kaynak yeterliliği olabilir. Yıllardır eğlencesine &lt;a href="http://www.tiobe.com/tpci.htm"&gt;TIOBE Programming Community Index&lt;/a&gt; sayfasını takip ederim. Bu sayfada programlama dillerinin değişik kriterlere göre değerlendirilmesi ile oluşturulmuş bir liste var. Temelde arama motorlarından dönen sonuçlara göre sıralama yapıldığı için daha çok dilin iyiliğini değil popülerliğini gösterebiliyor. Benim en çok sevdiğim yanı yeni çıkan ve popülerlik kazanan bazı dillerle ilgili bilgilerin de bulunuyor olması. Listeye göre şu aralar &lt;a href="http://www.blogger.com/Lua%20Programming%20Language"&gt;Lua Dili&lt;/a&gt; hızlı bir yükseliş içerisinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-2772239849102726705?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/2772239849102726705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=2772239849102726705' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2772239849102726705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2772239849102726705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/11/en-iyi-programlama-dili.html' title='En İyi Programlama Dili'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-1142654340723723784</id><published>2007-10-27T00:29:00.000+03:00</published><updated>2007-11-01T21:10:12.591+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraf Teknikleri'/><title type='text'>C# ile EXIF Bilgilerini Okuma.</title><content type='html'>JPG dosyalarının içinde fotoğraf ile ilgili birçok bilgi bulunur. EXIF bilgileri genellikle fotoğrafın hangi ayarlarda çekildiğini anlamak için kullanılsa da JPEG dosyası içerisinde çok daha detaylı bilgiler bulunmaktadır. C# ile bu bilgileri okumak çok kolaydır. Image sınıfı işe yarayacak temel fonksiyonları içerir. &lt;strong&gt;Image.PropertyIdList&lt;/strong&gt; özelliği dosyaya gömülü bilgilerin Id numaralarını içeren bir liste döndürür. PropertyItem sınıfının ilgili EXIF bilgisini ve değerini okumak için kullanacağımız dört özelliği vardır. &lt;strong&gt;Id&lt;/strong&gt; özelliği ilgili bilginin standart numarasıdır. Örneğin Id değeri "0x010F" olan &lt;strong&gt;PropertyItem&lt;/strong&gt; nesnesinden Fotoğrafın çekildiği kameranın adını okuyabiliriz. Bunu okuayabilmek için &lt;strong&gt;Value&lt;/strong&gt; özelliğini kullanırız. Value özelliği, uzunluğunu &lt;strong&gt;Len&lt;/strong&gt; özelliğinden okuyabileceğimiz bir Byte Array'dir. Value değerinin tipini ise &lt;strong&gt;Type&lt;/strong&gt; özelliğinden okuyabiliriz. Örneğin Type 2 ise bilgi ASCII tipinde, 3 ise Short Integer tipindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi Id'nin hangi değere karşılık geldiğini bilebilmek için &lt;a href="http://mark.michaelis.net/Blog/default.aspx"&gt;Mark Michaelis&lt;/a&gt; isimli arkadaşın GDIConstants.h dosyasından ayıklayarak hazırladığı ImagePropertyIDTags Enumeration sınıfını kullanacağız. Uzun bir dosya olduğu için burada vermeyeceğim. &lt;a href="http://mark.michaelis.net/Blog/ct.ashx?id=74&amp;amp;url=http%3a%2f%2fmark.michaelis.net%2fweblog%2fdownloads%2fGDIConstants.zip"&gt;Buradan&lt;/a&gt; indirebilirsiniz. Aynı dosya içersinde Type değerinin neye karşılık geldiğini anlayabileceğimiz bir ImagePropertyTypes Enumeration sınıfı da var. Örnek kodumuzda bu Enumeration değerlerinden faydalanacağız. Kodumuz vereceğimiz dosya isminden JPEG dosyayı yükleyerek özelliklerini bir String listesi olarak döndürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;static class ExifExtractor&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt; public static IList&lt;string&gt; ExifListesiniAl(string dosyaAdi)&lt;br /&gt; {&lt;br /&gt;   IList&lt;string&gt; degerListesi = new List&lt;string&gt;();&lt;br /&gt;   Image imaj = new Bitmap(dosyaAdi);&lt;br /&gt;   foreach (int id in imaj.PropertyIdList)&lt;br /&gt;   {&lt;br /&gt;     string deger = string.Empty;&lt;br /&gt;     try&lt;br /&gt;     {&lt;br /&gt;       PropertyItem ozellik = imaj.GetPropertyItem(id);&lt;br /&gt;       for (int i = 0; i &lt; (ozellik.Len - 1); i++)&lt;/string&gt;&lt;/string&gt;&lt;/string&gt;&lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;        { &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;          if (((char)ozellik.Value[i]) != '\n')&lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;          deger += (char)ozellik.Value[i]; &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;        } &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;        deger = string.Format("{0} = {1}", (ImagePropertyIDTags)ozellik.Id, deger);&lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;      }&lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;      catch (Exception e) &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;      {&lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;        deger = string.Format("{0} numaralı özelliği okurken {1} hatası oldu.", id, e.Message); &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;      }&lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;    degerListesi.Add(deger); &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;    } &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;    return degerListesi; &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;  } &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;} &lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu basit örnek kodu sadece olayın temel mantığını gösterebilmek için verdim. Artık JPEG dosyasından okumak istediğiniz değerleri nerede kullanmak istiyorsanız ona göre değiştirebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-1142654340723723784?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/1142654340723723784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=1142654340723723784' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1142654340723723784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1142654340723723784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/10/c-ile-exif-bilgilerini-okuma.html' title='C# ile EXIF Bilgilerini Okuma.'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-2332283442294203672</id><published>2007-10-21T13:29:00.000+03:00</published><updated>2007-11-01T21:11:19.232+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nesne Yönelimli Programlama'/><title type='text'>Design Patterns'a Hakim Eleman Aranıyor</title><content type='html'>Bugün gazetedeki iş ilanlarını incelerken programcı arayan bir şirketin gazeteye verdiği ilan gözüme çarptı. Aranılan nitelikler arasında "Object Oriented Design ve Patterns'a hakim" diye bir madde vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.c2.com/cgi/wiki?PatternIndex"&gt;Design Patterns&lt;/a&gt;'a hakim olmak nasıl birşeydir? Neden şirketler Desing Patterns'a hakim adam ararlar? Design Patterns'a hakim olmak neyi ispatlar? Bu hakimiyet nasıl ölçülür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarım kalıpları temelde programcılığa yeni başlayan kişilerin Nesne Yönelimli Programlama'nın ilkelerini daha kolay öğrenebilmeleri için düşünülmüştür. Nihayetinde teoridir, kalıptır, sık yaşanın NYP problemlerine getirilen çözüm önerileridir. Pratikte çok da işe yaramaz çünkü gerçek hayat problemleri genellikle bir kalıba uymaz. Tecrübeli bir NYP programcısının yazacağı kod ilgili kalıbın tarifini bilse de bilmese de zaten çok farklı olmaz. Tecrübesiz programcılar genellikle çalışan kodu sırf iyi olacağını düşündüğü için kalıba uydurmaya çalışır ve gerekenden fazla iş yapar. Biraz da espiriyle karışık bir &lt;a href="http://www.phppatterns.com/docs/design/hello_world_in_patterns"&gt;Hello World uygulaması örneği&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kurs ilanında Tasarım Kalıbından bahsedilmesi normaldir ama iş ilanında bu niteliği garipsedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-2332283442294203672?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/2332283442294203672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=2332283442294203672' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2332283442294203672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2332283442294203672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/10/design-patternsa-hakim-eleman-aranyor.html' title='Design Patterns&apos;a Hakim Eleman Aranıyor'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-1393395835171367419</id><published>2007-10-18T03:12:00.000+03:00</published><updated>2007-11-01T21:11:04.184+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Bilgisayar Programı Yatırımı</title><content type='html'>Neden bilgisayar programı satın alırız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar programı satın almamızın birçok farklı nedeni olabilir. Rakiplerimizin satın aldığını duymuş olabiliriz, bir pazarlamacının anlattığı özelliklerden etkilenebiliriz, büyük bir şirketin yeni geçtiği programın ne kadar başarılı olduğunu okumuşuzdur, işyeri komşumuz aldığı müthiş programdan bahsetmiş olabilir veya bir reklamdan etkilenmiş olabiliriz. Hatta büyük firmalarla aynı programı kullanarak onlarla aynı kategoride değerlendirileceğimizi bile düşünüyor olabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekte bu yollardan hiçbirisi bize faydalı olacak olan programı seçmemizde faydalı olmaz. Program bir sorunu çözmelidir. Her işyerinin çözüm bekleyen kendine özgü benzersiz sorunları vardır. Bizim için önemli olan işyerimizin çalışma şeklini anlamamız, gereksinimleri belirlememiz ve yaşadığımız sorunların programla nasıl çözülebileceğine dair fikirler edinmemizdir. Genellikle bunları yapmak yerine satın almayı düşündüğümüz programların inanılmaz özellikleriyle veya kulaktan dolma başarı hikayelerle ilgileniriz. Aslında hiç bir program pazarlamacısı işimizle ilgili detaylı incelemeler yaparak programın sorunlarımızı nasıl çözeceğini anlatmaz. Onun yerine XYZ mağazalar zincirinde nasıl beğenilerek kullanıldığını anlatır. XYZ'nin sorununu çözen bizim sorunumuzu haydi haydi çözer değil mi? Ne yazık ki değil. Sorunumuzu tam anlamadan çözüme ulaşmamız mümkün değildir. Birinci adım programa neden ihtiyaç duyduğumuzu anlamak olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci adım gereksinimlerimizi karşılayan en iyi çözümü tespit etmek olacaktır. Burada aslında işler biraz karışıktır. Pazarlamacılar aynı şeylerden bahsettikleri ve aynı sorunları çözdüklerini anlattıkları halde yüz dolardan milyon dolarlara kadar çeşitli fiyatlarla karşımıza çıkarlar. Hatta daha da ilginci bilgiç bir arkadaşımız aynı işi yapan ücretsiz bir program olduğundan da bahseder. Alternatif programların tam olarak ne yapabildiğinin ve işimize ne kadar uygun olduğunun araştırılması önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki gereksinimlerimizi güzelce tespit ettik ve ihtiyaçlarımızı tam olarak karşılayan programa karar vererek satın aldık. Artık bir yan gelip yatma zamanı geldi değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki sadece para harcayarak en iyiyi yapabilmek mümkün değildir. Program çalışanların bir kısmının yaptığı işleri üstlenebilir ancak kullanacak birileri olmadan program hiç bir işe yaramaz. Aslına onu doğru kullanacak birileri olmadan işe yaramaz. Öncelikle programı doğru kullanabileceğimiz şekilde iyice öğrenmemiz gerekir. Aslında bir de programın doğru şekilde çalışmasının nasıl sağlanacağını da öğrenmemiz gerekir. Bir programın doğru çalışması birçok yan faktöre bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de en önemlisi satın aldığımız programı işleri yürütme sorumlusu olarak değil yaptığımız işlerin birkısmını devredebileceğimiz bir yardımcı olarak görmeliyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-1393395835171367419?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/1393395835171367419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=1393395835171367419' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1393395835171367419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1393395835171367419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/10/bilgisayar-program-yatrm.html' title='Bilgisayar Programı Yatırımı'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-8465586459153264962</id><published>2007-10-08T06:27:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T06:42:06.479+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='.Net'/><title type='text'>.Net Kaynak Kodları Açılıyor</title><content type='html'>Microsoft Visual Studio 2008 ve .Net Framework 3.5 ile birlikte .Net kütüphanelerinin &lt;a href="http://www.infoq.com/news/2007/10/Dotnet-Open-Source"&gt;kaynak kodlarını açıyor.&lt;/a&gt; Kaynak kodları doğrudan indirilebilecek veya VS2008'e yapılacak bir ayarla otomatik olarak ihtiyaç oldukça indirilecek. Kaynak kodların kullanımı daha önceden duymamış olduğum &lt;a href="http://www.microsoft.com/resources/sharedsource/licensingbasics/referencelicense.mspx"&gt;Microsoft Reference Licence &lt;/a&gt; ile lisanslanmış durumda. Bu şu anlama geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne maksatla olursa olsun:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kaynak kodlar üzerinde değişiklik yapılamaz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kaynak kodlar hata düzeltme için kullanılamaz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kodlara yeni özellikler eklenemez.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Kaynak kodlar sadece koda bakma ve hata ayıklama maksatlı açılıyor. Tabi kodların hata ayıklayıcıya entegre edilmesi hata ayıklama anlamında büyük avantaj. Lisansa göre yakaladığımız hata .Net kodları içinde olsa dahi kod üzerinde değişiklik yapamıyoruz. Microsoft modifiye edilmiş .Net kütüphanesi yakalarsa geliştiricisinin canını yakma gücü elince var. Hata gördüğümüzde düzeltmek yerine sıkıntıyı .Net geliştiricilerine iletebiliyoruz. Böyle bir avantajımız (!) var :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglarda dönen dedikodulara göre bu hareket biraz da &lt;a href="http://www.mono-project.com/Main_Page"&gt;Mono&lt;/a&gt; projesinin önünü kesmek için yapılmış. Mono bildiğiniz gibi .Net programlarının Windows, Linux, Solaris, vb. gibi işletim sistemlerinde çalışmasını sağlıyor. Bir nevi .Net Framework'ün açık kaynaklı Linux klonu. Tabii Mono kodları üzerinde dilediğiniz değişikliği yapabiliyorsunuz. Rivayet odur ki; Microsoft Mono'da, .Net Framework'den aşırılmış kodlar olduğunu iddia ediyor. Microsoft kodları yayınladıktan sonra bu konuda Mono'nun üzerine gider mi onu da zaman gösterecek. Zaman ne gösterirse göstersin açık kaynak zihniyetinin Microsoft'a büyük zarar verdiği tartışılamaz bir gerçek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-8465586459153264962?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/8465586459153264962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=8465586459153264962' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8465586459153264962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8465586459153264962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/10/net-acik-kaynak-oluyor.html' title='.Net Kaynak Kodları Açılıyor'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-8954073387185168374</id><published>2007-10-06T19:11:00.000+03:00</published><updated>2007-10-06T20:23:01.161+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İş Hayatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Aklın Yeni Sınırları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=137378"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 82px; height: 123px;" src="http://www.pandora.com.tr/images/kapak/137378.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;K&lt;/span&gt;itabevinin iş kitapları bölümünde yaklaşık yarım saat geçirmiş, bu sefer düzgün bir kitap bulamayacağıma karar vermiştim. Bu kitap tam vazgeçmek üzereyken gözüme çarptı. Arkasını çevirdiğimde bu tür kitaplarıyla ünlü Tom Peters ve Seth Godin'in kitapla ilgili görüşlerini okudum. Kitap kapağıya, üzerindeki barkod ve piyano birleşimi logoyla ve arka kapağındaki görüşlerle kendini iyi pazarlamıştı. Kitabın birinci konusu da "Sağ Beynin Yükselişi" olunca kitabı almaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş dünyası büyük devrim yaşıyor. Asya etkisi, para bolluğu, globalleşme gibi etkenlerle artık oyunun kuralları çok değişti. Bu yeni düzene ayak uydurmak için artık yüksek seviyede bireyselleşme ve kişisel olarak işin yapılış ve işleyiş şekline etkide bulunmayı gerektiriyor. Artık üniversitede öğrenilenleri uygulayarak standart işleri yürütme devri sona eriyor. Hatta doktorluk, muhasebecilik, avulatlık gibi gözde meslekler bile yavaş yavaş teknoloji tehditi altına girmekte. Günümüzde birçok kimse basit sorunları için bilgi kaynağı olarak İnternet'ten faydalanıyor. Amerika da boşanma işlerini yürüten ve takip eden internet siteleri açıldı bile. İşlerinizi veya banka hesaplarınızı internetten takip edebileceğiniz teknolojilerden bahsetmeye bile gerek yok zaten her an iç içeyiz. Üretimde de benzer durum söz konusu. Bir mega markete gittiğinizde artık almak isteyeceğiniz üründen en az 10 çeşit bulabiliyorsunuz. Artık kıtlık döneminde değil bolluk döneminde yaşıyoruz. Her tür ihtiyaç için her tür ürün üretilmiş ve satışa hazır hale getirilmiş durumda. İş hayatının bu yeni koşulları eski köye yeni adet getiremeyen herkes açısından biraz sıkıntılı görünüyor. Değişen duruma adapte olamayanlar umudu sırlara, çekim güçlerine, kuantum fiziğine (!) bağlamış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitap hem bu yeni ortamı algılayabilmeniz hem de bu oyunun oyuncusu olabilmeniz için gerekli her tür bilgiyi alabileceğiniz güzel bir kaynak. Kitabın yazarı Daniel H. Pink. Yazar konuyu çok güzel bir dille ele almış. Belki de son dönemde okuduğum en iyi kitap diyebilirim. En güzeli lafı hiç uzatmadan kitabın içeridiği konulara biraz gözatalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap iki ana kısımdan ve dokuz bölümden oluşuyor. Birinci kısım genelde bulunduğumuz ortamı anlayabilmemize yönelik konuları, ikinici kısım ise kendimizi hangi yönlerde geliştirmemiz gerektiğini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Sağ beynin yükselişi&lt;br /&gt;Kitap öncelikle bizi ve davranışlarımızı yöneten beynimizle ilgili bilmemiz gereken bazı önemli özellikleri açıklıyor. Burada verilen bilgiler kitabın devamında anlatılacak konularla için önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Bolluk, Asya ve Otomasyon&lt;br /&gt;Asya'nın ve Teknolojinin iş hayatını nasıl etkilediği ve neleri değiştirdiği bu bölümde anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Yüksek Kavram, Yüksek Dokunuş&lt;br /&gt;Bu bölüm kitabın ikinci kısmına geçiş niteliğinde. Sağ beynin ve kişisel özelliklerin iş yaşamındaki başarıyı nasıl etkilediği anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Tasarım,&lt;br /&gt;5. Öykü,&lt;br /&gt;6. Senfoni,&lt;br /&gt;7. Empati,&lt;br /&gt;8. Oyun,&lt;br /&gt;9. Anlam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümler kitabın ikinci kısmını oluşturuyor. Her bir bölüm kendimizi nasıl geliştirebileceğimizle ilgili farklı bilgiler veriyor. Kitabın bu kısmı çok güzel tasarlanmış. Her bir bölüm konusunun neden önemli olduğuyla ilgili ilginç savlar içeriyor. Bölüm sonlarına ise portfölyo adı verilen kısımlar eklenmiş ve bu konuda gelişim sağlanabilmesi için neler yapılabileceği ile ilgili pratik fikirler veriliyor. Bu kısımlarda birçok internet adresi de mevcut. İnternet adresi haricinde bazı sosyal gruplar ve bazı kitaplar da öneriliyor. Sosyal gruplar genellikle Amerikalı okuyucuya hitap eder nitelikte ama birçoğuna internetten de erişim sağlanabiliyor. Önerilen kitaplardan arasında benim okuduklarım da var. Birçoğu önemli kitaplar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak bu kitabı ne tam olarak bir iş kitabı ne de bir kişisel gelişim kitabı olarak tanımlayabiliyorum. Bu gerçekten çok farklı ve hemen herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap. Kitap adı felsefi anlamda biraz iddialı dursa da bir yönüyle adını hakettiğini düşünüyorum. Bunun değerlendirmesini kitap bittiğinde zaten kendiniz yapacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-8954073387185168374?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/8954073387185168374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=8954073387185168374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8954073387185168374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8954073387185168374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/10/aklin-yeni-sinirlari.html' title='Aklın Yeni Sınırları'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7101506450195924308</id><published>2007-10-04T01:51:00.000+03:00</published><updated>2007-10-04T05:28:54.815+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Regular Expressions Nedir?</title><content type='html'>Ne zamandır tatildi kitaptı derken programcılıkla ilgili konuları ihmal ettim. Bu yazımda her programcının ihtiyacı olabilecek Regular Expressions (Düzenli İfadeler) konusuna değineceğim. İnternette İngilizce veya Türkçe yazılmış birçok kaynak var ancak ben bu konuyu gerçekten çok zor anladım. Temel maksadım bir web sayfasındaki linkleri çeken bir program yazmaktı ancak işin temel mantığını çok geç kavradığım için bayağı bir uğraştım. Bu yazımda kendi anladığım şekilde çok basitten alarak işin temel mantığını vereceğim sonra işin detayları için güzel birkaç link vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regular Expressions aslında notepad gibi programlarda birşey aramak için kullandığımız mantığın daha kompleks bir şekli. Mesela bir yazı içerisinde "emre" kelimesini aramak için direk "emre" yazıyoruz. Bu zaten normal birşey. Ancak "e" ile başlayıp "e" ile biten 4 harfli herhangi birşey arıyorsak o zaman ifademizi "e..e" olarak veriyoruz. Burada "." işareti herhangi bir karakter anlamına geliyor. Eğer notepad programı regex ifadelerini destekleseydi arama kısmına "e..e" yazdığımızda yazı içerisinde emre, ezme gibi kelimeleri bulacaktı. Aynı şekilde "Cemre" kelimesinin de "emre" kısmını bulabilecekti. Bu noktada hemen bir kod örneği inceleyelim. Örneği C#'tan veriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;public IList&lt;string&gt; ExtractData(string regex, string icerik)&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;IList&lt;string&gt; result = new List&lt;string&gt;();&lt;br /&gt;Match m;&lt;br /&gt;Regex r = new Regex(regex, RegexOptions.IgnoreCase RegexOptions.Compiled);&lt;br /&gt;for (m = r.Match(icerik); m.Success; m = m.NextMatch())&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;result.Add(m.Groups[0].Value);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;return result;&lt;br /&gt;} &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kod içerik içerisinde regex'e uyan bütün sonuçları liste olarak geri döndürecektir. Bir Regex nesnesi oluşturuyoruz ve Regex sınıfının Match metoduna içeriğimizi gönderiyoruz. Metod bize Match tipinde bir nesne döndürüyor. Bu Match nesnesi aramanın başarılı olup olmadığına dair bilgilerle birlikte neyin bulunduğunu da söylüyor. Regex'in gruplama özelliği olduğu için bunu bize Groups adında bir liste olarak veriyor ama grupları şimdilik kullanmayacağımız için biz sıfırıncı elemandan bulunan sonucu öğreniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde e ile başlayıp e ile biten kelimeler arayan programlar yazmayız. Güzel bir örnek bir web sayfası kaynağından linkleri ayıklayan bir kod yazmak olabilir. Html kodunda link href='http://www.xxx.com' şeklinde geçer yani amacımız tırnak içinde geçen linki ayıklamak. Bunu yapmak için &lt;strong&gt;href='[^']+'&lt;/strong&gt; şeklinde bir ifade kullanacağız. İsterseniz bu ifadeyi detaylı olarak inceleyelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;href='&lt;/strong&gt; yazarak aradığımız sonucun href=' ile başlaması gerektiğini belirttik. Devamındaki [] parantezi özel bir anlama geliyor. Köşeli parantez harf grupları oluşturmak için kullanılır. İlk örneğimizdeki &lt;strong&gt;e..e&lt;/strong&gt; aramasını &lt;strong&gt;e..[ae]&lt;/strong&gt; şeklinde yazarsak sonu a veya e ile biten herhangi bir harf grubunu seçmiş oluruz. Özetle bize dönecek sonuçlar şu özellikleri içerecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e ile başlayacak,&lt;br /&gt;herhangi iki karakterle devam edecek,&lt;br /&gt;sonra a veya e gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında özel olarak belirtmezsek regex aramayı kelime kelime yapmaz. \b ifadesi boşluk anlamına gelir ve ifademizin başına ve sonuna \b koyarsak tam kelime araması yaparız. Bu durumda ifademizi &lt;strong&gt;\be..[ae]\b&lt;/strong&gt; olarak yazmamız gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer a,e ile biten kelimeleri değil de a,e ile bitmeyenleri seçmek istersek kümenin başına ^ işareti koyarız. &lt;strong&gt;\be..[^ae]\b&lt;/strong&gt; ifadesi e ile başlayıp a,e den farklı herhangi bir karakterle biten 4 harfli kelimeleri bulur. emar, esin, erez gibi kelimeler başarılı olurken emr&lt;strong&gt;e&lt;/strong&gt; esm&lt;strong&gt;a&lt;/strong&gt; gibi kelimeler seçim dışında kalır. Küme içindeki ^ işareti kümenin tersi anlamına gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;href='[^']+'&lt;/strong&gt; ifademize geri dönelim. href=' ile başladık ve [^'] ile devam ettik. Sondaki + ve ' işaretini şimdilik görmezden gelerek biraz daha araştırma yapalım. Eğer ifademizi sadece &lt;strong&gt;href='[^']&lt;/strong&gt; olarak yazarsak o zaman href=' ile başlayan ve sonraki karakteri ' haricinde herhangi birşey olan harf gruplarını seçeriz. Mesela bu ifadeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;lta href='http://www.emreeren.com/'&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt dizisinin içinde çalıştırırsak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='&lt;/strong&gt;http://www.emreeren.com/'&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içeriğindeki kalın işaretli kısım döner. Yani sonuç olarak &lt;strong&gt;href='h&lt;/strong&gt; elde ederiz. Aslında istediğimiz linkin tümünü seçmek. Burada da imdadımıza + işareti koşuyor. + işareti tekrarla anlamına gelir. [^']+ yazdığımızda sıradaki karakter ' harici olduğu sürece eşleştirmeye devam edilir. href='[^']+ dediğimizde regex yorumlayıcısı + işaretini görür ve ' işaretini görene kadar karakterleri okumaya devam eder. ' işaretini görünce de durur. Demek ki href='[^']+ ifadesi bize&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;href='http://www.emreeren.com&lt;/strong&gt; sonucunu döndürür. Örneğimizin sonundaki ' işareti ise en sonraki ' işaretini de sonuca eklememize yarar yani &lt;strong&gt;href='[^']+'&lt;/strong&gt; yazdığımızda dönecek sonucun sonuna ' işareti de eklenir. Bir daha özetle regex yorumlayıcısının adım adım ne yaptığına bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;&amp;lta href='http://www.emreeren.com/'&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regex ifademiz:&lt;br /&gt;href='[^']+'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorumlayıcı önce href=' kısmını bulur&lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='&lt;/strong&gt;http://www.emreeren.com/'&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra [^'] ifadesini görür ve sıradaki harfin ' işaretinden farklı olup olmadığına bakar. Tırnaktan farklı olduğu için sonuca h harfini de dahil eder.&lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='h&lt;/strong&gt;ttp://www.emreeren.com/'&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra + işaretini görür ve bu işlemi ' hariç sıradaki her karakter için devam ettirir ve ' işaretine gelince durur.&lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='http://www.emreeren.com/&lt;/strong&gt;'&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra ' ifadesini görür ve sonraki ' işaretini de sonuca ekler.&lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='http://www.emreeren.com/'&lt;/strong&gt;&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki programımızı yazdık bitirdik. Bir de baktık ki başka bir web sayfası kaynağında &lt;br /&gt;&amp;lta href="http://www.emreeren.com/"&amp;gt örneğindeki gibi linklede ' yerine " kullanılmış. Bu durumda örnek kodumuz hiç bir sounç döndürmez çünkü yorumlayıcı ifademize uyan uygun karakter dizisi bulamaz. Bu sayfadan linkleri almak için ifademizi &lt;strong&gt;href="[^"]+"&lt;/strong&gt; şeklinde yazmamız gerekirdi. Tamam ama link kapatmak için ' işareti mi yoksa " işareti mi kullanıldı nereden bileceğiz? Aslında sorumuzun cevabı yine yazımızın içinde var. Karakter kümelemeyi kullanarak iki alternatifi de ifademize ekleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href=['"][^'"]+['"] (Biraz zor okunuyor ama "' kısmı " ve ' karakterlerinin yan yana yazılmış hali)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İfademizi yukarıdaki şekilde verdiğimizde href= eşlemesinden sonra ", ' karakterlerinden birine uyan, sonra ", ' karakterlerine uymayan bütün (+) karakterleri ve ", ' karakterlerinden birine uyan bir karakteri seçmiş oluyoruz. Bundan sonraki örnekleri basit okunması için kümelenmemiş halde vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte şimdi can alıcı bir soruya sıra geldi. href='[^']+' ifadesini yazdığımızda linkler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href='http://www.emreeren.com'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklinde gelecek. Sonra biz baştaki href=' kısmını ve sonraki ' işaretini kaldırıp linki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.emreeren.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak düzenlemek zorunda kalacağız. Çünkü işimize yarayan bölüm burası. Sonuçların bu şekilde olması için gruplama özelliğini kullanmamız gerekiyor. İfademizde herhangi bir bölgeyi normal parantez içine aldığımızda o kısım bir grup olur. Yani ifademizi &lt;strong&gt;href='([^']+)'&lt;/strong&gt; şeklinde yazarsak baştaki href=' ve sonraki ' işareti parantez dışında kaldığı için onlar grubun dışında kalır. Tabii gruplama kullandığımız için kodumuzda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;m.Groups[0].Value yerine m.Groups[1].Value ifadesini kullanmamız gerekir. m.Groups listesinin birinci elemanı her zaman seçimin tümünü içerir. İfademizdeki gruplar da soldan 1,2,... diye numaralanarak listeye eklenir. Yani m.Groups[0].Value yine&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;href='http://www.emreeren.com'&lt;/strong&gt; sonucunu döndürecektir ancak parantez içine aldığımız kısım yani &lt;strong&gt;http://www.emreeren.com&lt;/strong&gt; kısmı m.Groups[1].Value sonucu olarak dönecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bütün bu öğrendiklerimizle&lt;br /&gt;&amp;lta href='http://www.emreeren.com/'&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt içinden hem linkin adresini hem de açıklamasını çekelim ve bunları ayrı gruplarda gösterelim. Adım adım ifadeyi yazacağım ve seçimi kalın olarak göstereceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href='&lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='&lt;/strong&gt;http://www.emreeren.com/'&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href='[^']+'&lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='http://www.emreeren.com/'&lt;/strong&gt;&amp;gtEmre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href='[^']+'&gt;&lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='http://www.emreeren.com/'&amp;gt&lt;/strong&gt;Emre'nin sitesi&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;href='[^']+'[^&lt;]+ &lt;br /&gt;&amp;lta &lt;strong&gt;href='http://www.emreeren.com/'&amp;gtEmre'nin sitesi&lt;/strong&gt;&amp;lt/a&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre'nin sitesi kısmını da seçimimize dahil ettikten sonra gruplamayı yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;href='([^']+)'([^&lt;]+) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer iki parantezimiz yani iki grubumuz var. Bu da demek oluyor ki &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;m.Groups[0].Value:&lt;br /&gt;href='http://www.emreeren.com'&gt;Emre'nin sitesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;m.Groups[1].Value:&lt;br /&gt;http://www.emreeren.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;m.Groups[2].Value:&lt;br /&gt;Emre'nin sitesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuçlarını içerecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar basit bir uygulamayı detaylı olarak anlatmaya ve olayın temel mantığını vermeye çalıştım. İtiraf etmek gerekirse gerçek hayat uygulamalarında çok daha farklı ve bol alternatif isteyen yapılar karşınıza çıkacak ama regular expressions olası her durum için işe yarayacak daha yığınla özelliğe sahip. Google tabiiki her zaman bir numaralı yardımcınız ama aşağıdaki linkleri de ziyaret edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.regular-expressions.info"&gt;http://www.regular-expressions.info&lt;/a&gt; (ingilizce)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://cekirdek.uludag.org.tr/~meren/belgeler/regex/regex.html"&gt;...~meren/belgeler/regex/regex.html&lt;/a&gt; (Türkçe) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca denemelerinizi yapabilmeniz için süper bir online test aracı da &lt;a href="http://www.regextester.com/"&gt;http://www.regextester.com/&lt;/a&gt; adresinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7101506450195924308?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7101506450195924308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7101506450195924308' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7101506450195924308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7101506450195924308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/10/regular-expressions-nedir.html' title='Regular Expressions Nedir?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-2234686236658080800</id><published>2007-09-29T03:22:00.000+03:00</published><updated>2007-09-29T05:39:51.486+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><title type='text'>Suçlu Herşey Dahil Sistemiymiş Meğer.</title><content type='html'>Bugün bir gazetede büyük bir otel sahibinin herşey dahil sistemi ile ilgili düşüncelerini içeren bir yazı vardı. Yazıda her şey dahil sisteminin ve düşük döviz kurunun turizmi bataklığa sürüklediği söyleniyor. Bu aralar herşey dahil sistemine yönelik eleştirirler yoğunlaşmaya başladı. Üç otelin kaçak domuz eti satması olayında da bir şekilde herşey dahil sistemi kötülenmişti. İzleyici olarak bizler, herşey dahil otellerde domuz eti yediriliyor şeklinde yönlendirildik. Olayı bir şekilde duyan herkesin bilinçaltında "herşey dahil = domuz eti" gibi düşünceler oluştu. Web sitemin kullanım istatistiklerinden gördüğüm kadarıyla haberi duyan herkes internetten yazın kaldığı otelde böyle bir durum olup olmadığını anlamaya çalışıyor. Önceki yazımda da belirttiğim şekilde olayın doğruluğu ile ilgili hiç bir düşüncem yok. Benim takıldığım nokta bunu sadece ucuz herşey dahil otellerin yaptığı gibi bir izlenim yaratılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey dahil sistemi tüketicinin avantajınadır bu nedenle savunulması gereken bir sistemdir. Kötü olan herşey dahil sistemi değil bu sistemi gerekçe göstererek insan sağlığı ile oynayan kişilerdir. Gıdada yapılan KDV indirimi dışında turizmcilerden gelen teşvik talepleri neticesinde 2008 yılında turizmde de KDV indirimi yapılacaktır. Çağımız minimum maliyetle maksimum verimi üretme çağıdır. İşletmeciler KDV'den, herşey dahilden, ucuz dövizden, fakir turistten şikayet etmek yerine dönüp işletmesine bakmalıdır. Özellikle Çin etkisiyle iğneden ipliğe herşey ucuzlamaktadır. Herşey ucuzlarken maliyetleri aynı seviyede kalan işletmeler için artık verim arttırma çalışmaları yapmanın zamanı gelmiş demektir. Bu otel müdürünün maharetine veya aşçıbaşının tecrübesine bırakılacak bir iş değildir. Turizm sektöründe olsun olmasın verimlilik çalışmalarına gerekli önemi vermeyen her tür işletme gelecekte çok büyük sıkıntılar yaşayacaktır. Tekstil sektörünün durumu ortada. Turizm işletmeleri bu KDV indirimini fırsat bilerek verim arttırıcı sistemlere yatırım yapmalı ve bu konuya gerekli önemi vermelidir. Doğru seçilmiş ve tasarlanmış bilgisayar sistemleri hangi işe ne kadar personel gerektiğini veya hangi tarihte ne kadar yiyecek hammadesine ihtiyaç olacağını hesaplayabilir. Yatırım alternatifleri içinden en karlısını seçebilir, hatta belirli bir reklam bütçesinin ne şekilde değerlendirilirse hangi tür müşteri talebinin artacağını bulabilir. Yapılacak verim analizleri ve geçmiş verilerin değerlendirilmesi neticesinde bir geleceğe dair bir projeksiyon oluşturulabilir ve tesisin hangi noktada gelişmesi gerektiği araştırılabilir. İşletme yöneticileri kısır beklentiler içine girmek yerine bilim ve teknolojiden daha çok faydalanmanın yollarını araştırmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bunlar turizmcilerin düşünmesi gereken şeyler. Herşeyi bir kenara bırakıp şöyle hayal edelim. Bir sene önce kaldığınız bir otele gittiniz. Odanıza girdiğinizde şöyle bir yazı dikkatinizi çekti. "Sayın Emre EREN. Odanız bir önceki ziyaretinizdeki talepleriniz dikkate alınarak düzenlenmiştir." Evet gerçekten de geçen sene istediğiniz gibi yatağınızda çift yastık var ve günlük gazeteniz komodininin üzerinde duruyor. Ne hissederdiniz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-2234686236658080800?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/2234686236658080800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=2234686236658080800' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2234686236658080800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2234686236658080800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/09/suclu-hersey-dahil-sistemiymis-meger.html' title='Suçlu Herşey Dahil Sistemiymiş Meğer.'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6233438674163285010</id><published>2007-09-24T22:11:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T03:05:59.866+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Olasılıksız (Roman)</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=104539&amp;amp;y=10021"&gt; &lt;img src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=104539&amp;amp;boyut=85" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;B&lt;/span&gt;u yazımda son günlerin en çok satan romanlarından Olasılıksız kitabını tanıtacağım. Bitirmek için yarını, başkasına anlatmak için bitirmeyi bekleyemeyeceksiniz. Kitap kapağının arkasında böyle iddialı bir sloganla yayınlanıyor. Kitabı okumaya başladığımda ne kadar sürükleyici olacağı ile ilgili kuşkularım vardı ama ilk sayfalarından itibaren okudukça kitabın başından kalkamadım. Hikaye ilginç kurgusu ve  bilimsel içeriği ile ilgi uyandırıyor. Tıpkı Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi kitabında altın oran gibi konulara değinmesi gibi bu kitap da olasılık teorisi, kuantum fiziği, determinizm ve psikiyatri gibi konulara atıfta bulunarak konuyu şekillendiriyor. Bu konularla ilgili hiç fikriniz olmasa dahi hikayenin gidişi ve kahramanın yaşadıkları en azından kitabı takip edebilecek kadar konuya hakim olmanızı sağlıyor. Bu kitabı bitirdikten sonra belki de olasılık teorisi ve kuantum fiziği ile ilgili daha çok bilgi sahibi olmak isteyeceksiniz. Çok alakasız kitaplar olsa da Tanrılara Karşı kitabını okuduysanız zaten birçok konu size tanıdık gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi araştırılarak tasarlanmış hikayenin başarısı sayesinde maceraya kendinizi kaptırıyorsunuz. Nava'ya hayran olacak, Jesper için üzülecek, Caine'i çok kıskanacaksınız :) Yazar gerçekten çok başarılı, kitabı film seyreder gibi okudum. Artık daha fazla detay vererek süprizi bozmayım. Eğer Dan Brown'ın kitaplarını sevdiyseniz bu kitabı da çok seveceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar: Adam Fawer&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6233438674163285010?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6233438674163285010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6233438674163285010' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6233438674163285010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6233438674163285010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/09/olasiliksiz-roman.html' title='Olasılıksız (Roman)'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6109769974955132722</id><published>2007-09-23T01:07:00.001+03:00</published><updated>2009-03-06T00:05:48.540+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bodrum Otelleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Otel'/><title type='text'>Club Voyage Charm (Bodrum)</title><content type='html'>&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;2-3-4 Eylül 2007&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalıçiftlik maceramızı tamamladıktan sonra üçüncü ve son durağımız olan Charm Hotel'e ulaşmak üzere Bardakçı mevkiine doğru yola çıktık. Bodrum turizm konusunda ünlenmeden önce Bardakçı yolu bile olmayan ve sadece denizden ulaşılan bir bölgeymiş. Bodrum halkı su ihtiyacını buradan karşıladığı için hep önemli bir yer olmuş. Şimdi de turizm konusunda Bodrum'un önemli bir bölgesi. Bardakçı koyunda 4 büyük otel var. Charm Hotel koyun tam ortasında Bodrum'a hakim bir alanda kurulmuş. Tesis 125 odalı ve 8000 m2 alana kurulu. 4 yıldızlı ve herşey dahil konseptinde çalışyor. Denize sıfır ve otele ait plaja sahip. Bodrum merkeze 1km kadar bir mesafede. Charm Hotel'in en önemli özelliği adult hotel olması. Yani otele 16 yaşından küçük çocuk kabul edilmiyor. Bu nedenle otelin müşteri profilini genellikle genç çiftler oluşturuyor. Tabii yaşlılar da var. Çocuk sahibi olmayanlar için çok iyi bir özellik çünkü hiçbiryerde koşturan, ağlayan çocuklar görmüyorsunuz. Türkiyede çocuk kabul edilmeyen nadir otellerden biri olduğu için bu yönüyle özellikle tercih edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWUgYqxaCI/AAAAAAAAARE/J12RoEj2-S0/s1600-h/P1000657.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113156236047640610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWUgYqxaCI/AAAAAAAAARE/J12RoEj2-S0/s400/P1000657.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Aslında bu benim Charm Otel'e dördüncü gidişim. Her ne kadar artık otel personeliyle ahbap olduysak da elimden geldiği kadar objektif bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Otele ulaşır ulaşmaz resepsiyon işlemlerimizi tamamladık ve odamız hazır olduğu için hemen odamıza çıktık. Hem oteli çok iyi bildiğim hem de o an taşıma görevlisi başka bir müşteriyle ilgilendiği için beklemeye gerek duymadan eşyalarımı kendim taşıdım. Odamız otelin 7. katında idi. 6. kata kadar asansörle çıktık. 7. kata merdivenlerden ulaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Oda Değerlendirmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWXH4qxaDI/AAAAAAAAARM/AugpxapaOyU/s1600-h/P1000437.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113159113675728946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWXH4qxaDI/AAAAAAAAARM/AugpxapaOyU/s400/P1000437.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Charm Hotel'in eskiden kaldığım odaları gibi bu odası da yeterince geniş ve ferah. Kaldığımız üç otel içersinde oda ve balkonu en geniş otel diyebilirim. Yatağın üzerindeki kalp şekline getirilmiş havluları bir gün kuğu, bir gün gül şeklinde görebilirsiniz. Oda ve banyo otomatik olarak her gün temizleniyor ve havlular yenileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWZR4qxaFI/AAAAAAAAARc/ljEGpTHgapM/s1600-h/P1000439.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113161484497676370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWZR4qxaFI/AAAAAAAAARc/ljEGpTHgapM/s400/P1000439.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yatağın her iki tarafına komodin tarzı çekmeceli mobilyalar yerleştirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWZMIqxaEI/AAAAAAAAARU/yKrbO9GPOZA/s1600-h/P1000438.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113161385713428546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWZMIqxaEI/AAAAAAAAARU/yKrbO9GPOZA/s400/P1000438.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Odada telefon, kağıt, kalem, küllük, kibrit, bardak gibi tüm aksesuarlar eksiksiz bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWZzoqxaGI/AAAAAAAAARk/avmAJM9hgCE/s1600-h/P1000440.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113162064318261346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWZzoqxaGI/AAAAAAAAARk/avmAJM9hgCE/s400/P1000440.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Odanın girişinde küçük bir koridor var. Sağda banyo girişi, solda da dolapların ve minibar'ın bulunduğu alan var. Odada bavulunuzu koyabileceğiniz alan mevcut. Otelin zemini halı kaplı. 3 günlük tatilimiz süresince bir kere halılar yıkandı. Kapı anaharlı. Anahtarı yerine yerleştirdiğinizde odaya elektrik geliyor. Anahtara ek olarak kapı zinciri de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWa_YqxaHI/AAAAAAAAARs/QDTkdzAfzGI/s1600-h/P1000442.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113163365693352050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWa_YqxaHI/AAAAAAAAARs/QDTkdzAfzGI/s400/P1000442.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Banyoda duşakabin var. 24 saat sıcak su var. Duşakabin içerisinde şampuan var ama biz kendi şampuanımızı ve duş jelimizi kullanmayı tercih ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWa_YqxaII/AAAAAAAAAR0/QzymUV6ktCE/s1600-h/P1000443.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113163365693352066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWa_YqxaII/AAAAAAAAAR0/QzymUV6ktCE/s400/P1000443.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Odalarda alafranga tuvalet var. Otelin hiç bir yerinde alaturka tuvalet yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWa_oqxaJI/AAAAAAAAAR8/t1OZsUUxibs/s1600-h/P1000444.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113163369988319378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWa_oqxaJI/AAAAAAAAAR8/t1OZsUUxibs/s400/P1000444.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Banyoya modern tasarımlı lavabolar yerleştirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWa_oqxaKI/AAAAAAAAASE/efvjC-98jLY/s1600-h/P1000445.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113163369988319394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWa_oqxaKI/AAAAAAAAASE/efvjC-98jLY/s400/P1000445.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Banyoda sıvı sabun ve saç kurutma makinesi de mevcut. Banyodaki herşey sorunsuz çalışyor ve ihtiyaç olabilecek tüm detaylar düşünülmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWcn4qxaLI/AAAAAAAAASM/yJpBqr2pU_c/s1600-h/P1000441.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113165160989681842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWcn4qxaLI/AAAAAAAAASM/yJpBqr2pU_c/s400/P1000441.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oda uzaktan kumandalı split klima ile soğutuluyor. Klima kaliteli ve iyi soğutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWc8oqxaMI/AAAAAAAAASU/Jr8OsUQ1mzk/s1600-h/P1000448.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113165517471967426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWc8oqxaMI/AAAAAAAAASU/Jr8OsUQ1mzk/s400/P1000448.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tavanda duman sensörü var ama su fıskiyesi yok. Sanırım sadece alarm olarak görev yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWdeoqxaNI/AAAAAAAAASc/DZemkVhEYmE/s1600-h/P1000459.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113166101587519698" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWdeoqxaNI/AAAAAAAAASc/DZemkVhEYmE/s400/P1000459.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tam yatağın karşısında televizyon var. Televizyon birçok uydu kanalı çekiyor ve rahatlıkla seyrediliyor. Ayrıca kanal listesi var. Televizyonun hemen yanında da makyaj aynası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWde4qxaPI/AAAAAAAAASs/tlnh5iUAzqc/s1600-h/P1000457.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113166105882487026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWde4qxaPI/AAAAAAAAASs/tlnh5iUAzqc/s400/P1000457.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Dolaplar yeterince büyük ve içinde yeterince askı var. Ayrıca dolapların içinde kilitli kasa da mevcut ama sanırım kullanmak için ayrıca ücret ödüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWde4qxaOI/AAAAAAAAASk/yQV9Yb5HPDE/s1600-h/P1000456.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113166105882487010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWde4qxaOI/AAAAAAAAASk/yQV9Yb5HPDE/s400/P1000456.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dolabın hemen yan tarafında mini bar var. İki meşrubat ve su bulunuyor. Doldurma zamanı diye birşey yok. Bittikçe hemen yenileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ0k4qxaQI/AAAAAAAAAS0/GcVb4sBR31Q/s1600-h/P1000451.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113402603961673986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ0k4qxaQI/AAAAAAAAAS0/GcVb4sBR31Q/s400/P1000451.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otelin her odasında balkon bulunmuyor. Balkonlu odaların fiyatları normal odalardan farklı. Geceleri çalışmak istediğim için ayrıca küçük masa rica ettim hemen getirdiler. Diğer oteller gibi burada da çamaşır kurutmak için biryer yok. Biz havlularımızı ve yıkadığımız mayolarımızı sandalyelerin üzerine serdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ2q4qxaRI/AAAAAAAAAS8/71ACRneguMI/s1600-h/P1000452.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113404906064144658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ2q4qxaRI/AAAAAAAAAS8/71ACRneguMI/s400/P1000452.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otelin en büyük özelliği bu manzarası. İleride bodrum kalesi ve sahili görünüyor. Otelin hemen her odası bu manzaraya hakim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ39oqxaTI/AAAAAAAAATM/NsVhk8w6In0/s1600-h/P1000454.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113406327698319666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ39oqxaTI/AAAAAAAAATM/NsVhk8w6In0/s400/P1000454.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu odada otelin asansör kısmı hemen karşımıza denk gelmiş. Her odada böyle olmuyor. Otel küçük bodrum evleri şeklinde dizayn edilmiş. Aşağı kısımda diğer odalar görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ3WYqxaSI/AAAAAAAAATE/0ndi94gTlCw/s1600-h/P1000646.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113405653388454178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ3WYqxaSI/AAAAAAAAATE/0ndi94gTlCw/s400/P1000646.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu fotoğrafı sabah erken saatte asansörlerin bulunduğu alandan çektim. Ön tarafta otelin plajı ve iskelesi görünüyor. Sağ tarafta da teknelerin yanaştığı başka bir iskele daha var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ5c4qxaUI/AAAAAAAAATU/r0UnTx693d0/s1600-h/_MG_5178.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113407964080859458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvZ5c4qxaUI/AAAAAAAAATU/r0UnTx693d0/s400/_MG_5178.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu da balkondaki gece manzarasından bir görünüm. Gerçekten büyüleyici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece internete bağlanmaya çalıştım. Birçok açık ağ bulabilmeme rağmen hiçbirisine bağlanamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Havuz ve Plaj Değerlendirmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaR-4qxaVI/AAAAAAAAATc/MnJg8lmtEYA/s1600-h/P1000663.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113434936475478354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaR-4qxaVI/AAAAAAAAATc/MnJg8lmtEYA/s400/P1000663.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Otelde bir tane açık havuz bulunuyor. Genellikle plaj tercih edildiği için havuz kısmı nispeten daha sakin. Gün içersinde havuzda tek tük aktiviteler yapılıyor ama çok yoğun olduğu söylenemez. Havuz kenarında bir bar var ve oturmak için masa sandalyeler var. Ayrıca tuvaletler ve soyunma kabinleri de barın devamındaki alanda bulunuyor. Tuvaletler ortak kullanıldığı için sık sık temizleniyor. Havuz her zaman gayet temiz. Büyük havuza bağlı küçük bir çocuk havuzu da var ama otele çocuk alınmadığı için pek bir işlevi yok. Havuzun büyüklüğü yeterli. Havuz çevresinde bilardo, masa tenisi, dart ve internet kafe var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaTdoqxaWI/AAAAAAAAATk/Z4Qirogy2Vg/s1600-h/P1000664.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113436564268083554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaTdoqxaWI/AAAAAAAAATk/Z4Qirogy2Vg/s400/P1000664.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Havuzdan devam edip merdivenlerden indiğinizde plaja giden bu yol karşınıza çıkıyor. Sol tarafta plaj bar var. Burada gün boyu içki ve yemek servisi yapılıyor. Geceleri ise bu alanda çeşitli animasyonlar ve eğlenceler yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaT5IqxaXI/AAAAAAAAATs/NvXMbiVzGms/s1600-h/P1000665.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113437036714486130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaT5IqxaXI/AAAAAAAAATs/NvXMbiVzGms/s400/P1000665.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şezjongdan sıkılanlar için sağda ve solda çim alanlar da mevcut. Ayrıca hamak veya minder gibi seçenekler de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaZwoqxacI/AAAAAAAAAUU/4r0PadoHra0/s1600-h/P1000667.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113443487755364802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaZwoqxacI/AAAAAAAAAUU/4r0PadoHra0/s400/P1000667.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çim alanın hemen arkasında duş ve soyunma kabini var. Bu ıslak mayo ile kurumak istemeyenler için çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaT5YqxaZI/AAAAAAAAAT8/-MlsCe7uCbM/s1600-h/P1000673.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113437041009453458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaT5YqxaZI/AAAAAAAAAT8/-MlsCe7uCbM/s400/P1000673.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yine plaj ve çim alandan bir görüntü. Şezlongların değişik bir tasarımı var ve çok rahat. Yattığınız zaman vücudunuzun şeklini alıyor. Sabah erken kalkıp şezlong ayırmak faydalı çünkü öğlen saatlerine doğru plajda yer kalmıyor. Havuz tarafında temiz plaj havluları da veriliyor. Diğer havlularla karışmaması için plaj havluları yeşil renkli tercih edilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaT5YqxaYI/AAAAAAAAAT0/Ztv9nbor-do/s1600-h/P1000670.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113437041009453442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaT5YqxaYI/AAAAAAAAAT0/Ztv9nbor-do/s400/P1000670.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Plajın ilerisinde değişik su sporları alternetifleri olan bir işletme var. Ayrıca gün içerisinde tekne turu ve dalış aktiviteleri de var. Tabii bunlar otele ait değil. Bu iskele bardakçı koyunun tekne yanaşma iskelesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaWRYqxabI/AAAAAAAAAUM/nZchqgVQrvQ/s1600-h/P1000669.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113439652349569458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaWRYqxabI/AAAAAAAAAUM/nZchqgVQrvQ/s400/P1000669.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu iskele de denize girenlerin kullandığı iskele. Minder götürüp iskelede güneşlenmek de isteyebilirsiniz. İskelenin iki tarafında da balıklar var. Deniz gözlüğü götürürseniz eğlenceli olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaT5oqxaaI/AAAAAAAAAUE/qjpoI_to4RM/s1600-h/P1000672.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113437045304420770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaT5oqxaaI/AAAAAAAAAUE/qjpoI_to4RM/s400/P1000672.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Plaj kum. Girişe beton bir set yapılmış ve girişinde kaygan kayalar var. Bazı yerlerde denize girmek için basamaklar var ama yine de deniz ayakkabısı kullanırsanız çok faydalı olur. Deniz tabanı kum. Denizin içinde yer yer büyük bitki kümeleri var. Deniz mavi bayraklı ve temiz ama Bodrum'a yakın olmasının bir dezavantajı olsa gerek deniz çok berrak değil. Sabahları daha temiz oluyor. Deniz boyu hemen geçmiyor. Aslında koyun ortasında hiç bir yer boyu geçmiyor. Bu sayede rahat rahat yüzebiliyorsunuz. Eğer boyu geçen yerlerde yüzmeyi seviyorsanız o zaman iskeleden denize girebilirsiniz. İskeleden itibaren heryer boyu geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvah4YqxajI/AAAAAAAAAVM/__Xhvl9V2UQ/s1600-h/P1000668.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113452416992373298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvah4YqxajI/AAAAAAAAAVM/__Xhvl9V2UQ/s400/P1000668.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;Otelin plajının bittiği yerden sonra diğer otellerin plajları başlıyor. Canınız sıkıldığında koy boyunca yürüyüş yapmanız mümkün.&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Restoran ve Yeme İçme Değerlendirmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvadk4qxadI/AAAAAAAAAUc/-gNcXr7TTV4/s1600-h/P1000588.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113447683938413010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvadk4qxadI/AAAAAAAAAUc/-gNcXr7TTV4/s400/P1000588.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otel herşey dahil sistemiyle çalışıyor. Yüksek kapasiteli bir açık restorana sahip. Bodrum havası geceleri serin olduğu için akşam yemeklerinde hep açık restoran tercih ediliyor. Yemek servisinin yapıldığı yerde sigara içilmeyen kapalı yemek bölümü de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvadlIqxaeI/AAAAAAAAAUk/HW8ndjjdivU/s1600-h/P1000591.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113447688233380322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvadlIqxaeI/AAAAAAAAAUk/HW8ndjjdivU/s400/P1000591.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yemeğinizi alıp masaya geldiğinizde garson servis açıyor ve içecek siparişlerinizi alıyor. İçecekleriniz masanıza servis ediliyor. Yemeklerin kalitesi ve çeşitliliği tatmin edici düzeyde. Diyet yapanlar için özel yemekler de bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvadlIqxafI/AAAAAAAAAUs/acldDVK44vs/s1600-h/P1000593.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113447688233380338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvadlIqxafI/AAAAAAAAAUs/acldDVK44vs/s400/P1000593.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Eğer erken gelirseniz en uçtaki masaları tercih edeceksiniz. Burada eşsiz bodrum manzarasını izleyerek romantik bir yemek yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvadl4qxagI/AAAAAAAAAU0/XT-Duw4fUZU/s1600-h/P1000662.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113447701118282242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvadl4qxagI/AAAAAAAAAU0/XT-Duw4fUZU/s400/P1000662.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kahvaltı ve öğle yemekleri de aynı şekilde açık büfe olarak servis yapılıyor. Kahvaltıda ayrıca sıkma taze meyve suyu serviside yapılıyor ama bu meyve suları için ayrıca ücret alınıyor. Restoranın devamındaki açık alanda akşamları sıcak yemek ve ızgara, sabah ve öğle yemeklerinde de omlet, krep, sosis, vb servisinin yapıldığı alan var. Burada her gün değişik yemekler servis yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaqKoqxapI/AAAAAAAAAV8/n7ctUljuvm4/s1600-h/P1000666.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113461526618008210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvaqKoqxapI/AAAAAAAAAV8/n7ctUljuvm4/s400/P1000666.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Burası otelin A-la Carte restoranı. Herşey dahil sistemine dahil ve ücretsiz. Haftada bir gün faaliyette ve balık yemekleri yapılıyor. Önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Gece gerçekten çok hoş bir otramda yemek yeniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvagnoqxahI/AAAAAAAAAU8/1VLVk79gjS0/s1600-h/P1000630.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113451029717936658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvagnoqxahI/AAAAAAAAAU8/1VLVk79gjS0/s400/P1000630.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Restoran haricinde aslında gün boyu otelin değişik yerlerinde yemek servisi yapılıyor. Havuz bar kısmında saat 17'ye kadar yaş pasta ve kuru pasta servisi var. Saat 17'den sonra da akşam yemeğine kadar tost servisi var. Tostları kendi zevkinize göre kendiniz yapabiliyorsunuz. Plaj bar alanıda ise gün boyu pide, pizza, hamburger, salata ve makarna servisi var. Sandalyelere oturduğunuzda normal bir kafeye gitmişsiniz gibi garson masanızda siparişi alıyor ve istediklerinizi servis yapıyor. Restoran bar alanı gece eğlence mekanına dönüşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Gece Hayatı Değerlendirmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otel Bodrum'a çok yakın olduğu için genellikle herkes gece Bodrum'a gitmeyi tercih ediyor. Gün boyu her 15-20 dakikada bir iskeleye bardakçı tekneleri yanaşıyor ve Bordum'a götürüyorlar. Bu teknelerle kısa ve romantik bir yolculuk yaparak Bodrum'a gidiyorsunuz. Yolculuk yaklaşık 15 dakika sürüyor ve iki kişi için 7 YTL ücret alınıyor. Gece 1'den sonra tekne bitiyor. Tabiiki tekne tek alternatif değil. Ayrıca dolmuş ve taksi ile de Bodrum'a gidip gelmeniz mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvakt4qxakI/AAAAAAAAAVU/4cP3cRmt9PI/s1600-h/P1000640.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113455535138630210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvakt4qxakI/AAAAAAAAAVU/4cP3cRmt9PI/s400/P1000640.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Plaj barın önündeki kafeterya alanında her gece değişik bir aktivite yapılıyor. Animasyonlar çok üst düzeyde olmasa da gecenizi otelde geçirmek isterseniz eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Animasyondan sonra müzik yayını yapılıyor. Gün boyu olduğu gibi bu alanda isterseniz tavla veya iskambil de oynayabilirsiniz. Gece tüm masalar mum ile aydınlatılıyor ve çevreye konulan meşalelerle hoş bir atmosfer oluşturuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvakuIqxalI/AAAAAAAAAVc/q5lxE1MOHfE/s1600-h/P1000595.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113455539433597522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvakuIqxalI/AAAAAAAAAVc/q5lxE1MOHfE/s400/P1000595.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Havuz bölümü ışıklandırılıyor ve isteyenler havuz kenarında oturabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvakuIqxamI/AAAAAAAAAVk/UfdMeAuN-ZI/s1600-h/P1000596.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113455539433597538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvakuIqxamI/AAAAAAAAAVk/UfdMeAuN-ZI/s400/P1000596.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ayrıca böyle bir oturma alanı da var. Genelde boş oluyor. Kafa dinlemek için ideal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvanBYqxanI/AAAAAAAAAVs/ov9XcIey7MM/s1600-h/P1000623.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113458069169334898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvanBYqxanI/AAAAAAAAAVs/ov9XcIey7MM/s400/P1000623.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İskeleden gece plaj görünümü. İskele yine gece vakit geçirmek için ideal bir ortam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvan4IqxaoI/AAAAAAAAAV0/ujse6QmrF1M/s1600-h/P1000620.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113459009767172738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvan4IqxaoI/AAAAAAAAAV0/ujse6QmrF1M/s400/P1000620.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İskeleden gece bodrum böyle görünüyor. Bodrum'a bu kadar yakın olmanın dezavantajı çevrenin gece geç saatlere kadar çok gürültülü olması. Otelde gece müzik yayını kesilse de çevre otellerde ve plaj kısmındaki barlarda yüksek sesli müzik çalınıyor. Gece uyurken biraz sıkıntı yaratabilir. Gece odanızın kapısını kapatıp klima ile uyumak durumunda kalıyorsunuz ki bu da zaman zaman rahatsız edici olabiliyor. Özellikle uyku sorunu olanların bu konuda çok dikkatli olması gerekir. Tabiiki bu herkes için büyük dezavantaj sayılmaz ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların haricinde isterseniz ETS Tur her gece otel dışında çeşitli barlara veya sanatçıların gece programlarına katılmanızı da sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Otelin Diğer Özelliklerinin Değerlendirmesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvah4IqxaiI/AAAAAAAAAVE/YxdNZB6H8TU/s1600-h/P1000661.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113452412697405986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvah4IqxaiI/AAAAAAAAAVE/YxdNZB6H8TU/s400/P1000661.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;Restoran alanına böyle hoş bir koridordan geçiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvar64qxavI/AAAAAAAAAWs/BcwNwZ8dZmQ/s1600-h/P1000658.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113463455058324210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvar64qxavI/AAAAAAAAAWs/BcwNwZ8dZmQ/s400/P1000658.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otel içerisinde bir de market alanı mevcut. Burada kuaför ve masaj hizmetleri de var. Bu alan otel dışından kişilerce işletildiği için fiyatlar normalin üzerinde. Ayrıca buradan günlük gazete de alabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvarcYqxarI/AAAAAAAAAWM/afkFOVv_jRw/s1600-h/P1000643.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113462931072314034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvarcYqxarI/AAAAAAAAAWM/afkFOVv_jRw/s400/P1000643.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Otelin önü otopark. Girişteki nizamiyede gece gündüz bekçi duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvarcoqxasI/AAAAAAAAAWU/s4GYP51BVJw/s1600-h/P1000654.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113462935367281346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvarcoqxasI/AAAAAAAAAWU/s4GYP51BVJw/s400/P1000654.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Otelin lobisi. Burada da bir bar var. Diğer barlar gece yarısından sonra kapanıyor ama buradaki bar 24 saat açık. Ayrıca gece zamansız acıkırsanız sabaha kadar buradan sandivç serivisi de yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvarc4qxauI/AAAAAAAAAWk/SYta2IEejr4/s1600-h/P1000656.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113462939662248674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvarc4qxauI/AAAAAAAAAWk/SYta2IEejr4/s400/P1000656.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otelin girişi bu şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvarc4qxatI/AAAAAAAAAWc/yzFQks9Z0Ko/s1600-h/P1000671.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113462939662248658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rvarc4qxatI/AAAAAAAAAWc/yzFQks9Z0Ko/s400/P1000671.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Otelin plaj tarafından genel görünümü. Biz en üst kattaki odalardan birinde kaldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelde 24 saat bir sağlık görevlisi bulunuyor. Belli saatlerde bir doktor da otele uğruyor ve şikayetlerle ilgileniyor. Acil durumlarda Bodrum zaten çok yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele 4 gidişim olduğu ve oteldeki tüm personel bizi tanıdığı için özellikle personeli değerlendirmiyorum ancak eski personelin hala çalışıyor olduğunu, eskiden garson olan bazı kişilerin şef olduklarını gördüm. Otel personeli gerçekten kendi otelleri gibi çok özverililer ve güleryüzle her sorununuzla ilgileniyorlar. Ayrıca turizm konusunda da eğtimli ve bilgililer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Sonuç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvarcYqxaqI/AAAAAAAAAWE/uWFnoTjchSk/s1600-h/P1000496.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113462931072314018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvarcYqxaqI/AAAAAAAAAWE/uWFnoTjchSk/s400/P1000496.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otelin en büyük özelliği kesinlikle konumu. En büyük avantajı da dezavantajı da konumundan kaynaklanıyor. Her saat ayrı güzellikte bir manzarası var. Ayrıca Bodrum merkeze de çok yakın. Bu konumun da dezavantajı gece gürültülü olması. Bunun haricinde genel olarak 4 yıldızlı otel standartlarında hizmet veriliyor ve olası her türlü beklentiniz iyi bir şekilde karşılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuksuz ailelere ve genç çiftlere kesinlikle öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Otelde 2-3-4 Eylül 2007 tarihlerinde kaldık. Balkonlu odaya geceliği kişi başı 140 YTL ödedik. ETS tur ile gittik ve 12 taksitle kredi kartıyla ödedik.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6109769974955132722?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6109769974955132722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6109769974955132722' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6109769974955132722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6109769974955132722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/09/club-voyage-charm-bodrum.html' title='Club Voyage Charm (Bodrum)'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RvWUgYqxaCI/AAAAAAAAARE/J12RoEj2-S0/s72-c/P1000657.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-4712575729442117034</id><published>2007-09-21T01:59:00.000+03:00</published><updated>2007-09-21T03:56:01.866+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><title type='text'>Otellerde domuz eti tehlikesi mi var?</title><content type='html'>Az önce seyrettiğim televizyon programı beni şok etti. Program yemeklerinde normal et yerine domuz eti kullanan otellerle ilgiliydi. Programda anlatılanların doğruluğuna birşey demiyorum ama doğrunun sunuluş şekli çok ilginçti. Hatta bir aşçının anlattıkları dehşet vericiydi.  Aşçı diyor ki normal etin kilosu 15 YTL iken domuz eti 2 YTL'ye satılıyormuş. Bu nedenle oteller dana eti yerine domuz eti alıp yemeklerde kullanıyormuş. 25-50 YTL ye herşey dahil otellerin normal et kullanırsa maliyeti kurtarması mümkün değilmiş. Hatta yarım pansiyon olsun yine kurtarmazmış. Aşçı bunu yapan 100 tane otel sayabilirim diyor. Ayrıca domuz etiyle pişen yemeğin normal etle pişen yemekten ayırdedilebilmesi de mümkün değilmiş. Programın sonunda da baskın görüntüleri var. Baskın da zaten bu itirafı yapan aşçının çalıştığı otele yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence programdaki önemli bir çelişki şu. 100 otelde yemeklerin domuz etiyle yapıldığını iddia eden kişi zaten yemekleri domuz etiyle yapan aşçının kendisi. Yani bu direk suçu işleyenin iddiası. Adam belki de herkesin aynı şeyi yaptığını söyleyerek kendisinin hatasını örtmeye çalışıyor ama bu ekrana böyle yansımıyor. Programda otel adı verilmediği ve görüntülerin de Bodrum'da çekildiği belirtildiği için Bodrum otellerinin tümü şüphe çekiyor. Otel adı neden verilmiyor? Madem faydalı olmak ve insanları uyarmak için program yapıyorsunuz verin otelin adını kimse gitmesin oraya. Bodrumda 100 otelde bu yapılıyor şeklindeki iddialar ortada net bir kanıt olmadığı sürece insanlarda şüphe uyandırmaktan başka bir işe yaramaz. Resmen "Ey vatandaş Bodrum'a gitme yoksa orada domuz eti yedirirler sana." gibi bir sonuç çıkıyor. Eğer 100 otelde bu yapılıyorsa demek ki Bodrum kontrol edilemeyen biryer. Burada ne ilgili bakanlığın denetlemesi, ne belediye ne polis ne jandarma var. Yapmayın etmeyin bu kadar kolay mı bu işler. Böyle ise evden hiç çıkmamamız lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki yazılarımda Türk turizminin sağlam yerli turist altyapısına sahip olması gerektiğini düşündüğümden bahsetmiştim. Belki bu program basında fazla ses getirmeyecek ama programda gösterilenlerin bire on katılarak kulaktan kulağa yayılacağını düşünüyorum. Zira domuz eti konusundaki hassasiyetimiz malum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili bakanlığın veya belediyelerin yapılan otel denetimlerini ve denetim sonuçlarını günlük olarak internet sitesinde yayınlaması lazım. Bu çalışmanın hem denetim kurumları hem de oteller adına çok faydalı sonuçlarının olacağını düşünüyorum. Böylelikle insanlar tatil merkezlerimizin dağbaşı olmadığını ve ilgili kurumların turizm konusunda ne kadar hassas olduklarını görürler ve gönül rahatlığıyla tatillerini yapabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletimiz sağlıklı, güvenli ve huzur içinde tatil yapmamız için elindeki tüm olanakları kullanmakta, bu sektörün gelişmesi için büyük çabalar sarfetmektedir. Bizim de tıpkı marketlerden alışveriş yaparken, hastanelere giderken, çocuklarımızı okullara gönderirken güvendiğimiz gibi bu konuda da devletimize güvenmemiz gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-4712575729442117034?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/4712575729442117034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=4712575729442117034' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4712575729442117034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4712575729442117034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/09/otellerde-domuz-eti-tehlikesi.html' title='Otellerde domuz eti tehlikesi mi var?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5188929396832104484</id><published>2007-09-15T21:41:00.001+03:00</published><updated>2009-03-06T00:06:35.296+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bodrum Otelleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Otel'/><title type='text'>Latanya Beach Resort (Bodrum)</title><content type='html'>30-31 Ağustos, 1 Eylül 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bodrum tatilimizin ikinci durağı Latanya Beach Resort oteldeyiz. Latanya Yalıçiftlik bölgesinde. 4 yıldızlı. 204 odası var. Eski Wow otel olarak da biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele ulaşmak için arabamıza binip Gümbet'ten Bodrum çıkışına doğru yola çıktık. Torba kavşağına geldiğimizde Yalıçiftlik yönüne döndük. Orman yangınları neticesinde bayağı bir alan yanmış. Hiç televizyondan göründüğü gibi değil. Çok etkilendik. İnsan olarak çevremizi korumanın ne kadar önemli olduğunu ormanlarımızı kaybettikten sonra anlayacağız galiba. Güzel manzaralar eşliğinde yaptığımız 15 dakikalık bir yolculuk neticesinde otelimize ulaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwwf8FUzqI/AAAAAAAAALE/Ze7m96x1nwE/s1600-h/001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110513002421210786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwwf8FUzqI/AAAAAAAAALE/Ze7m96x1nwE/s400/001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu fotoğraf internetten alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;İnternette gideceğim otelleri ararken aslında başka bir otele karar vermiştim ama acentaya gittiğimizde otelin broşürünü gördük ve bu otele karar verdik. İnternette bu otelle ilgili çok fazla bilgi ve fotoğraf bulamadım ama gittiğimde internette gördüğüm fotoğraflarından çok daha güzel bir otel olduğunu gördüm. Sanırım fotoğrafların çoğu otelin eski haline aitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele aracımızla giriş yaptığımız anda kapıda bayan bir güvenlik görevlisi bizi karşıladı. Hemen telsizle bir görevli çağırıp eşyalarımızı indirip aracımızı parka aldılar. Erken geldiğimiz için henüz odamız hazırlanmamıştı. Eşyalarımızı özel kilitli bir odaya aldılar. Resepsiyon işlemlerimiz tamamlandıktan sonra giriş saatimize kadar oyalanıp geri geldik. Bir görevli bize odamıza kadar eşlik etti. Biz odamıza giderken eşyalarımız da arkadan odaya kadar götürüldü. Daha ilk geldiğimiz anda otel güvenliğinin üst düzeyde sağlandığını farkettik. Heryer telsizli güvenlik görevlileri tarafından titizlikle kontrol ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwx_8FUzrI/AAAAAAAAALM/b4Hid_zCVd4/s1600-h/P1000394.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110514651688652466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwx_8FUzrI/AAAAAAAAALM/b4Hid_zCVd4/s400/P1000394.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otel bir ana bina ve birkaç bloktan oluşuyor. Ana binada da odalar var ama onlar Deluxe olarak farklı fiyattan satılıyor. Onlar deniz ve havuz manzaralı. Standart odalar bu otelin arkasındaki bloklarda. Bloklar otele ve havuza çok yakın. Bizim blok hemen çocuk havuzunun arkasında idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwy8MFUzuI/AAAAAAAAALk/yyAZfwPLL2o/s1600-h/P1000395.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110515686775770850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwy8MFUzuI/AAAAAAAAALk/yyAZfwPLL2o/s400/P1000395.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kaldığımız bloğa bu güzel yoldan yürüyerek gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwy78FUzsI/AAAAAAAAALU/TsPkusnNhD0/s1600-h/P1000391.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110515682480803522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwy78FUzsI/AAAAAAAAALU/TsPkusnNhD0/s400/P1000391.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kaldığımız bloğun girişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwy78FUztI/AAAAAAAAALc/GlqmZZF4JZ4/s1600-h/_MG_5143.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110515682480803538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwy78FUztI/AAAAAAAAALc/GlqmZZF4JZ4/s400/_MG_5143.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Buradan odamıza çıkıyoruz. Blokların içi gerçekten çok güzel döşenmiş. Yerler halı ve her taraf pırıl pırıl. Duvarlar çok hoş yağlıboya tablolar ile süslenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuwzuMFUzvI/AAAAAAAAALs/jpW5NGn76pk/s1600-h/P1000373.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110516545769230066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuwzuMFUzvI/AAAAAAAAALs/jpW5NGn76pk/s400/P1000373.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu koridordan yürüyerek odamıza ulaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Genel Oda Değerlendirmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw1qcFUzwI/AAAAAAAAAL0/wUQWsH3yMZI/s1600-h/_MG_5008.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110518680367976194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw1qcFUzwI/AAAAAAAAAL0/wUQWsH3yMZI/s400/_MG_5008.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Odaya ilk geldiğimizde yataklar ayrı idi. Peşimizden bir görevli gelerek yatakları birleştirdi. Tabii odaya girer girmez fotoğraf çekmeyi unutup hemen kendimizi yatağa attığımız için biraz düzeni bozduk ama odanın genel görüntüsü böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw1qsFUzyI/AAAAAAAAAME/lmFhuo3FzEI/s1600-h/_MG_5013.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110518684662943522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw1qsFUzyI/AAAAAAAAAME/lmFhuo3FzEI/s400/_MG_5013.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Odamız çok büyük sayılmaz ama girişinde koridor olduğu ve güzel tasarlandığı için hiç rahatsız olmadık. Gerçekten odalar çok zevkli döşemiş. Yataklar, yatak örtüleri ve yastıklar çok konforlu. Organze perdeler, abajurlar ve duvarlardaki yağlıboya resimler odaya renk katmış. Kullanılan tüm malzemeler çok kaliteli ve zevkli. Resimde abajurun yanındaki minderli yer bavul koyma yeri. Bavul için özel yer olması odanın kullanışlılığını arttırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw1qsFUzxI/AAAAAAAAAL8/0_cN69Rbzec/s1600-h/_MG_5015.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110518684662943506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw1qsFUzxI/AAAAAAAAAL8/0_cN69Rbzec/s400/_MG_5015.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;LG Marka şık bir televizyonumuz var. Uydudan yayın alıyor ve yabancı kanalları çekiyor. Ayrıca bir kanal listesi konulmamış. Odada bardak, küllük, dikiş seti, not defteri gibi aksesuarlar neredeyse eksiksiz. Hatta bambu bitkimiz bile var :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw4lcFUzzI/AAAAAAAAAMM/JNcMeWUh37o/s1600-h/_MG_5023.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110521893003513650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw4lcFUzzI/AAAAAAAAAMM/JNcMeWUh37o/s400/_MG_5023.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Giriş kapısının olduğu koridorun görüntüsü. Solda banyonun kapısı, sağda ise gömme dolaplar var. Dış kapı üzerinde odanın konumunu, yangın söndürme aletlerinin ve acil çıkışların yerlerini gösteren bir plan var. Yerler laminant ve halı kaplı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuxBe8FUz4I/AAAAAAAAAM0/d69bq9Ihtv4/s1600-h/_MG_5025.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110531676939014018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuxBe8FUz4I/AAAAAAAAAM0/d69bq9Ihtv4/s400/_MG_5025.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Duvara yerleştirilen sensör ve fıskiye ile yangın önlemi alınmış. Kaldığım diğer otellerde bu tertibatın genellikle tavanın ortasında olmasına alışık olduğum için duvardaki konumunu biraz garipsedim. Konunun uzmanı sayılmam ama tavanda olsa yangın anında daha çok alana su giderdi diye düşünmeden edemedim. Ama tam emin değilim belki de duvar tipi birşeydir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapının üzerinde merkezi klima var. Kaldığım oteller içerisinde en iyi soğutan ve en sessiz çalışan klima sistemi bu otelde idi. Klimayı duvardaki dijital kumanda ile kontrol ediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw4lsFUz2I/AAAAAAAAAMk/ciaDNNluqSo/s1600-h/_MG_5001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110521897298480994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw4lsFUz2I/AAAAAAAAAMk/ciaDNNluqSo/s400/_MG_5001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gömme dolaplar içinde askılık, çamaşır torbası var. Dolapların işçiliği mükemmel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw4l8FUz3I/AAAAAAAAAMs/AnDCnKonTQY/s1600-h/_MG_5047.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110521901593448306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruw4l8FUz3I/AAAAAAAAAMs/AnDCnKonTQY/s400/_MG_5047.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Dolabın diğer tarafı içinde şifreyle çalışan bir kasa mevcut. Ücretsiz yararlanıyorsunuz. Çanta bize ait :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlcFUz6I/AAAAAAAAANE/KmFoPrQGq-o/s1600-h/_MG_5033.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110839651863941026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlcFUz6I/AAAAAAAAANE/KmFoPrQGq-o/s400/_MG_5033.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aynalı dolabın altında minibar var. Minibar ücretsiz. Odaya girişte minibar dolduruluyor. Biz 3 gün kaldığımız için göremedik ama hafatada bir yenileniyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlMFUz5I/AAAAAAAAAM8/sfx5aDaFAp8/s1600-h/_MG_5042.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110839647568973714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlMFUz5I/AAAAAAAAAM8/sfx5aDaFAp8/s400/_MG_5042.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Banyoda duşakabin var. Yeri seramik kaplı. Her malzeme oldukça kaliteli. 2 fonksiyonlu duş var. Saç ve vücut şampuanı var. Sıvı sabun da dahil olmak üzere hepsi Dove marka. Sıkarak çalışan değişik bir mekanizması mevcut. Sıktığınızda çok yavaş bir şekilde geliyor. Sanırım israf edilmemesi için böyle yapılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlcFUz7I/AAAAAAAAANM/HYziTsuz11s/s1600-h/_MG_5043.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110839651863941042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlcFUz7I/AAAAAAAAANM/HYziTsuz11s/s400/_MG_5043.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yer darlığından olsa gerek tuvalet kağıtlığı ta karşı duvarın altına takılmış. Sifonun üzerine de koymuşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlsFUz8I/AAAAAAAAANU/1wOosbfRUj4/s1600-h/_MG_5006.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110839656158908354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlsFUz8I/AAAAAAAAANU/1wOosbfRUj4/s400/_MG_5006.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Büyükçe bir banyo aynası, saç kurutma makinesi var. Saç kurutma makinesinin üzerine bir de 110 volt luk traş makinesi prizi de konulmuş. Duş bonesi gibi detaylar da unutulmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlsFUz9I/AAAAAAAAANc/MnqyQCA8Gqg/s1600-h/_MG_5044.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110839656158908370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1ZlsFUz9I/AAAAAAAAANc/MnqyQCA8Gqg/s400/_MG_5044.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Banyo ve oda hergün temizlendi, çöpler döküldü, bardaklar yenilendi, yataklar düzeltildi. 2. günümüzde insan sağlığına zarar vermeyen bir ilaçla böceklere karşı ilaçlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odanın bir de küçücük balkonu var. Balkonda küçük bir masa ve iki sandalye bulunuyor. Havlu asacak büyüklükte olmasa da balkon duvarına küçük bir çamaşırlık konulmuş. Geceleri 1-2 saat kadar internete bağlanmak gibi bir adetim olduğu için odada balkon olması benim için çok önemli. Otelde kablosuz internet bağlantısı var ama resepsiyondan 2 kere şifre almama ve defalarca denememe rağmen birtürlü bağlanamadım. Bir kere bağlanmayı başarsam da 2 dakika kadar sonra sonra kesildi. Ben de son çare cep telefonu ile bağlandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Havuz ve Deniz Değerlendirmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1xgsFUz-I/AAAAAAAAANk/YxXjeKRuoJI/s1600-h/P1000403.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110865958538629090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1xgsFUz-I/AAAAAAAAANk/YxXjeKRuoJI/s400/P1000403.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otel ana binasının önünde gayet büyük bir havuz bulunuyor. Havuz çevresinde gayet rahat ahşap şezlonglar var. Havuz yarım daire şekilde tasarlanmış. Kenarlardan merkeze gidildikçe hafif derinleşiyor ama hiçbiryeri boyu geçmiyor. Havuz çok temiz ve sürekli etkili bir şekilde devridaim motoru çalışıyor. Bunu havuz kenarlarına bakarak anlayabilirsiniz. Eğer su ile havuz kenarı sıfır ise yani su hep taşıyor gibi duruyorsa bu devridaim motoru iyi çalışıyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1xg8FUz_I/AAAAAAAAANs/-9JBFxVJddE/s1600-h/P1000405.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110865962833596402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1xg8FUz_I/AAAAAAAAANs/-9JBFxVJddE/s400/P1000405.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şezlonglar üzerinde şemsiyeler var ama özellikle öğlen saatinden itibaren çok az bir gölgelik alan oluşuyor. Havuzda şezlong bulamama gibi bir sorun yok ama gölge alan istiyorsanız erken gelmeniz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1xhMFU0AI/AAAAAAAAAN0/iB1MrIHWZVw/s1600-h/P1000402.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110865967128563714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru1xhMFU0AI/AAAAAAAAAN0/iB1MrIHWZVw/s400/P1000402.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çocuk havuzu gerçekten şimdiye kadar gördüklerim içinde en büyük çocuk havuzu. Şezlongların arka tarafında duş alma yeri görünüyor. Sıcak su ile duş alabiliyorsunuz. Soyunma kabini duş yerine biraz uzak. Havuzun öbür tarafında merdiven ile bir kat alta iniyorsunuz. Orada tuvaletler ve soyunma kabini var. Aslında soyunma kabini içerisinde de duş var ama güzel tasarımından dolayı duşunzu burada almayı tercih ediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuzun içine doğru uzanan bir platform var. Burada animatörler gün boyu çeşili etkinlikler yaparak insanları eğlendiriyorlar. Havuz gerçekten çok eğlenceli. Havuzun büyük olmasının avantajı, egzersiz veya sutopu etkinlikleri varken siz havuzun diğer kısmında yüzebiliyorsunuz. İlk günümüz 30 ağustos olduğu için herkes Türk bayraklı t-shirtler giymişti ve heryerde Türk bayrakları asılıydı. Animatörler herkese Türk bayraklı uçan balonlar dağıttı ve herkes aynı anda balonları havaya bıraktı. Güzel bir organizasyondu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru13M8FU0CI/AAAAAAAAAOE/Rx2WYTIL4go/s1600-h/P1000415.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110872216305979426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru13M8FU0CI/AAAAAAAAAOE/Rx2WYTIL4go/s400/P1000415.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Havuzun diğer tarafında bir bar var. Gün boyu burada yiyecek ve içecek servisi yapılıyor. Normal yemek haricinde hamburger, patates kızartması, pide gibi yiyecekler oluyor. Bazen gününe göre döner, gözleme gibi ekstra yiyecekler de oluyor. Saat 5'ten sonra burada çay ve kuru pasta servisi var. Ayrıca küçük pizzalar da var. Yemek arasında bu kadar aburcubur fazla olur diyorsanız karpuz servisi de yapılıyor. Yine kuyruk olsa da çocuklar için dondurma servisi de var. Akşamüstü burada tavla veya iskambil oynarak da vakit geçirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru126sFU0BI/AAAAAAAAAN8/vdEptKDT1jI/s1600-h/P1000406.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110871902773366802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru126sFU0BI/AAAAAAAAAN8/vdEptKDT1jI/s400/P1000406.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Havuz barının diğer tarafı. Fotoğrafı çektiğim noktada meyvesuyu veya çay alabileceğiniz özel bir stand var. Tek kullanımlık küçük plastik bardaklardan kullanabiliyorsunuz. Eğer içeceğinizi bardan almak isterseniz servis cam bardaklarla yapılıyor. Bu oturma kısmının arka tarafında plaja giden yol var. Plaj girişinde kamelyalar sıralanmış. Dilerseniz kamelyalarda da oturabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru14wsFU0DI/AAAAAAAAAOM/_nyLeg1fI14/s1600-h/P1000407.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110873929997930546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru14wsFU0DI/AAAAAAAAAOM/_nyLeg1fI14/s400/P1000407.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gün boyu sürekli gölgelik alan olduğu için kamelyalar daha çok küçük cocuklu aileler tarafından tercih ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru15XcFU0EI/AAAAAAAAAOU/mnYfj1tkO4c/s1600-h/P1000414.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110874595717861442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru15XcFU0EI/AAAAAAAAAOU/mnYfj1tkO4c/s400/P1000414.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kamelyaların önü çim alan ve palmiyelerle süslenmiş. Devamında plaj başlıyor. Plaja girdiğiniz anda hoş bir iskele sizi karşılıyor. Otele girerken verilen kartlar ile buradan havlu alıyorsunuz. Sonra havluyu geri verdiğinizde kartlar iade ediliyor. Otelden çıkarken havlu kartlarını teslim etmek zorundasınız. Dikkatimi çeken şey plaj havlularının çok güzel koktuğu idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru15X8FU0HI/AAAAAAAAAOs/LPykYs9CaWQ/s1600-h/P1000409.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110874604307796082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru15X8FU0HI/AAAAAAAAAOs/LPykYs9CaWQ/s400/P1000409.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İskelede armut koltuklar ve minderler var. İskele tarafı boyu geçiyor. Fotoğrafın çekildiği nokta ise plaj duşunun bulunduğu yer. Ayrıca plajda soyunma kabini bulunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru15XsFU0FI/AAAAAAAAAOc/l9nZb7-bL70/s1600-h/P1000413.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110874600012828754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru15XsFU0FI/AAAAAAAAAOc/l9nZb7-bL70/s400/P1000413.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şezlonglar rahat ve deri minderli. Şezlongların bulunduğu yer kum. Sonra denize doğru çakıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru15X8FU0GI/AAAAAAAAAOk/dtY-R0FSBQw/s1600-h/P1000411.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110874604307796066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru15X8FU0GI/AAAAAAAAAOk/dtY-R0FSBQw/s400/P1000411.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Plaj oldukça büyük ve her an boş şezlong bulabilmek mümkün. Plajın sonunda su sporları yapabileceğiniz bir yer var. Burada birçok su sporu olanağı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2GJ8FU0II/AAAAAAAAAO0/qO7CIDbpB1A/s1600-h/P1000408.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110888657440788610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2GJ8FU0II/AAAAAAAAAO0/qO7CIDbpB1A/s400/P1000408.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Deniz mavi bayraklı ve çok temiz. Hatta şimdiye kadar gördüğüm en temiz deniz diyebilirim. Su pırıl pırıl ve açıklarda bile dibi görünüyor. Tatilimizin ilk iki gününde deniz dalgalı olduğu için girmedik ama üçüncü gün deniz çarşaf gibiydi. Deniz boyu hemen geçtiği için insanlar genellikle kıyıya yakın duruyorlar. Denizin boyu geçmeyen noktaları kayalık olduğu için bastığınız yere çok dikkat etmeniz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Restoran ve Yeme İçme İncelemesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekler sabah, öğle ve akşam yemeği olmak üzere 3 ana öğünde yeniyor. Yemek seçeneğiniz oldukça fazla. Diyet yapanlar için özel yemekler de çıkıyor. Sabah kahvaltıda klasik kahvaltılıklar haricinde açık restoran tarafında omlet, krep gibi ekstra yiyecekler de devamlı pişiriliyor. Aynı yerde öğle ve akşam yemeklerinde et, balık türü sıcak yemekler pişiriliyor. Genellikle sıcak yemeklere talep çok olduğu için burada kuyruk olabiliyor. Örneğin 2. gün döner çıktı ve kuyruğa girenler yarım saat kadar beklediler. Ben çok aç olduğum kuyruğu bekleyemedim ve başka yemek yedim. Talep çok olduğu zamanlarda servisin bir garson tarafından yapılması faydalı olabilir çünkü sıra kendine gelen kişi kesilen bütün döneri alıp götürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekleri alıp masanıza geçtiğinizde bir garson gelip servis açıyor ve ne içeceğinizi soruyor. İçecekleriniz masanıza servis ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2JjcFU0KI/AAAAAAAAAPE/-F5OmJLdQLk/s1600-h/P1000420.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110892394062336162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2JjcFU0KI/AAAAAAAAAPE/-F5OmJLdQLk/s400/P1000420.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sabah kahvaltısında reçel standından bir görüntü. Şu anda reçel kabı bittiği için sıkılıp bu fotoğrafı çektim. 2-3 dakika sonra bir garson elinde reçel kaplarıyla geldi. Çay standı oturma yerine biraz uzak. Yiyeceklerinizi alıp yerinize geçtikten sonra restoranın giriş kapısına geri gidip çaylarınızı alıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2JjMFU0JI/AAAAAAAAAO8/I9GbFeZMK98/s1600-h/P1000421.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110892389767368850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2JjMFU0JI/AAAAAAAAAO8/I9GbFeZMK98/s400/P1000421.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kapalı restoran bölümü. Büyük bir restoran var ancak otel kapasitesine tam yeterli gelmeyebiliyor. Zaman zaman yer bulamayıp ya başka insanlarla aynı masayı paylaştık ya da dışarıda açık restoranda yedik. Kahvaltı ve öğle yemeklerinde sıcak nedeniyle kapalı restoran daha çok ilgi çekiyor. Restoran geneli, masa örtüleri, kullanılan aksesuarlar herşey çok temiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Gece Hayatı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelin çevresinde pek bir eğlence yeri yok ve merkezi yerlere de biraz uzak. Eğer aracınızla da gelmediyseniz veya bir tura katılmıyorsanız otelin eğlence imkanlarından yararlanmak zorundasınız. Otele ETS Tur aracılığı ile gitmiştik. ETS'nin hergece için bir etkinliği var ama otel içindeki animasyonlar da gayet iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2VEcFU0RI/AAAAAAAAAP8/QVQwKKt7_GM/s1600-h/P1000313.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110905055625924882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2VEcFU0RI/AAAAAAAAAP8/QVQwKKt7_GM/s400/P1000313.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yemeğimizi kanun, darbuka ve keman üçlüsünün güzel canlı müziği eşliğinde yedik. Yemeğimizi bitirdikten sonra havuza doğru yürürken ön tarafta tezgahlar kurulduğunu gördük. Tabii bu en çok takı almaktan çok hoşlanan eşimi memnun etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2RusFU0LI/AAAAAAAAAPM/uCTmvF6ruxg/s1600-h/P1000338.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110901383428886706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2RusFU0LI/AAAAAAAAAPM/uCTmvF6ruxg/s400/P1000338.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gece eğlenceleri her zaman çocuklar için düzenlenen mini bir parti ile başlıyor. Havuzun ortasındaki platform bir diskoya dönüşüyor ve minikler doyasıya eğlendiriliyor. Şaşırdığım şey animasyon şefinin çocukların çoğunu ismen bilmesi idi. Tatil süresince animatörler gün boyu herkesle tanışıyor ve sohbet ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Ru8FU0MI/AAAAAAAAAPU/SIVnSY4tTN4/s1600-h/_MG_5074.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110901387723854018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Ru8FU0MI/AAAAAAAAAPU/SIVnSY4tTN4/s400/_MG_5074.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Eğlence sırasında havuz bar ve açık restorandan bir görüntü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Ru8FU0NI/AAAAAAAAAPc/s97rEYf7BOs/s1600-h/_MG_5086.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110901387723854034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Ru8FU0NI/AAAAAAAAAPc/s97rEYf7BOs/s400/_MG_5086.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çocuklar yorulduktan sonra asıl gösterilere geçildi. 30 Ağustos için özel mi bilmiyorum ama herşey çok güzeldi. Gösteriler halk oyunları ile başladı. 5 bayan ve 5 erkekten oluşan oldukça iyi bir gruptu. Uzunca bir süre değişik kıyafetler ve danslar ile herkese göz ziyafeti çektiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2RvMFU0PI/AAAAAAAAAPs/NesbY7LwHEI/s1600-h/_MG_5118.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110901392018821362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2RvMFU0PI/AAAAAAAAAPs/NesbY7LwHEI/s400/_MG_5118.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Halk oyunları ışıltılar eşliğinde dileyen herkesin katıldığı halay ile sona erdi. Buradan plaja geçildi. Plajda ayrı bir ortam hazırlanmıştı ve burada mezdeke tarzı bir grup oryantal gösterisi yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2T3MFU0QI/AAAAAAAAAP0/lxsWR-OHiuw/s1600-h/_MG_5129.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110903728481030402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2T3MFU0QI/AAAAAAAAAP0/lxsWR-OHiuw/s400/_MG_5129.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oryantal gösterisi animasyon şefinin bu ateş şovu ile sona erdi. Sonra bir DJ Club müziği yaparak geç saatlere kadar plaj partisine devam etti. Plajda kurulan mangalda sucuk ekmek servisi de yapıldığını belirtmeden geçmeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2VEsFU0SI/AAAAAAAAAQE/gr0ICuLcTaY/s1600-h/P1000329.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110905059920892194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2VEsFU0SI/AAAAAAAAAQE/gr0ICuLcTaY/s400/P1000329.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Geç saatlere kadar duramadık ve biraz erken ayrıldık. Dönerken her yerin ışıl ışıl aydınlatılmış olduğunu görmek çok hoşumuza gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2WS8FU0TI/AAAAAAAAAQM/pFBqTwdLnu0/s1600-h/P1000436.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110906404245655858" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2WS8FU0TI/AAAAAAAAAQM/pFBqTwdLnu0/s400/P1000436.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Havuz ve plaj dışında aslında otelin bir de tiyatro şeklinde dizayn edilmiş bir gösteri alanı var. İkinci ve üçüncü günler yine burada eğlenceli gösteriler yapıldı. Gösterilerden sonra da havuz bar tarafında canlı müzik yapıldı. Her masada mumlar eşliğinde güzel bir ortam oluşurulmuştu. Tavsiyem önceden etkinliklerin saatlerini öğrenmeniz ve etkinlik yerine erkenden gitmeniz.Hiç bir alan tüm müşterilere yetecek kadar geniş olmadığı için geç giderseniz oturacak yer bulamıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odaların bulunduğu alan çok sessiz ve geceleri rahat uyku uyuyabiliyorsunuz. Yalnız 2. gün ilginç birşey oldu. Saat 24.00 gibi inanılmaz bir yükseklikte sesle Kibariye çalmaya başladı. Ben o anda balkonda yazı yazıyordum. 10 dakika, 15 dakika, bekliyorum ama ses kesilmiyor. Eşim de uyandı ne oluyor diye. Resepsiyonu arayıp sordum. "Hangi ses, Allah Allah" gibi şaşırsalar da güvenlik yollayıp baktıracaklarını söylediler. Duymamaları mümkün değildi ama beklemeye devam ettim. Bir 20 dakika kadar sonra artık dayanamadım ve giyinip dışarı çıktım. Tam kapıdan çıktığım anda bir güvenlik görevlisi gördüm. "Nedir bu gürültü?" diye sordum. Güvenlik görevlisi müziğin otelin karşısındaki restorandan çalındığını, uyarmalarına rağmen kapatmadıklarını, normalde bu kadar geç saatte çalmadıklarını anlattı. Hemen bir daha söyleyelim dedi ve gitti. Gerçekten de 1,2 dakika sonra müzik kapandı. Hiç müşterisi olmayan bir restorandan normal insanların dinleyebileceğinden çok daha yüksek sesle çalınan bu müziğin nedenini anlamak mümkün değildi ama diğer geceler böyle birşey olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Spor ve Dinlenme&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z5cFU0UI/AAAAAAAAAQU/7sCPHNFTPiY/s1600-h/P1000428.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110910364205502786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z5cFU0UI/AAAAAAAAAQU/7sCPHNFTPiY/s400/P1000428.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otelin çevresi yemyeşil ve heryer çok bakımlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z5cFU0VI/AAAAAAAAAQc/4rUb0ktfnrY/s1600-h/P1000429.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110910364205502802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z5cFU0VI/AAAAAAAAAQc/4rUb0ktfnrY/s400/P1000429.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Restoranın arkasından havuza giden yol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z58FU0WI/AAAAAAAAAQk/0cKEYBw-7X0/s1600-h/P1000430.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110910372795437410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z58FU0WI/AAAAAAAAAQk/0cKEYBw-7X0/s400/P1000430.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yol üzerinde böyle bir çay bahçesi karşınıza çıkıyor. Burası genelde akşamüstleri rağbet gören biryer. Ben fotoğraf çekmek için sabah erken geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z58FU0XI/AAAAAAAAAQs/s2z3Lw1lfOE/s1600-h/P1000431.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110910372795437426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z58FU0XI/AAAAAAAAAQs/s2z3Lw1lfOE/s400/P1000431.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Burada hergün plaj voleybolu oynanıyor. Bunlar haricinde tavla turnuvası, dart, okçuluk, sutopu, masa tenisi gibi değişik aktiviteler var. Plajda su sporu yapabilme imkanı da var ama plaj sporları ücretli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z6MFU0YI/AAAAAAAAAQ0/L7NJqstJneo/s1600-h/P1000434.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110910377090404738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2Z6MFU0YI/AAAAAAAAAQ0/L7NJqstJneo/s400/P1000434.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Burası tiyatronun arkasındaki çocuk parkı. Çocuklar için her türlü imkan var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2bnsFU0ZI/AAAAAAAAAQ8/kUx-sq4HQTI/s1600-h/P1000432.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110912258286080402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ru2bnsFU0ZI/AAAAAAAAAQ8/kUx-sq4HQTI/s400/P1000432.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ağaç diplerinde de büyükler için böyle yan gelip yatma yerleri de mevcut :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelin tam karşısında market, kuaför, eczane gibi işletmeler var. Bunlar otelle alakalı değil ama günlük gazete, ilaç gibi ihtiyaçlarını karşılamanız için çok önemli. Buralarda fiyatlar normal. Şişirme yok. Ayrıca otel içersinde de bir mağaza var ve tatilde ihtiyaç olabilecek çeşitli eşyalar satılıyor. Otelde sürekli doktor bulunuyor. Ana bina içerisinde de güzel bir bar ve oturma alanı var. Akşamlarınızı sakin bir şekilde burada da geçirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Sonuç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Latanya bana göre tasarımıyla, personeliyle, hizmetiyle dört dörtlük bir otel. Herşeyiyle dört dörtlük bir otelde çok küçücük bir problemin tüm güzelliği nasıl altüst ettiğinin örneğini de yine bu otelde yaşadık. Gece yarısı yarım saat bangır bangır çalan müziği bile unutmuş, çok memnun bir şekilde otelden ayrılmak üzereydik. Kahvaltımızı ettikten sonra resepsiyona geldik. Anahtarımızı ve havlu kartlarımızı teslim ederek çıkış işlemlerimizi tamamladık. Resepsiyon görevlisine bavulumuzun odada olduğunu söyledik ve bavulu getirmelerini rica ettik. Bavulun gelmesini beklerken eski tatilim sırasında tanıştığım bir ETS rehberine rastladım. Biraz onunla sohbet ettik. Sonra bavulu sormak için tekrar resepsiyona gittim. Gelmek üzere olduğunu söylediler. Biraz eşimle sohbet ettim, kalkıp duvarlardaki yazıları ve ilanları inceledim, dışarı çıkıp gelen giden var mı diye baktım. Hala bizim bavul gelmedi. Sonra tekrar resepsiyona gidip odanın anahtarını verirlerse bavulumu kendim alabileceğimi söyledim. Arkadaşın şu anda odamızda olduğunu ve hemen geleceğini söylediler. Öyle söylenince artık eşim de dışarı geldi ve otelin kapısında beraber bavul beklemeye başladık. Bavulları zaten özel motorlu araçlarla getiriyorlar ve bizim odamız resepsiyona 2 dakikalık bir mesafede. Gelen giden yok. On dakika kadar daha otelin önünde bekledikten sonra tekrar resepsiyona geldim. "Nooldu bizim bavul?" diye sorunca resepsiyonda duran beyefendi kızarak "Ama tam çıkış saatinde geldiniz, biraz sabredin." gibi birşeyler söyledi. Demek herşey çok normal ama ben çıkış saatinde otelden çıktığım ve sabırsız olduğum için hatalıyım :) Bavulumun gelmesi için ne yapmalıyım? Özür mü dileyim? Araya tanıdık birilerini mi sokayım? Ben de ters mi davranayım? Resepsiyoncunun bavulumun gelmesini sağlamak yerine bahaneler öne sürerek beni hatalı duruma düşürmeye çalışması gerçekten çok komik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem boş yere sinirlerimiz gerildi hem de yol boyunca yumuşak yataklardan, güzel yemeklerden, eğlenceli havuzdan, tertemiz denizden bahsedeceğimize aksi resepsiyon görevlisinden konuşup durduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle otel incelemesi yazılarımda herkesin başına gelmeyeceğine inandığım küçük aksaklıklardan bahsetmemeye özen gösteriyorum. Sıkıntı aynı anda iki kişinin çıkmak istemesinden veya görevlilerin biraz yavaş hareket etmesinden kaynaklanmış olabilirdi. Resepsiyoncu aksi davranmak yerine nazik bir şekilde durumu izah etse, bizi biryere oturtup çay ikram etse, bu arada da hemen bavulun gelmesini sağlasa şu anda ben bunların yerine aslında otelin 5 yıldızı hakeden bir otel olduğunu düşündüğümü yazacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırf müşterilerin kendilerini önemli, mutlu, sağlıklı ve güvende hissetmeleri için tasarlanmış ve büyük yatırımlar yapılmış işletmelerin zoru başardıktan sonra basit acemilikler yaşamasını bahsetmeye değer gördüğüm için buraya ekledim. Bir yönüyle hizmet işinde çalışan bir kişi olarak bundan kendim içinde önemli dersler çıkardığımı söylemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Otelde 30-31 Ağustos, 1 Eylül 2007 tarihlerinde kaldık. Kişi başı günlük 120 YTL ödedik. Tatili ETS Tur'dan satın aldık. 12 taksitle kredi kartıyla ödedik.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5188929396832104484?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5188929396832104484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5188929396832104484' title='53 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5188929396832104484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5188929396832104484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/09/latanya-beach-resort-bodrum.html' title='Latanya Beach Resort (Bodrum)'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Ruwwf8FUzqI/AAAAAAAAALE/Ze7m96x1nwE/s72-c/001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>53</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-1270941508614388034</id><published>2007-09-09T23:34:00.002+03:00</published><updated>2009-03-06T00:07:25.858+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bodrum Otelleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Otel'/><title type='text'>Salinas Beach Hotel (Bodrum)</title><content type='html'>&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;br /&gt;27,28,29 Ağustos 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Otelin internet sitesi: &lt;a href="http://www.salinasbeachotel.com/"&gt;http://www.salinasbeachotel.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Maceralı bir Bodrum tatilinin sonuna geldik. Aniden Ankara'ya alışmak kolay olmasa da evimizi özlemişiz. Artık sıra planladığım gibi kaldığım otellerle ilgili izlenimlerini aktarmaya geldi. Lafı fazla uzatmadan ilk otelin incelemesine geçelim. Salinas Beach Hotel'i &lt;a href="http://www.hangiotel.com/"&gt;http://www.hangiotel.com/&lt;/a&gt; sitesinden uzun araştırmalar sonunda buldum. Tatil siteleri genellikle acentalar ile çalıştığı için ekonomik oteller genellikle internette pek karşımıza çıkmaz. Hangiotel.com bu konuda bir farklılık yaratmış ve acenta bağlantısı olmayan ekonomik otellere de yer vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRfjZsAYrI/AAAAAAAAAHs/2UmAjcLseCE/s1600-h/resim2b%5B1%5D.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108312939140506290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRfjZsAYrI/AAAAAAAAAHs/2UmAjcLseCE/s400/resim2b%5B1%5D.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu fotoğraf otelin internet sitesinden alınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Salinas Beach Hotel, Gümbet-Asarlık mevkiinde, bulunuyor. 3 yıldızlı. Herşey dahil konseptinde çalışıyor. Otel 2'şer katlı birkaç küçük binadan ve 3 katlı bir ana binadan oluşuyor. Otelin çevresi yüksek duvarla çevrili ve ana giriş kapısı haricinde girişi bulunmuyor. 23 standart, 7 suit, 19 aile odası var. Ana binanın yanında restoran ve havuz için ayrılmış bir alan var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWdz5sAY7I/AAAAAAAAAJs/qfvG6pULUiM/s1600-h/resim5b%5B1%5D.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108662867305980850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWdz5sAY7I/AAAAAAAAAJs/qfvG6pULUiM/s400/resim5b%5B1%5D.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu fotoğraf otelin internet sitesinden alınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Otele ilk girişimizde arabamızı otelin duvar kenarına parkettik. Eşyalarımızı alarak otele geçtik. Kayıt işlemlerimizi tamamladıktan sonra bir bayan görevli bize odamıza kadar eşlik etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRiNJsAYsI/AAAAAAAAAH0/UkbegT0GPPY/s1600-h/P1000192.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108315855423300290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRiNJsAYsI/AAAAAAAAAH0/UkbegT0GPPY/s400/P1000192.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Otel müşterileri arabalarını otelin duvar dibine parkediyorlar. Herhangi bir yer bulma sorunu yaşamadık. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;br /&gt;Oda Değerlendirmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Resepsiyon işlemleri tamamlandıktan sonra oda anahtarı, televizyon ve klima kumandası verdiler. Hemen resepsiyonun karşısında küçük bir odaya geçtik. Hem görevli bayan olduğu hem de oda çok yakın olduğu için bavulumuzu kendim taşıdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZJ5sAYoI/AAAAAAAAAHU/wsFkseuDua4/s1600-h/P1000155.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108305903984075394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZJ5sAYoI/AAAAAAAAAHU/wsFkseuDua4/s400/P1000155.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu fotoğrafı hemen kapı girişinde durarak çektim. Oda küçük olduğu için fotoğraf makinem genel bir görüntü alabilmek için yeterli olmadı. Oda yataktan biraz daha büyük. Büyük bavulumuzun sığacağı bir yer bulamadığımz için bavulumuzu da yere koyunca zaten geçecek yer de kalmadı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZKZsAYpI/AAAAAAAAAHc/OsfxqjiIRbE/s1600-h/P1000156.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108305912574010002" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZKZsAYpI/AAAAAAAAAHc/OsfxqjiIRbE/s400/P1000156.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Yatağın hemen yanında küçük bir duş ve tuvalet var. Karşı tarafında da dolap ve televizyon var. Oda geneli ve kullanılan diğer malzemeler gayet temiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZKZsAYqI/AAAAAAAAAHk/swI6hfUjg3w/s1600-h/P1000158.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108305912574010018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZKZsAYqI/AAAAAAAAAHk/swI6hfUjg3w/s400/P1000158.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Dolaplar ahşap ve bakımlı. Dolapların arasında küçük bir ayna ve puf var. Dolaplarda askılık mevcut. Zemin seramik. Yatak başucunca iki komodin var. Telefon var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRrFJsAYtI/AAAAAAAAAH8/14zqk0Nn3KA/s1600-h/P1000161.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108325613588996818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRrFJsAYtI/AAAAAAAAAH8/14zqk0Nn3KA/s400/P1000161.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yatağın baş tarafında uzaktan kumandalı split klima var. Sessiz çalışıyor ve iyi soğutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRrFZsAYuI/AAAAAAAAAIE/rnfblkRJmZQ/s1600-h/P1000159.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108325617883964130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRrFZsAYuI/AAAAAAAAAIE/rnfblkRJmZQ/s400/P1000159.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Televizyon böyle yerleştirilmiş. Yatmadan seyretmek biraz zor. Yabancı kanallar dahil 15 kadar kanal çekiyor ve kanallar oldukça net.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRslJsAYvI/AAAAAAAAAIM/dwmyW1ILJnk/s1600-h/P1000166.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108327262856438514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRslJsAYvI/AAAAAAAAAIM/dwmyW1ILJnk/s400/P1000166.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Odanın küçük bir tuvaleti ve duş alma yeri var. Aynanın hemen yanında saç kurutma makinesi var. Banyoda telefon da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRslZsAYwI/AAAAAAAAAIU/1MmHIsGNRDU/s1600-h/P1000172.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108327267151405826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRslZsAYwI/AAAAAAAAAIU/1MmHIsGNRDU/s400/P1000172.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Duş alma yeri benim gibi cüsseli bir adam için biraz küçük geldi ama yine de yeterli. Sıcak su 24 saat var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRslZsAYxI/AAAAAAAAAIc/XtZk1fsh588/s1600-h/P1000173.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108327267151405842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRslZsAYxI/AAAAAAAAAIc/XtZk1fsh588/s400/P1000173.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRslpsAYyI/AAAAAAAAAIk/Eukg3kuw7fs/s1600-h/P1000174.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108327271446373154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRslpsAYyI/AAAAAAAAAIk/Eukg3kuw7fs/s400/P1000174.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Banyoda iki sabun, iki bardak ve tuvalet kağıdı var. Biraz aradıktan sonra tuvalet kağıdını dolabın içinde bulduk. Duş jeli, sıvı sabun, şampuan gibi ekstralar yok ama zaten bunları hep yanımızda taşıdığımız için sorun olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 saatlik bir yolculuk ve sora sora otel bulma çabasından sonra yorgun ve susamış bir halde odaya geldik. Hemen üzerimizi başımızı çıkarıp içmek için birşeyler ararken kapı çalındı ve iki görevli ellerinde şarap ve meyve ile geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRvcZsAYzI/AAAAAAAAAIs/cLyhVxbeN9Q/s1600-h/P1000177.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108330411067466546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRvcZsAYzI/AAAAAAAAAIs/cLyhVxbeN9Q/s400/P1000177.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Balayı çiftimize mutluluklar dileriz" dedikten sonra şarap ikram ettiler. O an oldukça susadığımız için "Keşke şarap yerine iki bardak soğuk su getirseydiniz. Hem biz balayı çifti de değiliz." dedik. "Şarabı biz getiriyoruz, suyu kendiniz bardan alıyorsunuz" diyerek gittiler. Bence 3 yıldız dahi olsa bu sıcak tatil yerlerinde odalarda mini bir buzdolabı ve içinde de hiç değilse içme suyu olmalı. Otele ilk giriş haricinde de gece sık sık susuyorsunuz ve odanıza su götürseniz de buzdolabı olmadığı için aldığınız sular ısınmış oluyor. Aslında güleryüzle yaptıkları bu meyve jestinin bizi çok memnun etmesi gerekirdi ama bizim için doğru bir an değildi. Gümbeti pek bilmediğimiz için oteli kolayca bulamamamız, susuzluk ve sıcak hava biraz başımıza vurmuştu. Belki gergin halimize pek bir anlam veremediler ama yine de düşünceleri güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZJpsAYnI/AAAAAAAAAHM/XG1zc9hkz6g/s1600-h/_MG_4996.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108305899689108082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZJpsAYnI/AAAAAAAAAHM/XG1zc9hkz6g/s400/_MG_4996.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hemen kapı dibindeki bu yere anahtarınızı takıp odaya elektrik gelmesini sağlıyorsunuz. Odadan çıkarken anahtarı aldığınızda 10-15 saniye sonra herşey sönüyor. Ben pek umursamadım ama küçük çocuklu ailelerin odaya ilk girdiklerinde yere yakın prizleri kontrol etmelerini öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 gün boyunca her gün odamıza gelindi, ortalık toparlandı, yatağımız düzeltildi, tuvalet temizlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWQkJsAY0I/AAAAAAAAAI0/X-dOB429v7U/s1600-h/P1000164.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108648303071880002" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWQkJsAY0I/AAAAAAAAAI0/X-dOB429v7U/s400/P1000164.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Burası odanın kapısı ve balkonu. Balkonda iki sandalye ve küçük bir sehpa var. Karşı taraf tekne tamir yeri gibi biryer. Aslında gitmeden önce GoogleMap'den otelin konumuna baktığımda karşıdaki açık alan teknelerle doluydu. Gürültü olabilir diye biraz endişe etmiştim ama geldiğimde faaliyette olmayan boş biryer olduğunu gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkonda olmasını hep arzu ettğim şey çamaşır asma yeri. Denizden veya havuzdan gelince ıslak eşyaları asmak gerekiyor. Böyle bir yer olmadığı için otelin karşısındaki bakkaldan çamaşır ipi alarak kendimiz bir yer kurduk. Yeri gelmişken bu bakkaldan da sözetmek gerekir. Hemen otelin karşsında ve gece 11-12 ye kadar açık. Herşey normal piyasa fiyatından satılıyor ve tatilde ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü gereç temin edilebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWQkZsAY1I/AAAAAAAAAI8/D8TInEHe7H8/s1600-h/P1000165.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108648307366847314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWQkZsAY1I/AAAAAAAAAI8/D8TInEHe7H8/s400/P1000165.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu fotoğrafı ise biraz daha sağdan çektim. Uzaktan denizi görebilmek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWRppsAY2I/AAAAAAAAAJE/mFoxnCIFTcQ/s1600-h/P1000277.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108649497072788322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWRppsAY2I/AAAAAAAAAJE/mFoxnCIFTcQ/s400/P1000277.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Burası da balkondan aşağı bakıldığında görünen alan. Burası bar ve yemek alanı. İki masa tenisi sahası ve bir langırt makinesi var. Langırtı denemedim ama galiba para atılarak çalıştırılıyor. Masa tenisi ücretsiz. Alanın sonunda ise havuz var. Şu anda kahvaltı saati.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZJpsAYmI/AAAAAAAAAHE/tNos_Fe6GeA/s1600-h/_MG_4966.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108305899689108066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRZJpsAYmI/AAAAAAAAAHE/tNos_Fe6GeA/s400/_MG_4966.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aynı yerin biraz daha yakından gece görünümü. Şu anda akşam yemeği yeniyor. Akşam yemeği bitmesine yakın bir rehber bayan etraftaki küçük çocukları toplayarak bu alanda onlarla oyunlar oynuyor, dans ediyor. Son günümüzde önemli bir maç vardı. Resepsiyonda duran dev televizyonu buraya indirdiler. Hep beraber seyrettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odalarda iyi çalışan hızlı kablosuz internet bağlantısı var. İnternet bağlantısından ücret alınmıyor. Resepsiyondan ağ şifresini öğrenerek internete girebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gecemizde rehber bayan masamıza gelerek gece tekneyle mehtap turuna katılmak isteyip istemediğimizi sordu. Kabul ettik. Kişi başı 30 YTL ödedik. Heavy Piercing'li matrak şöförümüz Yusuf minibüsüyle bizi otelin önünden alarak tekneye götürdü. Gece hiç böyle bir tekne turuna katılmamıştım. Çok güzel bir turdu ve çok dinlendiriciydi. Aynı minibüsle geri döndük. Otele döndükten sonra bazı müşteriler gece Gümbet'te bir diskoya gittiler, biz çok yorgun olduğumuz için gitmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Restoran ve Yeme İçme Değerlendirmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Restoran ana binanın en alt katında. Sabah, öğle ve akşam yemek servisi yapılıyor. Ayrıca saat 5 gibi çay ve kek servisi yapılıyor. Yemek saatleri çok kalabalık ve kuyruk olduğu için hep yemek saatlerinden 1 saat sonra gittik. Yemek saati içinde hangi saatte giderseniz gidin yemek bulunuyor. Yemek bitmesi gibi bir olay yok. Sabah kahvaltıda normal kahvaltılık yiyeceklerin dışında gününe göre yumurta veya sosis gibi ekstralar oluyor. Çeşit yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWWspsAY5I/AAAAAAAAAJc/ZwcCP3dA8UM/s1600-h/P1000280.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108655046170534802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWWspsAY5I/AAAAAAAAAJc/ZwcCP3dA8UM/s400/P1000280.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Öğle ve akşam yemeklerinde çorba ve bir ana yemek veriliyor. Bu akşamki yemeğimizde domates çorbası, tavuk, erişte, pilav ve patates kızartması vardı. Belki de otelden ayrılırken hiç unutmayacağınız şey bu yemeklerin lezzeti olacak. Temizliği ve lezzetli yemekleri için aşçıbaşını kutluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWWsZsAY4I/AAAAAAAAAJU/cV27LQS8wBA/s1600-h/P1000278.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108655041875567490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWWsZsAY4I/AAAAAAAAAJU/cV27LQS8wBA/s400/P1000278.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Öğle ve akşam yemeklerinde ana yemeğin haricinde açık büfe kısmında da salata ve meze türü yiyecekler var. Ayrıca buradan gününe göre puding veya revani gibi tatlı servisi de yapılıyor. Her türlü yemekten dilediğiniz kadar almak serbest.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWWsJsAY3I/AAAAAAAAAJM/wAPSRQA697Q/s1600-h/P1000201.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108655037580600178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWWsJsAY3I/AAAAAAAAAJM/wAPSRQA697Q/s400/P1000201.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yemek yeme alanının yakından bir görünümü. Arkadaki ışıklı alan yemek alınan yer, sağ tarafta ise içecek servisinin yapıldığı bar alanı var. Bar bankosunun üzerine meyve suları ve normal su alabileceğiniz soğutma makineleri var. Kendiniz buradan dilediğiniz içeceği alabiliyorsunuz. Makinelerin yanına mavi plastik bardaklar dizilmiş ve oradan bardak alıp içtikten sonra geri oraya koyuyorsunuz. Temiz bardaklar ters, kullanılmışlar düz konularak kirlilerle temizler ayrılıyor ama hem karışıklık olmaması hem de hijyen açısından tek kullanımlık küçük beyaz plastik bardaklardan olsa daha iyi olabilirdi. Kola, bira gibi içecekleri barmen arkadaştan istiyorsunuz. Bu içecekler normal cam bardakta servis yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde bu alanın ilerisi havuz kenarı ve gece havuz ışıklandırılarak hoş bir ortam oluşturuluyor. Erken gelenler yemeklerini havuz kenarında yeme şansına sahipler ama biz hep geç gittiğimiz için yemek sırasında o alanda fotoğraf çekemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWdipsAY6I/AAAAAAAAAJk/vHZ_rK3SjXc/s1600-h/P1000247.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108662570953237410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuWdipsAY6I/AAAAAAAAAJk/vHZ_rK3SjXc/s400/P1000247.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sağda görülen bina komşu otelin binası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Havuz ve Plaj Değerlendirmesi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Otelin gün boyunca en hareketli yeri havuz bölümü. Otel kapasitesine göre normal boyutlarda bir ana havuz, çocuklar için de küçük bir çocuk havuzu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubyC5sAY8I/AAAAAAAAAJ0/9cSelrXjj2E/s1600-h/P1000275.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109036958957462466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubyC5sAY8I/AAAAAAAAAJ0/9cSelrXjj2E/s400/P1000275.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Havuz suyu temiz, devridaim sistemi devamlı çalışarak suyu değiştiriyor. Havuz çevresinde şezlonglar ve şemsiyeler var. Havuz çevresine çocuklar için çeşitli su oyuncakları var. Havuzun heryeri yetişkinlerin boyunu geçmeyecek derinlikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubyDJsAY9I/AAAAAAAAAJ8/R8avZSQDdYA/s1600-h/resim14b%5B1%5D.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109036963252429778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubyDJsAY9I/AAAAAAAAAJ8/R8avZSQDdYA/s400/resim14b%5B1%5D.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çocuk havuzunun bu fotoğrafını otelin internet sitesinden aldım. Bu fotoğrafta görünmüyor ama şezlongların göründüğü köşede çocuklar için küçük bir park var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubzB5sAZBI/AAAAAAAAAKc/ngha0zu0QwM/s1600-h/P1000233.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109038041289221138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubzB5sAZBI/AAAAAAAAAKc/ngha0zu0QwM/s400/P1000233.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Havuzdan sıkılırsanız hemen havuz kenarındaki kapıdan çıkıp bu yoldan plaja gidebilirsiniz. Otel denize sıfır ama plaja bir 100-150 metre kadar yürüyorsunuz. Otelle plaj arasında başka bir küçük otel daha var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubzCZsAZDI/AAAAAAAAAKs/Uc9eqnDHX8c/s1600-h/P1000230.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109038049879155762" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubzCZsAZDI/AAAAAAAAAKs/Uc9eqnDHX8c/s400/P1000230.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İlk gün otel havuzunun kalabalık olmasını biraz garipsemiştim. Sonuçta deniz varken havuz o kadar da çok tercih edilmez. Plaja ilk gittiğimizde durumu biraz şaşırarak anladık. Hangiotel.com sitesinde gördüğüm özel plaj, herşey dahil ve denize sıfır ifadelerinden, biraz da otelin isminden etkilenerek plajın otele ait bir yer olduğunu düşünmüştüm ancak gittiğimizde plajın otelle hiç bir alakası olmadığını anladık. Sonradan farkettim ki hangiotel.com sitesinde eğer plaj otele aitse şezlong, şezlong minderi ve şemsiye ibareleri de oluyor. Sonuç olarak plaj otele ait değil ama plajda bir işletme Salinas otel ile anlaştıklarını ve otel müşterilerinden şezlong ücreti almadığını söyledi. Bize gösterdikleri yere yerleştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rub3Y5sAZFI/AAAAAAAAAK8/Cz8MD4gMQbY/s1600-h/P1000229.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109042834472723538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rub3Y5sAZFI/AAAAAAAAAK8/Cz8MD4gMQbY/s400/P1000229.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Pembe ve sarı şezlonglara oturmak ücretli, diğerleri Salinas müşterilerine ücretsiz. Her işletme denizde dubalarla kendisine bir yer çevirmiş. Plaj alanına dışarıdan yiyecek, içecek getirmek yasak. Bunu gördüklerinde hemen uyarıyorlar. Birşey istiyorsanız oradan almak zorundasınız. Su 2 YTL, Çay ve Kola 3 YTL. Oturduktan bir süre sonra sık sık birşey içip içmeyeceğinizi soruyorlar. İçmediğiniz zaman moralleri bozuluyor, hafif söylenerek gidiyorlar. Neyse ki içecekleri güzel servis yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rub3Y5sAZEI/AAAAAAAAAK0/AOFyb4fif8o/s1600-h/P1000228.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109042834472723522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rub3Y5sAZEI/AAAAAAAAAK0/AOFyb4fif8o/s400/P1000228.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Arkadaki alanda bar, restoran gibi yerler var. Plajın ücretli olmasının bir avantajı olsa gerek hiç yer bulamama sorunu yaşamadık. Öğlen yemeğine giderken havlularımızı plajda bırakmamıza müsade etmediler. Gelen müşterilerin yer bulamadığını, gerekirse eşyalarımızı alacaklarını söylediler. O kadar su, çay, kola, vb almamıza rağmen bir türlü müşteri kategorisine yükselemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubyDpsAZAI/AAAAAAAAAKU/h01PI5qPCUM/s1600-h/P1000232.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109036971842364418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubyDpsAZAI/AAAAAAAAAKU/h01PI5qPCUM/s400/P1000232.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Deniz çok temiz. Mavi bayraklı. Etrafta o kadar işletme, tekne, deniz sporu vb. olmasına rağmen deniz hiç kirlenmemiş. İlk gittiğimiz gün neredeyse denizden hiç çıkmadım. Hoş bir manzarası var. Denizin ilk girişi taşlı, sonrası güzel kumlu. Deniz boyu çabuk geçtiği ve işletmeler kendilerine ait yerlerin etrafını çevirdiği için biraz küçük kalıyor ve çabuk doluyor. Yüzmeyi iyi biliyorsanız biraz uzaklarda yüzmeyi tercih edebilirsiniz. Duş alma yeri var ama soyunma kabini yok. Restoranın arkasındaki tuvaleti kullanıyorsunuz. Aslında 3. günümüzde tuvaleti ıslatarak turistleri rahatsız ettiğimi söylediler ve mayomu değiştirmeme izin vermediler. Turist statüsüne yükselemediğim, hem de mayomun üzerinde kurumasından rahatsız olduğum için bir daha plaja gitmedik. Biz de herkes gibi havuzu tercih ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubzCJsAZCI/AAAAAAAAAKk/qDQAupcdeXc/s1600-h/P1000265.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109038045584188450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RubzCJsAZCI/AAAAAAAAAKk/qDQAupcdeXc/s400/P1000265.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Biraz şanssızlıkla herşey üstüste gelmiş veya o an tecrübesiz bir personele denk gelmiş olabilirim. Aslında plajı kendine ait otellere verilen ücretlerle karşılaştırıldığında plajda harcadığınız para çok normal ama sorun tamamen sunum ile ilgili. Herşeyden önce personelin yabancı turistle başarıyla kurduğu güzel diyaloğu yerli müşterilerle de kurması gerekir. Bunun dışında eğlence ve hizmet kalitesi gibi konularda da işletmelerin gelişmesi gerekir. Eğlenmeyen insan nasıl para harcar? Zaten en ufak bir farklı muamele hissetiğiniz anda artık para harcamak içinizden gelmiyor. Daha ilk plaja girdiğiniz anda oraya oturmak yasak, iskele yasak, elinizdeki suyu içeri sokmak yasak diyorlar, sonra da gelip ne içersiniz diye soruyorlar :) Eğer 2 liraya su, 3 liraya çay içeceksem oturduğum şezlongların pırıl pırıl olmasını ve personelin güleryüzlü olmasını beklerim. Hazır dolunay da varken eşimle o güzelim deniz kenarında romantik bir akşam yemeği yemek çok istedim. Eşim normal zamanda bu teklife bayılırdı ama ikimizin de içinden gelmedi. Çevredeki otellerin bu konuda plaj işletmelerine biraz baskı yapması ve hizmet kalitelerini arttırmaya zorlamaları gerekiyor bence. Hizmet kalitesi yüksek plajlar oteller için de çok büyük bir artı değer olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece sahilden yürüyerek Gümbet Barlar sokağına gittik. Sahilden bir 15 dakika kadar yürüdükten sonra ara sokaklardan birinden barlar sokağına çıktık. Kalabalık, müzik, dükkanlar, ışıl ışıl restoranlar hepsi çok güzeldi. Eğlenceli bir gezme ve alışveriş faslından sonra tekrar yürüyerek otelimize döndük. Bence kaldığımız otel Gümbet'in en güzel yeri çünkü Gümbet'in içindeki yerler geç saatlere kadar aşırı gürültülü. Salinas gece oldukça sessiz ve uyumak için çok ideal. Tatilimiz boyunca en rahat uyuduğum otel burası idi. İsterseniz kafa dinleyin, isterseniz biraz yürüyüp kendinizi akışa bırakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece eşimle yaptığımız sahil gezintisini ve otelin nefis yemeklerini hayatım boyunca hiç unutmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Sonuç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Otel çocuklu, çocuksuz her tür müşteri tipi için ideal. Bizim oda küçüklüğü nedeniyle çocuklu aileler için çok uygun değildi ama dışarıdan gördüğüm kadarıyla daha büyük odaları da var. Çocukların uyuyacağı saatlerde müzik yayının kesilmesine dikkat ediliyor. Konum olarak çok iyi. Personel turizm konusunda üst seviyede eğitimli görünmese de güleryüzle ve iyi niyetle işlerini düzgün yapmaya gayret ediyorlar. Otel ve odalar genel anlamda temiz. Yemekler güzel. Sezon sonu olmasının neden olduğunu düşündüğüm bazı küçük aksaklıkları gözardı edersek üç yıldızlı bir otele göre değerlendirildiğinde verdiğiniz paranın karşılığını alabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Otelde 27,28,29 Ağustos 2007 tarihlerinde kaldık. Bu tarihler otelin en pahalı olduğu tarihlerdi. Geceliğine kişi başı 70 YTL ödedik. Rezervasyon için önden 100 YTL kaparo havale ettik, kalanını komisyon ödemeden kredi kartından çektirdik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.salinasbeachotel.com/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-1270941508614388034?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/1270941508614388034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=1270941508614388034' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1270941508614388034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1270941508614388034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/09/salinas-beach-hotel-bodrum.html' title='Salinas Beach Hotel (Bodrum)'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RuRfjZsAYrI/AAAAAAAAAHs/2UmAjcLseCE/s72-c/resim2b%5B1%5D.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-3104389100028330799</id><published>2007-09-05T00:21:00.000+03:00</published><updated>2007-10-01T03:53:53.407+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><title type='text'>Tatilin son günü</title><content type='html'>Yine güzel bir tatil macerasının sonuna geldim. İnanılmaz güzellikte bir gece manzarasını karşıma almış ve düşüncelere dalmışken içimden bu son günün hüznünü ve eve dönmenin sevincini paylaşmak istedim. Edebi yönüm bu ortamı tasvir edebilecek kadar gelişmemiş olsa da Bodrum kalesinin haşmetli duruşunu, katamaraının nazlı ve gürültülü yolculuğunu, halikarnasın gökyüzünü tarayan ışıklarını önceden buraya gelmiş olanlar iyi bilirler. Evet burası Bardakçı ve benim mutluluğuyla, hüznüyle, sevdasıyla hemen her türlü duyguyu yaşadığım yer. Artık buraya kaçıncı kez geldiğimi ve kaçıncı kez kendimi kaybettiğimi unuttum. Karşı oteldeki piyanist vatandaş "öööüüğğeğüüeeee" şeklinde bangır bangır söylediği şarkılarla bu güzelliğin içine etse de zorla keyfimin bozulmasına izin vermiyorum ve hararetle ayın doğuşunu bekliyorum. Birazdan al al doğacak ve bayraklı tepenin üzerine salınacak. Sonra gittikçe yükselecek ve denizin üzerinde bir yakamoz yapacak. Ben o yakamoza dalıp gideceğim. Uzaktan Bardakçı tekneleri geçiyor ve ben buradan uçup birisinin üzerine konmak istiyorum. Ama artık olmaz. Artık aklmı vestiyere asıp Bodrum'a girmeyeli çok yıllar oldu. Muhteşem manzaraya dalıp kendimi kaybetmekten fazlası elimden gelmez artık. Şu hafif esinti de olmasa belki çoktan kaybederdim ama ayı beklemeliyim. Onunla vedalaşmadan geceyi bitirmeyeceğim. Her son gibi bu tatilin sonunda da insanın içi buruluyor ama yine de insanın evi gibisi yok. Yarın yola çıkacağım. Aklımı vestiyere asmadım belki ama kalbimin bir kısmını burada bırakıp evin yolunu tutacağım. Herneyse. Şimdi bilgisayarı kapatayım, ayaklarımı uzatayım ve piyanistin artık susmasını dileyerek kendimi yakamoza kaptırayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-3104389100028330799?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/3104389100028330799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=3104389100028330799' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/3104389100028330799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/3104389100028330799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/09/tatilin-son-gn.html' title='Tatilin son günü'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7826489433977841978</id><published>2007-09-01T23:53:00.000+03:00</published><updated>2007-10-01T03:54:12.571+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><title type='text'>Tatiliniz kaç yıldızlı?</title><content type='html'>Taksitle tatil yapabilme imkanı olmasının da sayesinde evlendiğim tarihten beri yaz tatillerimi hep ismi olan belli otellerde geçirdim. Genellikle tatil merkezlerinin kalabalık olması nedeniyle otel dışına çıkmayı pek tercih etmeyiz. Akşamın belli bir saatinden sonrasını da odada geçirmeyi tercih ederiz. Herşey dahil oteller yeme içme ve eğlence konusunda her türlü imkanı sağladıkları için tatilimizden tatmin olmuş bir şekilde eve döneriz. 52 haftalık yıl içerisinde tatil için 1 ya da 2 haftalık tatil imkanı vardır. Tüm yılın yorgunluğu bu tatilde atılmaya çalışılır. Tatilde çıkacak herhangi bir sorun büyük sıkıntılar yarattığı gibi yılda bir kere kendimize zaman ayırabilme fırsatını da elmizden almış olur. Bu nedenlerle otel işletmeciliği zor olduğu kadar büyük sorumluluklar isteyen bir iştir. Hem turizm bölümünde okuduğum hem de zaman zaman güncelleme yaptığım bir blog a sahip olduğum için bu sene tatil deneyimlerimi buradan aktarmaya karar verdim. Değişik özelliklere ve fiyatlara sahip otellerde yer ayırtarak tatilimi değişik otellerde geçirmek ve bu tesislerin avantajlarını ve dezavantajlarını yazmayı planladım. Bugün iki oteldeki tatilim bitti. Yarın üçüncü ve son otele geçiyorum. Bu zaman zarfında mükemmel tesislerimiz olsa da turizm konusunda aslında ne kadar geri olduğumuzu gözlemledim. Turizm de seviyeyi yakalamanın şartı sadece tesisler bazında değil bölgesel olarak 5 yıldızlı hizmet vermekten geçiyor. Ne yazık ki kaldığınız otel 5 yıldızlı ama karşısındaki bakkal 1 yıldızlı. Gezmek için gittiğiniz yerdeki tuvaletler yıldızlı bile değil. Akşam bir kaçamak yapıp otel dışında yemek yerseniz alelade bir yemeğe neredeyse yarım günlük otel ücreti ödüyorsunuz. Demek istediğim 5 yıldızlı tesis açmak yeterli değil, tesisin bulunduğu bölgenin de sokaklarıyla, esnafıyla, hizmetiyle 5 yıldızlı olması gerekiyor. Turizm bölgelerindeki esnaf her zaman herşey dahil sistemiyle çalışan otellerden şikayet eder. Bence bu sistem tam aksine turizmi olumlu etkiliyor çünkü 5 yıldızlı otel müşterisi turistin otelden dışarı çıktığı anda ülkesine memnun dönmesi mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır tatillerimi otellerden hiç ayrılmadan geçirdiğim için farkında değildim ancak bu sene bu noktaya da dikkat ederek gezdiğim için dikkatimi çekti. Ne yazık ki yerli müşteriye karşı bir önyargı hala devam ediyor. Yerli turist hiçbirşeyden memnun olmayan, açgözlü ve beleşçi tipler olarak algılanıyor. Aslında kime bu önyargı ile yaklaşsanız aynı sonucu elde edersiniz. Bir kişiye beleşçi muamelesi yaparsanız o kişi size para kazandırmak istemez. Kısacası bazı yerlerde yerli turistlere ikinci sınıf muamele yapıldığını gördüm ve bu kendi memleketimde hiç hoşuma gitmedi. Yabancılar bu ülkede çok iyi insanlar oldukları için para harcamıyorlar. Zaten onların ülkelerine göre ucuz olduğumuz için geliyorlar. Turizmden gerçekten para kazanan ülkeler çok daha üst seviyede gelir elde ediyorlar. Yerel turizm gelişmedikçe ucuzcu yabancılara hizmet etmeye devam edeceğiz. Yerli turist sabit gelirdir ve ticarette gelişmenin anahtarı güçlü bir sabit gelire sahip olarak risk alabilmektir. Turizm yatırımı yabancı turist bağımlığından dolayı ülkemizde ne yazık ki hala çok riskli. Bölgemizde çıkabilecek en küçük sorun yabancı turisti etkiliyor. Çözüm yine yerli turiste tatilin cazip hale getirilmesinden geçiyor ama ne fayda. Herkese tek tek bunu anlatıp ikna etmek lazım. Küçük şişe suyu 2 YTL'ye satacaksanız aradaki 1,5 YTL 'lik farkı bir şekilde hizmet olarak sunacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların detaylarını zaten ilerideki yazılarımda bol bol anlatacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7826489433977841978?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7826489433977841978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7826489433977841978' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7826489433977841978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7826489433977841978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/09/tatiliniz-ka-yldzl.html' title='Tatiliniz kaç yıldızlı?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7345068658851452294</id><published>2007-08-26T15:56:00.000+03:00</published><updated>2007-08-28T02:11:23.742+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Program Dilleri</title><content type='html'>Günümüzde programlar iki ana gruba ayrılıyor. Web tabanlı programlar ve masaüstü programlar. Web tabanlı programlar internet explorer veya firefox gibi bir web tarayıcı ile belirli bir adrese girerek çalıştırdığımız programlardır. Bunların en çok bilinen örnekleri bankacılık uygulamalarıdır. Havale yapmak, fatura ödemek için bankanın sunduğu bankacılık uygulamasını kullanırız. Web tabanlı programlar bir web sunucusunda yüklüdür ve ayrıca kullanan kişilerin bilgisaylarına yüklenmesi gerekmez. Ajax'ın teknolojisi yaygınlaşana kadar kullanımı konforlu web uygulamaları yazmak pek mümkün değildi ancak Ajax ile masaüstü uygulamalarına yakın konfora sahip uygulamalar gerçekleştirilmeye başlandı. Web tabanlı programların bence en önemli iki dezavantajı ajax'a rağmen yüksek konfora sahip uygulamalar yazılmasının zorluğu ve masaüstü uygulamaları kadar gelişmiş geliştirme ortamları olmadığı için bir nebze geliştirme zorlukları olması. Web tabanlı program bileşenlerinin de çok yaygın olmayışı yine bir dezavantaj.&lt;br /&gt;Masaüstü uygulamaları ise normal bilgisayara yükleyerek ve exe'si ile çalıştırdığımız programlardır. Bilgisayarımızda yüklü, hesap makinesi, paint, word gibi programları örnek olarak verebiliriz. Masaüstü uygulamaları bilgisayarın her türlü özelliğinden tam olarak faydalanabildiği için konfor seviyesi yüksek programlar yazmak mümkündür. Masaüstü programlarının en önemli dezavantajı kullanılacak her bilgisayara yüklenmesinin gerekmesi ve çok fazla sayıda kullanıcının kullanacağı merkezi uygulamalar geliştirme zorlukları olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki program şeklinin dezavantajları olarak kabul ettiğim konular için önerilen çeşitli ara çözümler olsa da henüz tam olarak oturmuş bir teknoloji bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde diller kadar programı yazmak için kullandığımız geliştirme ortamları da (IDE) önem kazanmıştır. Dili bilen notepad ile bile program yazabilse de geliştirme ortamları daha doğru ve hızlı program yazabilmemizi sağlayacak birçok araç içerirler. &lt;a href="http://www.php.org.tr/"&gt;PHP&lt;/a&gt; web programları yazmak için kullanılan yaygın bir dildir. PHP için ücretli, ücretsiz birçok alternatif olsa da &lt;a href="http://www.zend.com/studio"&gt;Zend Studio&lt;/a&gt; çok popüler bir geliştirme ortamıdır. Program yazma, hata ayıklama, analiz ve optimizasyon işleri için birçok faydalı araç sunar. Diğer bir popüler web uygulaması geliştirme ortamı &lt;a href="http://msdn.microsoft.com/vstudio/"&gt;Microsoft Visual Studio &lt;/a&gt;'dur. ASP.Net teknolojisi kullanılarak güçlü web programları oluşturulabilir. Dil olarak C#veya Visual Basic gibi alternatifler vardır. Codegear firması da Delphi for PHP ile piyasaya fiyakalı bir giriş yapmış ve oldukça dikkat çekmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masaüstü programları yazmak içinse &lt;a href="http://www.javaturkiye.com/"&gt;Java&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.csharpnedir.com/"&gt;C++, C#, Visual Basic&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://tr.delphiblog.net/"&gt;Object Pascal &lt;/a&gt;gibi diller kullanılır. Java için Eclipse, C++, C# ve Visual Basic için Visual Studio, Object Pascal içinse Delphi en popüler geliştirme ortamlarıdır. Java ile C# arasında kıyasıya rekabet olsa da Object Pascal dilinin kendine özgü önemli bir topluluğu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program yazmayı öğrenmek için bilgisayar kursları iyi bir başlangıç gibi görünse de sadece eğitim ile birşeyler öğrenebilmek çok zordur. Kurslar kişiyi sadece işin içine sokar. Gerisi tamamen kişisel çabaya ve sabahlanan gün sayısına bağlıdır. Kimi uzmanlar iyi programcıların yetişmesi için en az 10 yıl gerektiğini söylerler. 10 yıl gerçekten gerekir mi çok emin değilim ama sabırla çalışma mutlaka sonuç verecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7345068658851452294?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7345068658851452294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7345068658851452294' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7345068658851452294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7345068658851452294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/program-dilleri.html' title='Program Dilleri'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-9159192855536980729</id><published>2007-08-19T03:18:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T03:07:12.690+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pazarlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Satış Teknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Gerçek Satışçılardan 200 Satış Tavsiyesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=122409&amp;amp;y=10021"&gt; &lt;img src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=122409&amp;amp;boyut=85" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;G&lt;/span&gt;ünümüzde satış yapmak çok beceri isteyen bir iş haline geldi. İyi bir ürüne sahip olmak, çok iyi ilişkiler kurmak, çok iyi bir müşteri portföyüne sahip olmak gibi önemli unsurlar bile her zaman tek başına yeterli olamıyor. Rekabet artık hemen her sektörde yüksek. Rekabetin nispeten daha düşük olduğu alanlarda ise hızla yükseliyor. Hemen her türlü şirket benzer hizmetleri zaten sağladığı için alternatif satış yöntemlerine giderek daha çok ihtiyaç duyuluyor. Satışçılar eskiden çok önemli bir bilgi kaynağı olduğu için müşterilerin zaman ayırdığı kişilerdi. Özellikle internet satılan her türlü ürünle ilgili çok detaylı bilgi sağladığı için müşteri çoğunlukla almak isteyebileceği her türlü ürünle ilgili zaten yeterince bilgi sahibi. Bu durum artık müşteriden randevu koparmayı bile iyice zorlaştırmış durumda. Müşteri ürünle ilgili pozitif ve negatif her türlü bilgiyi kendisi toplayıp, alacağı ürüne kendisi karar verme eğiliminde. Müşteriyle görüşmek, müşteriyi ikna etmek, müşterinin geri aramasını sağlamak gerçekten zor. Bu ortamda satış yaparken uygulayabileceğiniz pratik ve etkili tekniklere hiç ummadığınız anda ihtiyacınız olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek Satışçılardan 200 Satış Tavsiyesi kitabı müşteriyi görüşmeye ve satışa ikna etme konularında çok değerli 200 tavsiye içeriyor. Kitap 266 sayfa ve her tavsiye 1-2 sayfa sürüyor. Kitap ingilizceden çeviri olduğu için çevirmen zaman zaman tavsiyelerin altında küçük notlar koyarak konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamış. Yazar kendi tavsiyelerini değil görüştüğü gerçek satıcılardan öğrendiği tavsiyeleri anlatmış. Her bir tavsiye bir noktasında gerçekten yaratıcılık içeren küçük hikayeler şeklinde verilmiş. Zaman zaman ortasından biryerinden açıp bir iki hikaye okumak mümkün. Ayrıca bazı hikayelerin başında hikayeyi tamamlayıcı güzel sözlere de yer verilmiş. Okundukça zihinde yer ederek bir bilgi dağarcığı haline gelecek ve ihtiyacınız olduğu anda hemen yardımınıza koşacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriyle telefonda konuşurken karşısına ayna koyan, müşterisinden randevu koparabilmek için otoparkta buluşmayı teklif eden, satış yapmayı düşündüğü şirketin önce kapıcısını tavlayan bu yaratıcı insanların hikayelerini okurken eğlenecek, eğlenirken de aklınızda tutmak isteyeceğiniz birçok şey öğreneceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar: Gerhard GSCHWANDTNER (bir yanlışlık yok :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-9159192855536980729?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/9159192855536980729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=9159192855536980729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/9159192855536980729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/9159192855536980729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/gercek-satiscilardan-200-satis.html' title='Gerçek Satışçılardan 200 Satış Tavsiyesi'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-2860680749417230064</id><published>2007-08-17T03:51:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T01:55:10.441+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Photoshop'/><title type='text'>Cilt Yumuşatma Tekniği</title><content type='html'>Photoshop ile cilt yumuşatma üzerinde en çok çalışma yapılan fotoğraf rötuşlama tekniğidir. Dior efekti denen aşırı yumuşatma tekniklerini gözardı edersek cilt yumuşatmada esas insan derisinin dokusuna zarar vermeden yumuşatma yapmaktır. Bilinen yumuşatma tekniklerinin çoğu pixellere zarar vererek doğal olmayan bir görüntü oluşturur. Bu yazımızda çok kullanışlı ve çabuk uygulanabilen bir yumuşatma tekniğini inceleyeceğiz. Örnek olarak aşağıdaki fotoğrafı kullanacağız.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX0_JsAYbI/AAAAAAAAAFQ/SdHaiYg7Rog/s1600-h/before.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5099751518836384178" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX0_JsAYbI/AAAAAAAAAFQ/SdHaiYg7Rog/s400/before.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX1b5sAYcI/AAAAAAAAAFY/NF1nQdlxi88/s1600-h/layer.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5099752012757623234" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX1b5sAYcI/AAAAAAAAAFY/NF1nQdlxi88/s400/layer.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yapacağımız uygulamanın ardından ciltte daha yumuşak bir doku oluşmasını sağlayacağız.&lt;br /&gt;1. Öncelikle Alt+J ile alt katmanın bir kopyasını oluşturuyoruz.&lt;br /&gt;2. Yeni katmanda Gaussian Blur efektine giriyoruz. Çalışmanın önemli noktası burası çünkü uygulayacağımız değerler her fotoğrafta değişik olacak. Ciltteki gözenekler kaybolana kadar Radius değerini arttırıyoruz. Gözeneklerin kaybolduğu değeri aklımızda tutarak Gaussian Blur efektini iptal ediyoruz. Yani filtreyi uygulamadan çıkıyoruz. Bu adımı bir sonraki filtre için kullanacağımız değeri bulmak için gerçekleştirdik. Benim örneğimdeki değer 9 idi.&lt;br /&gt;3. High-Pass filtresine girerek bir önceki adımda aklımızda tuttuğumuz Radius değerini bu filtreye giriyoruz ve filtreyi uyguluyoruz. Bu fotoğraf için ben 9 değerini verdim.&lt;br /&gt;4. Aynı katmanda Gaussian Blur efektine girerek aklımızda tuttuğumuz radius değerinin 1/3 'ini uyguluyoruz. Benim örneğim için 3 değerini girdim.&lt;br /&gt;5. Alt+i ile katmanı invert ediyoruz.&lt;br /&gt;6. Katman blending modunu "Linear Light" olarak değiştiriyoruz ve Opacity değerini %50 olarak veriyoruz.&lt;br /&gt;7. Özellikle yüz çerçevesinde çift çizgiler oluştuğunu görebiliriz. Layer penceresinin altındaki ortasında beyaz daire olan kare şeklindeki simgeye Alt tuşuna basarak bir katman maskesi ekliyoruz. Katman ikonunun yanındaki siyah dikdörtgene tıklıyoruz ve beyaz fırça ile efekti uygulamak istediğimiz alanları boyuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şöyle bir sonuç elde ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX4QZsAYdI/AAAAAAAAAFg/aZQYdDFC5DI/s1600-h/after.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5099755113724010962" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX4QZsAYdI/AAAAAAAAAFg/aZQYdDFC5DI/s400/after.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gördüğünüz gibi derinin gerçek dokusuna zarar vermeden bayağı bir temizlik yapmış olduk. Tekniğin etkisini biraz daha yakından inceleyelim. İlk fotoğraf orjinali, ikincisi ise elde ettiğimiz sonuç.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX5LJsAYeI/AAAAAAAAAFo/3uO1Wgyilzs/s1600-h/before1.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5099756123041325538" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX5LJsAYeI/AAAAAAAAAFo/3uO1Wgyilzs/s400/before1.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX5s5sAYfI/AAAAAAAAAFw/TP6gLMCAD_k/s1600-h/after1.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5099756702861910514" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX5s5sAYfI/AAAAAAAAAFw/TP6gLMCAD_k/s400/after1.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Teknik gerçekten çok etkili. Göz altındaki tüyler bile duruyor. Bu sonuç üzerinde başka yumuşatma teknikleri de uygulayarak daha farklı sonuçlar elde edebilirsiniz. Cilt hasarlarını yumuşatma haricinde aynı teknik sivilce temizleme gibi işler için de faydalı olabilir. Photoshop gerçekten sınırları olmayan bir program. Yıllardır hobi amaçlı bu programı kullandığım halde devamlı yeni ve ilginç teknikler görüyorum. Yeni ve ilginç photoshop teknikleri öğrendikçe buradan yayınlayacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-2860680749417230064?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/2860680749417230064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=2860680749417230064' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2860680749417230064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2860680749417230064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/cilt-yumusatma-teknigi.html' title='Cilt Yumuşatma Tekniği'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsX0_JsAYbI/AAAAAAAAAFQ/SdHaiYg7Rog/s72-c/before.png' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6662172706268489335</id><published>2007-08-17T03:46:00.000+03:00</published><updated>2007-08-25T16:46:37.696+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Veritabanı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SQL'/><title type='text'>Veritabanı Mantığı</title><content type='html'>SQL diline geçmeden önce veritabanı sunucu programlarının veriyi nasıl tuttuğu ile ilgili kısa bir gözden geçirme yapalım. Bir veritabanı sunucu programını normal herhangi bir program gibi bilgisayara kurarız. Genellikle sunucu programlar kurulduğu gibi kullanıma hazır olurlar ama ciddi sistemler için bazı güvenlik, ağ konfigürasyonu gibi ayarlar yapmak gerekebilir. Veritabanı programının kurulduğu bilgisayara veritabanı sunucusu deriz. Klasik iki katmanlı yapıda programlar direk olarak veritabanı sunucusuna bağlanarak veri okuma ve yazma işlerini yaparlar. Bu okuma yazma işlerini yapan programların yüklü olduğu bilgisayarlara ise istemci deriz. İstemci bilgiyi ister, sunucu bilgiyi sunar. Bazen sunucuya hizmetçi, server, ana makine gibi isimler de verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veritabanı sunucusunda birden fazla veritabanı açılabilir. Birden fazla programın veritabanı aynı sunucu içerisinde barınabilir. Her program en az bir tane veritabanına bağlanır. Veritabanı veriyi tablolar halinde tutar. Bir tablo alanlardan (fields) oluşur. Her alanda ne tür bilgi tutulacağı belirlenir. Mesela müşteri bilgilerinin tutulacağı bir tabloda müşteri adı, son alışveriş tarihi, kimlik numarası gibi bilgiler tutulur. Müşteri tablosu oluşturulurken, "&lt;em&gt;müşteri adı"&lt;/em&gt; alanı 50 karakter metin bilgisi tutacak, "&lt;em&gt;son alışveriş tarihi"&lt;/em&gt; alanı tarih bilgisi tutacak, &lt;em&gt;"kimlik numarası"&lt;/em&gt; alanı sayı bilgisi tutacak gibi tanımlamalar yapılır. Bu alanlar tablomuzun bir anlamda sütunlarıdır. Bu tanımlamaları veritabanı programını kullanarak veya direk SQL ile programımızın içinden yapabilmemiz mümkündür. Yani SQL ile yeni bir veritabanı tanımlayabilir ve o veritabanının içinde bir tablo yaratabiliriz. Kısacası tablo yaratırken önce "müşteriler" gibi bir tablo ismi veririz, sonra da tablodaki alanları açarız ve tiplerini belirleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tablonun alanlarından (sütunlarından) sonra ikinci önemli kısmı satırlarıdır. (Records) Modern veritabanı sistemlerinde teoride satır sayısı (kayıt sayısı) sınırsızdır. Pratikte ise veritabanı sunucusunun bellek, işlemci ve sabit disk kapasitesi bu sayıyı sınırlar. Bazı veritabanı sunucularının ücretsiz sürümlerinde ise büyük de olsa bir sınır vardır. Kayıt ekleme işi için yine SQL dilini kullanırız. Kayıt eklerken dikkat edilmesi gereken en önemli konu eklediğimiz kayıttaki bilgilerin tablodaki veri tiplerine uyumlu olmasıdır. Tarih bilgisi tutacak bir alana sayı bilgisi yazmaya çalışırsak bir hata oluşmasına neden oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabloların üçüncü önemli kısmı indekslerdir. İndeksler birçok işe yarar. Birincisi indeksler yardımıyla kayıtlar sıralanır. Örneğin &lt;em&gt;Müşteriler&lt;/em&gt; tablomuzda "&lt;em&gt;müşteri adı" &lt;/em&gt;alanı için bir indeks yaratırsak tablomuzdan müşteri kayıtlarını okurken kayıtlar "müşteri adı" alanına göre alfabetik olarak sıralanır. Aslında doğruyu söylemek gerekirse SQL sayesinde indeks yaratmamış olsak bile kayıtları belli bir alana göre sıralı okumak mümkündür ama indeksi olmayan bir alana göre sıralama yaparsak kayıt okuma işlemi çok yavaş çalışacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstersek yine indeksleri kullanarak tablomuzdaki bazı alanların benzersiz kayıtlar içermesini sağlayabiliriz. Bu şu anlama gelir. &lt;em&gt;Müşteriler&lt;/em&gt; tablomuzda aynı kimlik numarasına sahip iki kayıt açılmasını istemeyebiliriz. Bu durumda kimlik numarası alanı için bir tekil indeks (unique index) açarız. Eğer aynı kimlik numarası içeren iki kayıt açmaya kalkarsak veritabanımız bize programımızda bir uyarı çıkartma imkanı verecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İndekslerin üçüncü kullanım alanı tablo ilişkileri yaratmaktır. Örneğin müşteriler tablomuzda müşterimizin bulunduğu şehri tutacağımız bir alan eklemek isteyelim. Şehir isimleri metin bilgisi olmalıdır. Ankara, Afyon, Mardin gibi. Eğer bu şehir isimlerini her kaydımıza eklersek bu durumda tablomuzun boyu büyüyecektir. İstersek şehir isimlerini başka bir tabloda tutarak &lt;em&gt;müşteriler&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;şehirler&lt;/em&gt; tablolarımız arasında bir ilişki yaratabiliriz. Şehir isimlerini şehirler tablosuna eklerken her şehir kaydına bir kayıt numarası verilir. 1 Adana, 2 Afyon gibi. Müşteriler tablosunda ise Şehir alanına şehir adını değil kayıt numarasını kaydederiz. Böylelikle Adana bilgisi yerine 1, Afyon bilgisi yerine 2 bilgisini tutarız. Sonra kayıtları okurken SQL ile bu ilişkiyi söyleriz. Bu ilişkiden haberdar olan veritabanı sunucusu müşteri bilgisini sunarken Şehir alanında kayıt numarasını değil Şehir Adını gösterir. Bu bire-bir bir ilişkidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bire-bir ilişki tipinden başka ilişki tipleri de vardır. Örneğin müşteri kayıtları ve müşterilerden alınan siparişler ayrı tablolarda tutulur. Siparişler tablosunda tüm müşterilerden alınan siparişler durur. Her müşterinin birden fazla siparişi olabilir ama bir sipariş en çok (ve en az) bir müşteriye ait olabilir. Bu yüzden bu ilişkiye birden-çoğa denir. Siparişler kaydedilirken ilişki kurulabilmesi için sipariş kaydına müşteri kayıt numarası da yazılır. Örneğin A müşterisinin siparişleri tabloda 1 kayıt numarası ile, B müşterisinin siparişleri ise 2 kayıt numarası ile tutulur. A müşterisinin siparişlerini okumak için siparişler tablosundan müşteri numarası 1 olan siparişleri okumamız gerekir. Yine SQL ile bu ilişkiyi bildirdiğimizde sunucumuz ilgili bağlantıları yaparak kayıtları istediğimiz şekilde okuyabilmemizi sağlayacaktır. SQL dilinin özelliklerini incelemeye başladığımızda bu konular daha çok netlik kazanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ön bilgilerden sonra gelecek günlerde SQL dilinin özelliklerini incelemeye başlayacağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6662172706268489335?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6662172706268489335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6662172706268489335' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6662172706268489335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6662172706268489335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/veritabani-mantigi.html' title='Veritabanı Mantığı'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6980900661751133359</id><published>2007-08-16T03:45:00.000+03:00</published><updated>2007-08-25T16:46:52.242+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Veritabanı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SQL'/><title type='text'>SQL Nedir?</title><content type='html'>Bilgisayar programlarının büyük çoğunluğunda veri saklama ihtiyacı vardır. Eski programlarda bilgiler dosyalara yazılır ve buralardan okunurdu. Bilgisayar kullanımı geliştikçe saklanması gereken veri miktarı da büyüdü. Veri saklama işi artık dosyalarla altından kalkılamayacak bir duruma geldi. Bu dönemde veritabanı sistemleri gelişmeye başladı. Bilgiler artık dosyalarda değil veritabanı sistemlerinde tutulacaktı. Veritabanı sistemleri ile büyük boyutlu veri üzerinde tablolar halinde çalışabilmek kolaylaştı. Verinin indexlenmesi, çok kullanıcının erişim sağlaması, bellek yönetimi gibi sıkıntı olan konular veritabanı sistemleri tarafından otomatik yapılmaya başlandı. İlk zamanlarda bilgiyi veritabanından okuma şekli her veritabanı sistemi için farklı idi. Yani kullandığınız veritabanının erişim yöntemi neyse onu bilmek durumundaydınız. Bir veritabanına kayıt yapmak için kullandığınız yöntem başka bir şirketin ürettiği veritabanı sisteminde çalışmıyordu. İşte SQL bu ihtiyaçtan doğdu ve hızla veritabanı üreticileri tarafından benimsendi. SQL desteği olan veritabanlarından kayıtları okuma, silme, yazma işleri için sadece SQL bilmek yeterlidir. Günümüzdeki tüm veritabanı sistemleri SQL'i desteklemektedir. SQL bildiğiniz zaman SQLServer, Oracle, Interbase, Firebird, gibi tüm veritabanı sistemleri ile çalışabilmeniz ve bu veritabanlarını kullanan programlar yazabilmeniz mümkün olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6980900661751133359?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6980900661751133359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6980900661751133359' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6980900661751133359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6980900661751133359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/sql-nedir.html' title='SQL Nedir?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6475598787832874183</id><published>2007-08-15T20:09:00.000+03:00</published><updated>2007-11-01T21:11:34.378+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nesne Yönelimli Programlama'/><title type='text'>Nesne Yönelimli Programlama İlkeleri II</title><content type='html'>Sınıf tasarımı yaparken sorumluluk, bağımlılık ve uyumluluk konusunun önemini bir önceki yazımızda tartışmıştık. Bağımlılığı düşük sorumluluğu yüksek sınıflar tasarlamak için dikkat etmemiz gereken noktaları incelemeye devam ediyoruz. Programımızın çalışma zamanı boyunca nesnelerimiz birbirleri ile iletişim halinde çalışırlar. Bu iletişimi sağlarken nesnelerin özelliklerini ve metodlarını kullanırız. Bir sınıfın iki önemli parçası vardır. Arabirimi (Interface) ve Gerçeklemesi (Implementation). Sınıfımızın arabirimi diğer sınıfların kullanımına açık (public) özellikleri ve metodlarıdır. Gerçekleme kısmı ise sınıfımızın davranışının belirlendiği kısımdır yani ilgili arabirimin kodlandığı kısımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class Köpek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;{&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;public string Havla() { return "Hav Hav"; }&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpek sınıfının arabirimi Havla() adında bir metod içerir. Bu arabirim "Hav Hav" metnini döndürecek şekilde gerçeklenmiştir. Eğer aynı mantığa sahip başka sınıfımız varsa ikisinin ortak arabirimi kullanmasını sağlamak iyi bir fikirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class Kedi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;{&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;public string Miyavla() { return "Miyavv"; }&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedi ve Köpek sınıfı benzer özelliklere sahiptir. Bir ortak arabirim ekleyerek sınıf tasarımını geliştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;interface IHayvan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;{&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;string SesÇıkar();&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arabirim sadece kullanılabilir metodları ve özellikleri gösterir. Bu arabirimi gerçekleyen her sınıfı arabirim üzerinden kullanmak mümkündür. Arabirimi isimlendirirken I harfi ile başlamak bir gelenektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class Kedi:IHayvan&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public string SesÇıkar() { return "Miyaaav"; }&lt;br /&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class Köpek:IHayvan&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public string SesÇıkar() { return "Hav Hav"; }&lt;br /&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arabirim kullandığımız için havla() ve miyavla() metodlarının adını sesçıkar() olarak değiştirdik. Böylelikle benzer sınıflarımızın ortak arabirimi oldu. Başka bir sınıftan bu sınıfları kullanmamız gerekecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class Veteriner&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;public void TedaviEt(Köpek köpek){};&lt;br /&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sınıfımız Köpek nesnesini geçtiğimiz bir TedaviEt() metoduna sahip. Aslında Köpek sınıfı IHayvan arabiriminin bir gerçeklemesi. Sınıfların arabirimler yerine direk gerçekleme üzerinden diğer sınıflara erişmesi yüksek bağımlılık yaratır. Bu durum bizi gelecekte şöyle bir hatalı sınıf tasarımına zorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class Veteriner&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;{&lt;br /&gt;public void TedaviEt(Köpek köpek){}; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;public void TedaviEt(Kedi kedi){};&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bağımlılığı azatmak için yapmamız gereken gerçeklemeyi kullanmak yerine arabirimi kullanmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class Veteriner&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;{&lt;br /&gt;public void TedaviEt(IHayvan hayvan){};&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayede gelecekte IHayvan arabirimini gerçekleyen her türlü sınıfı Veteriner sınıfına parametre olarak geçebilmemiz mümkün olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer sınıflara Gerçeklemesi üzerinden değil Arabirimi üzerinden erişmemiz gerekir. Bu sayede bağımlılığı düşük sınıflar tasarlayabilmemiz mümkün olacaktır. Bu ilkeye GOF kitabındaki "Program to an Interface, not an Implementation" başlıklı yazıda değinilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerideki yazılarımda bağımlılığı düşük, uyumluluğu yüksek sınıflar tasarlayabilmemiz için gerekli diğer ilkeleri incelemeye devam edeceğiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6475598787832874183?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6475598787832874183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6475598787832874183' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6475598787832874183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6475598787832874183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/nesne-ynelimli-programlama-ilkeleri-ii.html' title='Nesne Yönelimli Programlama İlkeleri II'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7328320142298204558</id><published>2007-08-14T02:16:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T01:55:11.004+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dijital Fotoğraf Makinesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ürün Testleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Panasonic'/><title type='text'>Panasonic FX12 Lumix</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsDo5IqLi6I/AAAAAAAAAEo/U9MHYqaHjZs/s1600-h/fx12s-im04.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098330846457990050" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsDo5IqLi6I/AAAAAAAAAEo/U9MHYqaHjZs/s400/fx12s-im04.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir Canon SLR sahibi olmama rağmen her zaman yanımda taşıyabileceğim küçük bir fotoğraf makinesine hep ihtiyaç duydum. SLR tipi makineler iyi bir lens ile mükemmel sonuçlar verebiliyor ancak kocaman çantasını her zaman yanınızda taşıyamadığınız için her fırsatta kullanma imkanınınız olmuyor. Zaman zaman canavar evde yatarken cep telefonumun dandik fotoğraf makinesine kaldığımı bilirim. SLR makinelerin diğer bir handikapı da kalabalık içerisinde fotoğraf çekerken çok dikkat çekmesi. Nedense insanlar hemen gazeteci veya casus muamelesi yapıyor. Hiç alakası olmadığı halde dükkanını, arabasını çektiğimi düşünerek garip tepkiler veren insanlarla karşılaştım. İnsanlar nedense makine küçük olunca bu tür tepkiler vermiyor. Bu süper bahaneler neticesinde kendimi küçük boyutlu bir makineye ihtiyacım olduğuna ikna ederek teknolojik süpermarketimizin yolunu tuttum.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O kadar makinenin içersinde dikkatimi ilk olarak Panasonic FX 12 çekti. Tabiiki ilk neden küçük boyutlu olması ve izleme ekranının boyutuna göre gayet büyük olması idi. Her zaman boyutu küçük, ekranı büyük olanını aramak gibi bir saplantım olduğu için direk incelemeye başladım. Nedense küçük cihazların hep bir eksiği olur. İnceledikçe gördüm ki boyutuna rağmen eksiksiz, gerçekten çok iyi çekim kalitesine sahip bir makine ile karşı karşıyayım. Kredi kartımı kasiyerin ellerine teslim etmemek için artık bir nedenim kalmamıştı. Kutuyu kaptığım gibi eve uçtum. Gelelim detaylara. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsEF-YqLi9I/AAAAAAAAAFA/X2gCOyv9p3E/s1600-h/image11.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098362822489508818" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsEF-YqLi9I/AAAAAAAAAFA/X2gCOyv9p3E/s320/image11.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çok teknik veriler vermeyeceğim. Zaten internetin neresinde aratsanız pat diye bütün nümerik değerler önünüze dökülüyor. Boyutu gerçekten çok küçük. Neredeyse küçük bir sigara paketi kadar ve yarısı inceliğinde. Ekranı çok büyük, zaten arka tarafının 4 te 3 ünden fazlasını kaplıyor. Ayrıca bir vizörü yok, ekrandan bakarak çekim yapıyorsunuz. Makineyi açtığınız zaman lens uzayarak açılıyor ve kısa bir zamanda çekime hazır hale geliyor. Batarya ve SD kart kompartımanı alt tarafta ve küçük bir kapak kaptıyor. Bu kapak biraz nazik dikkatli olmak lazım. Ayrıca bataryayı yerleştirirken de bataryayı tutan küçük tırnaktan çıt sesi gelene kadar bataryayı itmek gerekiyor. Tam tırnak oturmadan kapağı kapattığım için dış kapağı kapatmakta biraz zorlandım. Bataryayı makineden çıkararak ayrı şarj cihazına takıyor ve öyle şarj ediyorsunuz. Batarya Lityum-Ion yani bitmesini beklemeden yeniden şarj edilebiliyor. Batarya 250- 300 çekim civarında gidiyor ama tatile çıkarken şarj aletini de almakta büyük fayda var. Cihazı aldığım yer yanında 1GB'lik SD kart hediye etti. Ayrıca kutunun içinden de 512 MB'lik ayrı bir SD kart daha çıktı. Bunların yanında kutudan şık bir taşıma çantası ve bileklik kordonu da çıkıyor. Belki aldığım yerle ilgili bir sorun ama kutudan Türkçe veya İngilizce kullanma kılavuzu çıkmadı. Onun yerine Almanca, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca kullanma kılavuzları çıktı. Alırken kontrol etmenizi öneririm. Ayrıca kutudan bilgisayara bağlama kablosu ve yazılım CD'si de çıkıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Panasonic FX 12 modelinde de serinin diğer makinelerindeki gibi Leica marka yüksek kaliteli lens kullanılmış. Sensörü 7.1 megapixel. 3x optik zoomu var. Eğer görüntü kalitesini düşürürseniz bir miktar daha zoom yapabilmeniz mümkün. 7.1 megapixellik çekimlerde fotoğraf kalitesi gerçekten mükemmel. Eğer cihazı aldığınız yerde deneme yaparsanız önizleme ekranında gelen ilk görüntü sizi yanıltmasın. Hızlı önizleme yapabilmek için olsa gerek ilk çektiğinizde ekrandaki görüntü kalitesizmiş gibi görünebiliyor. Deklanşörün çevresindeki zoom kolunu kullanarak çektiğiniz resmi bir kere büyütürseniz fotoğrafın gerçek kalitesini görebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Belki de benim için en büyük süpriz olan özellik sesli video çekebilme oldu. Saniyede 30 kare görüntü yakalama özelliğine sahip ki bu gerçekten çok iyi bir performans. 1GB'lik karta 15 - 20 dakikalık video çekebilmek mümkün. Çekim esnasında ne kadar süre kaldığını ekranda gösteriyor. Video kalitesini 15 kareye düşürerek bu süreyi uzatmanız mümkün olabiliyor. Videolar quicktime formatında saklanıyor ve bilgisayarınızdan izlemek için quicktime eklentisini kurmanız gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098336490045017026" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsDuBoqLi8I/AAAAAAAAAE4/V1wsTGO40So/s320/000041_panasonic_lumix_dmcfx12.jpg" border="0" /&gt;7 kullanım modu var. Video çekim, Fotoğraf Çekim, Basit Çekim, İzleme, Baskı, SCN ve Akıllı ISO modları var. Bu modları üst tarafta bulunan ayar düğmesini çevirerek değiştiriyorsunuz. Basit çekim modunda menülerde genel ihtiyaca yönelik çok temel ayarlar geliyor. İzleme modu çektiğiniz fotoğrafları ve videoları izleyebileceğiniz mod. Fotoğraf çekerken çekim modundan izleme moduna geçmenize gerek yok. Çekim modundayken de önceden çektiğiniz fotoğraflara geçebiliyorsunuz. İzleme modunun özelliği eğer makineyi açmadan önce izleme moduna getirirseniz lens yerinden çıkmıyor. Bu sayede lense zarar verme korkusu olmadan rahatça çektiğiniz fotoğraflara bakabiliyorsunuz. Baskı modunu kullanarak bilgisayara atmaya gerek kalmadan fotoğraflarınızı direk yazıcıya gönderebiliyorsunuz. Tabii yazıcınızın bu özelliği desteklemesi gerekiyor. Akıllı ISO modu özellikle ışığın az olduğu ortamlarda daha kaliteli çekim yapabilmek için kullanabileceğiniz mod. Yine de yetersiz ışıkta bu boyutta bir cihazdan çok yüksek bir performans beklememek lazım. SCN modu ise en eğlenceli mod. Bu modda menüye Açık Hava, Kar, Uçaktan Çekim, Bebek Çekimi, Plaj Çekimi, Parti Çekimi, Havayi Fişek Çekimi gibi 20 küsür hazır ayar geliyor. Yapacağınız çekimin türüne uygun ayarı seçip çekim yapabiliyorsunuz. Ayrıca bir manüel mod yok ama hazır ayarlar hemen her amacı karşılayacak kadar detaylı. Her çekim modunun özelliklerini menüden üzerine gelip bilgi tuşuna basarak öğrenebiliyorsunuz. Özellikle gece çekimi modlarında tripod kullanmanız gerekebiliyor ve bu bilgiyi de buradan alabiliyorsunuz. Menülerin kullanımı gayet kolay. Fotoğraf çekerken gerekli olabilecek her türlü bilgi çekim anında ekranda gösteriliyor. Display düğmesine basarak bu bilgilerin hiç gelmemesini veya az detaylı gelmesini sağlayabiliyorsunuz. Detaylı görünümde histogram, f-stop bilgileri gibi teknik bilgiler de görüntüleniyor. Ayrıca kolay kadraj yapabilmek için ekranda bir komposizyon gridi görünmesi özelliği de var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hazır Tripod demişken OIS özelliğinden bahsetmek gerekir. OIS el titremesi kaynaklı bulanık fotoğraf çekme sorununu engelleyen bir özellik. Daha da önemlisi bu yazılımsal değil direk objektifin bir özelliği. Makine bir titreşim algıladığında objektifi ters tarafa hareket ettirerek titreşimi tolere ediyor. Ayrıca hem el titreşimi hem de çekeceğiniz görüntünün hareketli olup olmadığı ayrı ayrı tespit edilyor ve net çekim yapabilmek için gerekli en uygun ayarlar siz görüntüyü çekerken kendiliğinden yapılıyor. Özellikle zoom yapıldığında tripodsuz net görüntü çekmek çok zordur ama OIS sayesinde bu mümkün olabiliyor. Tabiiki tripod kullanıyorsanız bu özelliği kapatmanızı öneririm. Bunu da menülere girmeden hemen üst taraftaki titreyen el düğmesine basarak yapabiliyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Menüleri Türkçe'leştirebiliyorsunuz ama ilk çalıştırdığınızda İngilizce gelebilir. Eğer ayar yerini bulmakta zorlanabileceğinizi düşünüyorsanız pili bir miktar şarj edilmiş olduğu için aldığınız yerde hemen ayarlatabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son olarak AF Assist lambasından bahsetmeden geçemeyeceğim. AF özelliği deklanşöre yarım bastığınızda objektifin çekeceğiniz nesneye otomatik olarak odaklanmasını sağlayan özelliktir. Karanlık ortamlarda AF özelliği çalışmaz çünkü ortamda AF için yeterli ışık yoktur. Bu durumlarda cihazın ön tarafında bulunan kırmızı lamba yanarak nesneyi aydınlatır ve AF'nin düzgün çalışmasına yardımcı olur. İnatla ne 350D ye ne de 400D'ye AF assist lambası koymayan ve uzun pozlayacak dahi olsak bizi mecburen defalarca flaş patlattırmak zorunda bırakan Canon'u buradan kınıyorum ve bu basit lambacığı kullanıcılarından esirgemeyen Panasonic firmasını kutluyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fotoğraf makinesi alma planlarınız varsa kesinlikle bu modeli incelemenizi öneriyorum. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7328320142298204558?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7328320142298204558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7328320142298204558' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7328320142298204558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7328320142298204558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/panasonic-fx12-lumix.html' title='Panasonic FX12 Lumix'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RsDo5IqLi6I/AAAAAAAAAEo/U9MHYqaHjZs/s72-c/fx12s-im04.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-2128313657848865285</id><published>2007-08-12T03:48:00.000+03:00</published><updated>2007-09-24T02:58:28.931+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>HTML Nedir?</title><content type='html'>İnternet sayfalarını açmak için Internet Explorer, Opera, FireFox gibi tarayıcı programlar kullanırız. İnternet sayfaları yazı, resim, başka sayfalara linkler, video gibi çeşitli içeriğe sahiptirler. Kullandığımız  tarayıcı program sayfanın nasıl gösterilmesi gerektiğini yazının içindeki TAG adı verilen etiketleri yorumlayarak anlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin yazımızın bir kısmını kalın harflerle göstermek istersek o kısmı&lt;br /&gt;&amp;lt;b&amp;gt; ve &amp;lt;/b&amp;gt; etiketlerinin arasına alırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;lt;b&amp;gt; BOLD -&amp;lt;/b&amp;gt;&amp;lt;i&amp;gt; ITALIC -&amp;lt;/i&amp;gt;&amp;lt;u&amp;gt; UNDERLINE&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklinde düzenlenmiş bir yazı tarayıcımızda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;BOLD -&lt;/b&gt; &lt;i&gt; ITALIC -&lt;/i&gt; &lt;u&gt; UNDERLINE&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak görünecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı etiketlerin başlangıcını ve bitişini gösterebilmek için açılış etiketini / ile kapatırız. &amp;lt;b&amp;gt; &amp;lt;/b&amp;gt; etiketleri arasında kalan herşey büyük harfli görünür. Etiketleri iç içe kullanmak da mümkündür. Hem bold hem italik yazı yazmak için iki etiketi birden kullanırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;lt;b&amp;gt;BOLD -&amp;lt;i&amp;gt; BOLD ITALIC&amp;lt;/i&amp;gt;&amp;lt;/b&amp;gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi etiketlediğimiz yazımız tarayıcıda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;BOLD -&lt;i&gt; BOLD ITALIC&lt;/i&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak görüntülenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yazdığımız yazının tarayıcıda nasıl görünmesini gerektiğini içerisine eklediğimiz etiketlerle ayarlayabildiğimiz bu özel dile HTML denmektedir. Bu blogda çok sık kullanılan etiketlerle bunların kullanımını anlatmaya devam edeceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-2128313657848865285?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/2128313657848865285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=2128313657848865285' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2128313657848865285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2128313657848865285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/html-nedir.html' title='HTML Nedir?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5158192017770055974</id><published>2007-08-12T03:42:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T01:55:16.050+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Otel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karadeniz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinop'/><title type='text'>Efua-s Villa Apart Otel</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Oteli Ziyaret Tarihi: 25.Temmuz.2007&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr73KoqLimI/AAAAAAAAACI/_oi6MOWdC9g/s1600-h/IMG_7746.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 293px; height: 196px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr73KoqLimI/AAAAAAAAACI/_oi6MOWdC9g/s400/IMG_7746.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097783590315068002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr73KoqLinI/AAAAAAAAACQ/2Ve6pkU3xhM/s1600-h/IMG_7747.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: none; cursor: pointer; width: 296px; height: 196px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr73KoqLinI/AAAAAAAAACQ/2Ve6pkU3xhM/s400/IMG_7747.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097783590315068018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Macera arayan yol gezginlerinin ilk aklına gelen rota Karadeniz turudur. Sinop genellikle bu tura başlamak için ideal bir noktadır. Bu yazımda başlangıç noktanızda ilk durağınız olabilecek yer olan EFUA's Villa Apart Otel'in incelemesini yapacağım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;EFUA's Villa Karakum yolunda, güzel deniz manzarasına hakim bir tepenin üzerinde kurulu. Tesis Apart otel formatında ve 6 odası var. 450 m2 alana kurlu ve 29 kişi kapasiteli. Özellikle yaz aylarında gitmeden önce yer olup olmadığının sorulmasında büyük fayda var. Otele araçla ulaşım çok kolay. Çevrede otopark sorunu da yok. Eğer aracınız yoksa şehir merkezinden "Özlem Konutları" dolmuşuna binmeniz gerekir. Şehrin heryerinde Efua's Villa tabelaları var. Onları takip edebilirsiniz. Otel Sinop'ta çok tanınan biryer olduğu için bütün şöförler Efua's Villa'yı biliyor. Dolmuş bazen çok geç geliyor. Eğer yürüyüş yapmak isterseniz otel şehir merkezinden 20-30 dk. yürüme mesafesinde. Yine de bazen tozlu yollardan gitmek gerektiğini bilmenizde fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr7-4IqLioI/AAAAAAAAACY/9wiudotnRyM/s1600-h/IMG_7748.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 210px; height: 312px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr7-4IqLioI/AAAAAAAAACY/9wiudotnRyM/s400/IMG_7748.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097792068580510338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Oteli Erol Bey, eşi Adviye Hanım ve kuzenleri ailecek işletiyorlar. Tüm Sinoplular gibi oldukça cana yakın ve sorunlarınızla ilgililer. Rahatça konaklamanız için ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele ilk girişinizde bahçelerin arasında taşlarla kaplı şirin bir yol sizi karşılıyor. Etraf yeşillik ve mis gibi kokuyor. Erol Bey otelin çevresindeki bahçelerde gübresiz sebze yetiştiriyor. Kahvaltıda gübresiz domatesin kokusunu unuttuğunuzu anlayacaksınız.  Ayrıca çevrede elma, kiraz gibi çeşitli ağaçlar da var. Ayrıca Erol Bey otelin çevresine diktiği bazı özel bitkilerle sivrisinekleri engellediğini söylüyor. Gerçekten de otelin çevresinde hiç sivrisinek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelde havuz yok ama denize girmek isterseniz 300-500 metre ileride plaj var. Plajın yolu yokuş. Yolun bir kısmı asfalt, bir kısmı çakıl. Sahil geniş ve ferah. Sinop zaten genel olarak kalabalık olmadığı için herzaman boş koy bulmak mümkün olabiliyor. Sinop'un batı ve doğu kıyısında büyük kumsalları var. Rüzgarın yönüne göre bir tarafta deniz mutlaka duru oluyor. Kumsallar çok temiz ancak pek fazla tesis yok. Kumsala giderken tüm ihtiyaçlarınızı yanınızda götürmenizde fayda var zira ihtiyaçlarınızı almak için biraz yürümek gerekebiliyor. Kum plajlar da var, çakıl olanlar da, kayalık olanalar da. Denizde bol balık var. Genellikle siz yüzerken 3-5 m. öteden size eşlik ediyorlar. Kumsallarda şezlong, duş, kabin gibi imkanlar yok. Buna göre önlem almak gerekir. Denize 20-30 m yakınlıkta ağaçlar var. Deniz kenarında hamak keyfi yapmak için ideal. Bu kadar çevresel bilgiden sonra gelelim tesis ile ilgili detaylara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8I6IqLiqI/AAAAAAAAACo/lR2XqZjOx4k/s1600-h/IMG_7696.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8I6IqLiqI/AAAAAAAAACo/lR2XqZjOx4k/s200/IMG_7696.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097803098056526498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8JdoqLirI/AAAAAAAAACw/xa1ceGpExsI/s1600-h/IMG_7695.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8JdoqLirI/AAAAAAAAACw/xa1ceGpExsI/s200/IMG_7695.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097803707941882546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;EFUA's Villa apart otel olduğu için odalarda olası her türlü ihtiyacı karşılayabilcek detaylar düşünülmüş. Özellikle üst kattaki odalar oldukça geniş ve ferah.  Kalabalık aileler düşünülerek neredeyse normal bir ev gibi dekore edilmiş. Ayrıca çok kalabalık gelirseniz normal yataklar haricinde portatif yataklar ve somyalar da var. Odada mutfak bölümü var ve mutfakta yemek yapmak isterseniz ocak var. Ayrıca yemek pişirmek ve yemek için ihtiyaç olabilecek her türlü gereç dolapların içinde mevcut. Mutfakta ayrıca yemek için bir masa ve sandalyeler de bulunuyor. Yine çay demlemek için demlik, bardak, çay, kaşık, vb. var. Odalarda ayrıca buzdolabı da mevcut. İçi boş ama dışarıdan getireceğiniz malzemeler için dilediğiniz gibi kullanabilmeniz mümkün. Ayrıca otel girişindeki buzdolabında da her türlü içecek var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8MEoqLisI/AAAAAAAAAC4/iaHlDZzyLYE/s1600-h/IMG_7724.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 90px; height: 134px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8MEoqLisI/AAAAAAAAAC4/iaHlDZzyLYE/s200/IMG_7724.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097806576980036290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8ME4qLitI/AAAAAAAAADA/kkX4LqNeyKk/s1600-h/IMG_7725.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8ME4qLitI/AAAAAAAAADA/kkX4LqNeyKk/s200/IMG_7725.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097806581275003602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8NBoqLiuI/AAAAAAAAADI/wINdJC7ihVc/s1600-h/IMG_7722.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: none; cursor: pointer; width: 89px; height: 133px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8NBoqLiuI/AAAAAAAAADI/wINdJC7ihVc/s200/IMG_7722.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097807624952056546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst kattaki odaların güzel deniz manzarası olan oldukça geniş bir terası var.  Terasta masa, sandalye, kanepe, şezlong var. Deniz manzarasını görerek şezlonga uzanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8RnoqLivI/AAAAAAAAADQ/TZdHXakHTP0/s1600-h/IMG_7728.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 87px; height: 132px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8RnoqLivI/AAAAAAAAADQ/TZdHXakHTP0/s200/IMG_7728.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097812675833596658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8Rn4qLiwI/AAAAAAAAADY/C1TB874T1vk/s1600-h/IMG_7730.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8Rn4qLiwI/AAAAAAAAADY/C1TB874T1vk/s200/IMG_7730.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097812680128563970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8RoIqLixI/AAAAAAAAADg/ypCKj9v4TiQ/s1600-h/IMG_7731.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: none; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8RoIqLixI/AAAAAAAAADg/ypCKj9v4TiQ/s200/IMG_7731.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097812684423531282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Odalarda televizyon var. Bütün Türk ve uydu kanallarını çekiyor. Odalarda telefon yok. Split klima var. Odalarda banyo ve tuvalet var. Bol miktarda temiz havlu, iki değişik saç tipi için şampuan, iki farklı marka nemlendiricili el ve yüz sabunu, vücut losyonu, saç kurutma makinesi, banat diş fırçası, ipana diş macunu, arko traş köpüğü var. Tüm bu malzemeler kutusu açılmamış şekilde banyoda bulunuyor. Banyo zemininde klozet takımı var. Banyoda çöp kutusu yok. Çatı katı olan odada banyo tavanı eğri ama baş çarpacak kadar değil. Diğer odalalardaki banyolarda tavan normal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8fAYqLi5I/AAAAAAAAAEg/enHLPlkuDTQ/s1600-h/IMG_7726.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8fAYqLi5I/AAAAAAAAAEg/enHLPlkuDTQ/s200/IMG_7726.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097827394686520210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8ZvYqLizI/AAAAAAAAADw/asiagXyidao/s1600-h/IMG_7734.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8ZvYqLizI/AAAAAAAAADw/asiagXyidao/s200/IMG_7734.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097821605070605106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8ZvYqLi1I/AAAAAAAAAEA/oJi7bPs_6GQ/s1600-h/IMG_7737.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 88px; height: 132px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8ZvYqLi1I/AAAAAAAAAEA/oJi7bPs_6GQ/s200/IMG_7737.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097821605070605138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8ZvYqLi0I/AAAAAAAAAD4/snLrx6Uepo4/s1600-h/IMG_7736.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: none; cursor: pointer; width: 88px; height: 133px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8ZvYqLi0I/AAAAAAAAAD4/snLrx6Uepo4/s200/IMG_7736.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097821605070605122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oda temizliğinin belli bir saati yok. Otomatikman günlük yapılmıyor. Siz istediğiniz zaman yapılıyor. Öğlene kadar uyumak isteyenler için iyi olabilir. Otelde asansör yok ama zaten 2 katlı. Ciddi yürüme sorunu olanların üst kattaki odalarda kalması belki sıkıntı yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelin ayrıca kahvaltı servisi de var. Kahvaltı kişiye özel hazırlanıyor. Odalarda telefon olmadığı gibi özel bir oda servisi de yok ama eğer isterseniz kahvaltı istediğiniz saatte odanıza servis yapılıyor. Aslında odada kahvaltı yapmak pek mantıklı değil çünkü otelin kahvaltı için güzel bir alanı var. Üstü asma kaplı ve deniz manzarası var. Burada isterseniz akşamları da tatlı bir esinti eşliğinde biranızı yudumlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8dmIqLi4I/AAAAAAAAAEY/JRejoC4dSLY/s1600-h/IMG_7755.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8dmIqLi4I/AAAAAAAAAEY/JRejoC4dSLY/s200/IMG_7755.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097825844203326338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8dmIqLi2I/AAAAAAAAAEI/l0Z3_7Ijk3M/s1600-h/IMG_7751.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8dmIqLi2I/AAAAAAAAAEI/l0Z3_7Ijk3M/s200/IMG_7751.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097825844203326306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8dmIqLi3I/AAAAAAAAAEQ/TjrpYmdXaqk/s1600-h/IMG_7754.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: none; cursor: pointer; width: 93px; height: 134px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr8dmIqLi3I/AAAAAAAAAEQ/TjrpYmdXaqk/s200/IMG_7754.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097825844203326322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı menüsünde Çay, krem peynir, bal, tereyağı, zeytin, karpuz, domates, salatalık, biber, kızartılmış ve kızartılmamış ekmek, haşlanmış yumurta var. Oda fiyatlarına kahvaltı dahil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinop'ta suç oranı oldukça düşük, bu nedenle ciddi bir güvenlik riski yok.  Otelin çevresi geceleri gayet sessiz. Uyumaya engel olabilecek herhangi bir gürültü yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiyatlar: Otelde Oda+Kahvaltı 1 kişi 50 YTL, 2 kişi 75 YTL.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;En güncel bilgiye &lt;a href="http://www.efuas.com/"&gt;otelin web sitesinden&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinop eşsiz doğal güzelliklere ve gezi alanlarına sahip. Sinop gezinizde buralara uğramadan sakın geçmeyin.&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Hamsilos koyu&lt;br /&gt;Akliman&lt;br /&gt;Sinop Müzesi&lt;br /&gt;Eski hapishane&lt;br /&gt;Tersane&lt;br /&gt;Karakum&lt;br /&gt;Erfelek şelaleri (Ulaşım sadece özel araçla mümkün.)&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu gezi yerleri ile ilgili bilgiler ve güzel fotoğraflar için &lt;a href="http://www.atay.org/sinop.html"&gt;http://www.atay.org/sinop.html&lt;/a&gt; adresini ziyaret edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;Sinop ile ilgili daha detaylı bilgiye &lt;a href="http://www.sinop.gov.tr/"&gt;Sinop Valiliği'nin&lt;/a&gt; web sitesinden ulaşabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5158192017770055974?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5158192017770055974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5158192017770055974' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5158192017770055974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5158192017770055974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/efua-s-villa-apart-otel.html' title='Efua-s Villa Apart Otel'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/Rr73KoqLimI/AAAAAAAAACI/_oi6MOWdC9g/s72-c/IMG_7746.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5909256064507528508</id><published>2007-08-09T00:58:00.000+03:00</published><updated>2007-10-01T03:57:54.556+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nesne Yönelimli Programlama'/><title type='text'>Nesne Yönelimli Programlama İlkeleri I</title><content type='html'>Sadece nesneler kullanarak program yazdığımızda nesne yönelimli programlama yapmış olmuyoruz. Programımız geliştikçe bakıyoruz ki sınıf çorbası kodlamışız. Sınıfları oluştururken uyumluluğu yüksek, bağımlılığı düşük tasarımlar yapmak OOP'de hayati önem taşır. Bir sınıfın sorumlulukları birbirleri ile alakalı ise uyumluluğu yüksektir. Bir sınıf başka sınıflara bağımlı olmadan işlevini yerine getirebiliyorsa bağımlılığı düşüktür. Bunu hemen şöyle örnekleyelim. Bu sınıf hem dosya okuma ve yazma hem de dizin yaratma ve silme gibi işlerden sorumlu olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class IOWorks()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;string ReadFromFile(string path);&lt;br /&gt;void WriteToFile(string path, string content);&lt;br /&gt;void CreateDirectory(string directoryName);&lt;br /&gt;void DeleteDirectory(string directoryName);&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;IOWorks sınıfının uyumluluğu düşük çünkü hem dosya hem de dizin ile ilgili işlevler içeriyor. Başka bir projede sadece dizin yaratma ve silme işi için bu sınıfı kullanmak istersek dosya ile ilgili işlevleri de ihtiyacımız olmasa da taşımış olacağız. En iyisi sınıfımızı ikiye bölerek uyumluluğu arttırmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class FileWorks()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;string ReadFromFile(string path);&lt;br /&gt;void WriteToFile(string path, string content);&lt;br /&gt;}&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;class DirectoryWorks()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;void CreateDirectory(string directoryName);&lt;br /&gt;void DeleteDirectory(string directoryName);&lt;br /&gt;}&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Sorumlulukları dağıtarak sınıflardaki uyumluluğu arttırmış olduk. Normalde FileWorks nesnesinde WriteToFile ile kayıt yaptırmak istediğimizde eğer dosyayı kaydedeceğimiz dizin önceden yaratılmamışsa bir istisna (exception) üretiyoruz. Bazen bu istisnalarla uğraşmamak için şu tür kısayollar yaparız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style=";font-family:courier new;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;class FileWorks()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;string ReadFromFile(string path);&lt;br /&gt;void WriteToFile(string path, string content, bool autoCreateDirectory);&lt;br /&gt;}&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Nesnemizin dosyayı kaydederken dizini bulamadığında hemen yaratabilmesi güzel bir özellik. Ancak bu özelliği kodlayabilmek için FileWorks() sınıfı içinden DirectoryWorks() sınıfını kullanmak gerekir. Bu durumda iki sınıf arasında bir bağımlılık oluşturmuş oluyoruz. Aslında FileWorks() sınıfının ana sorumluluğu dosya kaydetmek ve bunu yerine getirebilmek için böyle bir bağımlılığa ihtiyacı yok. FileWorks() sınıfı gelişecekse imaj veya video içeren başka türde dosyalarla da çalışabilecek şekilde gelişmeli. En iyisi FileWorks() sınıfına hiç dokunmadan istediğimiz davranışı gösteren üçüncü bir sınıf tasarlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;class Writer()&lt;br /&gt;{&lt;br /&gt;void WriteToFile(string path, string content, bool autoCreateDirectory);&lt;br /&gt;}&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Bu sınıfımız içinden hem FileWorks() hem de DirectoryWorks() sınıfına erişerek ihtiyacımız olan davranışı elde ederiz. Writer() sınıfı FileWorks() ve DirectoryWorks() sınıflarının ikisine birden bağımlı gibi görünüyor. Aslında biz burada özel bir sorumluluğa sahip bir yeni sınıf üretmiş oluyoruz. Bu sınıfımızın sorumluluğu dosya kaydederken dizin bulunamazsa otomatik olarak açmak. Bu güzel tasarımı bozabilecek en büyük hata FileWorks veya DirectoryWorks sınıfı içerisinden Writer sınıfını kullanmak olur. Bir anda çok yüksek karşılıklı bağımlılık oluşturarak çorba tasarım yapma yolunda önemli bir adım atmış oluruz. Sınıflarımızı tasarlarken ve geliştirirken sorumluluk, bağımlılık ve uyumluluk konusunu aklımızın bir kenarında tutmak iyi bir alışkanlık olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5909256064507528508?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5909256064507528508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5909256064507528508' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5909256064507528508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5909256064507528508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/nesne-orbas-ynelimli-programlama.html' title='Nesne Yönelimli Programlama İlkeleri I'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-8530226806140514834</id><published>2007-08-08T03:43:00.000+03:00</published><updated>2007-09-24T03:07:31.867+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><title type='text'>Rezervasyon Macerası</title><content type='html'>Normalde herşey dahil oteller bir süre sonra monotonlaşıyor. Belli saatte kalk, yemeğe git, plajda güneşlen derken birkaç gün sonra sıkıcı hale gelmeye başlıyor. Hem bu nedenle hem de bu bloguma kaynak oluşturabilmek için bu sene tatilimi 3 değişik otelde 3'er gün kalarak geçireceğim. Otel seçimlerinde hayli zorlandım ama otelleri tanımak için internet en büyük yardımcım oldu. Özellikle &lt;a href="http://www.tatilsepeti.com/"&gt;tatilsepeti.com&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.tatilsepeti.com/"&gt;hangiotel.com&lt;/a&gt; siteleri hemen her otelle ilgili bilgi içeriyor. Burada yaşadığım iki önemli konudan bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalacağım iki oteli tatilsepeti.com aracılığı ile rezerve etmek istedim. Sistemleri şöyle; internet aracılığı ile iletişim bilgilerinizi gönderiyorsunuz ve sizi telefonla arayarak rezervasyon işlemlerinizi tamamlıyorlar. Normalde iş telefonu ve ev telefonu seçeneği var. Açık ofis ortamında olduğum ve konuşmalarımdan insanların rahatsız olabileceğini düşündüğüm için ev telefonumdan aranma seçeneğini seçtim. Cuma günü arayan olmadı, cumartesi de arayan olmadı. Pazar günü internet sitelerinde verdikleri telefondan ben aradım. Telefona bilgisayar cevap verdi ve beni 8. sıraya koydu. 8 kişinin rezervasyon işlemlerinin bitmesini bekleyemeyeceğim için telefonu kapattım. Birkaç saat sonra eşimle başka bir turizm acentasının yerine giderek rezervasyonumuzu yaptırdık. Pazartesi işyerime gittiğimde tatilsepeti.com dan beni arayıp bulamadıklarına dair bir mail attıklarını gördüm. Cuma günü akşamüstü saat 4'te ev telefonumdan aramışlar. Hafta içi saat 4'te insanların evde olmayacağını hesap etselerdi müşteri kaçırmamış olacaklardı. Aslında çözümü çok basit. Telefon numarasını verdiğim yerde hangi saatlerde aranmak istediğimi yazabilseydim çok kolay olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka otelin rezervasyonunu ise hangiotel.com sitesinden yapmak istedim. Sitedeki telefon numarasından oteli aradım. Otel sitede yazan fiyattan daha yüksek bir fiyat söyledi. Ben  fiyatlarını internet sitedinden aldığımı, neden böyle bir fark olduğunu anlamadığımı söyledim. Telefondaki kişi fiyatı milliyet gazetesinin kendi kafasına göre verdiğini, bu nedenle kendilerine dava açtıklarını, bu durumdan kendilerinin de çok rahatsız olduğunu söyledi. Tabiiki bu bana pek inandırıcı gelmedi. Fiyatların otel tarafından siteye girildiğini tahmin ettiğimden konuyu internet sitesindeki şikayet formuyla ilgiliye aktardım. Ertesi günü hangiotel.com'dan çok ilgili bir mail aldım. Oteli aramışlar ve konuyla ilgili uyarılarını yapmışlar. Ayrıca sorduğum başka bir soruya da detaylı cevap vermişler. Bir sonraki gün kontrol ettiğimde fiyatın otel tarafından düzeltildiğini gördüm. Aslında olayın temelinde hangiotel.com'un otelleri fiyatlarına göre sıralaması var. Otelin fiyatı ne kadar ucuz olursa listenin o kadar başında çıkıyor. Aslında rekabeti teşfik etmek adına kullanıcı açısından süper bir uygulama. Tek tük de olsa sistemi hatalı kullanan oteller olabileceğini dikkate alarak son kararı vermeden önce beğendiğiniz otelin fiyatlarını telefonla teyid etmekte bence  fayda var. Unutmadan söyleyim bazı oteller kredi kartına tek çekim dahi olsa komisyon uyguluyorlar. Sitede 70 milyon olan fiyat kredi kartıyla öderseniz 75 milyon olabiliyor. Ayrıca yine bazı oteller rezervasyon yapmak için önden bir günlük ücreti banka hesabından havale edilemsini isteyebiliyor. Bu uygulamanın rezervasyon yaptırıp da gitmeyen kişilerden korunmak için yapıldığını düşünsem de bu bilgilerin de sitede gösterilmesi müşteri açısından faydalı olabilir. Hangiotel.com'un sitelerine ekledikleri otelleri kendilerinin bizzat giderek incelediğini, hizmet kalitesini ve müşteri memnuniyetini devamlı kontrol ettiklerini de bu noktada söylemek lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-8530226806140514834?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/8530226806140514834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=8530226806140514834' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8530226806140514834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/8530226806140514834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/rezervasyon-macerasi.html' title='Rezervasyon Macerası'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-3613027431167279675</id><published>2007-08-06T03:20:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T03:06:43.190+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Toplum Mühendisliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Aldatma Sanatı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=93114&amp;y=10021"&gt;&lt;img src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=93114&amp;amp;boyut=85" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;B&lt;/span&gt;ilgisayarlarımızı korsanlara, virüslere, zararlı programlara karşı korumak için birçok koruyucu yazılım kullanıyoruz. Hele büyük sistemlere sahip şirketler dudak uçuklatıcı rakamları sistem güvenliklerini sağlamak amacıyla yatırıyorlar. Peki bunlar ne kadar yeterli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın dijital suçtan ceza alan ilk korsanı Kevin Mitnick adını birçok kişi duymuştur. Adına düzenlenen kampanyalar, basının ilgisi ve internet yoluyla bir zamanlar epey adından sözettirmişti. Bilgisayar Korsanı denildiğinde akla bilgisayarının başından hiç kalkmadan türlü programlar yazarak sisteme sızmaya çalışan kişiler akla gelir. Ben de bu kitabı okuyana kadar öyle zannederdim. Kitabı okuduktan sonra gördüm ki asıl sorun sistemlerin kullanıcılarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kevin Mitnick konuyu korsan tarafından anlatarak dev korumalara sahip sistemlerin aslında ne kadar basit açıkları olduğunu, basit bir telefon trafiği ile bankaların sistemlerine nasıl sızılabildiğini gösteriyor. Kitapta anlatılan yöntemlerle istenilen bilgiyi ele geçirmeye toplum mühendisliği deniliyor. Toplum mühendisleri bilgisayarların şifrelerini kırmaya çalışmak yerine o şifreleri bilen kişiden çeşitli yöntemlerle bu bilgiyi almaya çalışyorlar. Kitapta bu tür yöntemlerin onlarcasından bahsediliyor. Yaşanılan olaylar telefon konuşmalarına varıncaya kadar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Tabiiki bu yöntemlerin anlatılmasının nedeni sistem güvenliğinin arttırılması için neler yapılması gerektiğinin gösterilmesi. Kitapta yeri geldikçe bu konularda da değerli bilgiler veriliyor. Zaman zaman çok da detaya girilmeden teknik bazı bilgiler ve teknikler de anlatılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hiç bu konularla ilgili olmasanız bile toplum mühendislerinin çalışma yöntemlerini okumak gerçekten çok eğlenceli. İnsanları avlamak için kurulan tezgahlara hayret etmemek elde değil. Eğer sistem güvenliği sizin için önemli ise almanız gereken önlemleri öğrenebilmeniz için önemli bir kitap.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-3613027431167279675?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/3613027431167279675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=3613027431167279675' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/3613027431167279675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/3613027431167279675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/aldatma-sanati.html' title='Aldatma Sanatı'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5485246866005470361</id><published>2007-08-05T03:52:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T01:55:16.600+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Photoshop'/><title type='text'>Eski Fotoğraf Tamiri</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RrXHVYqLiiI/AAAAAAAAABs/wUzSOgRrHLo/s1600-h/repair.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5095197723650132514" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RrXHVYqLiiI/AAAAAAAAABs/wUzSOgRrHLo/s400/repair.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün Ankara'daki 2 günlük su kesintisinden sonra suyumuz geldi. Eşim heyecan ve mutluluk içinde evde temizlik yaparken ben de Avanos'lu hemşehrilerimin bir fotoğrafını tamir etmeye çalıştım. Fotoğraftakiler kim bilmiyorum ama durdukları köprüyü hemen tanıdım. Bu tamir işi yaklaşım yarım saatimi aldı. Önce Patch aracı ile kırışıklıkları tamir ettikten sonra Level ayarı ile fluluğu düzelttim. Fotoğraftaki sararmaları düzeltmek için desaturate ile siyah beyaza çevirip sonra yeniden Colorize ile hafif renk verdim. Sararmaları desaturate ettiğim için fotoğrafın çeşitli yerlerinde oluşan koyuluklukları düzeltmek için dodge aracı ile biraz aydınlatma yaptım. Sonra Dodge ile yüzlerdeki detayları ön plana çıkardım. Yine gömleklere, ceket kıvırmlarındaki gölgelere biraz burn ile dokunarak canlılık katmaya çalıştım. Ağırlıkla Dodge ve Burn ile çalıştığım için adım adım anlatım yapmadım ama özellikle Fluluğu kaldırmak için kullandığım yöntemi sonraki yazılarımda detaylı olarak anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğrafın kaynağı &lt;a href="http://venessapension.org/galeri/main.php"&gt;http://venessapension.org/galeri/main.php&lt;/a&gt;. Eski fotoğrafların yanısıra Kapadokya bölgesi başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli yerlerinden çekilmiş fotoğrafları da bu galeride bulabilirsiniz. Fotoğrafı çekene de, saklayana da, emek verip bu galeriyi hazırlayanlara teşekkür etmek lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5485246866005470361?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5485246866005470361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5485246866005470361' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5485246866005470361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5485246866005470361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/eski-fotograf-tamiri.html' title='Eski Fotoğraf Tamiri'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RrXHVYqLiiI/AAAAAAAAABs/wUzSOgRrHLo/s72-c/repair.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5328137030426619687</id><published>2007-08-03T16:40:00.000+03:00</published><updated>2007-08-03T21:14:22.060+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Delphi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Yazılım Projesi Nasıl Yapılır?</title><content type='html'>Bu yazımda bir yazılım projesinin nasıl oluşturulabileceğiyle ilgili önerilerimi anlatacağım. Uzun bir yazı olacak bu nedenle hiç süslü laflar etmeden direk konuya giriyorum. Öncelikli olarak aklımızda devamlı tutmamız gereken konu işi müşterimiz için yaptığımız. Müşterimizin genel anlamda yaptığı işi iyi anlamamız ve müşterimizin program kullanarak neyi amaçladığını anlamamız önemli. Problemi olmayan müşteri program satın almaz. Program istediğine göre mutlaka çözmek istediği bir problemi vardır. Müşteri birincil olarak işletmesinde hangi sıkıntının giderilmesi için program kullanmak istiyor? Müşterimiz sorunu güvenlik mi? Çalışma veriminin arttırılması mı? Daha çok para kazanmak mı? Eğer birincil amacı güvenlik ise müşterimiz; yetkiler, yedekleme, kullanıcınının hatalı veri girmesinin engellenmesi gibi konuların üzerine daha çok düşecektir. Belki istediği özellik işini yavaşlatsa bile buna razı olacaktır. Müşterinin sıkıntısı verimin düşüklüğü ise işlerin yavaşlamasına asla tahammül edemez. Müşterinin yaptığı şikayetler bizim bu konuyu daha iyi anlamamıza neden olacak ipuçları verecektir. Müşteriniz kasada biriken müşterilerden mi şikayet ediyor yoksa gözden kaçan mallardan mı? Buna dikkat etmek gerekir. Kısacası bir proje müşterinin ne istediğini anlayarak başlar. Sonrasında bizim müşterimizin iş yapma şeklini anlamamız gerekir. Eğer bunu yeterince anlamaz isek o zaman müşteri ile çok sık diyaloğa geçmek zorunda kalırız. Bu hem zaman kaybettirir hem de müşterimiz zaten bir işi yürüten bir insan olduğu için her zaman yüksek konsantrasyon seviyesinde olamayabilir. Sıkıntılı durumlar oluştuğunda müşteriye "ama siz böyle istemiştiniz" demek çözüm değildir çünkü bizim de birincil amacımız yazacağımız programla müşterinin yaşadığı sıkıntıyı çözmektir. Bu nedenle müşterimizin zaman zaman yanlış şeyler isteyebileceğini dahi dikkate almamız ve bu tür durumlara hazırlıklı olmamız gerekir. Yazının devamında bu konuya yine döneceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel konuları hallettikten sonra sıra geldi projemizi oluşturmak için ilk adımları atmaya. Öncelikli olarak yapmamız gereken yazacağımız programları işyerinde kimlerin kullanacağını anlamak. Programı hangi tür kullanıcıların ne amaçla kullanacağını anlamak önemli çünkü program arabirimlerini kullanıcıların yapacakları işe göre tasarlamak gerekir. Kullanıcı çeşitlerini işyerindeki görevlerine göre belirliyoruz. Örneğin depocu, muhasebeci, kasiyer, satış temsilcisi,vb. gibi. Burada isimlerle değil direk görevlerle ilgileniyoruz. Kullanıcı çeşitlerini belirledikten bunların yapacağı işlerle ilgili bir liste çıkarmaya başlıyoruz. Örneğin depocu kullanıcısının yaptığı işler: irsaliye kesmek, depo girişleri yapmak, depo çıkışları yapmak gibi. Bu analizi yaparken müşterimizle yapacağımız görüşmelerin yanısıra direk kullanıcılarla da temasa geçmek çok faydalı olabilir. Eğer farklı kullanıcı tipleri aynı işleri yapıyorsa onları da öğrenmemiz lazım. Soru cevapları şu şekilde götürebiliriz. A kullanıcısı ne iş yapar? X işini yapar. Bu X işini yapan başka bir kullanıcı var mı? Evet bizim Mehmet de yapar. Mehmet ne iş yapar.... gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimizde kullanıcı tipleri ve bunların programda yapacağı işlerle ilgili basit bir dökümanımız oluştu. Bu döküman işimizin aslında belkemiği çünkü projenin kapsamının ne olduğunu buradan anlıyoruz. Bu kapsamın dışına çıkmamamız hem bizim hem de müşterimiz açısından oldukça önemli. Şimdi işi bir adım daha ileri götürerek iş analizlerini yapacağız. İş analizini yapacağımız bir görev seçiyoruz. Öncelikle bu görevin işyerinin temel faaliyetini yürüttüğü görevlerden birisi olması gerekir. Örneğin bir mağaza ise kasiyerin satış kaydını girmesi ve tahsilat yapması birincil faaliyettir. Eğer bir restoran ise temel faaliyet müşteriden siparişin alınması ve masaya servisin yapılmasıdır. Bu tür bir temel görevle analizimize başlıyoruz. Restoran örneğini düşünelim. Garson görevi yürüten bir kullanıcı var. Garson kullanıcısının yaptığı işler: sipariş almak, siparişi mutfağa iletmek, sipariş hazırlanınca yemekleri masaya servis yapmak. Buraya kadarki analizi zaten önceki adımımızda yapmıştık. Şimdi en önemli analizimize geldi sıra. Bu işlerden birini seçeceğiz ve işi adım adım analiz edeceğiz. Örneğin sipariş almak. Yapacağımız iş garsonun sipariş alırken hangi adımlardan geçtiğini analiz etmek. Bu analizi yaparken garsonla kullandığı sistem arasındaki iletşimi baz alacağız. Tıpkı bir tenis maçı gibi top bir garsona bir sisteme geçecek. Bu şekilde ikisinin de hangi olaya hangi tepkiyi vermesi gerektiğini yazacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;1. Garson yeni sipariş komutu verir.&lt;br /&gt;2. Sistem masa numarasını sorar.&lt;br /&gt;3. Garson masa numarasını girer.&lt;br /&gt;4. Sistem masayı aktifleştirir ve sipariş listesini açar ve listeye yeni bir satır ekler.&lt;br /&gt;5. Garson sipariş listesine bir satır ekler.&lt;br /&gt;6. Sistem siparişin türünü kontrol eder.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;6a. Sipariş yemek siparişi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;6a1. Sistem 1 porsiyon mu 1,5 porsiyon mu olduğunu sorar&lt;br /&gt;6a2. Garson porsiyonu girer.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;6b. Sipariş içecek siparişi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;6b1. Sistem içecekte buz, limon veya ekstra şeker istenip istenilmediğini sorar&lt;br /&gt;6b2. Garson tercihleri seçer.&lt;br /&gt;7. Sistem siparişin satış fiyatını okur, siparişi listeye ekler, fiyatı günceller.&lt;br /&gt;8. Sistem sipariş satış fiyatını hesaplar.&lt;br /&gt;9. Tüm siparişler eklenene kadar 5. satırdan devam edilir.&lt;br /&gt;10. Garson siparişi tamamla komutu verir.&lt;br /&gt;11. Sistem siparişi kaydeder ve sipariş bilgisini mutfağa gönderir.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Bu listeyi oluştururken müşterimizle ve garson kullanıcısı ile direk temasa geçmemiz gerekir. Bu liste garsonun sipariş alırken yapacağı işlerin gösterildiği listedir ve projemizin en önemli parçası budur. Dikkat ederseniz listenin 6. adımında farklı durumlarda sistemin nasıl işleyeceği de gösteriliyor. 6. adımdaki kontrole göre 6a veya 6b adımlarından biri işletiliyor. Örneğin 6b2 adımında garsonun seçimi nasıl yapacağını da başka bir listede detaylandırıp buradan referanslayabiliriz. Bu durumda listelerimizin bir adı ve numarası olmasının büyük faydası vardır. Listelerle ilgili en önemli konu listelerin mutlaka sonlanmasıdır. Sonu olmayan listelerin programa vereceği zarar büyüktür. İçerdiği özellikler açısından mükemmel olan ama böyle bir işi sırasıyla yapmaya kalktığınızda zorluklar ortaya çıkan yüzlerce program vardır. Buna dikkat etmek gerekir. İkinci olarak da programa ekleyeceğimiz bir özelliğin listenin amacına ve bu listede gösterilen çalışma şeklinde bir değişikliğe yol açmaması gerekir. Bir özellik ekleyeceğimiz zaman önce listemizi güncellemeli, eğer çalışma şeklinde bir sorun yoksa programımızı güncellemeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programı yazmaya başlamak için daha fazlasına ihtiyacımız yok. Hemen bu listenin kodlamasına geçebiliriz. Bu arada listelerimizi de oluşturmaya devam edebiliriz. Sipariş alma işini tamamladığımızda hemen kullanıma hazır, müşteri ile oturup inceleyebileceğimiz ve baştan sona tamamlanan bir işi bitirmiş olacağız. Bunun projenin devamlılığı ve müşteri iletişimi açısından önemi çok büyük. Müşterimize ne kadar hızlı çalışan birşey gösterirsek o kadar hızlı yol alırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu liste programı nasıl yazacağımızı söylüyor aslında. Eğer nesne yönelimli programlama yapıyorsak Sipariş, Yiyecek, İçecek gibi sınıflarımızın olacağını, Yiyecek sınıfımızın porsiyon, içecek sınıfımızın da buzlu, ekstra şekerli, limonlu gibi özellikleri olacağını görebiliyoruz. Hatta listedeki 6a adımındaki dallanma yiyecek ve içecek sınıfımınızın ortak noktaları olduğu ve bunların ortak bir sınıftan türetilebileceği hakkında ipucu veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kodlarımızı test etmek için otomatik testler hazırlıyorsak yine bu listeler neyin test edilmesi gerektiğini bize çok iyi gösterir. Test hazırlamasak dahi programda kullanıcı testi yapan kişilerin sadece listelerin tamamlanıp tamamlanmadığını kontrol etmesi yeterli olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıfların çıkarılması ve testlerin hazırlanması aslında üzerinde özellikle durulmayı hakeden konular. Şimdilik ana konumuza devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra listemizi kullanarak yapacağımız çalışmanın ana hatlarını ortaya çıkarmaya geldi. Öncelikle müşterimizin satacağı ürünleri ve bunların fiyatlarını tanımlayacağı bir yere ihtiyacımız var. Buna stok kartı diyebiliriz. Üzerinde sadece Ürün Kodu, Ürün Tipi ve Satış Fiyatı alanları listemizi tamamlamamız için yeterli. Dikkat çekmek istiyorum. "Gelecekte ihtiyacımız olacak" düşüncesi ile listemizle ilgisi olmayan özellikleri eklemememiz gerekiyor. Listemiz neyi gerektiriyorsa o kadarı. Diğer işler için oluşturacağımız listelerle birlikte zaten stok kartında olması gereken diğer alanlar da açılmış olacak. Müşterimize kalabalık ekranlar göstermenin daha iyi olacağını düşünsek bile kısa zamanda çalışan birşeyler göstermek her zaman müşterinin kendisini daha rahat hissetmesini sağlayacaktır. İkinci olarak siparişleri gireceğimiz bir listeye ihtiyacımız var. Listemizde Ürün Kodu, Açıklama ve Satış Fiyatı sütunları olacak. Açıklama sütununda siparişin tipine göre porsiyon veya içecek özelliklerini göstereceğiz. Bir dakika! Satış fiyatı sütunu mu? Listemizde Garsonun toplam sipariş tutarını görebileceği söylenmiş ama tek tek her siparişin fiyatlarının gösterilmesi söylenmemiş. Peki Satış Fiyatını koymayalım. Bu listeye de Sipariş Formu diyelim. Listemize göre ürün porsiyonunu ve içecek özelliklerini seçebileceğimiz iki küçük ekrana daha ihtiyacımız var. Stok Kartı olmadan Sipariş olmaz ama Sipariş olmadan Stok Kartı olabilir. Bu nedenle önceliği Stok Kartına vermek gerekir. Bu işleri liste haline getirirsek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;1. Stok kartlarının tasarımı ve veritabanı işleri.&lt;br /&gt;2. Sipariş formunun tasarımı ve veritabanı işleri.&lt;br /&gt;3. Sipariş formuna sipariş satırı eklenmesi ve stok kartından ürün kodu, fiyat bilgilerinin okunması.&lt;br /&gt;4. Porsiyon ve içecek tipleri için Seçenek Formlarının hazırlanması.&lt;br /&gt;5. Sipariş formuna sipariş eklenirken Ürün Tipine göre ilgili seçenek formunun gösterilmesi ve seçimin yapılmasının sağlanması.&lt;br /&gt;6. Ürün tipi ile ilgili bilgilerin sipariş satırındaki açıklama sütununda gösterilmesi.&lt;br /&gt;7. Porsiyon seçeneği de dikkate alınarak sipariş tutarının güncellenmesi.&lt;br /&gt;8. Siparişin kaydedilmesi ve Mutfağa gönderme sistemine hazır hale getirilmesi.&lt;br /&gt;9. Programa bir ana menü tasarlanıp Stok Listeleme, Ekleme, Düzenleme, Yeni Sipariş alma gibi komutların yerleştirilmesi.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimizdeki bu listeyi hemen kodlamaya başlayabiliriz. Tabii bu liste ekip halinde çalışıyorsak işleri ekip arkadaşlarımıza dağıtma anlamında da çok faydalı. Sadece hangi işin bitmeden hangi işin başlayamayacağını belirlemek yeterli. Ayrıca bu liste o kadar küçük parçalara ayrılmıştır ki her birinin ne kadar sürede bitebileceğini de kestirebilmek mümkündür. İşlerin bitiş ve başlangıç sıralarını da gözönüne alarak listeyi kodlamanın ne kadar sürebileceğini kestirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kodlama işlerimizi tamamladıktan sonra listemizin ilk adımından başlayarak son adımına kadar denememizi yaptıktan sonra gönül rahatlığıyla işimizi bitirip sıradaki listemize geçebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattığım sistemi elimden geldiğince esnek tutmaya çalıştım. Siz bu yapıyı kendi ihtiyaçlarınız doğrultusunda istediğiniz şekilde daraltıp genişletmeniz mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;a. Son listedeki iş parçalarını tek tek veya birleştirerek kartlara yazıp dağıtabilirsiniz. İş süreleri ile ilgili yaptığınız tahminleri de kartların üzerine yazarsanız gelecekte daha isabetli tahminler yapabilmenize faydalı olacak bir hafızanız da oluşmuş olur.&lt;br /&gt;b. Bahsettiğimiz stok kartı, sipariş formu ekranlarının prototiplerini hazırlayıp kartlara iliştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;c. Veritabanı yapısını veya sınıf diyagramlarını üretebilirsiniz.&lt;br /&gt;d. Kartlarla eşli programlama yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;e. Otomatik testler yapıp listelerin her adımının doğru çalışıp çalışmadığını test edebilirsiniz.&lt;br /&gt;f. Liste adımları arasında detaylı açıklamaya ihtiyaç olan varsa onlar için akış diyagramları da oluşturabilirsiniz.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sistem kullanırsanız kullanın sisteminizin en önemli parçasının müşteriniz olduğunu unutmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5328137030426619687?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5328137030426619687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5328137030426619687' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5328137030426619687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5328137030426619687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/yazlm-projesi-nasl-yaplr.html' title='Yazılım Projesi Nasıl Yapılır?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-1314245111567843893</id><published>2007-08-03T03:21:00.000+03:00</published><updated>2007-09-24T15:55:03.495+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Finans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Finansçı Olmayanlar İçin Finans</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=67245&amp;amp;AID=16939"&gt;&lt;img alt="www.kitapyurdu.com'dan satın al" src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=67245&amp;amp;boyut=85" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;N&lt;/span&gt;akit Akış Ölçüm Çeyreği kitabını okuduysanız tablonun sağ tarafındaki yüksek refah seviyesine sahip gruba geçiş yapma kararı almış olabilirsiniz. Bu gruplar şirket sahipleri ve yatırımcılardır. Belki de hali hazırda şirket sahibisiniz veya ucundan kıyısından yatırımla ilgileniyorsunuz. Hedefiniz ne olursa olsun işin içinde para varsa temel finans bilgisine sahip olmak çok önemli bir avantaj olacaktır. Sırada para işinden hiç anlamayanlara temel bilgiyi verecek Finansçı Olmayanlar için Finans kitabı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finans ve Temel Muhasebe bilgisi yatırımcılar için yatırım yapacakları şirketin gerçekten para kazandıracak bir şirket olup olmadığı anlayabilmeleri için gereklidir. Bir hisse senedinin yükselişinin ana nedeninin normalde şirket durumundaki iyileşme kaynaklı olması gerekir. Yani bir şirket finansal yapısı, üretim seviyesi, satışları, karlılığı iyileşmelidir ki daha çok insan bu şirkete ortak olmak istesin ve hisse senetlerinin değeri yükselsin. Aslında borsada çoğunlukla işler bu şekilde yürümez. Gözle görünür bir neden olmadığı halde şirketin hisse senedinin değeri aniden yükselir. Bu yükseliş o kadar iştah kabartıcı olur ki herkes kazanmak ister. Borsada iki tür yatırımcı vardır. Kazananlar ve kazanmak isteyenler. Yani kazananlar ve kaybedenler. Ortada bir kazanan olabilmesi için bir de kaybeden olması gerekir. Kaybedenler genellikle yükselişin nedenini tam anlamadan hisse senedi satın alanlardır. Kazanmak isteyen hisse senedine girmeye karar verdiğinde artık çok geç kalmıştır çünkü kazanan kazanacağını kazanmış artık satma fırsatı kollamaya başlamıştır. Satışlar yapılır ve hisse senedi fiyatı olması gereken seviyesine iner. İkinci kaybeden türü ucuz gördüğü bir hisse senedini alıp hissenin herhangi bir nedenle yukarı hareketlenmesini bekleyenlerdir. Bekleyiş o kadar uzun olur ki günün birinde hisse senedi değer kazansa bile o bekleyiş süresinde paranın yaşadığı değer kaybını bile karşılamamış olur. Kısacası yükselişin bir nedeni olması gerekir. Bu nedeni bulabilmek veya yükselişin doğal olup olmadığını anlayabilmek için temel finans ve muhasebe bilgimizin olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında şirket sahiplerinin de çoğu kendi şirketleri ile ilgili yeterli bilgiye sahip değildir. Bu eksiklik şirketin gücü olsa dahi bazı yatırım fırsatlarının kaçmasına veya şirketin finansal anlamda sıkıntı yaşamak üzere olduğunun anlaşılamamasına neden olur. Bazen de problem hissedilir ama nedeni bir türlü anlaşılamaz. Çoğu kimse muhasebeyle ilgili devlet tarafından vergi kontrolü yapmak amacıyla tutulması zorunluğu tutulan birşeymiş gibi düşünse de muhasebe hesabı bilmek demektir ve şirket ile ilgili çok önemli bilgiler içerir. Tek düzen muhasebe sistemi yapısı gereği fazla karışık gibi görünse de bazı temel hesapların kontrol edilmesi çoğu durumda yeterli olacaktır. Detayları bilmek muhasebecinin işidir. Şirket sahipleri hem kendi şirketlerinin hem de yatırım yapacakları şirketlerin durumunu bilebilmek için yine bu temel bilgilere sahip olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap temelde borsa yatırımcılarını hedef almış olsa da yukarıda saydığım nedenlerden ötürü şirket sahiplerinin de çok işine yarayacak önemli bilgiler içeriyor. Kitapta 4 ana bölüme yer verilmiş.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Bölüm 1: Temel Finansal Matematik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümde finans aritmetiği, faiz hesaplamaları, anüite (kredi ve geri ödemesi gibi) hesaplamaları ile ilgili temel bilgiler verilmiş. Bu bölüm için finans'ın ABC'si diyebiliriz. Bu bölüm 4 işlemi bilen herkesin takip edebileceği şekilde tasarlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bölüm 2: Temel Muhasebe Bilgisi ve Temel Finansal Analiz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümde şirketlerin mali yapılarını inceleyebilmek için gerekli temel bilgiler verilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bölüm 3: Mali Piyasalar ve Enstrümanlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Para piyasaları, işleyişleri, risk analizi, portföy yönetimi gibi konulara yer verilmiş. Daha çok borsa yatırımcılarını ilgilendiriyor ve çok önemli bilgiler içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bölüm 4: Teşkilatlanmış Piyasa ve Borsalar ve Birbirleriyle Etklileşimleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Para piyasalarının haricinde yatırım yapılabilecek diğer alternatif piyasalarla ilgili bilgiler veriliyor. Ayrıca Türkiye piyasalarına özel bilgilerden de yine bu bölümde bahsediliyor. En son olarak da piyasaların birbirlerini nasıl etkilediğini anlatıyor. Ne ne yükselirse ne düşer gibi sorularınıza cevap bulacak, bazı yükseliş veya düşüşlerin ne anlama geldiğini daha iyi anlayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabı okuduktan sonra tüyolardan, çok bilgili arkadaşlardan, size hiç bir anlam ifade etmeyen konuşmalardan kurtulacak, kendi ihtiyaçlarınıza göre analizlerinizi ve yorumlarınızı yapababilecek kadar işin içine girmiş olacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-1314245111567843893?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/1314245111567843893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=1314245111567843893' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1314245111567843893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1314245111567843893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/finansci-olmayanlar-icin-finans.html' title='Finansçı Olmayanlar İçin Finans'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-74733384900171521</id><published>2007-08-02T03:54:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T01:55:18.018+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Photoshop'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraf Teknikleri'/><title type='text'>HDR Tekniği ve ToneMapping</title><content type='html'>Bu ilk yazımda HDR ve Tonemapping tekniği ile ilgili temel bilgi vermeye çalışacağım. Fotoğraf çekerken çekeceğimiz fotoğraftaki aydınlık ve karanlık alanlardaki ışık farkı önemli bir problemdir. Fotoğraf makinesi ortam ışığına göre otomatik olarak kendisini ayarlar. Ancak ayarlar aydınlık alana göre yapılırsa karanlık alanlar siyah çıkar. Eğer ayarlar karanlık alanlara göre yapılırsa bu seferde aydınlık alanlar beyaz çıkar. Bu nedenle ortalama değerlere göre ayarlama yapılır. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5094152337200220626" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RrIQj4qLidI/AAAAAAAAABE/mfms1wxGTmo/s400/s2.jpg" border="0" /&gt;Ortalama ayarlara göre çekilmiş bir fotoğraf. Perdeden gelen ışık nedeniyle perdede ve vazonun üzerinde patlamalar var. Normal ayarlarla elde edeceğimiz sonuç budur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5094153028689955298" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RrIRMIqLieI/AAAAAAAAABM/29lxUfeyGhs/s400/s1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayarla perdedeki ve vazonun üzerindeki problemleri çözdük ama bu sefer de dolap içlerinde ve koyu renkli perdenin gölgelerinde kararmalar var. Ayrıca fotoğrafın geneli de karanlık oldu.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;İnsan gözü bu problemin üzerinden kolaylıkla gelebiliyor ancak ne yazık ki bu fotoğraf makinesi için pek kolay değil. Bu sıkıntıyı çözmek ve güzel görünümlü fotoğraflar oluşturabilmemiz için HDR adı verilen özel bir formatla çalışmaya ihtiyacımız var. HDR basitçe renk bilgisi ile birlikte ışık bilgisinin de tutulduğu özel bir dosya formatı. HDR dosyayı oluşturmak için fotoğrafımızı normal ayarlarla birlikte bir aydınlık bir de karanlık halini çekmemiz gerekir. Dijital fotoğraf makinelerinde AEB (Auto Exposure Bracketing) adı verilen bir özellik vardır. Bu özellik sayesinde Exposure değeri 0, +2 ve -2 üç fotoğrafı peş peşe çekebilmek mümkün. Makine otomatik olarak üç fotoğrafı bu ayarlarla çeker. Aslında yukarıdaki verdiğim örnekteki ilk iki fotoğraf AEB kullanarak çektiğim 0 ve -2 değerli fotoğraflar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5094158667982014962" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RrIWUYqLifI/AAAAAAAAABU/9v23dlwZVxQ/s400/s3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da +2 ile çekilen fotoğraf. Eğer makinenizde AEB yoksa bu ayarları manüel değiştirerek de yapabilirsiniz. Şimdi bu üç fotoğrafı birleştirerek HDR fotoğrafı oluşturacağız. Bunu yapabilmek için Photomatix isimli bir program kullandım. Bu özellik Photoshop'ta da var ama hem Photomatix çok basit bir program hem de Photomatix ile daha iyi sonuç aldım. Bu 3 fotoğraf peşpeşe çekildiği için doğa fotoğraflarında hareketlilik olacağı için sıkıntılar çıkabilir. Photomatix'in Auto Align özelliğini de devreye sokarak bu sorunu gidermeyi deneyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üç fotoğrafı programa yükleyerek HDR'yi oluşturuyoruz. HDR önceden de bahsettiğim gibi ışık değerlerini de içeren 32 bitlik özel bir dosya formatı. Başka amaçlar için de bu dosyayı Photoshop'a yükleyerek kullanabiliriz. Şimdi biz bu dosyayı kullanarak Tonemapping denilen özel bir teknik ile ışık değerleri düzgün olan sonuç fotoğrafımızı üreteceğiz. Yine Photomatix programının ToneMapping ile ilgili penceresinden bazı küçük ayarlarla oynayarak sonuç fotoğrafımızı üretiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5094161743178598914" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RrIZHYqLigI/AAAAAAAAABc/VMRWY8eUq64/s400/r.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Hareketsizlik sağlayabilme amacıyla makinemi koltuğun üzerine koyarak çektiğim için fotoğraf eğri idi. Bunu photoshop ile düzeltip bir iki küçük renk ayarı yaptıktan sonra bu sonucu elde ettim. Aslında diğer fotoğraflara bakıldığında çok etkileyici bir sonuç oldu. Photomatix'in ince ayarlarıyla oynayarak çok daha iyi sonuçlar elde edebilmek mümkün. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonucu dikkatle incelerseniz perdedeki patlamayı ve dolap içlerindeki kararmayı düzetmiş olduk. Yazının anafikrinin kolayca anlaşılabilmesi için programla veya makineyle ilgili detaylara fazla girmedim ama sorularınız olursa yanıtlamaya çalışırım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-74733384900171521?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/74733384900171521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=74733384900171521' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/74733384900171521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/74733384900171521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/hdr-teknigi-ve-tonemapping.html' title='HDR Tekniği ve ToneMapping'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RrIQj4qLidI/AAAAAAAAABE/mfms1wxGTmo/s72-c/s2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5158970179661945248</id><published>2007-08-01T03:24:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T03:07:33.664+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Photoshop'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraf Teknikleri'/><title type='text'>Dijital Fotoğrafçılar Icin Photoshop</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=82631&amp;AID=16939"&gt;&lt;img src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=82631&amp;amp;boyut=85" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;P&lt;/span&gt;hotoshop adını artık neredeyse duymayan kalmadı. Profesyonelinden amatörüne dijital fotoğrafla ilgisi olan herkesin bir şekilde faydalandığı çok önemli bir araç. Kırmızı göz giderme, renk düzeltme gibi basit ihtiyaçlara hitap edebildiği gibi, profesyonel rötuşlama, restorasyon gibi çalışmaların da yapılabilmesini sağlıyor. Photoshop dijital fotoğrafçılara hitap ettiği gibi resim sanatçılarına ve grafik tasarımcılara da hitap ediyor. Kullanım amacı farklı olunca programın genel özellikleri ortak amaçlarla kullanılsa da amaca yönelik özellikler de barındırıyor. Örneğin bir ressam burn aracını çok kullanırken grafik tasarımcı bu araca hiç itibar etmeyebiliyor. Bu nedenle Photoshop'u kullanma amacı neyse bu konudaki detaylı özelliklerin detaylı bilinmesinde büyük fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnceleyeceğimiz kitap dijital fotoğrafçılar için çok önemli photoshop tekniklerini öğretiyor. Kitabın genel anlamdaki tasarımı ve teknikleri işleyiş şekli gayet başarılı. Tekniklerin hepsi adım adım ekran görüntüleri ile anlatılarak işleniyor. Kimi işler için kullanılan birden fazla teknik varsa onları da ayrı ayrı anlatıyor ve sonuçların karşılaştırılabilmesini sağlıyor. Renkli ve kaliteli kağıda baskı olduğu için fiyatı normal kitaplara göre biraz pahalı. Benim elimdeki kitaba özgü bir problem olabilir ama bazı sayfalarda baskı netliği yeterli gelmediği için karşılaştırmalı görüntülerde uygulanan efektin yarattığı etki fazla belli olmuyor. Bu ufak problemlerin dışında kesinlikle ödenen fiyatı hakedecek seviyede bir kitap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır Photoshop kullanıcısı olduğum ve programın her türlü detayını bildiğim halde yine de "belki bilmediğim birşeyler vardır" umuduyla bu kitabı aldım. İyi ki almışım. Bazı teknikleri gerçekten hiç bilmiyordum. Bazı tekniklerde kullanılan kestirme yöntemleri de bilmediğim için aynı şeyi daha uzun yoldan yapıyordum. Bu kitap her anlamda bana çok faydalı oldu. Konuya yeni başlayanlar için de anlatım seviyesinin çok iyi bir düzeyde tutulduğunu söyleyebilirim. Az Photoshop bilginiz olsa dahi bu kitaptan güzel numaralar öğrenmek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap temelde 11 ana bölüme ayrılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1. Bölüm: File Browser'a Hakim Olma. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümde photoshop kullanımı ile ilgili başlangıç seviyesinde önemli bilgiler verilmiş. Yeni başlayanların atlamaması gereken bir bölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2. Bölüm: Kırpma ve Yeniden Boyutlandırma.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümde fotoğrafların boyutları ile oynama, fotoğrafları kesme biçme, kadrajı bozuk veya eğik çekilmiş fotoğrafları düzeltme gibi konulara yer verilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3. Bölüm: Dijital Makine Görüntü Problemleri.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Az veya fazla pozlama, gürültü, kırmızı göz problemleri gibi sıkıntıları gidermek için kullanılan teknikler anlatılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4. Bölüm: Fotoğrafçılar için Renk Düzeltme.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Beyaz ayarı gibi renk hatalarını düzeltme, fotoğrafları baskıya hazırlama, 16 veya 32 bit ile çalışma gibi konulara yer verilmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5. Bölüm: Maskeleme Teknikleri.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümde çeşitli seçim yöntemleri ve dekupe (arka planı temizleme) gibi teknikler anlatılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6. Bölüm: Portreleri Rötuşlama.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;En beğendiğim bölümlerden birisi. Gözaltı torbaları yoketme, sivilce temizleme, saç rengi değiştirme, göz veya diş beyazlatma ve cilt yumuşatma gibi fotoğrafçılar için önemli birçok tekniğe yer verilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7. Bölüm: Vücut Yontma.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümde de Kalça zayıflatma, beldeki yağları alma, vücut zayıflatma gibi plastik cerrahi konularına girilmiş :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;8. Bölüm: Fotoğrafik Özel Efektler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bazı profesyonel fotoğrafçıların makinelerini konuşturarak elde ettikleri özel efektleri ve daha fazlasını siz de photoshop ile basit birkaç teknik uygulayarak yapabilirsiniz. Bunun için bu bölümde anlatılan teknikleri öğrenmek yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;9. Bölüm: Renkliden Gri Ölçekliye&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf makinenizde siyah beyaz çekme özelliği olduğu halde yine de bazı yerlerde gördüğünüz kalitede siyah beyaz fotoğraf çekemiyorsanız bu bölümü kaçırmamanız gerekir. Sırrın birkaç basit teknikte yattığını görmek sizi şaşırtmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;10. Bölüm: Profesyonel Keskinleştirme Teknikleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar kaliteli fotoğraf makinesi kullanırsanız kullanın eninde sonunda bazı fotoğraflarınızda oluşan fluluğu giderecek bazı yöntemlere ihtiyaç duyacaksınız. Bu bölümde bunu nasıl yapacağınız anlatılıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;11. Bölüm: İşinizi Müşteriye Göstermek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;E bu kadar teknik öğrendikten sonra profesyonelleşmeye karar verip bilginizi paraya dönüştürmek isteyebilirsiniz. Bu bölümde verilen bilgiler yaptığınız işleri müşteriye sunulacak hale getirme konusunda size çok yardımcı olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5158970179661945248?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5158970179661945248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5158970179661945248' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5158970179661945248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5158970179661945248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/08/dijital-fotografcilar-icin-photoshop.html' title='Dijital Fotoğrafçılar Icin Photoshop'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-2856779133406828950</id><published>2007-07-31T03:25:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T03:07:52.254+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Risk Yönetimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Finans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Tanrılara Karşı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=99741&amp;amp;AID=16939"&gt;&lt;img src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=99741&amp;amp;boyut=85" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;G&lt;/span&gt;ünümüzde geleceği görme yeteneği her alanda giderek daha önemli hale gelmekte. Bireyselleşme, iletişim ve ulaşım hızının artması gibi unsurlar piyasalardaki değişimlerin de daha hızlı gelişmesine ve sonuçlanmasına yol açtığı için dün iyi çalışan veren kararlar kısa zamanda eskiyor. Bazı basit gündelik olaylar büyük değişimlere, batmalara veya çıkmalara neden olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar daha ilk çağlarından beri geleceği tahmin etmeye çalışmışlar, tahminlerine göre çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlar, sonra da tahminlerinin sonuçlarını değerlendirmişler. Tahmine dayalı alınmış bir kararın ne kadar bilimsel veriye dayalı alınmış olursa olsun her zaman başarısız sonuçlar verme riski var. Bu nedenle risk, alacağımız kararı etkileyen en önemli faktör. Risk insanlığın çok eski zamanlarından beri mücadele ettiği, kontrol altına almaya çalıştığı bir olgu. Matematik biliminin gelişimi ile birlikte bilimadamları riskle mücadele etmeye yönelik birçok araştırma yapmış, riskleri azaltacak birçok yöntemler geliştirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrılara Karşı risk yönetimi ile ilgili az sayıdaki önemli eserlerden biri. Yazar konuya sosyal yönünden bakmış ama gerekli noktalarda matematiğe de şöyle bir dokunmadan da geçmemiş. Tarihte risk diye bir problemin olmadığı zamanlardan başlayarak günümüze kadar risk yönetimi ile ilgili yapılan çalışmalar gerekli her detaya girerek anlatmış. Kitabı okurken bir taraftan da Fibonacci, Pascal, Gauss, Bayes gibi birçok önemli bilimadamı ve yaptıkları çalışmalar ile ilgili de genel kültür seviyesinde birçok önemli bilgi ediniyorsunuz. Bu kişilerin günümüzü nasıl şekillendirdiklerini anlamak gerçekten heyecan verici. En önemlisi kitabı bitirdiğinizde iş hayatınızdaki risklerle mücadele edebilmek için çok faydalı temel bilgiler öğrenmiş oluyorsunuz. Özellikle Borsa ile ilgilenenlerin bu kitabı okuduktan sonra kazanmak için yaptıklarına daha farklı bir gözle bakacaklarını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı almak üzereyken kitabın adının neden Tanrılara Karşı olduğunu merak etmiştim. Kitabı okurken bunun nedenini anladım. Sıfırın icadı, onluk sayı sistemi gibi matematikteki en önemli buluşlar Hintliler ve Araplar tarafından yapılmış. Batı dünyasına da bu toplumlardan aktarılmış. Ama nedense sonrasındaki önemli gelişmeler Batılılar tarafından gerçekleştirilmiş. Kitapta bunun nedeni inançlara bağlanıyor. Bilim dünyasındaki en önemli motivasyon kaynağı riske karşı koyabilmek. Batı dünyasında Olasılık Teorisi, Karar Teorisi, Fayda Teorisi, Hareket Teorisi gibi çalışmalar yapılırken doğu kültüründe gelecekteki olaylar sadece kadere bağlandığı için kimse gelecekte ne olacağını merak etmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap aslında finans piyasalarında faaliyet gösteren yatırımcıları hedef alsa da risk yönetiminin önemli olduğu her alanda çalışan kişilerin konuyla ilgili genel bir görüş oluşturabilmeleri açısından önemli bir kitap. Hangi hisse senedine yatırım yapılması gerektiğini düşünen bir kişiyle hangi stoğu daha çok üretmesi gerektiğine karar vermeye çalışan kişi aslında benzer yöntemlerle sonuca ulaşmaya çalışmaktadır. Faaliyet alanındaki belirsizlikler nedeniyle riskleri en aza indirmek zorunda olan herkes için çok faydalı bir kitap.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-2856779133406828950?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/2856779133406828950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=2856779133406828950' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2856779133406828950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/2856779133406828950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/tanrilara-karsi.html' title='Tanrılara Karşı'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5851568166997756622</id><published>2007-07-30T03:27:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T03:08:07.548+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pazarlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Satış Teknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Bütün Pazarlamacılar Yalancıdır</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=103537&amp;AID=16939"&gt;&lt;img src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=103537&amp;amp;boyut=85" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;P&lt;/span&gt;azarlama dünyası iletişim, teknoloji, bilim alanlarında yaşanan gelişmelerden etkilenmekte, her geçen gün farklılaşmaktadır. Pazarlamacı satış yapabilmek için türlü yöntemler dener, türlü önyargılarla mücadele eder, her tür kılığa girer. Belki de kötü örneklerin çok olması ve daha çok insanın bir pazarlama aldatmacası hikayesi olması pazarlama işini gün geçtikçe daha da zorlaştırmaktadır. Her geçen gün daha çok insan kendi ayağıyla gittiği mağazada bile çevresindeki satıcıları "Acaba beni kandırmak için ne söyleyecek?" düşüncesi ile takip etmektedir. Pazarlama işine bir yerinden bulaşmış herkes için inandırıcı olmak neredeyse hayati önem taşımaktadır. Peki inandırıcı olmak için sadece doğruyu söylemek yeterli olur mu? Aslında pazarlamacının karşı karşıya olduğu şey müşteriyi ikna etmek değil müşterinin kendi kendisini ikna etmesini sağlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en çok satmış kitaplarından Mor İnek kitabının yazarı Seth Godin bu kitabında Mor İnek yöntemleriyle farklılık ve farkındalık yaratmış kişilerin inandırıcılıklarını nasıl koruyabileceklerini anlatıyor. Seth Godin'e göre Tüketiciler ne giydiği, nerede yaşadığı, kime oy verdiği konusunda devamlı kendi kendilerine yalan söyleyen kişilerdir. Örneğin Tüketici kısa bir değerlendirme yaparak kime oy vereceğine karar verir, ondan sonra doğru seçim yaptığı konusunda devamlı bilinçaltından kendisini ve çevresindekileri ikna etmeye çalışır. Aldığı bir ürüne ihtiyacı olmasa dahi ona çok gerek olduğuna dair bahaneler bulur. Başarılı pazarlamacılar sadece tüketiciye gerekli bahaneleri sunarlar. Önemli olan bu bahanenin herkes için inandırıcı olmasıdır. Kitapta en çok hoşuma giden örneklerden birisi şuydu. Mağazalarda yapılan %50 indirimler aslında kadınların kocalarını ikna edebilmeleri için sunulan bir fırsattır. Gerçekten de çoğu kadın indirimleri sadece bir ikna yöntemi olarak kullanır. Eğer bir ürün indirimde ise ondan 2 tane alır. Onlar alışverişin mutluluğun sırrı olduğuna inanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kitabında olduğu gibi bu kitapda da Seth Godin insan düşünceleri ve davranışları üzerine çok önemli tespitler yapıyor. Anlattığı küçük hikayeler ve örnekler ile sunduğu düşünceleri destekliyor. Bence pazarlama dünyasına çok farklı bir bakışaçısı getiren bu kitabı pazarlama işinde olan herkesin bir solukta okuyacağına inanıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5851568166997756622?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5851568166997756622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5851568166997756622' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5851568166997756622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5851568166997756622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/butun-pazarlamacilar-yalancidir.html' title='Bütün Pazarlamacılar Yalancıdır'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5636204222037349630</id><published>2007-07-27T03:28:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T03:08:26.266+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Borsa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pazarlama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Finans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Nakit Akışı Ölçüm Çeyreği</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=112618&amp;amp;AID=16939"&gt; &lt;img src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=112618&amp;amp;boyut=85"  border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;R&lt;/span&gt;obert Kiyosaki' nin tüm kitaplarındaki ortak tema bellidir. Bazı insanlar çok çalışıp az kazanır, az kazandıkça daha çok çalışır, zamanla daha çok çalıştığı halde kazancı daha da azalır. Bazı insanlar daha az çalışıp daha çok kazanır, zamanla kazançları artar, kazançları arttıkça daha az çalışır.  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Zengin Baba Fakir Baba&lt;/span&gt; kitabı yazarın ilk kitabıdır ve en ünlü kitabı da budur. Fakir Baba öz babası, Zengin Babası ise yakın arkadaşının babasıdır. Bu kitapta Zengin Babası ile Fakir Babasının düşünce tarzlarını, para kazanma yollarını, olaylara karşı tepkilerini karşılaştırarak finansal bilgisi az olan insanların yaptığı büyük yanlışları güzel bir anlatım tarzıyla sunmuştur. Fakir Babası büyük üniversitelerde çok iyi eğitim aldığı, hatta valilik bile yaptığı halde düşük geliri nedeniyle ilerlemiş yaşına rağmen çalışmak zorundadır. Zengin babası ise artık işe gitmek zorunda bile değildir. Nakit Akışı Ölçüm Çeyreği kitabında da sık sık iki babasından bahseder. Kiyosaki'ye göre temel mali eğitimi almamış insanlar giderek fakirleşir. Temel mali eğitimi üniversitelerden alamazsınız. Hatta muhasebe okuyanlar bile bu bilgiden yoksundur çünkü muhasebe bilgisini kendisine kazandırmak için değil başkasına kazandırmak için kullanır. İnsanların çoğunun tüm gelirin sadece maaştır. Çalışma durduğu zaman gelir de durmaktadır. Kişi maaştan başka geliri olmadığı için ihtiyaçlarını borçla karşılamak zorundadır. Borca girildiği zaman çalışma zorunluluk haline gelir ve 1 ayı dahi çalışmadan geçirmek mümkün değildir. Bu döngüyü yazar fare yarışına benzetir ve kitaplarında bu yarıştan kurtularak mali özgürlüğe kavuşmanın yollarını öğretir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarın Türkçeye çevrilmiş tüm kitaplarını, iki tane de ingilizce kitabını okudum. Bence hepsi harika kitaplar. Bu kitapların tümünü okuduktan sonra aslında Nakit Akışı Ölçüm Çeyreği kitabının diğer tüm kitaplarının anafikirlerini içerdiğini farkettim. Bu kitap diğer kitaplarında bahsettiği hemen her konudan bahsediyor. Kitapta insanlar gelir kazanma şekillerine göre 4 gruba ayrılmış. Önce kendi grubunuzu öğreniyorsunuz, ondan sonra da içinde bulunmak istediğiniz gruba nasıl geçiş yapabileceğinizi öğreniyorsunuz. Bunları öğrenirken de zengini neyin zenginleştirdiğini, fakiri de neyin fakirleştirdiğini de anlıyorsunuz. Aslında kitap arkaplanda ekonomi, para, ticaret gibi konularla da ilgili az bilinen birçok gerçeği anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabı zevkle okudum. Kitabın hemen her bölümünde kendimle ve dünyayla ilgili yeni birçok şey keşfettim. Henüz tatile gitmediyseniz mutlaka plaj kitabı olarak bir tane alın. Denize girmeyi bile unutacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5636204222037349630?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5636204222037349630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5636204222037349630' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5636204222037349630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5636204222037349630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/nakit-ak-lm-eyrei.html' title='Nakit Akışı Ölçüm Çeyreği'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7203655387062258222</id><published>2007-07-23T03:31:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T03:08:44.892+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Risk Yönetimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Excel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Finans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yöneylem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Excel İle Sayısal Karar Verme Teknikleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=100739&amp;amp;AID=16939"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=100739&amp;amp;y=10021"&gt;&lt;img src="http://resim.kitapyurdu.com/getimage1.asp?resimkod=100739&amp;amp;boyut=85" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt; V&lt;/span&gt;erilen ticari kararların doğru olması işletme başarısı açısından hayati önem taşır. Ticaret yapan insanlar geleceğe dair tahminlerde bulunarak birçok karar alırlar. Geleceğin tahmini için geçmişte alınmış kararların ve bu kararların ticari hayata etkisinin iyi bilinmesi gerekir. Bilgisayarlar geçmişe dair yapılan ticari faaliyetlerin bilgilerini hiç unutmadan tutabildiği, günü geldiğinde de amaca uygun şekilde raporlar üretebildiği için çok önemlidir. Yine de geçmişe dair bilgilerden faydalanarak geleceğe dair kararlar verebilmek çok da kolay bir iş değildir. Ticaretci bir karar verirken kendi tecrübesinden veya ticari zekasından yoğun bir biçimde faydalanır. Maliyetin en düşük olacağı veya kazancın en yüksek olacağı veya stokların en hızlı şekilde eritileceği faaliyetin seçilmesi ve uygulamaya geçirilmesi gerekir. 2. Dünya savaşından sonra bu konuda yaşanan bilimsel gelişmeler ve bilgisayarların bu hesaplamaları yapabilecek kapasiteye gelmeleri neticesinde bilgisayarlar artık karar verme konusunda da büyük faydalar sağlamaktadır. Bu araştırmaların yapıldığı bilimsel alana Yöneylem adı verilir. Yöneylem araştırmaları neticsesinde çeşitli problem çözümlerinde kullanılan birçok yöntem bulunmuş. Bunlardan en çok kullanılanları Doğrusal Programlama, Oyun Teorisi, Hedef Programlama, Markov Analizi, Stok Yönetim Teknikleri, Proje Yönetmi, Kuyruk Modelleri vb. dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelde bu yöntemlerin hepsi problem çözümünde ağır matematiksel işlemler içerir. Bu zor hesaplamaların herkes tarafından pratik bir şekilde yapılabilmesi için Excel programı basit birkaç araç içerir. Temelde kullanılan araç Solver eklentisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Excel ile Sayısal Karar Verme Teknikleri kitabı Excel ve Solver aracını birarada kullanarak analizler yapmayı öğretmektedir. Bence kitabın özelliği sadece çözümlerin nasıl yapılacağını anlatmakla kalmamış olması. Günlük hayattaki problemlerin çözümünde yöntemlerin nasıl kullanılacağı örneklenerek tek tek anlatılmış. Kitabı takip ederken bir taraftan örnek problemin çözümünde temel olarak hangi yöntemin kullanılacağını, diğer taraftan da Excel'in problemi nasıl çözdüğünü çok iyi anlıyorsunuz. Bu nedenle işletme sahibi veya değil, karar verme pozisyonunda çalışan herkesin bu kitabı edinmesini tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta örnek verilerek çözülen problemlerden birkaçı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Taşımacılık şirketi İzmir'den doğudaki 6 şehre taşıma yapıyor. Problemde merkezlerin biribirlerine uzaklıkları veriliyor. Bu verilere göre maliyeti en düşük güzergahın hangisi olduğunun bulunması isteniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Problemde bir şirketin 3 ayrı ilde bulunan fabrikaların haftalık üretim miktarları ayrıca 4 ayrı ilde bulunan depoların haftalık ürün ihtiyacı veriliyor. Bu veriye göre hem depoların ihtiyaçlarını karşılanması hem de en düşük sevkiyat maliyetinin sağlanması için sevkiyatın ne şekilde planlanması gerektiğinin bulunması isteniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Yeni kurulacak bir tesisin hangi büyüklükte kurulursa güçlü, orta veya zayıf pazarlardan ne kadar kar veya zarar elde edebileceği verilmiş. Tesisin kurulacağı yerdeki pazarın büyüklüğünün ne olacağının bilinmediği durumda en doğru tesis büyüklüğü seçiminin ne olması gerektiği soruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Bir marketteki kasa sayısı, müşterinin kasada bekleme süresi, 1 saatte gelen ortalama müşteri sayısı veriliyor. Bir müşterinin ortalama kasa önünde bekleme süresinin ne olacağı ve müşterinin boş kasa bulma olasılığının ne olduğu, en iyi kasa sayısının ne olması gerektiği soruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta bunun gibi onlarca çözümlü örnek bulabilmeniz mümkün. Ayrıca bu örneklerin hepsi kitaba ilave bir CD içerisinde de veriliyor. Her geçen gün bilgisayarların daha iyiyi bulmamıza yaptığı katkı artacak ve kararlarını bu yöntemlerden faydalanarak veren işletmeler daha başarılı olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7203655387062258222?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7203655387062258222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7203655387062258222' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7203655387062258222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7203655387062258222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/excel-ile-sayisal-karar-verme.html' title='Excel İle Sayısal Karar Verme Teknikleri'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-4748972535838505473</id><published>2007-07-21T23:54:00.000+03:00</published><updated>2007-08-02T21:51:46.604+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Öylesine</title><content type='html'>Bundan birkaç sene once bir ressamın yanına çırak olarak eğitim almaya gittim. Hocam eşiyle birlikte bir galeri işletiyordu ve galerinin arkasındaki atölyede de ben resim yapmayı öğreniyordum. Birgün hocam elinde oğlunun beş yaşındayken yaptığı resimlerle geldi. Ben beş yaşındaki bir çocugun nasıl bu kadar güzel resim yapabildiğini düşünürken hocamın gösterdiği bir resimle birden şok oldum. Ufaklik boydan kendi resmini çizmişti ve pantolonu yoktu. Kendisini aynadan seyrettiğinde çıplak halinde ne görüyorsa onu olduğu gibi çizmişti. O gün bu resim uzerine çok sey konustuk ama hocamin söylediği birşey hala aklımdadır. Beş yaşındaki bir çocuk büyürken toplumdan aldığı en büyük eğitim utanma ve kendini kısıtlama duygusudur. İnsanın yaratıcılığının önüne geçen ve bir düşünceyi daha aklına geldiği anda bilinçaltından engelleyen mekanizma budur. Eleştirilme, dışlanma, alay edilme gibi korkular bazı düşüncelerimiz daha işin baslangıcında yok eder. İnsan bu korkularını yenmeli ve kendini gördüğü gibi olabildiğine çizebilme özgürlüğünü kaybetmemeyi başarabilmelidir demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan psikolojisindeki baskın duygulardan birinin korku olduğunu bazı kitaplardan okumustum. Korku insanların hareketlerinde sınırsız davranmasını ve genel ahlak kurallarının dışına çıkmasını engelleyen onemli bir faktördür ancak bizim toplumumuzda bu duygu bu şekilde gelişmemistir. Genellikle bir insanin kalbini kırma, saygısızlık yapma, iyi işleyen bir ortamı bozma, insanlari yanlış yönlendirme, etik değerlere saygı gostermeme, tembellikten bir ise yaramaz hale gelme, israf etme gibi korkularımız yoktur. Genelde gözlemlediğim büyük korkular hep maddiyatla ilgili konulardır. Insanlar gücünden daha ust seviyedeymiş gibi yaşar ve bu durumlarını kaybetmemek için akla hayale gelmeyecek cinliklere başvururlar. Belkide bu olduğundan fazlasıymış gibi görunme ve yaşama isteğinin altında yine eleştirilme ve dışlanma korkusu vardır. Belkide bu nedenle birçok değerlendirmemizi hep maddi ölçütlerle yaparız ve diğer ayrıntıları hep ikinci plana atarız. İyiyi veya kötüyü maddi değeri ile ayırt ederiz. Ticari değeri olduğunu sandığımız bir düşüncenin saklanması gereken bir düşünce oldugunu düşünürüz ama karşımızdakini üzebilecek bir düşüncemizi dile getirmekten hiç çekinmeyiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminim aramızda merak edip Google ile ilgili kitabı okuyanlar vardır. Gerçi bu tür kitaplar biraz destansı özelliklerle bezelidir ama yine de kısmen de olsa doğru olduğuna inandığım bir anafikri vardir. Google projesine bu projeden nasıl para kazanılacağına dair hiç bir fikri olmayan yatırımcılar tarafindan 25 milyon dolar para yatırılmış ve yüksek hardware gereksinimi nedeniyle büyük sıkıntıda olan bir projeye yaşama şansı verilmis. Adwords sistemi daha sonralari geliştirilmiş ve proje yatırımlarını kat kat geri döndürmüş. Burada önemli olan şudur. Google geliştiricileri "Bir arama motoru yazalim da reklamdan köşeyi dönelim" diye yola çıkmamışlar. Artık projeden para kazanılması gerektiğini şirket borca batmak üzereyken ciddi bir sorun olarak görmeye başlamışlar. Google'ın bu hale geleceğini o kadar görememişler ki arama motorunu Yahoo'ya satmaya çalışmışlar. Şimdi "e adamlarda para çok, refah düzeyleri yüksek" diyenler çıkabilir. Merak ediyorum Google Türkiye'de 25 degil 250 milyon dolardan parayı ilk verene satılsa satılması kaç dakika sürer? 25 milyon doları olan herkes Google yapabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birgün Teknokentimizin web sitesini dolaşırken Yeni Fikirler Yeni İşler diye bir link dikkatimi çekti. Hemen siteye girdim ve acaba ne fikirler var diye merakla baktım. Juri özel ödülü alan proje dikkatimi çekti. Spor karşılaşmalarının görüntülerinin insansız sistemlerle çekilmesiyle ilgili ilginç ve güzel bir proje. Dikkatimi çeken cümle ise şuydu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İş planımıza göre, öncelikle halı saha futbol karşılaşmalarında talep bulması beklenen sistem, işletmecilerin %25 gelirlerini artıracak yeni ürünlerin (DVD ya da VCD gibi) sunulmasını&lt;br /&gt;sağlayacaktır. Bizce herkes yaptığı maçın görüntülerine sahip olmak isteyecektir. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte gençlerin yaratıcılığının nasıl kısıtlandığının güzel bir örneği. Gençler somut bir sekilde DVD satarak projenin %25 gelir artışı sağlayacağından bahsediyor. Bu fikri geliştirenlerin yaşlarını&lt;br /&gt;bilmiyorum ama eğer tahmin ettigim gibi öğrenci olacak yaştalarsa şimdiden para kazanamayan bir firma sahibinin yaşayacağı türden kaygıları taşımaları düşündürücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne eğitimi alırsa alsın insan üniversite kapısına zaten bir kalıba sokulmus şekilde geliyor. Gençler Yazılım Mühendisi ünvanını almış bile olsa yukarıda bahsettiğim korkuları ve toplumun&lt;br /&gt;çizdiği yüksek standardı yakalama endişesini taşıyor. Halbuki çevremize baktığımzda bir işi iyi yapabilen, tembel olmayan, olumlu düşünen ve iyi insan ilişkileri kurabilen herhangi bir kişi iyi bir yaşam standardı yakalayabiliyor. Yani iş yine insanin kendisinde bitiyor. Pazarcılıktan tekstil fabrikasi kurmaya kadar yukselmis bir kişi gördüğümüzde "acaba nereden yürüttü" gibi bir şey düşünürüz. Bu tür şeyler başaranların nasıl yaptıklarını görmek ya işimize gelmiyor ya da aklımıza yatmıyor. Rahmetli Sabancı' nın dediği gibi Çalışmak, Çalışmak, Çalışmak. Avrupa gol kralımız Tanju Çolak ile ilgili bir anı dinlemiştim. Normal antremanlar bittikten sonra Simoviç'i ve Prekazi'yi yanına alarak Prekaziye orta yaptırır ve vücudunun her yerini kullanarak saatlerce Simoviç'e gol atmaya çalışırmış. Avrupa gol krallığı Yetenek mi? Şans mı? belki bunların etkisi vardır ama çalışmanın ve kendini geliştirmek için gayret etmenin önemini keşfeden bir kişinin ne is yapıyor olursa olsun başarıyı ve maddi kazancı mutlaka ama mutlaka kazanacağına inananlardanım. Ama bizi biz değil elimizde olmadan bilinçaltımıza yerleşmiş şeyler yönetiyor. Çoğu şeyi adet yerini bulsun, komşular alışverişte görsün diye yapıyoruz. Zaman geçtikçe birşeyleri kaçırıyor, geride kalıyor ve geride kaldıkça daha saldırgan, daha statükocu, daha nemelazımcı oluyoruz. İşin garibi birşeyler yapmaya gayret eden kişileri de vargücümüzle dövüyor ve yaptığına yapacağına pişman ediyoruz. Etrafınıza bir bakın. Hiç bir olumlu sonuca bağlanmayan ne kadar çok gereksiz eleştiri var. Herhalde herşeyde eleştirilecek bir yön bularak eksikliklerimizi veya korkularımızı inkar etmeye çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiiki temel sorun yine de eğitimde ama ben sorun olarak gördüğüm problemlerin çözüldüğünü görebilecek kadar yaşayabileceğimi zannetmiyorum. Belki yanlışlıkların farkına varanlar farklı düşünen çocuklar yetiştirirse bu çocuklarin birşeyler yapma şansı olabilir. Yaşam standardı mutluluk olan, sevginin ve saygının önemine inanan, çalışmayı ve üretmeyi seven, yaratıcılığı ve fikir üretme özgürlüğü yokedilmemiş, eleştirilmekten korkmayan, problemlerini konuşarak değil çalışarak çözebileceğine inanan, fikirlere eleştirerek değil geliştirerek yaklaşabilen, küçük hesapların değil büyük hedeflerin peşinde olan, kendini olduğu gibi kabul eden ve seven cocuklar yetiştirebiliriz. Bu çocuklar üniversiteye hayatı garanti altına alan bir kağıt parçası için değil kendilerine yeni bir ufuk açmak icin gelirlerse bu beklenti o ortamla ilgili hocayı, dekanı, rektörü, bakanı herkesi adam edecektir. Yani eğitimin kalitesi, eğitim alanın kalitesiyle beraber yükselecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir belki de şimdiden içimizde, kendi çıplak resmini çizen utanmaz çocuklar yetiştirerek biryerlerden başlayabiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-4748972535838505473?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/4748972535838505473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=4748972535838505473' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4748972535838505473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4748972535838505473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/ylesine.html' title='Öylesine'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-5378227860166333119</id><published>2007-07-19T23:44:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T01:55:18.350+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><title type='text'>Beynimizin Çalışma İlkeleri</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Bu yazımda beynimizin çalışma prensiplerine yönelik öğrendiğim bazı bilgilerden kendimce önemli gördüklerimi anlatacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beynimiz 5 duyumuzdan gelen girdileri (ses, görüntü, koku, tat gibi) kullanarak bir model oluşturur ve bunları veri bankasına kaydeder. Bu veri bankasını bazen hayat tecrübesi, bazen bilgi, bazen de hayat görüşü gibi kelimelerle tanımlarız. Beyin bir bilgiyi veritabanına kaydederken edindiği diğer bilgilerden faydalanarak onu bir tanım haline getirir. İnsan bir böcek gördüğünde temel bilgilerini kullanarak onu tanımlar ve buna karşı bir tepki oluşturur. Normal bir insan iğrenir, korkar ve korunmaya çalışırken bir biyolog böceği inceler, eline alır, onun özelliklerini anlamaya çalışır. Yani yaşamımız boyunca olaylara karşı tepkilerimizin ne olacağını önceden veri bankamıza kaydettiğimiz bilgiler belirler. Tepkilerimizin sonuçları ise veri bankamıza yeni bilgiler kaydedilmesine neden olur. Bu süreç her insanda farklı veri bankaları oluşmasına, dolayısıyla farklı insanların benzer olaylara farklı tepkiler vermesine neden olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beyin ile ilgili bilmemiz gereken en önemli şeylerden birisi beynimizin gerçek olanın ne olduğunu aslında önemsememesidir. Beynin üzerinde çalıştığı veri gerçek olan değil kayıtlı olandır. Ölü bir yılanla karşılaşsak bize zarar veremeyeceğini bildiğimiz halde canlı bir yılanla karşılaşmışız gibi tepkiler veririz. Bir film seyrettiğimizi bildiğimiz halde aşk acısı çeken aktör için ağlarız. Verdiğimiz tepkilerin sebebi gerçekler değil o gerçek duruma karşı beynimizde oluşmuş modellerdir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi kağıdı kalemi elimize al&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RqkPh4qLiaI/AAAAAAAAAA0/LOmqGOKcLZ0/s1600-h/araba.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5091617928538458530" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RqkPh4qLiaI/AAAAAAAAAA0/LOmqGOKcLZ0/s320/araba.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;alım ve bir araba çizelim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir ressam değilsek büyük ihtimalle soldakine benzer birşey çizmişizdir. Gerçekte böyle bir araba var mı? Yoksa biz yeteneksiz miyiz? İkisinin de cevabı hayır. Çizdiğimiz şey araba görüntüsü karşılığında beynimizde oluşmuş simgesel modeldir. Bu basit model hayatımız boyunca gördüğümüz bütün arabaların ortak özelliklerinin birleşimidir. Bir nesnenin araba olup olmadığını anlamak için bu kadar bilgi yeterlidir. Arabanın çelik jantları olması, otomatik vites olması gibi detaylar bu modelde yoktur ve gerçekte de gördüğümüz nesnenin araba olup olmadığına karar verirken bu detaylarla ilgilenmeyiz. Herkes çizdiği araba sembolüne teker ekler. Gerçek hayatta arabaya benzeyen ama tekerleri kare olan bir nesne gördüğümüzde bunu çok garipseriz ve buna araba demekte zorlanırız. Halbuki motoru olmayan bir araba görsek buna en fazla motoru çıkarılmış araba deriz. İlgilendiğimiz detay arabanın tekerleri kare olduğu için veya motoru olmadığı için gidemeyeceği gerçeği değil gördüğümüz nesnenin beynimizde oluşan modele uymamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte bütün hayatımızı bu tür basit modeller kullanarak sürdürürüz. İnsan ilişkilerimizde, iş veya sosyal hayatımızda, aldığımız kararlarda, kısacası insana özgü her türlü eylemimizde çeşitli problemler yaşarız. Problemlerin büyük çoğunluğunun kaynağı gerçekler değil türlü nedenlerle veri kaynağımıza kaydedilmiş gerçekle ilgili yanlış modellerdir. Bu kayıt ve değerlendirme işlemi bilinç dışı gerçekleşir. Yani neyin nasıl kaydedileceği konusunda bir kontrolümüz veya seçim özgürlüğümüz yoktur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hayatta karşılaştığımız en garip durum kaçındığımız şeylerin başımıza gelmesidir. Düşmemeye çalışan bir cambaz düşer, gol yememeye çalışan bir kaleci gol yer. Cambazın düşmemek için gösterdiği çaba beyinde düşen bir cambaz modeli oluşturur. Beyin modeli oluştururken ve o modele uygun tepkiler vermemizi sağlarken bunun kaçındığımız birşey olup olmamasıyla ilgilenmez. Sürekli düşünme bu modelin oluşması için yeterlidir. Bu nedenle olumsuz sonuçlara neden olacağını düşündüğümüz davranışları yapmaktan kendimizi alıkoyamayız.&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beyin çoğu durumda bizim hükmettiğimiz bir organ değildir. Beynimiz zaman zaman bize hükmeder. Beyinde acil durumlarda kısadevre görevi gören amigdala adı verilen bir parça vardır. Amigdalanın temel görevi kişinin hayatta kalmasını sağlamaktır. Kimi acil durumlarda insan bilinci devre dışı kalır ve kontrol amigdalaya geçer. Örneğin ayağımız kayıp yere düşerken kendimizi koruma amaçlı yaptığımız hareketleri bilinçli yapmayız. Amigdala anında devreye girerek kontrolü ele alır. Tabiiki amigdala yine geçmişte oluşmuş verikaynağını kullanır. Bu nedenle bir kalecinin yere düşme ile ilgili oluşmuş verikaynağı normal insanınkine göre çok daha gelişmiş olduğu için kaleci bu durumu daha az hasarla atlatır. Genellikle ağır duygusal uyarılara maruz kalındığında amigdala devreye girerek kontrolü ele alır. Örneğin saldırma, kaçma, savunma gibi eylemler amigdala kontrolünde gerçekleşir. Modern hayatın gereği normal günlük eylemlerimizde de zaman zaman kontrol amigdalaya geçer. Verikaynağımızın kalitesi direk olarak amigdalanın çalışma şeklini şekillendirir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde beynin bu özelliklerinden yola çıkarak birçok kişisel gelişim metodu üretilmiştir ve pazarlanmaktadır. Bunlardan en çok bilineni NLP'dir. Yakın zamanlarda çok konuşulan Çekim Yasası meselesi ise aynı konunun değişik bir tarzda sunumudur. Böyle tekniklere, sırlara ihtiyaç var mı bilemiyorum ama herşeyin beyinde bittiğinin bilincinde olunması ve buna göre hareket edilmesi zaten insan işin çok büyük bir kişisel gelişim nedeni olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patronumdan öğrendiğim güzel bir sözle bitirmek istiyorum. "Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-5378227860166333119?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/5378227860166333119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=5378227860166333119' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5378227860166333119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/5378227860166333119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/beynimiz-nasl-alr.html' title='Beynimizin Çalışma İlkeleri'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hA5XryBBD80/RqkPh4qLiaI/AAAAAAAAAA0/LOmqGOKcLZ0/s72-c/araba.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7166932807470042954</id><published>2007-07-19T04:02:00.000+03:00</published><updated>2007-08-25T16:59:19.541+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diğer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Sır (The Secret) kitabı yutturmacası.</title><content type='html'>Arka kapağını okuyup da "ahanda fena bişey keşfettim" diyerek bu kitaba atlayan sazanlardan birisi de ne yazık ki benim :) Yazıklar olsun bana hiç akıllanmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda ilk defa bir kitap tarafından aldatıldığımda 10-12 yaşlarındaydım. Ablamın bir gazete ilanında gördüğü "10 Günde Zayıflamanın Sırrı" kitabı sıfır beden takıntısı olan her genç kız gibi ilgisini çekmiş ve annemi de kilo problemlerinin tarih olacağına ikna ederek kitabın siparişini verdirtmişti. Ben de o yaşlarda tombalak bir çocuk olduğum ve diğer arkadaşlarımın yanında kompleks yaptığım için bu kitaba büyük ilgi duymuştum. Hayatım değişmek üzereydi. Artık ben de futbol takımına girebilecektim. Hararetli bekleyişimiz bir hafta sonra gelen bir paketle sona erdi. O paketi açarkenki heyecanımızı hiç unutmam. Ablam kitabı eline almış ve yüksek sesle okumaya başlamıştı. Kitabın ilk birkaç sayfasından sonra büyük sır açıklanıyordu. Yemek yerken her lokma 1 dakika çiğnenecek. Ssonra 100 sayfa kadar diyet listeleri. Sır bu mu yani? 10 sayfa sırrın reklamı, sonra 1 paragraf sır, sonra 100 sayfa diyet listesi. Kitap biryere fırlatıldı ve ilk birkaç lokmalarımızı bir dakika kadar çiğneyip sonra bu sevdadan vazgeçeceğimiz yemek sofrasına oturuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sır kitabını ilk okuduğumda aynı hissi yaşadım. İstediğin herşeyi elde etmenin sırrı o şeyi çok istemek. Sonrası hikaye. Kim neyi çok istemiş ve başarmış muhabbeti. Aslında bu yeni birşey değil. Biraz kişisel gelişim, NLP vesair konularına bulaşmış herkes bu "araba almak istiyorsan habire kendini o arabaya binerken hayal et" meselelerini iyi bilirler. Aslında NLP'nin tutar bir yönü var. Hani biraz insanın kendini birşeye kanalize ederek bir algıda seçicilik oluşturması vesilesiyle istediği şeye sahip olmasına neden olabilecek fırsatları daha iyi değerlendirebilmesi veya ona yönelik çalışması veya satınalma tercihinde onu önplana alması gibi az biraz akla mantığa uygun bir yönü var. Yani NLP geliyor sonuçta insanın kişisel bir içdisiplin oluşturması noktasına dayanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sır yazarları bu çabanın bile insanlara zor geldiğini düşünmüş olacak ki kişisel gayreti de kenara atarak işi direk kuantum fiziğine dayandırmış. Sadece düşünme yetecek başka bir gayrete de gerek yok. Lisedeki Pakistanlı Fizik hocam bu kitabı okuyup da "aah ülen aah bu nasıl benim aklıma gelmedi" nidalarıyla kafasını dağlara taşlara vurmuş mudur bilemiyorum ama ne yazarın ne de okuyucunun kuantum fiziği hakkında lise hocam kadar bile bilgisi yok. Bu halde kuantum fiziği sır yasasının doğruluğunu nasıl ispat edebiliyor anlamak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle 1-2 gün hayal aleminde gezmek veya abuk subuk birşey için harcayabileceğiniz birkaç saatiniz varsa bu kitabı okumak isteyebilirsiniz. Buna birşey diyemem. Ama bence fazla kaptırmamak gerekir. Tabii bu formül tutmayacak. Onun da panzehiri hazır. Bunu da dün gördüm. "Sır benim için çalışmıyor veya bazen çalışıyor bazen çalışmıyor (!!) diyenler için her defasında garantili çalıştıran yöntem kitabı". Aslında bu kitap ünlü yazar Napoleon Hill'in çok eski bir kitabı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem ki elalem sikrıt yaparak karşısına kuş karga çıkarabiliyor veya yerde para felan bulabiliyor, acaba tüm mahalle, konu komşu sikrıt yapsak susuz Ankaramıza yağmur yağdırabilir miyiz :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7166932807470042954?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7166932807470042954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7166932807470042954' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7166932807470042954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7166932807470042954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/sr-scret-kitab-yutturmacas.html' title='Sır (The Secret) kitabı yutturmacası.'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-6688528184317886059</id><published>2007-07-18T23:45:00.000+03:00</published><updated>2007-07-20T01:46:54.614+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Özellik Yönelimli mi? Vaka Yönelimli mi?</title><content type='html'>Bu yazıda iki temel yazılım geliştirme tekniğini inceleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program yazarken genelde yaptığımız şey şudur. Programın yapması gereken bir iş belirleriz. Sonra programa o işi yaptırıncaya kadar kodlar dururuz. Kodlama yaparken aklımıza birşeyler gelir. Elimiz değmişken müşteriyi memnun edeceğini düşündüğümüz bu özellikleri ekleriz. Hadi buna bir isim verelim ve bu işi belirleme ve belirlediğimiz işi programa yaptırma olayına Üretim Süreci diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretim sürecinin bir iş belirleme ve o işi yapma adımlarının arasında aslında bir de analiz adımı vardır. Yani bir iş belirlenir. Bu işi programın nasıl yapacağı analiz edilir ve yaptığımız analize göre kodlama yapılır. Gerçekte bir de tasarım aşaması var ama şimdilik onu kodlama aşamasına dahil edelim. Programın yapacağı işe de gereksinim diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetlersek önce bir gereksinim seçiyoruz, bu gereksinimi programın nasıl karşılayacağına karar veriyoruz ve programı yazıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapacağımız iş ne olursa olsun, işin nasıl yapılacağının analizinde iki temel yöntem vardır. Tümdengelim ve Tümevarım. Eğer konunun bütünü hakkında yeterli bilgimiz varsa Tümdengelim tekniğini uygularız. Yani konuyu bir bütün olarak ele alırız ve bütünü oluşturan parçaları araştırırız. Eğer konu hakkında yeterince bilgi sahibi değilsek o zaman Tümevarım tekniğini uygularız. Yani bütüne ait olduğunu tahmin ettiğimiz küçük parçaları ele alırız ve onları biraraya getirerek bir bütün oluşturmaya çalışırız. Tümevarım tekniğinin çok önemli bir riski vardır. Küçük parçalardan bütüne ulaşma çabası herzaman başarılı sonuç vermez. Bütüne hakim olmadığımız için elimizdeki parçalar bizi gerçekte olandan çok farklı bir noktaya götürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin inşaat işi yaptığımızı düşünelim. Eğer nasıl bir bina yapacağımız belli ise o zaman inşaatın sonucunu düşünerek bir proje hazırlarız. İşleri küçük parçalara böleriz. Bu aşamada inşaat sırasında karşılacağımız sorunların büyük bölümünü kağıt üzerinde çözeriz. Sonra hangi iş bitince hangisinin başlayacağını belirleriz ve planımıza uygun şekilde işi organize edip uygulamaya geçeriz. Ulaşacağımız sonuç başta planladığımızla aynı olacaktır. Eğer bir bina yapacağımızı biliyor ama nasıl bir bina yapacağımızı bilmiyorsak o zaman elimize malayı, tuğlayı alıp duvarın bir tarafından örmeye başlarız ve ilerleme durumumuza göre sonraki işin ne olacağına karar vermeye çalışırız. Bu yöntemle başta amaçladığımız sonuca ulaşma ihtimalimiz çok düşüktür. Yapacağımız küçük bir klübe ise konuya hakimiyetimizi kaybetmeden işi bitirme ihtimalimiz olabilir ama bir gökdelen yapmaya kalkarsak bir yerden sonra ip kopar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiiki inşaat yapmıyoruz program yazıyoruz, burada bazı farklar var. Farklar çok olsa da program üretirken de Tümevarım ve Tümdengelim yöntemleri kullanılır. Biz bu iki program yazma yöntemine Özellik Yönelimli (Feature Driven) ve Vaka Yönelimli (Case Driven) programlama diyoruz. (Türkçelerini ben şimdi uydurdum. Türkçe başka şekilde ifade ediliyorsa onları da araştırıp yazıma eklerim. Şimdilik böyle devam edelim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer çevremizde "Programa şöyle bir özellik ekledik." veya "Programda şu özellik olmadığı için müşteri programı almadı" şeklinde konuşmalar yapılıyorsa &lt;strong&gt;Özellik Yönelimli Programlama&lt;/strong&gt; yapıyoruz demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer "Kullanım vakası bu kullanım senaryosuna uygun değil" veya "Bu kullanım vakası müşteri gereksinimlerini tam karşılamıyor" gibi konuşmalar yapılıyorsa &lt;strong&gt;Vaka yönelimli Programlama&lt;/strong&gt; yapıyoruz demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl amacım bu yöntemlerin tanıtımını yapmak değil. Amacım yazılım üretiminde sık yapılan bir hataya dikkat çekebilmek ve projelerin aslında müşteri gereksinimlerine paralel gitmesinin ne kadar önemli olduğunu anlatabilmek. İyisi mi gerçek hayat örnekleri üzerinden düşünerek devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle basit bir örnek düşünelim. Bir program yazarak yazılım sektöründe devrim yapmayı planlamaktayız. Herkes bu programı satın almalı. Programımız bir satış programı olsun. Stok kartları olacak. Alış faturası ile mal alınacak, Satış Faturası ile satılacak. Program bu evraklarla yapılan hareketleri baz alarak Stok Envanterini ve Stok Karlılık Raporunu verecek. Bir de müşterilerin borcunu alacağını tutacak. Programı ne tür bir müşterinin kullanacağını ve müşterin gereksinimlerini bilmediğimiz için konuya şöyle gireriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel parça stok kartı. Stok kartı olmadan fatura kesemeyiz. Önce stok kartını düşünelim. Stok kartında ne olur? Stok kodu, Malın Cinsi, Barkod, Birim, Satış Fiyatı ve raporlar için birkaç tane özel kod olur. Biz bunları düşünürken çok bilgili arkadaşımız "Böyle yaparsan bu programı bilgisayar parçası satanlar kullanamaz çünkü onlar malı dövizle alıp satarlar" der. Tamam sorun yok Döviz satış fiyatı özelliğini de koyalım. Döviz koyacaksak kur bilgisinin girileceği bir alan daha gerekir. Sonra başka biri "Buna bir de peşin fiyatı, veresiye fiyatı lazım der" peki 2. Satış Fiyatını da koyalım hatta elimiz değmişken bir de 3. satış fiyatı koyalım zengin göstersin. Bunların döviz karşılıklarını da girecek alanlar koyalım. Tabii bitmez. Başka biri "aaa ama ürünün adet barkodu farklı paket barkodu farklı" der. Tamam birim bazında barkod tanımlama özelliğini de koyduk. Başka biri "ya geçen bi müşteriye gittim adam stok kartında 3. iskonto tanımlama özelliği olmadığı için 5 yıldır kullandığı program bırakmış" der. 3. İskonto mu? Hmm 3 iskonto kullanan yerleri kaçırmamak lazım. Stok kartına 3 tane de iskonto tanımlama alanı açalım. Peki 3 tane de fiyat koyduk? Peşin alana da veresiye alana da aynı iskontolar uygulanacak mı? Neyse konu biraz karıştı. Şimdilik karta direk koyalım sonra biri istek yaparsa çaresine bakarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet stok kartı tamam. Kodladık güzel oldu. Şimdi satış faturasına geçelim. Faturada ne olur? Bir başlık bölümü, bir hareket bölümü bir de genel toplam bölümü olur. Başlığa ne koyacağız? Belge Tarihi, Belge Numarası, stok kartında döviz de olduğuna göre başlığa bir de döviz seçeneği koyalım. Müşteri kartının seçileceği bir alan açalım. Müşteri kartı mı? Hmm o zaman önce müşteri kartını yapalım. Bu böyle sürer gider...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada başka bir yazılım evinde olaylar daha farklı gelişmektedir. Şirket yönetimi giyim malları satan yerlerde kullanılacak bir satış programı yazmayı planlamaktadır. Kullanacak kitle tanımlıdır. Programın çözeceği problem de bellidir. Giyim satışı konusunda deneyimi olan birisiyle yapılan görüşme neticesinde şöyle bir döküman hazırlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Giyim Satış Programı &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vaka No:1 Satış Sorumlusu Satış Yapar&lt;/p&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Müşteri satın alacağı ürünleri kasaya getirir&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Satış Sorumlusu yeni satış komutu verir&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sistem Satış belgesini hazırlar, otomatik belge no ve tarih verir, boş bir hareket ekler ve belgeyi gösterir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Satış Sorumlusu ürün barkodunu okutur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sistem barkoddan stok kartını bulur, karttan satış fiyatını okur, harekete stok kodunu, malın cinsini satış fiyatını yazar, belge toplamını günceller ve yeni satıra geçer.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Satış sorumlusu tüm mallar belgeye ekleninceye kadar 4. adımdan devam eder.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Satış Sorumlusu ödeme şeklini (Nakit, Kredi Kartı) seçer.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sistem ödeme şeklini ekranda gösterir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Satış sorumlusu belge yazdırma komutunu verir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sistem belgeyi kaydeder ve yazıcıya belgeyi gönderir. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bitti.&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;p&gt;Bu döküman işletmede yapılan bir faaliyetin bilgisayara kaydedilmesi sırasında girilen bilgilerin ve program ile kullanıcının etkileşiminin gösterildiği bir kullanım vakasıdır (Use Case) Bu vakayı programlayacak programcı bu işlemin yapılabilmesi için stok kartına hangi bilgilerin konulması gerektiğini araştırır. Bu vakayı tamamlayabilmek için Stok kartında Barkod, Stok Kodu, Malın Cinsi, Satış fiyatı alanlarının olması yeterlidir. Ya birim? Döviz fiyatı? Programın hedefi giyim satışı yapanlardır. Giyim satanlar koliyle gömlek satmazlar. Döviz kullanan da bazı yabancı kökenli mağazalar haricinde pek yoktur. Aslında giyim satan bir mağazanın stok kartında birim gibi bir bilgi olması bile hem veri hem de görünüm anlamında fazlalıktır. Ya iskonto? Mağazalar indirim yapmazlar mı? 2 numaralı "Kampanya Kullanım Vakası" üzerinde yapılan inceleme neticesinde giyim mağazalarının iskontoyu belli bir grup ürüne yaptığı ortaya çıktığı için rakibimiz iskontoyu stok kartına koymamış onun yerine başka bir yerden &lt;em&gt;yazlık gömlek grubu&lt;/em&gt; veya &lt;em&gt;kışlık pantolon grubu&lt;/em&gt; gibi belli gruplara topluca iskonto yapılmasını sağlamış. 2. ve 3. iskontoyu koymaya da gerek bile duymamış. Peki giyim satan kişi benim programımı kullansa kampanya döneminde ne yapacaktı? Önce tek tek her stok kartına iskonto vermeye çalışacaktı. Bu zor gelmeye başlayınca benden topluca stok kartlarına iskonto yapılmasını sağlayacağım bir özellik isteyecekti. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Biz özellikleri birarada çalıştırmaya ve müşterilerimizin isteklerini yapmaya uğraşırken rakibimiz başından sonuna bir işin yapılabildiği çalışan birşeyler üretmiş ve buna ihtiyaç duyacağını düşündüğü müşterilere gitmeye başlamıştır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kullanım vakaları kullanım senaryoları ile geliştirilir. Kullanım senaryosu bir gerçek hayat örneğidir. Mesela şöyle bir senaryo düşünelim. Müşteri ürünleri kasaya getirmiş ve satış sorumlusu ürünleri okutmaya başlamıştır. Tam ürünleri okuturken müşteri "bir dakika" der o anda gözüne çarpan bir eteğe bakmak üzere kasanın önünden ayrılır. Satış sorumlusu ne yapar? Kullanım vakamız bu senaryoyu karşılayabilir mi? O an yapılan satışın duraklatılması ve sıradaki müşteriye geçilmesi durumunu karşılayacak şekilde kullanım vakası güncellenir. Programcı vakayı tamamlayacak şekilde programı günceller, vakanın her adımının tamamını test eder. (veya test kodunu günceller) Programın bir yerinde değişiklik yapılması durumunda çalışma şeklinin ne olması gerektiğini kullanım vakası (Use Case) belgelemektedir. Bir değişiklik yaparken başka bir işlevin bozulması gibi bir risk çok düşüktür. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuçta işe yarar bir fatura yazma ihtimali vaka yönelimli hareket edildiği zaman hep daha yüksektir çünkü tümdengelim yöntemi kullanılmaktadır ve parçaların taşıyacağı özellikler bütüne bakılarak belirlenmektedir. Programcılıkta en kötü olay programın tamamlanmamış vakalar içermesidir. Örneğin programda yapılması gereken iki iş olduğunu ve ne yapılacağına programcının karar verebileceğini düşünelim. Birisi "seri numaralı satış yapma özelliği" birisi de "faturayı yazıcıdan çıkarma" özelliği olsun. Özellik yönelimli düşünen programcı büyük ihtimalle seri numaralı satış özelliğini eklemeyi düşünecektir çünkü bu özellik programın hitap ettiği kitleyi genişletecek ve programın satılma ihtimalini yükseltecekir. Kimse programı yazıcıdan çıktı verip vermediğine bakarak almaz ama seri numaralı satış yapan bir müşteri bu özelliği görmek ister. Programcı bıçak kemiğe dayandığında fatura çıktısının nasıl olsa yapılabileceğini düşünür. Halbuki vaka yönelimli düşünen birisi böyle bir tercih yapma durumunda bile kalmaz. Program fatura yazdırmadan daha ilk vaka bile tamamlanmamaktadır. Bir vaka tamamlanmadan diğerine geçilmeyeceği için program fatura kaydeden ama çıktısını veremeyen bir duruma asla geçmez. Özellik yönelimli programlamada hemen her zaman programda buna benzer bir eksiklik olur. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;2 önemli tespit yaparak konuyu sona erdirelim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üretim tekniği yazılımevinin bütün organizasyonuna sirayet eder. Bir programın demosu yapılırken programın hangi teknikle hazırlandığını hemen anlayabiliriz. Eğer demoyu yapan kişi "Faturada x özellik var" "stok kartında y özellik var" şeklinde anlatım yapıyorsa o yazılımevi özellik yönelimli çalışmaktadır. Eğer demoyu yapan kişi önce müşterinin kullanım senaryolarını sorguluyor sonra programın bu kullanım senaryolarında nasıl kullanıldığını gösteriyorsa o yazılımevi vaka yönelimli çalışmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gördüğü süper özelliklerden çok etkilenerek özellik yönelimli üretilmiş bir programı satınalan birisi programı kullanmaya başladığı andan itibaren hayal kırıklığına uğrar. Programda süper özellikler vardır ama bu özellikler sistem ile kullanıcı etkileşimi düşünülmeden eklendiği için özelliklere ihtiyaç olan yerde ulaşmak her zaman mümkün olmaz. Program adamın sırtını bile kaşıyacak özelliklere sahiptir ama kullanıcı ihtiyaç duyduğu anda bu özelliklerden tam faydalanamaz. Örneğin faturaya herhangi bir satırdaki stoğun alış fiyatına bakma özelliği eklenmiştir. Halbuki kullanıcı sadece fiyata bakmak için faturaya satır eklemek istememektedir çünkü faturaya hangi stoğu ekleyeceğine fiyatına bakarak karar vermek istemektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuçta özellik yönelimli programlamaya iyice yüklenmiş olduk. Tabii bu kadar kötü görünmesinin nedeni örneği XP gibi herhangi bir yöntem kullanılmadığını düşünerek vermiş olmam. Böyle bir temel olduğunda özellik yönelimli programlama yaparak iyi sonuç alabilmek mümkün. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-6688528184317886059?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/6688528184317886059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=6688528184317886059' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6688528184317886059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/6688528184317886059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/feature-driven-case-driven-programming.html' title='Özellik Yönelimli mi? Vaka Yönelimli mi?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-1730605601074787901</id><published>2007-07-18T23:23:00.000+03:00</published><updated>2007-07-18T23:44:26.322+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Delphi'/><title type='text'>Delphi Hatasını Düzeltiyor mu?</title><content type='html'>Delphi nerede hata yaptı yazımın üzerinden bayağı bir zaman geçti. Bu arada Codegear kuruldu. Delphi 2007 çıktı. Delphi 2007'yi inceledim ve Win32'ye dönüş operasyonunu çok olumlu buldum. Codegear'ın Delphi yapılandırmasındaki stratejisinin başarılı olacağına inanıyorum. Galiba benzer bir dönüşü Microsoft'da Visual C++ ile yapacak. Birgün herşeyin .Net framework üzerinde çalışacağını iddia eden Microsoft bunu nasıl izah edecek bilemiyorum ama .Net dayatmasından dönülmesinin her açıdan hayırlı olacağını düşünüyorum. Sonuçta üzerinde çalışacağınız projenin gereksinimleri kullanacağınız aracın belirlenmesinde en önemli rolü oynuyor. Alternatif çok olsun ki neyi neyle yapacağımıza kendimiz karar verebilelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delphi bildiğimiz Delphi olmalı, başka birşey olmaya çalışmamalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-1730605601074787901?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/1730605601074787901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=1730605601074787901' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1730605601074787901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1730605601074787901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/delphi-hatasn-dzeltiyor-mu.html' title='Delphi Hatasını Düzeltiyor mu?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-1819879944764241075</id><published>2007-07-18T22:53:00.000+03:00</published><updated>2007-08-26T18:40:27.247+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Programı Hangi Dille Yazalım?</title><content type='html'>Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğun dönemlerden ve yoğun kafa karışıklıklarından kurtuldum ve ilk iş olarak blogumu güncellemek istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman programlamaya yeni başlayan arkadaşlar bana şu soruyu sorarlar. Stok programı yazacağız Delphi ile mi yapalım .Net ile mi? Veya e-ticaret sitesi yapacağız PHP'mi kullanalım ASP mi gibi. Bu aslında biraz çivi çakacağız keserle mi yoksa çekiçle mi çakalım gibi bir soru. Bunların hepsi bir program yazma aracı olduğuna göre marifet aracı kullananın yeteneğine kalıyor. Bir arkadaşım anlatmıştı. Birisi Ara Güler'e yeni aldığı dijital fotoğraf makinesini gösterip bir yorum yapmasını istemiş. Ara Güler "Fotoğraf çekmeyi bilen dikiş makinesi ile bile fotoğraf çeker" diye cevap vermiş. İnsan bir işi yapmayı öğrendiği zaman artık o işi hangi aracı kullanarak yaptığının bir önemi de kalmıyor. Bir tanıdığım sadece kullandığı aracın özelliklerinden ve pratikliklerinden faydalanarak sözümona bir stok programı yazmıştı. Sonrasında çıkan sorunlara kullandığı araç bir çözüm getirmediği için o işi yapan component arayışlarına başladı. Sonra componentler de artık sorun çözmemeye başlayınca o işi yapamayacağına kanaat getirerek işin peşini bıraktı. Aslında kullandığı aracın bütün özelliklerini ve üstüne yüzlerce componentin de özelliklerini öğrenerek aslında bilmesi gerekenden çok daha fazla şey öğrenmişti ve o kadar şeyi bilmesine rağmen neden istediğini bir türlü yapamadığını hep merak etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafası karışık olan varsa alttaki videodan MSPaint ile Mona Lisa resminin nasıl yapıldığını bir izlesin ve adamın MSPaint uzmanı mı yoksa resim yapma uzmanı mı olduğuna karar versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="350" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/uk2sPl_Z7ZU"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/uk2sPl_Z7ZU" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="350" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala tatmin olmayan varsa arkadaşın kaşık ve çikolata ile veya bıçak ve şokella ile ekmeğin üzerine yaptığı diğer resimlerin videolarını da inceleyebilir :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-1819879944764241075?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/1819879944764241075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=1819879944764241075' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1819879944764241075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1819879944764241075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2007/07/program-neyle-yazalm.html' title='Programı Hangi Dille Yazalım?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-4057878505561476988</id><published>2006-10-02T13:16:00.000+03:00</published><updated>2007-08-01T00:52:49.886+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Programı Katmanlara Ayırma</title><content type='html'>Nesne yönelimli programlamanın temelinde yeniden kullanılabilirlik (reuseability) yatar. Yani yazılan kod parçalarının olabildiğince biribirlerinden bağımsız ve gerektiğinde yeniden kullanılabilir olması gerekir. Buna neden gerek var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanayi sektöründeki en büyük gelişmelerden birisi yarımamül üretiminin yapılamya başlanmasıdır. Yarımamüller biraraya gelerek ana mamülleri oluştururlar. Mesela ayakkabı üreten bir firma için ayakkabının taban kısmı bir yarımamüldür. Aynı taban kullanılarak birçok değişik modelde ve renkte ayakkabı üretmek mümkündür. Bu sayede her model ayakkabı için ayrı bir taban tasarımı yapmaya veya ayakkabı üretimine taban üreterek başlamaya gerek kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılım sektörü de bu tür yarımamüller üretme arayışı içindedir. Mesela ticari program üreticisi bir firmanın hitap ettiği sektörlerin bir çoğunda fatura kesme özelliği vardır. Eğer fatura modülü programın diğer parçalarından bağımsız bir parça olarak tasarlandıysa yazılımevi aynı fatura modülünü birçok sektöre yönelik değişik program içinde kullanabilir. Eğer fatura modülü stok modülüne bağımlı olarak tasarlandıysa fatura modülünü kullanacağımız her yerde stok modülünü de kullanmamız gerekir. Bu durum hizmet sektörüne yönelik program yazdığımızda (bir kuaför mesela) bu fatura modülünü kullanamayacağımız anlamına gelir. Çünkü bu firmalar maldan ziyade hizmet satar ve faturaya verdiği hizmeti yazar. Kimi programlarda hizmeti stok olarak tanımlayarak çözümler aranır ancak bu durum hizmet konusunun doğasına aykırıdır. Buradaki örneğimize göre fatura modülü diğer her türlü modülden bağımsız tasarlanarak gerçek bir yarımamül haline getirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında konuyu program modülleri olarak anlattım ancak aynı durum program için yazdığımız kodlarda da vardır. Mesela bir veri aktarma bileşenini sadece SQL Server veritabanından veri aktaracak şekilde yazarsak veri aktarma için yazdığımız kodlar SQL Server varsa işe yarar. Birgün XML dosyasından veri aktarmak gerekirse eskiden yazdığımız şeylerin birçoğunu tekrar yazmamız gerekir. Gerçek yarımamül bir veri aktarma kodu veri kaynağından ve verinin yazılacağı yerden bağımsız çalışabilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde yazılım fabrikası terimi git gide yaygınlaşmaktadır. Hızlı ve doğru program üretme ihtiyacına yönelik olarak ortaya çıkan bu olgu yazılım üretme şeklimizin daha verimli hale getirilmesi anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir program 3 temel iş yapar. Kullanıcıdan bilgiyi alır, bunu işler ve veritabanına yazar. Tam tersi düşünürsek verikaynağından bilgiyi alır, bunu işler ve kullanıcıya gösterir. Modern programlamada bu üç iş biribirinden bağımsız yapılmalıdır. Yani bilgiyi işleme mantığı veritabanından ayrı olmalıdır ki biz istediğimiz herhangi bir veritabanını kullanabilelim. Ya da bilgiyi gösterme mantığı veri kaydetme mantığından ayrı olmalıdır ki biz istediğimiz şekilde kullanıcıya bunu formla veya web sayfasıyla gösterebilelim. Bu ihtiyaç 3 katmanlı yapıda program yazılmasını gerektirir. Bu üç katman sunum, iş ve kayıt katmanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Sunum katmanının görevi kullanıcıdan bilgi almak ve kullanıcıya bilgi göstermektir. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;İş katmanının görevi kullanıcıdan alınan bilgi üzerinde hesaplar yapmak veya kullanıcıya gösterilecek bilgiyi anlamlı hale getirmektir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kayıt katmanının görevi bilginin verikaynağından okunması veya kaydedilmesidir. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Mesela bir müşterimiz web üzerinden sipariş almak istiyor. Bizim yapımız katmanlara ayrıldıysa, iş katmanına veya kayıt katmanına hiç dokunmadan sadece sunum katmanında değişiklik yaparız. Siparişin hesaplama ve değerlendirilme mantığı siparişin gösterilmesinden ayrı ele alındığı için bu konularda tekrardan kodlama yapmamıza gerek kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesne yönelimli diller bu gibi katmanlı yapılar oluşturabileceğimiz altyapıyı ve dil özelliklerini bize sağlar. Nesne yönelimli dillerde her olgu bir nesnedir. Yukarıdaki örneğimizi düşünürsek kabaca bir sipariş, bir sipariş gösterme ve sipariş kaydetme nesnemiz vardır. Sipariş nesnesi siparişin hangi kurallara göre işlem göreceği ile ilgili işleri yapar. Sipariş nesnesinin nasıl gösterileceğini sipariş gösterme nesnesi, nasıl kaydedileceğini de sipariş kaydetme nesnesi bilir. Biz diğer nesnelere hiç dokunmadan sipariş gösterme nesnemizi gerektiğinde web sayfası gerektiğinde de bir formla çalışacak şekilde geliştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siparişleri listelediğimiz bir listemiz olduğunu düşünün. Müşterimiz sevk tarihi geçen siparişlerin kırmızı renkte gösterilmesini istemiş olsun. Hemen basitçe siparişi gösterdiğimiz grid bileşeninin uygun bir olayına (event) gideriz ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;eğer&gt;[eger] "gününTarihi &gt; sevkTarihi"&lt;br /&gt;&lt;o&gt;[ise] "fontRengi = kırmızı"&lt;br /&gt;&lt;değilse&gt;[degilse] "fontRengi = siyah";&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi bir kod yazarız. Koda baktığımızda üstteki tarih kontrol kodunun iş mantığını, alt taraftaki renk atama kodunun da sunum mantığını ilgilendirdiğini görebiliriz. Bu durumda ne olur? Eğer bir gün siparis bilgisini başka bir yerde (mesela bir web sayfasında) göstermemiz gerekirse sevk tarihi geçmiş satırların kırmızı olması ile ilgili kodumuz gridde kalır. Büyük ihtimalle de aynı kodu tekrar yazmamız gerekir. Sipariş görünen her yere bu kodu tekrardan yazarsak ve birgün müşterimiz sevk tarihine 1 hafta kalanları mavi renkte görmek isterse siparişi gösterdiğimiz heryeri hatırlayıp değiştirmemiz gerektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğümüz gibi aslında nesne yönelimli programlama yapıyor olmamız bizi yavaşlatan ve zaman israfına neden olan problemlere tek başına çare değil. Nesne yönelimli diller nesnelerimizi bu sorunları yaşamayacağımız şekilde tasarlayabilmemize yardımcı oluyor. Yine doğru tasarımı yapmak bize kalıyor. Bu konuda Design Patterns gibi sık yaşanan tasarım sorunlarına çözümler üretmekle ilgili çalışmalar var. Nesne yönelimli dilllerle program yazanların bu olanaktan tam olarak faydalanabilmesi için &lt;em&gt;nesne yönelimli mimariler&lt;/em&gt; konusunda da kendilerini geliştirmesi gerekiyor. Aslında bu konuda daha çok şey yazmak lazım. Yine zaman buldukça bunlarla ilgili yazılarıma devam edeceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OOP konusuna aşina olanlar için iki kitap tavsiye ediyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://books.google.com/books?id=LjJcCnNf92kC&amp;dq=head+first&amp;amp;pg=PA1&amp;ots=_813bGfbsZ&amp;amp;sig=M-Qw8ftZzebPtAr2ndpxMSb3o98&amp;prev=http://www.google.com/search%3Fhl%3Den%26q%3Dhead%2Bfirst&amp;amp;sa=X&amp;oi=print&amp;amp;ct=result&amp;cd=1"&gt;Head First Design Patterns&lt;/a&gt; (Elisabeth Freeman)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://books.google.com/books?vid=ISBN0321127420&amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;id=FyWZt5DdvFkC&amp;pg=PP21&amp;amp;lpg=PP21&amp;dq=martin+fowler&amp;amp;sig=DJbJ12v4JwddaqALlkXnQG27-FA"&gt;Patterns of Enterprise Application Architecture&lt;/a&gt; (Martin Fowler)&lt;/değilse&gt;&lt;/o&gt;&lt;/eğer&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-4057878505561476988?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/4057878505561476988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=4057878505561476988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4057878505561476988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4057878505561476988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2006/10/program-katmanlara-ayrma.html' title='Programı Katmanlara Ayırma'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-4935306280504019401</id><published>2006-10-01T13:25:00.000+03:00</published><updated>2006-10-01T13:32:01.655+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Delphi nerede hata yaptı?</title><content type='html'>Windows işletim sisteminin yaygınlaşması ile birlikte windows için yazılmış programlar da yaygınlaşmaya başladı. İlk zamanlarda windows programları genellikle C ile Windows API (Application Programming Interface) arabirimi üzerinden yazılıyordu. Windows API programcılara büyük kolaylıklar getiren bir arabirimdi ama yine de windows için program yazmak kolay bir iş değildi. Microsoft Visual Basic ürününü çıkarana kadar windows programcılığı fazla yaygınlaşamadı, yazılan programlar da belli bir kapsamı aşamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formlar ve bileşenler kulllanarak program geliştirme yönteminin ilk atası Visual Basic'dir. Bu dönemde dilin haricinde başka görsel unsurlar da kullanılarak yapılan programlama şekline RAD(rapid application development) programcıya da geliştirici (developer) denmeye başlandı. Bu dönemde c++, smalltalk gibi nesne yönelimli programlama dilleri olmasına rağmen Visual Basic (VB) nesne yönelimli (object oriented) bir dil değildi ancak windows için program yazma işini çok basitleştirmişti. Program yazma şekli de daha çok prosedürel programlamaya benzediği ve o dönemde nesne yönelimli diller çok yaygınlaşmadığı için VB hızlı bir şekilde yaygınlaştı. Bu sahnede Microsoft daha fazla tek başına kalamadı. Önemli bir rakibi efsane Borlan Pascal'ın üreticisi Borland'dı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borland Pascal 7 paketi ile birlikte iki ürün daha geliyordu. Bunlar Turbo Vision ve Pascal for Windows idi. Pascal for Windows Pascal dili ile (bugün delphi ile program yazarken kullandığımız dil) windows programlarının yazılabilmesini sağlıyordu ancak VB gibi basit bir görsel tasarım aracı yoktu. Turbo Vision ise DOS programlarının daha basitçe yazılabilmesini sağlayan bir araçtı. Eğer windows programları gibi köşesinden tıklanarak kapatılabilen pencereleri olan, combobox, textbox gibi özellikler içeren ve mouse ile kullanılabilen bir DOS programı gördüyseniz bu büyük ihtimalle Turbo Vision ile yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ürünlerin varlığı Borland'ın elinde tamamen nesne yönelimli bir windows programlama aracı çıkaracak birikim olduğunu gösteriyor ama Borland prosedürel programlama ile nesne yönelimli programlama arasında bir orta yol üreterek Delphi ürününü çıkardı. Sanırım o dönemde prosedürel programlamaya da olanak sağlanması ticari bir karardı. Bu durum bir anlamda OOP temeli üzerine Prosedürel programlama yapılması anlamına geldi. Delphi programıcları bilirler. Eğer VCL'e ek bir bileşen yazmaya kalkarsanız yapmanız gerekenler ve düşünme şekliniz normal program yazarkenkinden çok farklıdır. Bu Delphi nin iki paradigmayı da barındırmasından kaynaklanır. VCL OOP temeli üzerine kurulduğu için VCL'e yapacağınız eklentileri nesne yönelimli kurallara göre yapmalısınız. Bileşen işine hiç girmeden program yazıyorsanız OOP'den anlamanıza gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli bir gelişme JAVA dilinin ortaya çıkmasıyla yaşandı. JAVA, VB ve Delphi den farklı olarak %100 nesne yönelimli bir programlama diliydi ve OOP ile windows programcılığını başarıyla biraraya getirmişti. Tabii JAVA ile yazılan programların windows haricinde Linux gibi windows dışı platformlarda da çalışabilmesi büyük bir avantajdı. JAVA bir anda dünyanın en çok kullanılan programlama dili haline geldi ve Microsoft ile Borland bu gelişmeye farklı tepkiler verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft'un Java'nın temel başarısının OOP temelli olması olduğunu düşünerek .NET altyapısı ve C# dili ile cevap verdi. .NET platformu %100 nesne yönelimlidir ama (multiplatform desteği olmasına ve Mono gibi Linux desteği olan projelere rağmen) resmi olarak Linux'da çalışmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borland ise Java'nın temel başarısının Linux ile çalışması olduğunu düşünerek %100 nesne yönelimli olmayan ama Linux için program yazılabilmesini sağlayan Kylix ile cevap verdi. Sonradan Kylix'i piyasadan kaldırdı ve kaçan treni yakalayabilmek için .NET desteği olan Delphi2005 ürününü çıkardı ancak zamanında Delphi ile yapabileceklerini yapmakta çok geç kaldığı için istediğini bir türlü alamadı. Aslında bir zaman Borland bu gidişatı sezerek CORBA gibi çözümleri Delphi'ye entegre etmiş hatta şirketin de ismini Inspire olarak değiştirmişti. Daha sonraları Delphi ile birlikte DUnit ve ModelMaker gibi nesne yönelimli programlamaya hitap eden ürünler de gelmeye başladı ama bunlar Delphi programcılarının varlığını bildiği ama kullanmayı hiç düşünmediği ürünler olarak kaldı. Belkide asıl değişmesi gereken Delphi'nin hem prosedürel hem de nesne yönelimli program yazmaya imkan tanıyan yapısıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turbo Pascal ve Delphi dilinin yaratıcısı Anders Hejlsberg 1996 yılında Microsoft tarafından transfer edilmişti. Daha sonra Anders Hejlsberg Microsoft'ta J++, MFC ve C# ürünlerinin baş mimarlığını yapmıştır. Mutlaka Borland'da çok yetenekli mühendisler çalışmaktadır ancak bu transferin Delphi dilinin gelişimini nasıl etkilediği üzerinde düşünülmesi gerekir. Bu günlerde Borland'ın uygulama geliştirme ürünlerinin tamamını satacağı ve proje yönetimi ürünleri üzerine yoğunlaşacağı konuşulmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-4935306280504019401?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/4935306280504019401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=4935306280504019401' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4935306280504019401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/4935306280504019401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2006/10/delphi-nerede-hata-yapt.html' title='Delphi nerede hata yaptı?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-113001096936716472</id><published>2006-09-28T22:55:00.000+03:00</published><updated>2007-08-11T23:06:39.192+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='UML'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>UML Nedir?</title><content type='html'>Bir inşaat mühendisi bina inşaatına pat diye başlamaz. Belki beyninde hiç yardımsız bina inşaatı yapacak kadar bilgi vardır ama yine de bina tasarlama konusunda eğitim almış deneyimli mimarlardan yardım almak daha akıllıcadır. Mimar ile inşaat mühendisi arasında belki hiç konuşma dahi olmayacaktır ama mühendisin yaptığı bina tam olarak mimarın düşündüğü şekilde olacaktır. Aradaki iletişimi proje denilen araç sağlayacaktır. O projenin üzerine konulan her işaretin bir anlamı, her sayının açıkladığı bir bilgi vardır. Alman mühendis Japon mimarın çizdiği projeyi eksiksiz yapabilir çünkü konuştukları dil inşaatcadır. Bir inşaat projesindeki şekillerin neyi ifade ettiğini bilen bir kişi o inşaatla ilgili her detayı görebilir. Hatta bu inşaata ne kadar malzeme gideceğini dahi hesaplayabilir. İnşaatın maliyetini çıkarabilir. Bir bina tasarımını hiç şekil kullanmadan sadece yazıyla ifade etmeye çalışsak çok şey yazmak gerekir. Hatta bunu da yapmadan sadece anlatarak çözmeye çalışsak ne kadar başarılı olabiliriz? Bazen basit bir şekil sayfalarca dökümandan daha açıklayıcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://www.visual-paradigm.com/VPGallery/img/diagrams/Class/Interface.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;Aslında çok eski zamanlardan beri yazılım dünyasında da birçok simgesel tasarım aracı kullanılmış ancak evrensel anlamda kabul görmüş bir standart oluşmadığı için çok yaygınlaşmamıştı. Bu ihtiyacı gören &lt;a href="http://www.omg.org/"&gt;OMG&lt;/a&gt; konuya el attı ve varolan standartları birleştirerek UML (Birleşik Modelleme Dili) standartlarını yayınladı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.visual-paradigm.com/VPGallery/img/diagrams/Class/Realization.png"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 212px; CURSOR: hand; HEIGHT: 141px" height="201" alt="" src="http://www.visual-paradigm.com/VPGallery/img/diagrams/Class/Realization.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.visual-paradigm.com/VPGallery/img/diagrams/Class/Generalization.png"&gt;&lt;/a&gt;UML bir yazılım tasarımının diyagramlarla açıklanması için kullanılan bir araçtır. Kodlama yapmaya gerek kalmadan sistemin genelinin veya bir parçasının tasarımını bu yolla gösterebilmek mümkündür. Analist, tasarımcı ve programcılar arasında iletişim kurmak için kullanılabilecek iyi bir araçtır. İnşaat projelerinden farklı olarak yazılım projeleri ihtiyaçlara paralel olarak üretimi boyunca sıkça değişir. Bu nedenle yazılım üretme metodları bu sık değişikliklere cevap verecek şekilde döngüsel bir mantıkla işleyecek şekilde tasarlanmıştır. Klasik bir yazılım döngüsü kabaca gereksinim belirleme, analiz / tasarım, kodlama ve test aşamalarından oluşur. Bu döngü 1 hafta - 1 ay arasında değişen bir süreyi kapsar. Son aşama tamamlandıktan sonra tekrar başa dönülür. Bu süreç böylece devam eder. Her döngü başlı başına bir proje olarak da kabul edilebilir. UML bu aşamaların herbirine hitap eden farklı diyagram çeşitleri içerir. Örneğin gereksinim belirleme (bir diğer deyişle müşteriden istekleri alma) aşamasında Use Case (&lt;em&gt;vaka&lt;/em&gt; veya &lt;em&gt;kullanım durumu&lt;/em&gt; olarak çevirenler var) diyagramı veya tasarım aşamasında sınıf diyagramları ve etkileşim diyagramları kullanılır. Sınıf diyagramı bir sınıfın yapısını, etkileşim diyagramları ise sınıfların çalışma esnasında biribirleriyle olan iletişimlerini gösterir. Bir programcının modellenmiş bir gereksinimi kodlaması hem zaman kazancı sağlar hem de olası hataların önüne geçilmesine yardımcı olur. Aslında programın her parçasını UML ile modellemeye gayret etmiş firmalar da vardır ama bu kadar kapsamlı bir çalışma içine girmenin ne kadar faydalı olduğu hala günümüzde süregelen bir tartışma konusudur. UML diyagramlarını basit bir iletişim aracı olarak algılamak amaçsız bir şekilde herşeyi diyagrama çevirmeye çalışmaktan çok daha iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programımız nesne tabanlı bir dille yazılmıyorsa da kullanabileceğimiz UML diyagramları vardır ama asıl olarak UML nesne tabanlı diller düşünülerek tasarlanmıştır. Eğer nesne tabanlı programlama konusunda yeterince bilgili değilsek önce o konuyu öğrenmemiz daha faydalı olacaktır. UML ile ilgili Martin Fowler'in &lt;em&gt;&lt;a href="http://www.amazon.com/UML-Distilled-Standard-Modeling-Language/dp/0321193687/sr=8-1/qid=1159395926/ref=pd_bbs_1/102-6993964-8970563?ie=UTF8&amp;amp;s=books"&gt;UML Distilled&lt;/a&gt;&lt;/em&gt; kitabının 3. sürümünü önerebilirim. Aynı kitabın 2. sürümünün Türkçe &lt;a href="http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=93922"&gt;çevirisi&lt;/a&gt; de var. Ancak Türkçe kaynak aranıyorsa Bora Güngören'in &lt;em&gt;&lt;a href="http://www.seckin.com.tr/urun.aspx?productID=7439"&gt;UML ile Nesne Tabanlı Çözümleme ve Tasarım&lt;/a&gt;&lt;/em&gt; kitabı bence daha derli toplu ve faydalı bir kitap. UML dilinin kullanımının yanı sıra yazılım mühendisliğinin önemli ve genellikle zor anlaşılan konularından da işin pratiğine yönelik eğlenceli örneklerle bahsetmiş. Ayrıca nesne yönelimli programlama (OOP) bilmeyenleri de düşünerek kitaba nesne yönelimli programlamaya giriş yaparak başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazır yeri gelmişken bir konuya daha değineyim. Yukarıda yazılım üretimi döngüsünü anlatırken bahsettiğim gibi, program yazma işi sırf kodlama işi değil. İşin mühendisliği ve sosyal bir boyutu da var. Kodlama aşaması, üzerinde uzmanlaşılması gereken temel aşamalardan sadece birisi. İşini ciddi yapan yazılımevlerini bir kenara ayırırsak genelde işin kodlama haricindeki kısmı önemsenmez veya çok yüzeysel uygulanır. Bunun en büyük nedeni iyi kodcunun iyi program yazmak için yeterli olacağıyla ilgili yanlış bir görüş olması ve eğitim eksikliği. Bunları kitap okumadan öğrenmek pek mümkün değil. Bu konularda Türkçe kitap pek yok. Genellikle program yazarken kullandığımız araçları öğreten kitaplar yazılmış. Bunların birçoğu da çeviri. Kodlama bilgisi elbette gerekli ancak analiz, tasarım, test, üretim metodolojileri, kalite güvence gibi konularla ilgili daha çok Türkçe kitap görmek istiyorum. Tabiiki bize düşen orjinal kitap satın alarak yazarlara destek olmak ve yenilerinin yazılması için bu potansiyele sahip kişileri teşfik etmek.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-113001096936716472?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/113001096936716472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=113001096936716472' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/113001096936716472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/113001096936716472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2005/10/uml-nedir.html' title='UML Nedir?'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-7969307309626682570</id><published>2006-09-27T01:10:00.000+03:00</published><updated>2007-08-25T17:07:18.598+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dijital Fotoğraf Makinesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Canon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>Canon EOS 400D</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.canon-europe.com/Images/13_390133.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 205px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px; TEXT-ALIGN: center" height="247" alt="" src="http://www.canon-europe.com/Images/13_390133.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Canon $1000 altı SLR konseptine yeni bir ürün daha ekledi. 400D yeni birçok özellik içeriyor. 350D'den sonra 400D ile gelen önemli yenilikleri şöyle özetleyebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;10 Megapixel çözünürlüğe ulaşılmış. &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Ultra-Sonic titreşim özelliği marifetiyle ayna temizliği yapabiliyor ve artık toz taneciği derdinden kurtuluyoruz. Ayrıca bazı hassas parçalar antistatik malzemeyle kaplanmış.&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Otomatik fokus noktası sayısı 7'den 9'a çıkmış ve artık 30D modelindeki gibi diamond diziliminde.&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Seri çekim hızı artmış.&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Küçük LCD panel kaldırılmış ve hem bilgi alma, hem de önizleme için tek ve daha büyük bir LCD panel kullanılmış.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dış tasarımda ve menülerde bazı yenilikler yapılmış.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Aslında Rebel serisi kullanıcılarının ısrarla beklediği özelliklere hala yer verilmemiş ama yine de Canon iyi bir ürün çıkarmış bence. Yurtdışı fiyatı $899 gibi bir rakam. Tabii Türkiye satış fiyatı ne olur, $1000 altında kalır mı bilemiyorum. KDV vesair de ekleyince aksesuarlı paket fiyatları 2000 YTL'ye yaklaşır diye tahmin ediyorum. Belki bu ürün 350D'nin fiyatını düşürürse 350D modelini almak da iyi bir tercih olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Makinenin özellikleri ile ilgili detaylı bir inceleme &lt;a href="http://www.dpreview.com/articles/canoneos400d/"&gt;http://www.dpreview.com/articles/canoneos400d/&lt;/a&gt; adresinde...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-7969307309626682570?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/7969307309626682570/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=7969307309626682570' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7969307309626682570'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/7969307309626682570'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2006/09/canon-eos-400d.html' title='Canon EOS 400D'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-9135347123242362065</id><published>2006-09-26T00:13:00.000+03:00</published><updated>2006-09-26T00:46:47.967+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>Lego Mindstorms NXT</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://cache.lego.com/upload/contentTemplating/MindstormsDownloads/images/2057/pic5711BA3E-BFE2-4BE8-8FA6-94F6C0808067.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 223px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="85" alt="" src="http://cache.lego.com/upload/contentTemplating/MindstormsDownloads/images/2057/pic5711BA3E-BFE2-4BE8-8FA6-94F6C0808067.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Lego'nun bildiğimiz lego parçaları ile tasarlanan ve bilgisayarla programlanabilen robot tasarım seti yeni sürümü ile piyasada. Yenilikleri şöyle kabaca bir incelediğimde eski pakete göre en büyük fark NXT adı verilen programlanabilir kontrolcüde. Eski 8 bitlik mikroişlemci 32 bite terfi etmiş ve üzerine güzel bir programlanabilir LCD Panel eklenmiş.&lt;a href="http://mindstorms.lego.com/upload/contentTemplating/MindstormsOverview/images/2057/pic6AC96D03-3E87-4450-BD48-16C39F147AA7.gif"&gt;&lt;/a&gt; Bluetooth iletişime izin vermesi ve hızlı USB arabirimi kullanması da artı özellikler. Eski paketteki ışık ve dokunma sensörlerine ek olarak mesafe algılayıcı bir ultrasonic sensör ve ses algılayabilen bir sensör daha eklenmiş. Bunların dışında farklı amaçlara yönelik bazı 3. parti sensörlerin de üretilebileceği söyleniyor. Servo motor sayıları 2'den 3'e çıkarılmış. Motorlar ve bazı parça tasarımlarında da görsel faklılıklar var. Yeni tasarımlı parçalar değişik robot tasarımlarına imkan vermekte. Robot kol gibi tasarımlarda ihtiyaç olabilecek bazı ek parçalara da yer verilmiş. Ayrıca eski pakette olduğu&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1003/700/1600/lego-robot2.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 228px; CURSOR: hand; HEIGHT: 247px" height="301" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1003/700/1600/lego-robot2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; gibi robotu programlamak kontrol etmek için Microsoft'un robotics platformu ve Visual Studio 2005 kullanılabiliyor. Yani tasarladığınız robotu kontrol etmek için C# veya VB.Net ile programlar yazabiliyorsunuz. Web sitesini biraz incelediğimde yaratıcı beyinlerin yumurta yazıcısı, sms atan, tic tac toe oynayabilen robot, hatta analog saat gibi değişik tasarımlar yaptıklarını gördüm. Gerçekten bu kutuyla yapılabilecekler sadece hayalgücüyle sınırlı. Kendi tasarladığınız robotu programlayıp bir iş yaptırabildiğinizi görmek gerçekten apayrı bir zevk. Türkiye'de henüz satışa sunulmadı ama bazı yerli açık arttırma sitelerinde 800-900 YTL arasına bir fiyatla satıldığını gördüm. Ürünü incelemek ve onlarca değişik robot tasarımlarını görmek için &lt;a href="http://mindstorms.lego.com"&gt;http://mindstorms.lego.com&lt;/a&gt; adresini ziyaret etmeniz yeterli. Ayrıca Microsoft'un robotik sayfalarına da &lt;a href="http://msdn.microsoft.com/robotics/"&gt;http://msdn.microsoft.com/robotics/&lt;/a&gt; adresinden erişebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-9135347123242362065?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/9135347123242362065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=9135347123242362065' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/9135347123242362065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/9135347123242362065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2006/09/lego-mindstorms-ntx.html' title='Lego Mindstorms NXT'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-1076397051992665716</id><published>2006-09-01T13:10:00.000+03:00</published><updated>2006-10-01T13:10:13.931+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Programlama'/><title type='text'>Paradigma Kayması.</title><content type='html'>Eğer programımız bellirli bir işi defalarca yapıyorsa, her seferinde aynı kodları tekrar tekrar yazmak istemeyiz. Bu nedenle programımızı belli bir düzende mantıklı parçalara böleriz ve bu parçaları yine belli bir düzende biraraya getirerek programı inşa ederiz. Oluşturabileceğimiz parçalar ve bunların birarada çalışma şekilleri kullandığımız dilin yapısal özelliklerine göre farklılıklar gösterir. Kullandığımız dilin özellikleri belli bir kişisel anlayış geliştirmemize neden olur. Bu anlayışa &lt;strong&gt;programlama paradigması&lt;/strong&gt; denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılım teknolojisinde yaşanan gelişmeler neticesinde programlama dillerinde bazı yenilikler olur. Eğer değişiklikler eski yapıdan yeterince farklıysa belli bir tarzda düşünmeye alışmış programcılar bu alışkanlıklarını değiştirmek ve yeni anlayışa uyum sağlamak zorunda kalırlar. Bu değişime &lt;strong&gt;paradigma kayması&lt;/strong&gt; denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin düz vitesli araba kullanmaya alışan bir sürücü otomatik vitesli araba kullanmaya başlarsa sürücünün yeni duruma alışabilmesi için bir uyum dönemi yaşaması gerekir. Bu dönem boyunca sürücü hayali vites atabilir, ayağı olmayan debriyaja basmaya çalışabilir. Eski alışkanlıkların tamamen ortadan kalkma süresi kişiden kişiye değişir. Yapıları farklı diller arasında geçiş yapığımızda biz programcılar da buna benzer şeyler yaşarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin Basic dili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;GW-Basic =&gt; &lt;em&gt;Sequential Programming&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Quick Basic =&gt; &lt;em&gt;Procedural Programming &lt;/em&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Visual Basic =&gt; &lt;em&gt;Event Driven Programming &lt;/em&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Visual Basic.NET =&gt; &lt;em&gt;Object Oriented Programming&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;şeklinde listeleyebileceğimiz yapısal değişiklikler yaşamıştır. Bu dillerden birini bilen ve diğer dile geçiş yapmayı düşünen programcının her ne kadar hepsi de basic temelli olsa da program yazma şeklini değiştirmesini gerekir. Prosedürel yapıdaki bir programlama dilinde programcı programı zihninde prosedürlerden oluşan bir bütün olarak hayal eder ve yaşanılan sıkıntılara bu çerçevede çözümler arar. Halbuki nesne yönelimli (Object Oriented) bir programlama dilinde program prosedürlerden değil nesnelerden oluşmaktadır. Programcının yazdığı programı artık prosedürler bütünü olarak değil nesneler bütünü olarak görmeye başlaması sürecin tamamlandığını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde birçok Delphi ve Visual Basic programcısı programlarını formlar, bileşenler ve tablolardan oluşan bir bütün olarak düşünürler. Delphi 2005 veya .Net dillerinden birine geçiş yaptıklarında da aynı alışkanlıklarını devam ettiririler. Şunu iyi anlamamız gerekir. Bu diller ticari ürünlerdir. Üreticileri bu ürünleri yaygınlaştırmak ve herkesin program yazabilmesini sağlamak için ürünlerine birçok kolaylık ekler. Bu kolaylıklar bizim daha hızlı program yazmamızı sağlıyor gibi görünse de Nesne Yönelimli programlamanın birçok önemli prensibine aykırı programlar yazmamıza neden olur. Kısacası önceden pratik olarak gördüğümüz bazı şeyler programımızın kapsamı büyüdükçe ayağımıza dolanmaya ve bize zaman kaybettirmeye başlar. Bir dilin nesne yönelimli olmasının bize ne artılar kazandıracağını iyi öğrenmemiz gerekir. Bunu anladığımız zaman ihtiyacımız olan Paradigma Kaymasını tam olarak yaşamışız demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7239743-1076397051992665716?l=www.emreeren.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.emreeren.com/feeds/1076397051992665716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7239743&amp;postID=1076397051992665716' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1076397051992665716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7239743/posts/default/1076397051992665716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.emreeren.com/2006/09/paradigma-kaymas.html' title='Paradigma Kayması.'/><author><name>Emre Eren</name><uri>https://profiles.google.com/113893544262501090481</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-PfRIAmJLLvw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABzw/WKBff8IP95I/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7239743.post-113348604987536530</id><published>2005-12-02T03:00:00.000+02:00</published><updated>2006-01-07T01:52:10.366+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Delphi'/><title type='text'>Derinlemesine TField kullanımı</title><content type='html'>Veri ile çalışan Delphi uygulamalarında sıkça kullandığımız TBDEDataset, TADODataset, TIBDataset gibi bileşenlerin tümü TDataset sınıfından türetilmiştir. Gerçekte TDataset sınıfı satırlar ve sütunlardan oluşan her tür veriyle çalışabilecek özelliklerle donatılmıştır. Programlarımız çeşitli veritabanı sistemleriyle çalıştığı için Delphi içinde TDataset sınıfından türetilmiş birçok özel bileşen bulunmaktadır. TDataset sınıfının özelliklerini bildiğimiz zaman diğer TDataset türevlerini de aynı şekilde kullanabiliriz. Mesela SQL Server kullanacaksak TADODataset bileşenini, Interbase kullanacaksak TIBDataset bileşenini kullanırız. Delphi ile gelen TDataset bileşenleri haricinde üçüncü parti birçok özel TDataset bileşeni de internette bulunabilmektedir. Örneğin sadece hafızada bir tablo oluşturup kullanabileceğimiz TMemoryDataset bileşeni veya Outlook programına bağlanarak Outlook adres defterini bir tablo gibi kullanmamızı sağlayan TOutlookDataset bileşeni gibi özel TDataset bileşenleri de vardır. Çok özel durumlar için biz de TDataset sınıfını özelleştirerek özel TDataset bileşenleri yazabiliriz ancak bu konu ayrı bir yazı konusu olabilecek kadar geniş bir konudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir veritabanı sistemine bağlı çalışan TDataset bileşeni veritabanına gerekli bağlantıyı kurabilmek için o veritabanı için özel yazılmış TConnection bileşeninden yardım alır. Mesela bir TADODataset bileşeni kullanıyorsak veritabanına bağlanabilmek için ADO için yazılmış TADOConnection, eğer interbase’e bağlanacaksak bu sefer TIBConnection bileşeni kullanırız. Veritabanlarına bağlı çalışan TDataset’ler tutmasını istediğimiz veriyi veritabanından çekme işini de yaparlar. Bu veri bir tablo olabileceği gibi birkaç tablonun birleşiminden oluşmuş da olabilir. TTable tek bir veritabanı tablosuyla çalışmak üzere tasarlanmış özel bir TDataset türevidir. Bu bileşen gerekli tabloyu veritabanından çekmek için sadece o tablonun adına ihtiyaç duyar. Bu tablo adını bileşenin TableName özelliği ile tanımlarız. TQuery ise SQL cümlesi kullanarak bir veya birçok tablonun birleştirilmesinden oluşan bir verikümesi üzerinde çalışan bir bileşendir. Bu nedenle TQuery TableName özelliği içermez. Onun yerine SQL özelliği içerir. Kısacası TDataset bileşenleri çalışacakları verikümesini veritabanından nasıl çekeceği ile ilgili bilgiye ihtiyaç duyar. Bu bilgiyi o bileşene özgü özellikler ile tanımlayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili tanımları yaptıktan sonra TDataset bileşenimiz ihtiyacımız olan verikümesini veritabanından nasıl çekeceğini ve yaptığımız değişiklikleri nasıl geri göndereceğini öğrenir. Bu tanımlamaları nasıl yapabileceğimize dair ADO ile ilgili bir örneği bir önceki yazımda anlatmıştım. Bu işlemler genellikle her TDataset türü için ilgili veritabanının özelliklerine göre farklı şekillerde yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir TDataset’i Active özelliğini True yaparak veya kod ile Open metodunu çağırarak açarız. TDataset direk veritabanındaki tablolar üzerinden çalışmaz. Onun yerine tablonun bir eşini bilgisayarın hafızasında oluşturur. Bu hafızadaki tablo üzerinde yaptığımız değişiklikler daha sonradan veritabanına yansıtılır. Bu özellikle büyük boyutlu tabloları açarken dikkat etmemiz gereken bir konudur. Tüm tablo olduğu gibi veritabanından bilgisayarın hafızasına çekileceği için yavaş çalışma veya bilgisayarın hafızasının tükenmesi gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Genellikle kullanılan yöntem tablonun üzerinde çalışacağımız kadarını kullanmaktır. Örneğin bir müşterinin siparişlerini göstermek için tüm siparişleri çekmenin bir anlamı yoktur. Sadece ilgili müşterinin sipariş kayıtlarını çekmek yeterli olacaktır. Kimi veritabanı sistemleri tablonun tümünü çekmeden sadece gerektiği kadar bilginin çekilmesi özelliğini destekler. Mesela bir TDBGrid ile listelediğimiz kayıtlar listeyi aşağıya kaydırdıkça ekranda göründüğü kadar satır veritabanından çekilecektir. Ancak bu özellik kullanıcı sayısı çok olan sistemlerde veritabanı sunucusunun yükünü normalden daha fazla arttıracağı için performans düşüklüğüne neden olabilir. Özel durumlar haricinde bu tür özellikler kullanılırken dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TDataset ile ilgili anlaşılması gereken önemli konulardan biri dataset’in aktif kayıt özelliğidir. Bir TDataset’e ilk veri çektiğimizde gelen listenin ilk kaydı dataset’ in aktif kaydı olur. TDataset’in First, Next, Prior, Last metodlarını kullanarak aktif kaydı değiştirebiliriz. TDataset’ ten veri okuduğumuzda aktif kayıtla ilgili bilgileri okuruz. TDataset’ in Fields koleksiyonu tablonun alanlarıyla ilgili TField nesnelerini içerir. Eğer tablomuzda 3 sütun varsa Fields koleksiyonunda her bir sütuna karşılık gelen 3 adet TField nesnesi bulunmaktadır. Herhangi bir koleksiyonda olduğu gibi Fields[0] birinci TField nesnesine, Fields[1] ikinci TField nesnesine ulaşmamızı sağlar. TField nesnesi TDataset’ in aktif kaydındaki herhangi bir değeri okuyabileceğimiz bir Value özelliği içerir. Örneğin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;font-size:85%;"&gt;textbox1.text := MyDataset.Fields[0].Value;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dediğimizde datasetin aktif kaydının birinci sütunundaki değeri textbox’a aktarmış oluruz. Veritabanında tabloyu oluştururken birinci sütuna herhangi bir veritipini tanımlayabiliriz. Yani birinci sütun bir string, integer, double, vb.. tipinde değer içerebilir. Bu nedenle Value özelliği herhangi bir tipin yerine geçen Variant tipindedir. Variant tipler herhangi bir tip barındırabildiği için biraz karmaşık yapıdadırlar ve yavaş çalışırlar. Eğer tablonun birinci sütununun hangi tipte veri içerdiğini biliyorsak TField’in örneğin string için AsString, integer için AsInteger özelliklerini kullanabiliriz. TField hemen hemen her tür veri için AsXXX özelliği içerir. Yani bir değer okurken sütunun içerdiği veri tipine karşılık gelen AsXXX özelliğini kullanmak faydalı olacaktır. Yukarıdaki örneğimizi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;font-size:85%;"&gt;textbox1.Text := MyDataset.Fields[0].AsString;&lt;br /&gt;dateTimePicker.Date := MyDataset.Fields[1].AsDateTime;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;olarak yazabiliriz. Dikkat edilirse dateTimePicker bileşeninin Date özelliği TDateTime tipinde olduğu için TField’in AsDateTime metodu ile veriyi TDateTime tipinde okuduk. Eğer ilgili tarihsel değeri bir TextBox ile göstermek istersek TextBox’ın tipi string olduğu için AsDateTime yerine AsString kullanarak tarihsel değeri otomatik olarak TextBox ile kullanabileceğimiz string tipine çevirmiş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili sütuna referans eden TField nesnesine ulaşmak için kullanabileceğimiz ikinci yöntem TDataset’in FieldByName fonksiyonudur. FieldByName fonksiyonu ile TField’in FieldName özelliğine göre arama yapabiliriz. TField’in FieldName özelliği tablomuzu oluştururken ilgili sütuna verdiğimiz addır. Yani “Adres” adında bir sütun tanımladıysak dataset açılırken otomatik olarak “Adres” sütununa karşılık gelen bir TField nesnesi oluşturulur ve dataset’in fields koleksiyonuna eklenir. Bu TField nesnesinin FieldName özelliği “Adres” olacaktır. Bu TField nesnesini:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;font-size:85%;"&gt;Var MyAdresField: TField;&lt;br /&gt;MyAdresField := MyDataset.FieldByName(“Adres”);&lt;br /&gt;textBox1.Text := MyAdresField.AsString;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;font-size:85%;"&gt;textBox1.Text := MyDataset.FieldByName(“Adres”).AsString;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;gibi kullanabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde TDataset’in Fields koleksiyonu için endişelenmeyiz çünkü bir veritabanına bağlı dataseti açtığımızda delphi otomatik olarak tablomuzdaki alanlara karşılık gelen TField nesnelerini oluşturacaktır. Bildiğimiz gibi TDataset türevi bileşenlerin üzerine çift tıkladığımızda Fields koleksiyonuna ekleme-çıkarma yapabileceğimiz bir liste ekrana gelir. Bu listeye eğer ekleme yapmışsak bu bilgiler kullanılır ve TField listesi tekrardan oluşturulmaz. Tıpkı Ado ile çalışırken TDataset’in TAdoDataset türevi ile çalıştığımız gibi TDateTime tipindeki alanlar için TDateTimeField, string tipindeki alanlar için TStringField gibi TField türevleri ile çalışırız. Hemen her veritipine karşılık gelen bir TField türevi vardır ve o alanın türüne göre bazı ek özellikler içerirler. Mesela TDateTimeField nesnesi tarihin gösterilme şeklini belirleyebileceğimiz bir DisplayFormat özelliği içerir veya bir TBooleanField nesnesi boolean değeri gösterirken True, False değerleri yerine Evet, Hayır veya başka herhangi bir bilgi gösterebileceğimiz bir DisplayValues özelliğine sahiptir. Ancak TDataset’in Fields koleksiyonu üzerinden bu alanlara erişirsek bu alanlar bize TField tipinde görüneceği için TField türevine ait özellikleri göremeyiz. Eğer TDataset listesine alanları elle eklersek o zaman alanın tipine karşılık gelen TField türevi yaratılacağı için bu özelliklere erişebilme şansımız olur. Field listesine “Add All Fields” dediğimizde gelen alanlara tıkladığımızda object inspectordan bakarsak oluşan TField türünün ne olduğunu görebiliriz. Add all fields dediğimizde normalde program çalışırken otomatik olarak oluşacak olan alanları baştan oluşturmuş olacağız. Eğer kullanmayacağımız alanları listeden çıkarırsak bu alanlar bir daha oluşmayacağı için hafızadan yer kazanmış oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TDataset’in fields listesinden ulaşabileceğimiz alanların veri türüne özel özelliklerine ulaşabilmek için bir tip zorlaması yapmamız gerekecektir. Eğer ilk sütunumuz Date türündeyse ve biz kod içerisinde bu alanın DisplayFormat özelliğini değiştirmek istersek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;font-size:85%;"&gt;MyDataset.FieldByName(‘Tarih’).DisplayFormat = ‘dd.mm.yy’;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazamayız çünkü FieldByName fonksiyonu Tarih alanını TDateTimeField tipinde değil bir üst tip olan TField tipinde döndürür. Halbuki DisplayFormat TDateTimeField türünün bir özellğidir. O zaman yazmamız gereken:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;font-size:85%;"&gt;(MyDataset.FieldByName(‘Tarih’) as TDateTimeField).DisplayFormat = ‘dd.mm.yy’;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olacaktır. Bu sayede elle alan eklemesekte türe özel özelliklere erişebilmemiz mümkün olur. Delphi yardım dosyaları TField türevleri ve bunların spesifik özellikleri ile ilgili geniş bilgi içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TField nesnesinin FieldKind özelliği bu nesnenin davranış şekli ile ilgili önemli bir özelliktir. Normalde Fields listesindeki her TField nesnesinin tablodaki bir alana karşılık geldiğinden bahsetmiştim. Bu alanların tümünün FieldKind özelliği fkData olarak gelir. Tablodaki bir alana karşılık gelmeyen TField nesneleri de kullanabiliriz. Bunlar lookup ve calculated alanlardır ve tablodaki bir alana referans etmek yerine ek bilgiler vermek için kullanılabilir. Bir lookup TField alanını içerdiği değeri başka bir datasetteki değerle ilişkilendiren değerler için kullanırız. Örneğin müşteriler ve şehirler gibi iki tablomuz olsun. Müşteri tablomuzda şehir alanı için sayısal bir değer kullanırız ve şehirler tablosuna referans ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;font-size:85%;"&gt;&lt;table cellspacing="2" cellpadding="1" border="1"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;strong&gt;Şehir No &lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;strong&gt;Şehir Adı&lt;/strong&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;1&lt;/td&gt;&lt;td&gt;Ankara &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;2&lt;/td&gt;&lt;td&gt;İstanbul&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;3&lt;/td&gt;&lt;td&gt;İzmir&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;table cellspacing="2" cellpadding="1" border="1"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Müşteri No&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Müşteri Adı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Müşteri Adresi &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;&lt;strong&gt;Şehir No&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Emre &lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Kızılay &lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;1 &lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Hasan&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Taksim&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Gülay&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Ulus&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Güler&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Konak&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Gülsüm&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;Ulus&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-family:Courier New;"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukar
